12. Ceza Dairesi 2019/973 E. , 2020/218 K. "" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Kişisel verilerin kaydedilmesi Hüküm : TCK'nın 135/1, 62/1, 53, 58/6. maddeleri gereğince mahkumiyet Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın adli sicil kaydında yer alan Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/394-2011/52 sayılı ve 12.03.2014 kesinleşme tarihli, TCK’nın 226/4. …
**12. Ceza Dairesi 2019/973 E. , 2020/218 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Kişisel verilerin kaydedilmesi Hüküm : TCK'nın 135/1, 62/1, 53, 58/6. maddeleri gereğince mahkumiyet Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın adli sicil kaydında yer alan Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/394-2011/52 sayılı ve 12.03.2014 kesinleşme tarihli, TCK’nın 226/4. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçundan 10 ay hapis cezasına ilişkin ilamda birinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasından dolayı bu ilamın tekerrüre esas alınması durumunda sanık hakkında 5275 sayılı Kanun’un 108/3. maddesi hükmü uyarınca ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanarak hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı, bu sebeple tekerrüre esas alınan ilamdan daha aleyhe olduğu gözetilerek tekerrüre esas alınması gerekirken, yazılı şekilde yanlış ilamın tekerrüre esas alınması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi, TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde suç olarak düzenlenmiş olup, özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olaylarını ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yaptıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesini ve bilinmesini istemeyeceği özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, sosyal ilişkileri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır.