İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde: 03.03.2021 tarihinde müvekkili .........’in dayısı olan .....'ın,.....plakalı minibüsü ile.... ilinden, .... ilçesi istikametine giderken minibüsün yolda bozul…
T.C. DİYARBAKIR BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/5037 - 2025/1914 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/5037 KARAR NO : 2025/1914 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) DAVA TARİHİ : 03/05/2023 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde: 03.03.2021 tarihinde müvekkili .........’in dayısı olan .....'ın,.....plakalı minibüsü ile.... ilinden, .... ilçesi istikametine giderken minibüsün yolda bozulduğunu, minibüsün bozulması üzerine, ......'ın dörtlü sinyal lambalarını yakarak, aracını yolun sağına park ettiğini,...Diyarbakır’a dönüp tamirci getirmeye gittiği sırada yeğeni olan müvekkili ...’i aracının başında durması için çağırdığını, ... Diyarbakır'a tamirci getirmeye gittiği esnada, müvekkili ... de dörtlüleri yanan ve bozuk olduğu için yolun sağına, emniyet şeridine park edilmiş olan minibüsün başında dayısını beklemeye başladığını, müvekkili ..., minibüsün dışında, ön kısmında bulunduğu esnada minibüsün arkasından süratle gelen ... plakalı aracın minibüse arkadan çarptığını, çarpmanın etkisi ile müvekkilinin minibüsün altında kaldığını ve ağır yaralanarak yatalak hale geldiğini, davalı ... A.Ş.'ye 30.08.2022 tarihinde KEP adresi üzerinden başvuru yapıldığını, ancak davalı şirketin başvuruya cevap vermediğini, ... A.Ş. İle uzun bir süre uzlaşılmaya çalışılsa da yapılan görüşmeler sonucunda bir anlaşmaya varılamadığını, fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, yasaca yapılacak tüm indirimlerden sonra; arz ve izah edilen nedenler ve mahkemece resen nazara alınacak hususlarla, müvekkili için 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası'nca kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont (avans) faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili için 100,00 TL tedavi gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası'nca kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont (avans) faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket tarafından davaya konu kazaya ilişkin olarak ... numaralı hasar dosyası kapsamında davacı ...'e 09.01.2023 tarihinde 385.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, söz konusu ödemenin müvekkili şirketin sorumluluğu kapsamında davaya konu poliçe limitlerinden tenzil edilmesi gerektiğini, davalı müvekkiline, 2918 sa. karayolları trafik kanunu'nun 97. maddesine uygun şekilde başvuruda bulunulmadığını, başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, huzurdaki davanın açıldığı tarihte talep edilen tazminata ilişkin alacak kalemlerinin miktarı yahut değerinin tam ve kesin olarak tespit edilebilir olduğunu davanın usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili Şirket'e usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, müvekkili şirket'in temerrüdünün gerçekleşmediğini, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine faize hükmedilmesinin de mümkün olmayacağını, nitekim davacı tarafından müvekkili sigorta şirket'ine başvuru yapıldığına ilişkin herhangi bir tebliğ şerhli ihtarname de sunulmadığını, davacının belirsiz alacak davasının belirlenebilir nitelikte olması ve dava ikame edilmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmaması nedeniyle davanın usulden reddini, aksi takdirde ise, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2024 tarih ve E. 2023/406 K.2024/853 sayılı kararı ile; "...Dava, trafik kazası nedeniyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") m. 49 (818 Sayılı BK m. 41) vd. hükümlerine göre ZMMS sigortacısı aleyhine açılmış haksız fiil hukuksal nedenine dayalı bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin tazminat kalemlerinden oluşan maddi tazminata ilişkin tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık noktasının 03.03.2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında tarafların kusur durumunun tespiti ile davacı asilde bu kaza nedeni ile maluliyet meydana gelip gelmediği, bakıcıya muhtaç kalıp kalmadığı ve tedavi gideri ve bakıcı giderlerini davalı sigorta şirketinden talep edip edemeyeceği noktasında toplanmış olduğu anlaşılmıştır. Haksız fiilden doğan borçlar TBK m. 49 (818 Sayılı BK m. 41) vd. hükümlerine düzenlenmiş olup; haksız fiilin unsurları (i) hukuka aykırı fiil, (ii) zarar, (iii) kusur ve (iv) illiyet bağı şeklindedir. Yine TBK m. 50 (BK m. 42) hükmünde zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatlama yükümlülüğü altında olduğu hükme bağlanmıştır.......... Bütün dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporu ve miktar arttırım dilekçesine göre; 03/03/2021 tarihinde dava dışı ......i'nin sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı olan aracın tam kusuru ile trafik kazası yaptığı, davacı asile atfedilecek kusurun bulunmadığı ve kaza nedeni ile yaralandığı, yaralanmaya bağlı olarak davacının hayat boyu sürekli olarak bakıcıya muhtaç kaldığının belirlendiği, aktüer raporuna göre bakıcı gideri tazminatı 8.479.950,75 TL olarak hesaplandığı; tedavi giderlerine ilişkin hesaplamanı 23.900TL olduğunun anlaşıldığı; belirtilen bu miktarın 2918 sayılı yasanın 91.md göre davalı sigorta şirketinin 03/03/2021 kaza tarihi itibariyle teminat limitinin sağlık gideri teminat limitinin kişi başına 430.000TL olduğu ve belirlenen bu teminat miktarı itibari ile sorumlu olduğu ve davacının davasını belirlediği bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin talebin bu teminat limiti içerisinde kaldığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Faiz başlangıç tarihin ile türünün belirlenmesi açısından ise; 2918 sayılı KTK.'nun 99/1. maddeleri ile ZMSS poliçesi Genel Şartlarının B.2. maddesi uyarınca rizikonun belge ve bilgileri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davacı vekili usulüne uygun başvuru evrakını dosyaya kazandırmadığı anlaşılmaktadir. "Belirsiz alacak" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir. Bu sebeple, dava tarihi itibari ile temerrüde düştüğü kanaat edilmiş alacağın tamamı hakkında bu tarih itibari ile faize hükmedilmiştir. Kazaya karışan davalı nezdinde sigortalı aracın dosyaya kazandırılan noterler birliği evrakına göre hususi kullanım amacına özgülendiği anlaşılmakla yasal faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 1- DAVANIN KABULÜ İLE; A) Davacının bakıcı gideri talebi 429.900,00 TL 'ye dava tarihi 03/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B) Davacının tedavi gideri talebi 100,00 TL 'ye dava tarihi 03/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinafında; davalı müvekkili ... Anonim Şirketi'ne 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesine uygun şekilde başvuruda bulunulmadığını, başvuruşartı yerine getirilmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından maddi tazminat altında talep edilmekte olan tedavi giderleri ve bakıcı gideri tazminatı Şubat 2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin 6111 Sayılı Kanun’un 59’uncu maddesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda olduğunu, söz konusu giderler husumet yokluğu nedeniyle reddedildiğini, kabul anlamına gelmemekle ve müvekkil sigorta şirketi'nin bakıcı gideri tazminatı bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını yinelemekle birlikte davacının evli olduğu ve aile içi bakım desteğinden yararlanacağı gözetilerek davacı taraf lehine hükmedilecek bakıcı gideri tazminatına %50'den az olmamak üzere hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiğini, tazminat hesaplamasının zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarına göre yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin E. 2019/40, K.2020/40 sayılı ve 09/10/2020 tarihinde yürürlüğe giren ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ve 92. maddelerinde ZMMS genel şartlarına atıf yapan ibarelerinin iptaline ilişkin kararı nedeniyle %1.8 teknik faiz kullanılarak tazminat hesabı yapılmasının mümkün olmayacağı görüşünün hatalı olduğunu, davacı tarafından faiz talep edilmişse de müvekkil şirketin temerrüdü gerçekleşmediğini, sigorta şirketinin trafik sigortasından kaynaklı sorumluluğu poliçe limitleriyle ve kusur oranıyla sınırlı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava haksız fiil iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1-Davacının ölümünün değerlendirilmesi; UYAP entegrasyon ekranından yapılan kontrolde dosya istinaf aşamasında iken davacı ...'in 15/06/2025 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti ölümle sona erer. M.K.'nun 