Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 01/08/1996 tarihinde müvekkili şirkette satış temsilcisi olarak işe başladığını, 12/05/2010 tarihinde emekliğe hak kazandığı ve çalışmayacağı gerekçesi ile iş akdini fesh ettiğini, daha sonra şirkette yönetici olup istifa eden ...... ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirket kurdukları hususunda bilgi aldıklarını, yaptıkları araştırmada davalının......... ni kurduğunu öğrendiklerini, davalının borçlarından bir tanesinin sadakat borcu
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava konusu "..." markasının SMK koruması altında, mimarlık, mühendislik ve inşaat alanında bilinen müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, ... numarası ile markanın 35,37,42 sınıflarda tescil edildiğini, müvekkil firmanın markasını korumak maksadıyla yaptığı araştırmada davalıya ait firmadan haberdar olduğunu, "..."ın müvekkili firma tarafından uzun yıllardır mimarlık ve mühendislik alanında hizmet veren ve bilinen bir firma olduğunu, bu bağlamda, aynı sektörde hizmet veren davalı tarafın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, müvekkili firmadan habersiz olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin “..." markasının ayırt edicilik sağlamak amacı ile tasarlanmış fikri emek ve çaba sonucunda ortaya çıkmış özgür bir marka olduğunu, tacir olan davalı tarafın açıkça müvekkili firmanın ününden, iyi etkisinden faydalanmak ve ticaret yapmak amacıyla kötü niyetli olarak aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, SMK Madde 29 uyarınca da söz konusu markayı izinsiz ve meşru bir bağlantı olmaksızın kullanması ve aynı sektörde hizmet vermesinin Marka Hakkına Tecavüz fiilini oluşturduğunu, bu filler nedeni ile 6769 sayılı SMK’nın 29, Maddesi ile diğer ilgili maddelerinde düzenlenen hükümler ve Türk Ticaret Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin ihlal edildiğini, 6769 SMK ve TTK madde 61'de haksız rekabet fillerinin durudurulması için davacının ihtiyati tedbir talep etme hakkına sahip olduğunu, davalı tarafın haksız rekabete sebebiyet veren fillerinden ötürü müvekkili firmanın itibar kaybı yaşadığını, maddi ve manevi zarara auğradığını, bu nedenle davalı yanın marka hakkına tecavüz ve haksız fiil teşkil eden dava konusu "..." markasının ve isminin kullanılmasının durudurulması, ticaret unvanının terkini, davalı firmaya ait internet ortamında (web sayfalarında) marka isminin kullanılması sabebiyle internet içeriğinin engellenmesi ve tecavüz teşkil edecek her türlü yazılı görsel içeriğinin kaldırılmasını talep ettiklerini, TTK Madde 54 uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin verdiği hizmetin müşteriler bazıda aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkili firmanın ilgili SMK'dan doğan haklarının ihlal edildiğini ve iltibas yarattığını, davalı yanın söz konusu markayı kullanırken basiretli bir tacir gibi davranmadığını, markayı kullanırken hiçbir hüküm ve sınır gözetmediğini, 6769 SMK’mn 159 vd. Maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilerek, SMK 150 uyarınca markadan doğan haklara tecavüz ve TTK Madde 52 ve 55 uyarınca haksız rekabet suretiyle verilen “..." adıyla verilen hizmetin durdurulması ve her türlü tanıtım evrakına el konulması, davalı tarafa ait internet yer sağlayıcılarının engellenmesi ve tecavüz teşkil eden her türlü fiilinin durdurulmasını, müvekkil adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli “..." adına marka ve marka başvurusundan kaynaklı haklara dayalı tarafın tecavüzünün ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, 6769 Sayılı SMK Madde 149/1-g uyarınca hükmün masrafı davalıdan alınarak ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya ilan yoluyla duyurulması amacıyla tirajı yüksek gazetelerden birinde yayınlanmasını,6769 Sayılı SMK Madde 150 vd. gereğince; Marka hakkına tecavüz eden davalı markayı birden fazla kez izinsiz, yasaya aykırı kullanılmasından dolayı elde ettiği kazanca göre ve fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000-TL maddi tazminat ve yasal faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; SMK m. 29 ve bu maddede m.7’ye yapılan atıfla hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağının düzenlediğini, 7. maddenin ihlalini teşkil eden eylemlerin oluşumu için anılan hükümde yer verilen "haksız kullanım modelleri”nden birinin "haksız kullanım şekilleri "nden biri vasıtasıyla gerçekleştirilmiş olması gerektiğini, davacının ihlal ettiğini iddia ettiği işaretin müvekkilinin usulüne uygun şekilde tescil ettirdiği ticaret unvanı olduğunu, ticaret unvanının işletmeleri birbirinden ayırt etme amacı taşıdığını, markanın ise ticaret unvanının aksine malları ve hizmetleri birbirinden ayırt etmeye yaradığını, bu iki işaretin ayırt edicilik fonksiyonlarına uygun şekilde kullanılması halinde işaretler arasında karıştırma ihtimali olmasının zayıf olduğunu, ayrıca, müvekkilinin davacıya ait olan ... tescil numaralı "..." markasından önce bu ibareyi mimarlık ve inşaat hizmetlerinde kullandığını, davacının SMK m. 19/2'ye göre, itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispatlaması gerektiğini, itiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itirazın, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak inceleneceğini, "..."ın müvekkil tarafından 2010 yılından itibaren kullanılıyor olması itibarıyla marka tecavüzü için zamanaşımı süresinin dolduğunu, SMK m. 157'ye göre sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanacağını, Borçlar Kanunu madde 70'e göre, 2 yıllık zamanaşımının zararın ve fiilin öğrenilme tarihinden itibaren işleyeceğini, davacının basiretli bir tacir olarak 2010 yılından beri kendisiyle aynı sicilde tescilli olan davalı müvekkilini bilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu, bu itibarla ihlal ve tecavüz davası açmak için aranan 2 yıllık sürenin dolduğunu, davalının "..."ı 2010 yılından itibaren aralıksız, yoğun ve yaygın bir şekilde kullanması nedeniyle marka üzerinde kazanılmış bir hakkı olduğunu, davacının marka tescilinin ise davalının unvan tescilinden sonra 2011 yılında yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde üstün hakkı olduğunu, kaldı ki şirketlerin yakın tarihlerde kurulmuş ve üzerinden uzun zaman geçmiş olması karşısında müşterilerin iki ayrı "..."ın varlığı hakkında eğitim ve tecrübe kazandıklarını, AB Mahkemesi’nin de belirttiği üzere, bazı durumlarda iki markanın piyasada bir arada aynı anda bulunmasının (coexistence) karışıklık riskini düşürebileceğini, bunun için önceden kullanılan marka ile başvurusu yapılan markanın aynı olması ve aynı mal/hizmetler için hiçbir karışıklık olmadan kullanılmış olmasının gerektiğini, Yargıtay 11. HD’nin 2009/8708-2011/2089 sayılı kararına göre; "...iki markanın uzun yıllar boyunca iki farklı firma tarafından kullanılması ve aralarında herhangi bir hukuki çatışma çıkmaması halinde bu iki markanın piyasada bir arada kullanımının artık mümkün hale gelebildiği ve tüketicilerin bu markalardan birisini diğeri ile karıştırmadıkları ve her ikisinin de farklı firmalara ait olduğunun farkında hareket ettiğinin kabul edilebildiğini..." somut olayda tarafların "..." ibaresiyle uzun zamandan beri faaliyet gösterdiğini, bugüne kadar herhangi bir hukuki çatışma yaşanmadığını, bu nedenle potansiyel müşterilerin iki farklı firmayla karşı karşıya olduğu konusunda eğitim ve tecrübe kazandığını, "..." ibaresinin müvekkili tarafından 5 yıldan fazla bir süre kullanılması nedeniyle korunmaya değer bir ekonomik değer yaratılmış olması karşısında tescilsiz kullanımı nedeniyle müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde kazanılmış hakkı olmasının yanında uzun zaman itiraz etmeyen davacının ise sessiz kalma yoluyla dava hakkını kaybettiğini, sessiz kalan kişinin bazı hallerde haklarını kaybedeceğinin doktrin ve Yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, bu halde MK m. 2 dürüstlük kuralının devreye gireceğini ve uzun süre sessiz kalarak karşı tarafta haklı bir güven oluşturan kişinin uzun süre sonra dava açmasının kendi hareketiyle yaratılan güvene aykırılık teşkil edeceğini, böyle bir güvene dayanarak markasını tanıtmak için emek, zaman harcayıp karşı tarafin suskunluğu süresince ekonomik bir değer yaratan kişinin sarf ettiği iyi niyetli çabanın hakkaniyete aykırı şekilde yok edilmiş olacağını, suskun kalınan sürenin MK m.2'ye göre her olayın şartları dikkate alınarak belirleneceğini, müvekkilinin 2010 yılından itibaren "..."