Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, hakkında mahkûmiyet hükmü bulunmadığı halde isnatlar doğru kabul edilerek aleyhine karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını, karar düzeltme aşamasında verilen karara karşı itiraz hakkının olmadığını ve verilen karar nedeniyle özlük haklarını kaybettiğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, 36. maddesinde güvence altına alınan adil yarg
Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, hakkında mahkûmiyet hükmü bulunmadığı halde isnatlar doğru kabul edilerek aleyhine karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını, karar düzeltme aşamasında verilen karara karşı itiraz hakkının olmadığını ve verilen karar nedeniyle özlük haklarını kaybettiğini belirterek Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ve maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespitiyle zararlarının tazmini talebinde bulunmuştur. Başvuru, 1/8/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 9/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir Adalet Bakanlığının 13/2/2014 tarihli görüşü başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu, 7/3/2014 havale tarihli beyan dilekçesini on beş günlük yasal süresi içinde sunmuştur A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Maliye Bakanlığı Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri İstanbul Bölge Müdürü olarak görev yapmakta iken ihaleye fesat karıştırmak ve ihaleye girenlerden menfaat temin etmek fiillerini işlediği gerekçesiyle 25/4/2006 tarih 2006/1 sayılı işlemle devlet memurluğundan çıkarılmıştır. Başvurucunun bu işlemin iptali istemiyle açtığı dava, İstanbul İdare Mahkemesinin 18/2/2008 tarih ve E.2006/2197, K.2008/367 sayılı kararıyla “davacının söz konusu ihalenin onay makamında olması nedeniyle ihaleye katılanlarla girdiği ilişkilerin ‘memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak’ niteliğinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Dairesinin 7/12/2010 tarih ve E.2008/4766, K.2010/6066 sayılı kararıyla, “başvurucu hakkında ağır ceza mahkemesinde cebri irtikap suçundan kamu davası açıldığı, ancak mahkemece suçun görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirildiği ve 4483 sayılı Kanun uyarınca kovuşturma izni alınabilmesi için verilen kovuşturmanın durdurulması kararının temyiz edildiği ve henüz sonuçlanmadığı, bu durumda davacının üzerine atılı eylemin 5525 sayılı Kanun’da belirtilen 2005 tarihinden önce gerçekleştiği dikkate alındığında, Yargıtay kararı neticesinde suçun niteliğine göre yapılacak olan yargılama sonucunda verilecek karar beklenerek bu karar doğrultusunda 5525 sayılı Kanun hükümleri de gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Anılan bozma kararına karşı davalı idare tarafından yapılan karar düzeltme talebi, Danıştay Dairesinin 8/4/2013 tarih ve E.2011/2600, K.2013/2470 sayılı kararıyla, “5525 sayılı Kanun’un maddesi uyarınca bir memurun göreviyle sürekli ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının af kapsamında bulunmadığı, bu durumda her ne kadar davacı hakkında ceza mahkemesince verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmamakta ise de üzerine atılı fiilin yüz kızartıcı nitelikte olduğu ve bu nedenle 5525 sayılı Kanun’un maddesinde yer alan istisna suçlar arasında sayıldığı dikkate alındığında, davacıya verilen devlet memurluğundan çıkarma cezasının af kapsamında bulunmadığı, ceza mahkemesince hakkında bir mahkûmiyet kararı verilmemiş olmasının da bu gerçeği değiştirmediği, dava dosyası ile soruşturma raporu ve eklerinin birlikte incelenerek değerlendirilmesi sonucunda davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiği kanaatine varıldığından davacının devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği” gerekçesiyle kabul edilerek kararın onanmasına karar verilmiştir. Karar, başvurucuya 2/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 1/8/2013 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı maddesinin E-g bendinde, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren haller arasında sayılmıştır. 22/6/2006 tarih ve 5525 sayılı Memurlar İle Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir: “Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 68 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve 69 uncu maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23/4/1999 tarihinden 14/2/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir.” 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesi, maddesi, maddesi, maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesinin (3) numaralı fıkrası ile maddesi.