1. Hukuk Dairesi 2006/10990 E. , 2006/12804 K. "" MAHKEMESİ : NAZİLLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2005 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, müşterek miras bırakan A.. D...ın 64 sayılı parselini davalı kızı F...112 sayılı parselini de oğlu L..mirastan mal kaçırmak amacıyla devrettiğini ileri sürerek payı oranında iptal tescil istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın paylaştırma amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle her …
**1. Hukuk Dairesi 2006/10990 E. , 2006/12804 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : NAZİLLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2005 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, müşterek miras bırakan A.. D...ın 64 sayılı parselini davalı kızı F...112 sayılı parselini de oğlu L..mirastan mal kaçırmak amacıyla devrettiğini ileri sürerek payı oranında iptal tescil istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın paylaştırma amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle her iki davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi M...A.... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, paylaştırma savunması benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, miras bırakan A..D..ın çekişme konusu taşınmazlardan 64 sayılı parseldeki . numaralı meskenini 21.2.1992’de kızı F..ye, 112 sayılı parselini de 22.10.1999’da oğlu L.’ye satışlar suretiyle devrettiği; 8.1.2000 tarihinde ölünce mirasçıları olarak eşi A.. o..L..ve M.. ile kızı F..’nin kaldığı; sonrasında her iki oğlunun da öldüğü ve L..’nin geride eşi ve iki çocuğunu, M,,in de tek kızı A...’i bıraktığı görülmektedir. Miras bırakanın torunu A...dedesinin yaptığı temliklerin mirastan mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalılar ise, miras bırakanın paylaştırma düşüncesiyle hareket ettiğini, eşi aracılığı ile davacının babası Mehmet’e de taşınmaz aktardığını savunmuşlardır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.