ı kullanarak emek verdiğini; davacının sessiz kaldığı 8 yılda korunmaya değer bir ekonomik değer yarattığını, SMK m. 25/6’e göre; marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinin düzenlendiğini, davacının unvan tescilinden 8 yıl sonra müvekkilinin markasına karşı çıkarak tecavüz ve tazminat iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu; müvekkilin "..." ibaresini kullanımının davacının aktifinin azalması veya pasifinin artması yönünde bir etki doğurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belgenin dosyada olmadığını, müvekkilinin "..."ı kullanımı nedeniyle haksız bir rekabet olmadığını, davacının "..."ın orijinal bir ibare olduğunu söylemesine karşın "..."ı ilk kullanan ve tescil ettirenin davacı olmadığını, davacının müvekkilinin "..." ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığını ve bu hali ile marka tecavüzünü kanıtlayamadığını, müvekkilinin "..." ibaresini 2010 yılından beri kullanması nedeniyle marka tecavüzü açısından zaman aşımı süresinin dolduğunu, ayrıca yoğun ve yaygın kullanımdan dolayı "..." ile önemli bir ekonomik değer yarattığından "..." üzerinde kazanılmış hakkı olduğunu; davacının 2011 yılından beri tescilli ... markasını markasal anlamda kullanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dava, 556 sayılı KHK ve TTK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün tespiti ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ortadan kaldırılması ile maddi tazminat talebine ilişkindir.Dosyada tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumundan gelen cevabi yazının incelenmesinde, ... tescil no'lu "..." ibareli markanın ... adına 35, 37, 42 sınıflarda 26.01.2011 tarihinden itibaren ON YIL müddetle tescil edildilği anlaşılmıştır. Mahkememizin 12.03.2019 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tespiti yönünden iddia ve savunmalar kapsamında davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususlarında davacı iddialarının tek tek değerlendirilerek, davalının savunma ve def'ileri hususlarında görevlendirilen bilirkişi heyetince düzenlenen 09.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda ;"... www.....com.tr web sitesi kontrol edildiğinde Projeler, Haberler, Ekip ve İletişim menülerinin olduğu, ... Web sitesi kontrol edildiğinde “... Web sitemiz şu an yapım aşamasında. Bize ulaşmak için aşağıda yer alan adres ve telefon bilgilerini kullanabilirsiniz: ...” yazısı olduğu, Şubat, Mart 2018 aylarında ***@***.*** uzantılı mail adresine İş başvurusu hakkında mail/mailler geldiği, ... Instagram hesabı kontrol edildiğinde; Anasayfa da ... Mimarlık yazdığı, kontrol edildiği tarih olan 17.05.2019 tarihi itibariyle hesapta toplamda 129 gönderi olduğu, 15,5 Bin takipçisi olduğu, 6,373 kişiyi de takip eden bir hesap olduğu, ... yazdığı görlümüştür. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan Instagram paylaşım ekran görüntüleri kontrol edilmiş olup, dava dilekçesinde ekran görüntüsü olarak sunulan ... (İşletme bul ve değerlendir, İş ara ve başvur, Şikayet oluştur) platformu üzerinde bulunan ... Ticaret Limited Şirketi’ne ait ekran çıktısı olduğu ve platform üzerinde firma bilgileri ile ilgili değişikliğin/güncelemenin 30.09.2016 00:00:00 olduğu görülmüş olup, ... alan adının 02 Nisan 2010 tarihinde alındığı, ... alan adının 05 Ağustos 2014 tarihinde alındığı görülmüş olup whois bilgileri www.....com.tr EKl’de, ... EK2’de sunulmuştur. ... escil no.lu “... ...