T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/838 - 2026/309 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/838 KARAR NO : 2026/309 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2024 NUMARASI : 2023/308 Esas 2024/476 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 25.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/838 - 2026/309 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/838 KARAR NO : 2026/309 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2024 NUMARASI : 2023/308 Esas 2024/476 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 25.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.10.2021 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin karıştığı kazada davacının ağır yaralandığını, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/12 Esas sayılı dosyası kapsamında hükme esas alınan kusur raporu ile kazanın oluşumunda davacının kusursuz, davalı sürücüsü ...'ın tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeni ile davacının yatarak tedavi gördüğünü ve çeşitli operasyonlar geçirdiğini, kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli trafik sigortası bulunamadığından trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu zararları teminat altına alan ...’nın sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce davalı ...'na başvuru yapıldığını, ancak süresi içerisinde herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde talep artırım hakkı saklı olmak üzere şimdilik 20.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... yönünden teminat limiti ile sorumlu olmak üzere davalılardan tahsiline, davacının dava konusu kazada yaralanarak kalıcı işgöremezliğe uğraması nedeniyle 150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 02.04.2024 tarihli değer artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 379.771,19-TL olarak artırmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce davalıya başvuru yapılmadığını, kazaya neden olan ... plakalı aracın ... AŞ nezdinde geçerli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunduğunu, davalının herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli bir zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin bulunmadığı hususunun tespiti halinde kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, davalının sorumluluğunun kaza tarihindeki sorumluluk limiti dahilinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, davalı açısından temerrüt oluşmadığını, taraflar arasında ticari bir ilişki olmadığından avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacıların iddia ettiği şekilde bir başvurunun bulunmaması halinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, bu kaza nedeniyle davalının aracının perte çıktığını, taraflar arasında görülmekte olan Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/551 esas numaralı davada davalının tam ve asli kusurlu olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının dava konusu kazanın gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini, davacının zenginleşme amacı güttüğünü, iyi niyetten uzak olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 04.10.2021tarihinde davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile Temelli Mahallesi istikametinden Malıköy Mahallesi istikametine seyir halindeyken karşı yönden Malıköy Mahallesi istikametinden gelen davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ çamurluk kısmı ile aracının sağ ön tampon kısımlarından kendi seyir şeridinde çarpışmaları sonucu dava konusu kazanın meydana geldiği, mahkemenin 2022/12 Esas sayılı dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 14.02.2023 tarih 1135 sayılı kusur raporu ile Ankara Batı 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/551 Esas sayılı dosyasında alınan 22.06.2022 tarihli kusur bilirkişi raporu ve Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/451 Esas sayılı dosyasında alınan 09.01.2023 tarihli kusur raporları arasında kusur yönünden çelişki meydana geldiği anlaşılmakla çelişkinin giderilmesi bakımından Ankara ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu hükme esas alınarak yapılan değerlendirme ile davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile meskun dışı mahalde iki yönlü yolda seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, karşı istikametten gelip sevk ve idare hatasıyla şerit ihlali yaparak şeridine giren davacı sürücü ... idaresindeki otomobil ile aldığı önlemlere rağmen şeridinde çarpışmayı önleyemediği olayda, hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından atfı kabil kusuru bulunmadığı, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun dışı mahalde iki yönlü yolda seyrederken geldiği olay mahallinde, tepe üstünü hızını azaltarak kontrollü şekilde geçmeye özen göstermeyip, karşı yönden gelen ve şeridine girdiği anda hemen kendi şeridine dönen aracı gördüğünde panik yapıp ani sola manevra ile karşı şeride girmesiyle, karşı yönden davacı sürücü ... idaresindeki bu araçla karşı şerit üzerinde çarpıştığı olayda % 100 oranında tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, maluliyetinin tespitine yönelik kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 20.10.2022 tarihli raporda çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 13 olduğu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun tedavi süresince bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, maluliyet oranı nazara alınarak hesaplanan TRH 2010 ve prograsif rant yöntemine göre belirlenen tazminat hesabına ilişkin alınan bilirkişi raporunda 21.12.2018 tarih ve 30632 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan tarifeye göre sakatlanma halinde şahıs başına azami teminat limitinin 430.000,00-TL olduğu, davalı ... 07.12.2021 tarihi itibarıyla temerrüdünün oluştuğu, davacı ...’