27/1. maddesi gereğince dava devam ederken taraflardan birinin ölümü halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Asılın ölümü ile vekalet ilişkisi de sona erer. Vekil edenin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı avukat, müvekkilinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde ölüm ile vekalet ilişkisi son bulacağından ölen kişi adına davaya devam edemez. Davanın açıldığı sırada mevcut olmasına rağmen yargılama sırasında taraflardan birinin ölümüyle taraf ehliyetinin sona ermesi durumunda HMK’nın 55. maddesi uygulama alanı bulur. Bu doğrultuda HMK’nın 55. maddesi “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne haiz olup anılan maddenin uygulanabilmesi için dava konusunun ölen tarafın varislerine miras yoluyla intikali mümkün malvarlığına ilişkin olması gerekir. Eş söyleyişle; dava konusunun sadece ölen tarafı ilgilendirdiği, miras yoluyla intikali mümkün olmayan bir hakka ilişkin olduğu hâllerde taraflardan birinin ölümü sonrasında mirasçılarla davaya devam edilemeyeceğinden HMK’nın 55. maddesi uygulama alanı bulmaz. Miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada davacının ölümü hâlinde HMK’nın 55. maddesi gereğince Mahkemece, davacının mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Davacının tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de TMK’nın 640. maddesi uyarınca terekeye elbirliğiyle malik olmaları sonucu aralarında HMK’nın 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murisleri tarafından açılan davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi kabul veya red etmemiş olmaları hâlinde TMK’nın 606. maddesinde belirlenen üç aylık mirasın reddine dair süre beklenerek mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edebilecektir. Ancak her hâlükarda davacının ölümünden sonra yargılamaya devam edilebilmesi için Mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir. Somut olayda, davacı ...'in 15/06/2025 tarihinde kararın istinaf edilmesinden sonra fakat Dairemizce henüz istinaf incelemesi yapılmadan vefat etmesi nedeniyle istinaf safhasındaki işlemlerin mirası reddetmeyen varisleri tarafından zorunlu dava arkadaşı olarak yapılması, başka bir deyişle tüm mirasçıların davaya devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle verilen kararın istinaf incelemesinin yapılabilmesi için; öncelikle müteveffa davacı ...'in tüm mirasçılarının belirlenerek, vekillerin tüm mirasçılardan vekalet sunmasının sağlanması ve davayı takip edip-etmeyeceklerinin tespiti ile bu eksiklikler giderilmesi gerekmektedir. 2-Davacı vekilinin feragat dilekçesinin değerlendirilmesi; Yine davacı vekili Av. ... tarafından 08/10/2025 tarihinde yani davacının ölüm tarihinden yaklaşık 4 ay sonra dosyaya sunulan dilekçe ile davadan feragat edildiği bildirilmiştir. Yukarıda izah edilen yasal düzenlemelere göre, davacı ... ile vekili Av. ... arasındaki vekalet ilişkisinin davacının ölüm tarihinde sona erdiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla vekil tarafından dosyaya sunulan feragat dilekçesi hiçbir hüküm ifade etmemektedir. Şu halde mahkemece yapılması gereken, davacı ...'in 15/06/2025 tarihinde ölmesi nedeniyle öncelikle yukarıda belirtilen hususlar dahilinde taraf teşkilinin yeniden sağlanması, bu kapsamda davacı vekiline meşruhatlı davetiye çıkartılarak davacıya (...) ait mirasçılık belgesini ve mirasçılar tarafından kendisine verilmiş vekaletname örneğini sunması için imkan verilmesi, bu eksiklik giderildikten sonra davaya dahil edilecek davacı - mirasçılar veya vekillerinin feragat beyanı olup olmadığının yeniden sorularak buna uygun feragat nedeniyle ek karar verilmesi, bu işlemler yapıldıktan sonra ve fakat davacıların usulüne uygun feragat beyanlarının bulunmaması halinde ise dosyanın esası hakkında inceleme yapılmak üzere yeniden Dairemize gönderilmesi gerekmektedir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle kabulü ile, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2024 tarih ve E. 2023/406 K.2024/853 sayılı kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a.4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 5-Dairemiz kararının ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, harç ve diğer işlemlerin de ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 24/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.