+şekil” markasının 35, 37, 42. sınıfta davacı adına tescil edilmiş olduğu, devam eden bir markasal kullanımı söz konusu olduğunda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin men’i yönünden zamanaşımının işlemeye başlamayacağı,davalının kullanım ispatı defini ileri sürdüğü, dosya kapsamında yaptığımız inceleme ve heyetimizdeki bilişim uzmanı bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere davacı markasının şirketin faaliyet alanı kapsamında kullanılmakta olduğu, davacının 2010 yılından beri kullandığı ve 2011 yılında 35,37,42. sınıflarda tescilli olan markasındaki “...” esas unsurunun davalı tarafından da markada esas unsur olarak kullanımı karışıklığa sebebiyet verebileceğinden marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği (SMK m.7/3/d, 29),. ... ibaresinin davacı markasında esas unsur olarak kullanılıyor ve davacının bu ibare üzerinde hak sahibi olması karşısında, davalının “...” ibaresini kendi markasında esas unsur olarak kullanılmış olmasının davacının emeğinden haksız faydalanma olarak haksız rekabet kapsamında değerlendirilebileceği (TTK m.55/l/a/4); Maddi tazminata hükmedilebilmesi için aranan kusur şartının gerçekleşmiş olduğunun kabul edilebileceği, Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden sessiz kalmak suretiyle hak kaybı şartlarının mevcut olup olmadığının Mahkemenin takdirinde olduğu; davacı ... Ticaret Ltd. Şti. 17.04.2008 tarihinde ve davalı ... Ltd. Şti. 08.03.2010 tarihinde kurulmuş olduğu, davacı ve davalı şirket unvanlarının ek/vurgulayıcı unsurunun “...” ibaresi olduğu, tarafların ticaret unvanlarındaki ek/vurgulayıcı unsurları benzer olmakla, davalı unvanının sicilden terkini şartlanrının mevcut olduğu, davalı şirket unvanı ticaret sicilinde tescilli olduğu sürece unvanın kullanımı gerekçe gösterilerek “ticaret unvanına tecavüz” veya “haksız rekabet’’ten söz edilemeyeceği, ticaret unvanının terkinini düzenleyen TTK m.52’de herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin düzenlenmemiş olduğu; ancak bazı hallerde önceki tarihli unvan sahibinin bu hakkının herhangi bir şekilde kısıtlanmaması, hakkaniyete aykın sonuçlar doğurabileceği, davalı şirketin 08.03.2010 tarihinde kurulmuş ve huzurdaki dava 15.08.2018 tarihinde ikame edilmiş olmakla, aradan geçen yaklaşık 8 yıl 5 aylık sürede sessiz kalmak suretiyle hak kaybının olup olmadığınnın mahkemenin takdirinde olduğu..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME Bir markanın ... marka siciline tescili zorunlu olmamakla beraber, markanın 6769 sayılı SMK çerçevesince tescil edilmesi, marka sahibine, markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılmasını önlemeyi talep etme hakkı verir (SMK m.7). Tescilli marka sahibinin tescilden doğan haklarının ihlali, marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilir. Marka hakkına tecavüz oluşturan fiiller SMK m.29/1 ’de sayılmıştır. Buna göre, SMK m.7’deki ihlâl de tecavüz kapsamında değerlendirilir (SMK m.29/l/a)Marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek ve markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak da marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilir.Davalının zamanaşımı defi ileri sürmesinin değerlendirilmesi:Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin men’i davasında herhangi bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Çünkü tecavüz devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeye başlamayacaktır. Tecavüz durduğunda veya tekrarlama tehlikesinin bulunmadığında ise, tecavüzün men’i davası açılması söz konusu olmayacaktır. Zamanaşımı, markaya tecavüz oluşturan eylem tekrarlandıkça her gün kesilip yeniden işlemeye başlar.Devam eden markasal kullanım söz konusu olduğundan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin men’i yönünden zamanaşımının işlemeye başlamaz.Kural olarak mahkeme bir hükümsüzlük veya tecavüz davasına davaya dayanak markanın kullanılıp kullanılmadığını re’sen araştırmaz. Davalı tarafından bu yönde bir def'i ileri sürülmediği sürece, marka hiç kullanılmamış olsa dahi mahkeme bu durumu değerlendirmeye almaz. Ancak, tecavüz davasında davalı dayanak markanın kullanım ispatını talep edebilir (SMK m.29/2). Kullanım ispatı definin ileri sürütebilmesi için şu şartlar gerekir:a) Hükümsüzlük veya tecavüz davasına konu markanın davaya dayanak yapılan marka ile aynı/ benzer olduğu ve kapsadığı mal/ hizmetlerin aynı/benzer olduğu gerekçesiyle tescilli marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiasıyla davanın ikame edilmiş olması gerekir. Davacı bu iddia ile marka hakkına tecavüz davasını ikame etmiştir.