Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’ne göndermek istediği mektuba el konulması işlemi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’ne göndermek istediği mektuba el konulması işlemi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiaları hakkındadır. Başvuru, 31/12/2012 tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/6/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur. Birinci Bölümün 14/11/2013 tarihli ara kararıyla adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 22/11/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 22/11/2013 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 15/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 21/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/1/2014 tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir: Adana Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediği gerekçesiyle başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (İnfaz Kurumu) İHD Genel Merkezi’ne bir mektup göndermek istemiştir. Söz konusu mektupta “… Kürt sorununun çözümü için şu an cezaevinde bulunan tutsaklar, bedenlerini ölüme yatırmış bulunmaktadır. Talepleri müzakere sürecinde olumlu rol oynayan Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlüğünü güvenceye alınması ile Anadil önündeki hukuki tüm engellerin kaldırılmasıdır. Böylesi insani bir talebe siz İnsan Hakları savunucuları olarak gerekli duyarlılığı göstereceğinize inanıyoruz. Tutsakların daha ağır sonuçlarla karşılaşmaması için gerekli duyarlılığın geliştirilmesi için sizlerden yardım talebinde bulunuyoruz. …” ifadeleri yer almaktadır. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca anılan mektubu inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu 18/10/2012 tarihli ve 2012/352 sayılı kararla mektubun alıkonulmasına karar vermiştir. Anılan kararla, başvurucunun mektubunun yanı sıra diğer hükümlülerin, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına ve şahıslara göndermek istedikleri mektuplar da alıkonulmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“18/10/2012 tarihinde hükümlüler … Mustafa Aydın … tarafından İnsan Hakları Derneğine, … gönderilmek istenen mektup ve faksların içeriğinin disiplin kurulumuzca incelenmesi neticesinde;Mektupların içeriğinde geçen ifadelerde; Türkiye genelindeki ceza infaz kurumlarında bulunan PKK’lı terör hükümlülerin yapmakta oldukları süresiz açlık grevlerinin meşrulaştırılmaya çalışıldığı, çeşitli kurum ve kuruluşlara mektup göndermek suretiyle olumsuz yönde kamuoyu oluşturma gayreti içinde oldukları, bununla birlikte örgütsel bir amaca hizmet ettikleri ve bu yönde haberleşme yaptıkları anlaşıldığından… hükümlüler … Mustafa Aydın … tarafından İnsan Hakları Derneğine, … gönderilmek istenen mektup ve faksların tamamının sakıncalı bulunarak alıcılarına gönderilmemesine … karar verilmiştir.” Başvurucu, bu karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, 29/11/2012 tarihli ve E.2012/545, K.2012/535 sayılı kararla başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “5275 sayılı Kanunun 40/1,2-g maddelerinde açlık grevi yapmak bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezasını gerektiren eylem olarak kabul edilmiş olup, cezaevinde açlık grevi yapmak disiplin cezasını gerektirdiğinden bununla ilgili mektupların gönderilmemesine dair Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının 18/10/2012 tarihli ve 2012/352 sayılı kararı kanuna uygun olduğundan hükümlülerin şikayetlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.” Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi, 24/12/2012 tarihli ve 2012/867 sayılı kararla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yapılarak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Başvurucu 31/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5275 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak çıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (Ceza İnfaz Tüzüğü) maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.” Ceza İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.” Ceza İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.”