8. Hukuk Dairesi 2024/1255 E. , 2025/767 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/606 E., 2023/3078 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/237 E., 2021/183 K. Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve müdahalenin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzeri
**8. Hukuk Dairesi 2024/1255 E. , 2025/767 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/606 E., 2023/3078 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/237 E., 2021/183 K. Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve müdahalenin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne yönelik yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi, ... mahallesi 131 ada 2 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, ayrıca imar-ihya ve zilyetlikle kazanım şartlarının da gerçekleşmediğini belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile belirlenecek niteliği ile Hazine adına tesciline ve vaki müdahalenin menine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın bilirkişilerin krokili raporlarında (B) harfi ile işaretledikleri 400,41 m² lik kısmının ağaçlık olduğunu ve bu kısma ilişkin davacının kullanımı ve zilyetliğinin bulunmadığı ve hiçbir zaman tarla olarak tasarruf edilmediği, bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere taşınmazın bu kısmında tarımsal bir faaliyet yapılmadığı bu sebeple 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) hükümlerine göre tescil şartları oluşmadığı için yapılan kadastro çalışmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabülü ile; İstanbul ili Şile ilçesi Bucaklı mahallesi 131 ada, 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden bilirkişilerin 18/02/2020 tarihli ek raporlarında ek 1 no.lu krokisinde (B) harfi ile işaretledikleri 400,41 m²lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kadastro tespitindeki diğer kayıt ve vasıflarla davacı Hazine adına tesciline, davalının taşınmazın tapusunun iptal edilen kısmına yönelik vaki müdahalesinin men'ine, davacının 131 ada 2 parsel yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiş olup; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, "Dosya kapsamından dava konusu 131 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ve komşuları olan 131 ada 1, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların bir bütün olarak evvelce kullanıldığı, dört adet parselin toplam alanının 5.845,31 m² olduğu, bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan 18.02.2020 tarihli rapor ekindeki 1975 yılına ait hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın boş olduğu, içinden arazi yollarının geçtiği, fiili kullanımının bulunmadığının belirlendiği, dava konusu taşınmazın komşu parsellerle birlikte bir bütün olarak 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde olduğu, bu nedenle zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, ayrıca taşınmazın 1975 yılında hali arazi görünümünde olduğu, tarım amaçlı kullanılmadığı, 1980 tarihli 1/50000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Nazim İmar Planı içerisinde kaldığı, bu nedenle imar planına alındığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin de dolmadığı, açıklanan nedenlerle mahkemece davacı Hazinenin taşınmazın mülkiyetine yönelik talebi bakımından davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, yine davalının taşınmazdaki kullanımının mülkiyet hakkında dayanması nedeni ile meni müdahale kararı verilemeyeceği, bu husustaki kararında hatalı olduğu anlaşılmakla, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden esasıyla ilgili olarak; 1.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2.Dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi Bucaklı mahallesi 131 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tapudaki niteliği ile tesciline, 3. 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereğince tapunun beyanlar hanesine "parsel üzerindeki 55 ocak fındık ağaçlarının ... oğlu ...'e aittir" şerhinin eklenmesine, 4-Davalının kullanımı tapu kaydına dayandığından davacının Müdahalenin Men'ine yönelik talebinin reddine" karar verilmiş olup; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali, tescil ve müdahalenin önlenmesi istemlerine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 21.02.1991 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/b uygulaması, 1972-1973 yıllarında yapılan arazi kadastrosu ve 2017 yılında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması mevcuttur. 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında yapılan çalışmada dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi Bucaklı mahallesi 131 ada 2 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, 1.458,77 m² yüzölçümü, fındıklık niteliği ile davalı adına tespit ve sonrasında tescil edilmiştir. 1.Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; her ne kadar 131 ada 1, 2, 3 ve 4 parselin bir bütün olarak orman içi açıklık olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın tümden kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Şöyle ki; bahsi geçen dört taşınmaz da senetsizden, fındıklık niteliği ile şahıslar adına tespit ve sonrasında tescil edilmiştir. TAKBİS sisteminden yapılan sorgulamada 1 ve 4 parselin beyanlar hanesinde herhangi bir dava kaydı bulunmadığı yine 3 parselin tapu kaydında davalıdır şerhi bulunduğu anlaşılmış olup, bu haliyle dava konusu taşınmazın orman içi açıklık olduğundan bahisle davanın tümden kabulüne yönelik verilen karar isabetli olmamıştır. