Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca 8/10/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş; başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, en son Sayıştay uzman denetçisi olarak görev yapmıştır. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 19/10/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi 26/10/2016 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğünde alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle ilkokulu ve ortaokulu memleketi olan Erzurum'da devlet okulunda okuduğunu, başarısı nedeniyle Yamanlar Kolejinde ücretsiz okuma ve burs teklifi aldığını, maddi durumu kötü olduğundan teklifi kabul ettiğini, bu sırada kolejin cemaat okulu olduğunu bilmediğini, okurken bu durumu öğrendiğini, kolejin kendisini zorunlu olarak Körfez Dershanesine yazdırdığını, derece öğrencisi olduğu için dershanenin kendisine burs verdiğini söylemiştir. Başvurucu; üniversite eğitimi dönemine ilişkin ise 1998 yılında Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü kazandığını, Başbakanlıktan, okuduğu üniversiteden ve özel şirketlerden burslar kazandığını, okuduğu sürece okulunun yurdunda kaldığını, cemaatin kendi yurtlarında kalmasına yönelik teklifte bulunduğunu ancak aldığı burslardan dolayı kimseye ihtiyacı kalmadığından teklifi reddettiğini, cemaate ihtiyacı olmadığından cemaatle bağının kalmadığını, 2002 yılında mezun olduğunu dile getirmiştir. Başvurucu ayrıca mezun olduktan bir süre sonra Sayıştay sınavını kazandığını, 2007 yılında Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsünde yüksek lisansa, 2012 yılında ise aynı Enstitüde doktoraya başladığını, hâlen burada öğrenci olduğunu, 2013 yılında Sayıştay tarafından NATO Savunma Kolejine gönderildiğini beyan etmiştir. Başvurucu son olarak kazandığı sınavları kendi bilgi ve çabasıyla kazandığını, kimsenin kendisine yardım etmediğini, işe yerleşme sürecinde örgütün bir ilgisi olmadığını, himmet ya da başka bir isimle para vermediğini, para toplamadığını, herhangi bir örgüt toplantısına katılmadığını, herhangi bir görsel ve yazılı yayınlara aboneliğinin bulunmadığını, FETÖ/PDY'ye ait herhangi bir banka ya da finans kuruluşuyla ilgisi ve irtibatı olmadığını, yakın ve uzak akrabalarından bu örgütle ilgili işlem yapılan kimse olmadığını, darbe girişimine ilişkin haberleri televizyondan öğrendiğini, FETÖ/PDY ile hiçbir bağlantısının olmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir. Başvurucu, Savcılık tarafından üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 27/10/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 27/10/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgudaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Barış Kartalı projesini ben denetliyordum. Suç duyurusu bulunması gereken unsurlara rastladım. Bu projede ikinci teklifi veren firma teknoloji transferi vermesine rağmen o zamanın Genelkurmay Başkanı Başkanı olan Y.B.nin baskısı ile B. firmasına verilmiştir, bu ülkemizin zararına olmuştur, ben bunu üzerine gittim, burada bulunmamı buna bağlıyorum. Benim suç duyurum Saykep proğramı çalışıyor ise orada duruyor olması lazım, ancak bildiğim kadarıyla Sayıştay Başkanlığı bunu işleme koymadı. Ben görevimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyordum, bir kısım etkin kişileri rahatsız etmiş olmalıyım ki buraya gelmeme sebep oldu. Hastayım. Sürekli tedavi altında olmam gerekmektedir. İlaçlarla gezmekteyim. Tutuklu olmam halinde hastalığım daha yüksek seviyeye çıkacaktır. Kaçma şüphem yoktur. Sabit ikametim vardır. Vatanıma ihanet etmedim. Elimden geldiği kadar bu vatana hizmet ettim. Suçsuzum. Serbest bırakılmak istiyorum." Başvurucu, Hâkimlikçe yapılan sorgusunun ardından 27/10/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi altında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, delilleri yok etme gizleme değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve süphelilere isnat edilen suçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması dikkate alınarak şüpheliler ... ve [Ş.B.'ye] isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrı ayrı tutuklanmasına... [karar verildi.]" Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, itirazı inceleyen Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 9/11/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Soruşturma süresi içinde değişik tarihlerde farklı hâkimliklerce tutukluluk durumu değerlendirilen başvurucunun son olarak Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/5/2017 tarihli kararıyla tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş ve bu karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 13/7/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu karardan 20/7/2017 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir. Başvurucu 7/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 21/9/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının ilgili kısmı şöyledir: "Soruşturmanın geldiği aşama, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın şüphelinin Bylock kullanmadığına dair yazısı, Masak raporuna göre FETÖ/PDY bağlantılı vakıf, dernek üyeliğinin ve Bank Asyada hesabının bulunmaması, dosya kapsamı itibariyle aleyte beyan olmaması, mevcut delil durumu, şüphelinin sağlık durumu da dikkate alınarak tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğu kanaatine varılmakla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21/9/2017 tarih ve 2016/115532 soruşturma sayılı talebinin kabulü ile; Şüpheli [Ş.B.] hakkındaki atılı TCK 314/2 maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara (Kapatılan) Sulh Ceza Hakimliği'nin 27/10/2016 tarih ve 2016/494 sorgu sayılı tutuklama kararının kaldırılarak şüpheli başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse atılı suçtan serbest bırakılmasına, Şüpheli [Ş.B.nin] adli kontrol altına alınması gerekli ve yeterli görüldüğünden CMK 109/3-a maddesi uyarınca soruşturma süresince adli kontrol altına alınmasına, Şüpheli [Ş.B.nin] CMK 109/3-a maddesi uyarınca soruşturma süresince yurt dışına çıkışının yasaklanmasına ... [karar verildi.]" Başvurucu hakkındaki soruşturma bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48; A., B. No: 2016/63999, 9/1/2020, §§ 33-