ın trafik kazası sonucu uğradığı, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 379.771,19-TL olduğu, gerekli belgeler de ibraz edilerek ... Yönetmeliğinin 9, 14. ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmadığından 24.11.2021 tarihinden itibaren diğer davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 04.10.2021 temerrüte düşeceği, olay nedeni ile cismani zarara uğrayan davacının manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek, maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne, 379.771,19-TL'nin davalı ... yönünden 24.11.2021 diğer davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 04.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 50.000,00-TL'nin kaza tarihi olan 04.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu ile kusur oranlarına ilişkin tüm çelişkiler giderilerek davacının hiçbir kusuru bulunmadığı ve ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'ın tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, dava konusu kazadan sonra davacının yatarak tedavi gördüğünü, çok sayıda cerrahi operasyon geçirdiğini, anılan kazada ağır şekilde yaralanan davacının geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, maddi tazminat yönünden tam kabul kararı verilirken manevi tazminat yönünden kısmen kabul kararı verildiğini, manevi tazminat talebi hakkında tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, davacı 1962 doğumlu olup şu an 62 yaşında olduğunu, yaşının da ileri seviyede olmasından dolayı vücudunda oluşan yaralanmalar ve kırıkların çok geç iyileştiğini, uzayan iyileşme sürecinde çok ağır elem, üzüntü ve ızdırap çektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılar tarafından Güvence Hesabına yazılı olarak başvurulduğu iddia edilmiş olup, davacının herhangi bir ödeme alıp almadığının araştırılmadığını, kaza esnasında kazaya neden olan ve sigortasız olduğu iddia edilen ... plakalı aracın ... AŞ nezdinde geçerli bir zorunlu mali mesuliyet poliçesi bulunduğunu, davacının ileri sürdüğü maddi ve manevi tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm tesis edildiğini, kazanın davacı tarafın kusurlu olarak sevk ve idaresindeki kamyonet tipindeki aracı ile K belgesi, psikoteknik yeterlilik belgeleri gibi belgeler olmadan, yük haddinden fazla yüklü bir halde, şerit ihlali yaparak Karayolları Trafik Kanunu'nun birden fazla maddesini ihlal etmesi neticesinde gerçekleştiğini, kaza tespit tutanaklarının tek başına hüküm kurmak için yeterli olmadığını, H.Ü. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 20.10.2022 tarihli raporun yasal mevzuat uyarınca hükme esas teşkil edebilecek mahiyette olmadığını, birden fazla sistem ve organı ilgilendiren beden hasarında kurulun en az 7 uzman hekimden oluşması gerektiğini, davacı lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava yoluna gidilmeden önce davalıya başvuru zorunluluğunun yerine getirilmediğini, kaza esnasında kazaya neden olan ve sigortasız olduğu iddia edilen ... plakalı aracın ... AŞ nezdinde geçerli bir zorunlu mali mesuliyet siegorta poliçesi bulunduğunu, söz konusu poliçenin geçerlilik hususunun hükme dayanak yapılan raporda denetime elverişli bir biçimde değerlendirilmediğini, hükme esas alınan raporlara karşı yapılan itirazlar değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’ında yapılan değişiklik ile 01.06.2015 tarihinden itibaren gerçekleşen trafik kazalarına ilişkin olarak yapılacak hesaplamalarda TRH 2010 tablosu ve %1,8 teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan sağlık kurulu raporu yetkili bir kurum tarafından düzenlenmiş bir rapor olmadığını, birden fazla sistem ve organı ilgilendiren beden hasarında kurulun en az 7 uzman hekimden oluşması gerektiğini, Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/554 E. sayılı dosyasında alınan kusur bilirkişi raporu ile çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, hükmedilen alacağa 24.11.2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ise de temerrüt koşullarının oluşmadığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazası nedeniyle yaralanarak iş gücü kaybına uğradığını ileri süren davacının işleten sürücünün hukuki sorumluluğu ile ... yönetmeliği kapsamında sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının maddi tazminat istemi yönünden tam kabulüne, manevi tazminat yönünden ise kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90 ile 6098 sayılı TBK'nun 49. 54 ve 56. Maddeleri gereğince trafik kazası nedeni ile oluşan maddi ve manevi zararlardan işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan maddi zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulmuştur. ...'nın sorumluluğu maddi tazminat ile sınırlıdır. ...'nın hangi hallerde sorumlu tutulduğu ve hesaba hangi şartların gerçekleşmesi halinde dava yöneltilebileceği 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve ... Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtilmiştir. Hak sahipleri karşısında, trafik kazası sonucunda meydana gelen zararlardan, ... ile diğer zarar sorumluları (işleten, teşebbüs sahibi, sürücü ve diğer yardımcı kimseler vs.) müştereken ve müteselsilen sorumludur (BK m.51). Yani ... sorumluluğunun doğmasıyla diğer zarar sorumlularının sorumlulukları ortadan kalkmaz. Hesapla birlikte devam eder. Bu itibarla, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan karşı aracın neden olduğu maddi zarardan, davalı ... ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur. Ancak, dosya kapsamında mevcut SBG merkezi cevabi yazı ekinde yer alan kayıtlarda davalı ... adına ... Sigorta Şirketi nezdinde 10.06.2021 - 10.06.