Başvuru, ceza yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, ceza yargılamasında lehe hükmedilen manevi tazminat ve vekâlet ücreti alacağının tahsili için başlatılan icra takibinin ceza davasının düşme kararı ile sonuçlandığı gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle de kararların icrası hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; ceza yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, ceza yargılamasında lehe hükmedilen manevi tazminat ve vekâlet ücreti alacağının tahsili için başlatılan icra takibinin ceza davasının düşme kararı ile sonuçlandığı gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle de kararların icrası hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular İstanbul'da ikamet etmektedir. 2004-2005 yıllarında yaşanan olay nedeniyle başvurucular ile H.İ.K. ve A.İ. aleyhine yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılmaları istemiyle Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açılmıştır. Kartal Asliye Ceza Mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi) 16/12/2011 tarihinde, başvurucu Ebru Çıtlak hakkında verilen beraat kararı temyiz edilmeden kesinleştiğinden, başvurucu Fazilet Demirbaş hakkında yaralama ve sanık H.İ.K. hakkında tehdit suçlarından verilen hükümlerle ilgili Yargıtay tarafından düşme kararı verildiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, başvurucuların hakaret ve tehdit suçlarından beraatine, sanık A.İ.nin başvurucu Fazilet Demirbaş'ı, sanık H.İ.K.nın da başvurucu Ebru Çıtlak'ı yaraladıkları gerekçesiyle sanıkların cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararda ayrıca bu eylemler nedeniyle 000 TL manevi tazminatın sanık H.İ.K.dan alınarak başvurucu Ebru Çıtlak'a verilmesi, 500 TL manevi tazminatın sanık A.İ.den alınarak başvurucu Fazilet Demirbaş'a verilmesi ve 100 TL vekâlet ücretinin sanıklar H.İ.K. ve A.İ.den alınarak başvuruculara verilmesi hükme bağlanmıştır. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi (Yargıtay Ceza Dairesi) 3/10/2012 tarihinde 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun ve maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kararı bozmuş ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir. Başvurucular, Asliye Ceza Mahkemesi kararında lehlerine verilen tazminatlar ile vekâlet ücretinin tahsili için 2014 yılı içinde İstanbul İcra Müdürlüğünde H.İ.K. ve A.İ. aleyhine icra takibi başlatmıştır. H.İ.K. ve A.İ., şikâyet yoluyla icra takibinin iptaline karar verilmesi istemiyle 8/1/2015 tarihinde İstanbul İcra Hukuk Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) dava açmıştır. H.İ.K. ve A.İ. bu davada, Yargıtay Ceza Dairesinin düşme kararı vermesiyle birlikte ortada icra takibine konu bir alacak kalmadığını ileri sürmüştür. İcra Hukuk Mahkemesi 15/1/2015 tarihinde davayı kabul etmiş ve icra takibinin iptaline temyiz yasa yolu açık olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; düşme kararının davayı bütün sonuçları ile birlikte ortadan kaldırdığı, manevi tazminat ve ilam vekâlet ücreti alacağının da ortadan kalktığı ifade edilmiştir. Karar, başvurucular tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Yargıtay Hukuk Dairesi) 13/6/2017 tarihinde, temyize konu değer 980 TL'yi geçmediğinden İcra Hukuk Mahkemesi kararının kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Yapılan karar düzeltme istemi ise Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 20/9/2017 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar başvuruculara 17/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 14/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat Ceza davasının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir: “Hukuku amme davasının düşmesi emval istirdadı ve uğranılan zararın tazmini için ikame olunan hakkı şahsi davasına halel vermez.” 765 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir: “Ceza hükümlerinin sukutu hukuku şahsiye ve istirdadı emval ve tazminat ve masarifi muhakemeye müteallik hükümlere halel vermez. Ancak umumi aftan neşet eden sukut masarifi muhakemenin tahsili hakkında hazinenin mütalebe hakkını dahi iskat eder” Ceza davasının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun ''Şahsi davanın açılması'' kenar başlıklı maddesi şöyledir: “ (Değişik: 21/5/1985 - 3206/70 md.) Şahsi dava, bu hususta bir tutanak düzenlenmek üzere zabıt katibine yapılacak bir beyan ile veya suçun niteliğine göre sulh veya asliye hakimine verilecek bir dilekçe ile açılır. Beyan ve dilekçenin 163 üncü maddenin ikinci fıkrasında gösterilen şartlara uygun olması gerekir. Dilekçe sanık sayısından bir fazla olarak verilir.Beyan ve dilekçede, istenen şahsi hakkın neden ibaret olduğu gösterilir.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ''Dava veya cezanın düşmesinin etkisi'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “... (2) Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez. (3) Cezanın düşmesi şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak, genel af halinde yargılama giderleri de istenemez.”B. Yargı Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarihli ve E.2013/5137, K.2013/9373 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takibe konu ilamın zamanaşımına uğradığını Yargıtay Ceza Dairesi'nce bozularak, düşme kararı verildiğinden tüm sonuçlarıyla hükümsüz kaldığını açıklayarak, icra emrinin iptaline ve alacaklı hakkında % 20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece, şikayetin kabulüne, icra emrinin iptaline karar verilmesi üzerine, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Ceza muhakemesindeki özel şahıslar hakkında hükmedilmiş tazminata ve geri verilecek eşyaya ilişkin hüküm fıkrasının, İİK da yazılı esaslar dairesinde infazı mümkün olduğundan ilamın tazminat ve vekalet ücretine ilişkin bölümü geçerli olup, İİK’nun maddesinde ilama dayalı takipler için düzenlenen zamanaşımı süresi geçmediğinden şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir....'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/12/2014 tarihli ve E.2014/3054, K.2014/22347 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Mahkemece, şikayete konu Elazığ İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine konu yapılan ceza ilamının takip tarihinden önce zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle davacı N.U. yönünden takibin iptaline karar verilmesi üzerine, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Ceza muhakemesindeki özel şahıslar hakkında hükmedilmiş tazminata ve geri verilecek eşyaya ilişkin hüküm fıkrasının, İİK da yazılı esaslar dairesinde infazı mümkün olduğundan ilamın tazminat ve vekalet ücretine ilişkin bölümü geçerli olup, İİK’nun maddesinde ilama dayalı takipler için düzenlenen zamanaşımı süresi geçmediğinden anılan şikayetin reddi ile borçlunun diğer itiraz nedenlerinin incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir....'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/6/2015 tarihli ve E.2014/12674, K.2015/13683 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takibe konu ilamın zamanaşımına uğradığını Yargıtay Ceza Dairesi'nce bozularak, düşme kararı verildiğinden tüm sonuçlarıyla hükümsüz kaldığını açıklayarak takibin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi üzerine, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Ceza muhakemesindeki özel şahıslar hakkında hükmedilmiş tazminata ve geri verilecek eşyaya ilişkin hüküm fıkrasının, İİK'da yazılı esaslar dairesinde infazı mümkün olduğundan ilamın tazminat ve vekalet ücretine ilişkin bölümü geçerli olup, İİK’nun maddesinde ilama dayalı takipler için düzenlenen zamanaşımı süresi geçmediğinden itirazın reddi yerine yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir....'' İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin 10/12/2019 tarihli ve E.2019/757, K.2019/2500 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...İlk derece mahkemesi; İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılıilamının Yargıtay Ceza Dairesi'nin ... sayılı ilamı ile esastan bozulduğu ve sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, bozma kararı verildikten sonra takip başlatıldığı gerekçesiyle şikayetin kabulü iletakibin iptaline karar vermiştir....Takibe dayanak İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... sayılı ilamı ile borçlu aleyhine hapis cezası ve tazminata karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi'nin ... sayılı kararı ile sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, borçlu aleyhine Ağır Ceza Mahkemesinin ilamına dayalı olarak ilamda hükmedilen tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsili için takip başlatıldığı görülmüştür. Ceza mahkemesindeki özel şahıslar hakkında hükmedilmiş tazminata ve geri verilecek eşyaya ilişkin hüküm fıkrası, İİK'da yazılı esaslar dairesinde infazı mümkün olduğundan, ilamın tazminat ve vekalet ücretine ilişkin bölümü geçerli olup, İİK’nun maddesinde ilama dayalı takipler için düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden, mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir....''