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince aynı zamanda "taşınmazın 1975 yılında hali arazi görünümünde olduğu, tarım amaçlı kullanılmadığı, 1980 tarihli 1/50000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Nazim İmar Planı içerisinde kaldığı, bu nedenle imar planına alındığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin de dolmadığı" gerekçesine yer verilmiş ise de, dosya kapsamından dava konusu taşınmazın evveliyatının imar-ihyaya muhtaç bir yer olup olmadığı net olarak anlaşılamamaktadır. Bilindiği üzere 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ancak imar ihya gerektiren taşınmazlar için uygulanabilmektedir. Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesince 18.02.2020 tarihli raporda dava konusu taşınmazın 1975 yılı hava fotoğrafında hali arazi görünümünde olduğu, tarım amaçlı kullanılmadığı belirtilmiş ise de alınan 18.02.2020 tarihli ek raporda dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen 1.058,36 m²lik kısmının 1975 hava fotoğrafında büyük bir bölümünün ağaç kaplı olduğu, 1976 memleket haritasında da parselin tamamının çalı/ağaç kaplı olduğunu gösteren yeşil boyalı alanda kaldığı ve sonuç kısmında dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının 1990 yılından önce tesis edilmiş ve en az 35 yıldır fındıklık niteliğinde ve bakımlı durumda olduğu belirtilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirmede bulunulduğu anlaşılmıştır. Ancak raporda 1975 yılı hava fotoğrafı ve 1976 yılı memleket haritasında görülen ağaçların fındık ağacı olup olmadığı açık ve net olarak ortaya konulmamıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle 131 ada 1,3,4 parsellere karşı açılmış dava bulunup bulunmadığı ve bulunmakta ise sonucu araştırılarak, sonucuna göre 131 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar bir bütün olarak değerlendirilerek, tümünün birlikte orman içi açıklık vasfında olup olmadığı ortaya konulmalıdır. Dava konusu taşınmazın orman içi açıklık vasfında olmadığı belirlenirse; bilindiği üzere, öncesi boş (hali) ya da ham toprak olan taşınmazların 20 yılı aşkın süre ile ekonomik amaca uygun şekilde ve malik sıfatı ile kullanılması halinde zilyedince iktisabı mümkün olmakla beraber evveliyatı taşlık, kayalık, çalılık gibi yerlerin imar ve ihya edilmeksizin iktisabı olanaksızdır. Bu nedenle de, tescili istenilen yerlerin önceki niteliğinin belirlenmesi zorunludur. Somut olayda çekişmeli taşınmazın taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihya gerektiren yerlerden mi, yoksa hali veya ham toprak mı olduğu hususunun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince, imar-ihyaya muhtaç olan taşınmazların onaylanmış imar planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması halinde kişiler adına tesciline karar verilebileceği tartışmasızdır. Esasen bu yön Mahkemenin de kabulünde bulunmakta olup eldeki dosyada çözümlenmesi gereken husus, taşınmazın öncesinin imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira aynı madde kapsamı uyarınca, öncesinde imar-ihyaya muhtaç bulunmayan, boş (hali) arazilerin zilyetlikle tasarruf edilmeye başlanması ve sürdürülmesi halinde 20 yıllık zilyetlik süresinin imar planının onaylandığı tarihe göre değil, duruma göre ihdas, dava, tespit tarihine göre belirlenmesi gerekecektir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmediği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeni Kadastro Müdürlüğünden sorularak, yöreye ait en eskisinden itibaren tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı ilgili yerlerden getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir ziraat mühendisi, bir orman mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşif sırasında, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, özellikle imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir. Ziraat mühendisi bilirkişiden, nizalı taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, değerlendirme tarihi açıkça yazılmak suretiyle üzerinde bulunan ağaç türü ve yaşlarını belirten, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek tüm hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde de inceleme yaptırılarak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, taşınmazın taşlık-çalılık gibi imar ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikte mi bulunduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir. Fen bilirkişisine, keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazın öncesine ait niteliği doğru şekilde belirlenerek imar-ihya gerektiren yerlerden olması ve 1980 yılında onaylanmış 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması; imar-ihya gerektirmeyen yerlerden olması halinde ise 20 yıllık zilyetlik süresinin tespit tarihine kadar gerçekleşmesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. S O N U Ç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.