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenen poliçenin 13.08.2021 tarihinde şüpheli tahsilat nedeniyle iptal edildiği belirtilmiş olup, mahkeme buna ilişkin kayıtlar getirtilerek kaza tarihi itibariyle geçerli bir zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2. Davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Dava konusu maddi olaya ilişkin Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2023/451 E. sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada hükme esas alına bilirkişi raporu doğrultusunda müşteki ... ile sanık ...'ın aynı oranda asli kusurlu oldukları kabul edilmek suretiyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapılması üzerine Ankara BAM 26. CD'nin 20/05/2025 tarih ve 2024/70 E. 2025/1168 K. sayılı ilamıyla sanık ve katılanın istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş, kararın 20.05.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK’nun “Ceza hukuku ilişkisinde” başlıklı 74. maddesi; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091 Karar). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Haksız fiil nedeniyle tazminat davasında kusur durumunun doğru şekilde tespit edilmesi önemlidir. Her ne kadar ceza dosyasında tespit edilen kusur durumu TBK'nın 74. maddesi gereğince hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza dosyasında tespit edilen kazanın oluş şekline yönelik olarak maddi vaka ve fiilin hukuka aykırılığının tespit edilmiş olması hukuk hakimini bağlar. Bu açıdan ceza dosyasındaki deliller de değerlendirilerek, ceza dosyasında kesinleşmiş maddi vaka çerçevesinde kusur durumu belirlenmelidir. Somut olayda her ne kadar dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan 19.12.2023 tarihli ATK kusur raporu dikkate alınarak mahkemece davacı Sürücü ...’ın kusursuz, davalı sürücü ...’ın % 100 oranında kusurlu olduğu olduğu şeklinde kusur tespiti yapılmış ise de ceza mahkemesi tarafından hükme esas alınan kusur raporunda davacı sürücü ... ile davalı sürücü ...’ın eşit oranda asli kusurlu oldukları kabul edildiğinden her iki mahkemece hükme esas alınan kusur raporları ile varılan sonuç arasında açık çelişki bulunmaktadır. Ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de hukuk hakimi maddi vakıa tespiti ile bağlı olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından eldeki dava dosyası kapsamında alınan kusur raporuna üstünlük tanınmış ise de taraflara yönelik ceza mahkemesinde belirtilen kusur atfına ilişkin raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek, itirazları karşılayacak şekilde kararda yeterli gerekçeye yer verilmemiştir. Nitekim, mahkemece hükme esas alınan raporda ceza mahkemesi kararındaki "sanık ve müştekinin aynı oranda asli kusurlu oldukları" yönündeki tespiti değerlendirilmemiştir. Kusur dağılımına ilişkin çelişkinin giderilmesi zorunlu olduğundan kusurun tespiti hususunda yapılan değerlendirme yetersiz olup davalıların sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırmada eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Bu durumda kesinleşen ceza dosyası, olaya ilişkin maddi olgular ile daha önce düzenlenmiş raporlar, tarafların beyan ve itirazları da dikkate alınmak sureti ile dosyanın İTÜ ya da Karayolları Fen Heyetinde görevli alanında uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi ile tarafların iddia savunmaları çerçevesinde kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde olayın oluşumunda tarafların yüzdelik şekilde kusur oranlarını gösterir kusur bilirkişi raporu alınmak suretiyle çelişkinin giderilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 3. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nın 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Somut olayda, davacı tarafından dava dilekçesine ekli Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.10.2022 tarihli maluliyet raporuna dayalı olarak iş görmezlik tazminatı ve manevi tazminat talep edilmiş olup, mahkemece de yargılama sırasında yeniden rapor alınmaksızın hüküm tesisi cihetine gidilmiştir. Dava konusu kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının ve bakıcı ihtiyacının belirlenmesi yönünden hükme esas alınan bu raporda Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının vücut çalışma gücünü % 13 nispetinde kaybettiği, sürekli iş göremez halde kaldığı, tıbbı iyileşme süresinin üç aya kadar uzayabileceği, bir ay süre ile sürekli başka birinin bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği ve mahkemece raporun hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Ancak, davacının son durumuna ilişkin değerlendirme içermeyen dava tarihinden önceki döneme ait davacının başvurusu üzerine düzenlenen rapor maluliyet oranı tespitine elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Mahkemece davacının maluliyet oranının tespiti için tüm tedavi evraklarının getirtilip gerekli muayenesi yapılmak ve son durumu belirlenmek suretiyle Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp ADB Başkanlığı'ndan içerisinde davacının mevcut yarlanmasına göre uzman hekim/hekimlerin de yer adlığı heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı ile süresi konusunda kaza ile illiyet bağı kuran açıklamalı, ayrıntılı ve denetime elverişli maluliyet raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından kusur ve maluliyet bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilmesini müteakip, gerektiğinde istinaf kanun yoluna başvuran davalılar yararına oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek aktüer bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi için taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen hususlardaki eksiklikler tamamlanarak yeniden hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kaldırma sebeplerine göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6-Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 24/37283 esasına yatırılan 750.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n