8. Hukuk Dairesi 2012/6321 E. , 2012/12839 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil Davacı-karşı davalı Hazine birleşen dosya davacısı ... ile ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne kısmen reddine dair Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.07.2010 gün ve 177/579 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Birleşen dosya davacısı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine, mevki
**8. Hukuk Dairesi 2012/6321 E. , 2012/12839 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil Davacı-karşı davalı Hazine birleşen dosya davacısı ... ile ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne kısmen reddine dair Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.07.2010 gün ve 177/579 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Birleşen dosya davacısı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine, mevkii ve sınırları dava dilekçesinde yazılı olan ve kadastro çalışmaları sırasında taşlık olarak tespit harici bırakılan taşınmazın TMK. nun 713 ve 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri dikkate alınarak aynı Kanunun 18. maddesi uyarınca, Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmesine rağmen oturumlara katılmamış ve cevap vermemiştir. ... ... ..., aynı yerle ilgili olarak Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine husumet yönelterek imar-ihya ve zilyetlik hukuki sebebine tutunarak, tapulamada taşlık olarak tescil harici bırakılan bu yerin kendisi adına tescili isteğiyle açmış olduğu davası 29.09.2006 tarih 2006/478-340 Esas ve Karar ... kararla birleştirilmesine karar verilmiş, yargılamalar Hazinenin açmış olduğu dava üzerinden yürütülmüştür. Yerel mahkemenin 3.2.2009 tarih 2006/283 Esas, 2009/41 Karar ... ilk kararında; davacı Hazinenin açmış olduğu davanın reddine, birleştirilen dava nedeniyle davacı ...ın davasının kısmen kabulüne, 26.2.2007 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfiyle gösterilen 60872,57 m2 lik taşınmazın son parsel numarası verilmek suretiyle... adına tapuya tesciline, bu kişinin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Hazine vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 5.11.2009 tarih 2009/4096-5302 Esas ve Karar ... ilamında açıklandığı üzere, araştırma bozması yapılarak Yerel Mahkemenin kararı bozulmuştur. Mahalli Mahkeme 7.4.2010 tarih ve 1 nolu oturumda bozma ilamına uyulmasına karar vermiştir. Bilindiği üzere ve kural olarak, bozmaya uyulmakla, ilamın tarafları için lehte ve aleyhte, usulü kazanılmış hak teşkil eder. Ancak, TMK. nun 713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil davaları kamusal yönü ağırlıklı davalar olup, bozma ilamı taraflar için lehte ve aleyhte usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Ayrıca, bu tür davalarda tarafların bildirdikleri delillerin haricinde mahkeme hakiminin gerek gördüğü hallerde re’sen araştırma ve delil toplama yetkisi de bulunmaktadır. Mahkemece, bozmadan sonra, 10.4.2010 tarihinde keşif yapılmıştır, davacının babasının kardeşi (amcası) ...yerel bilirkişi olarak dinlenmiştir. Bu kişi; köyde kadastro çalışmalarının 1966 yılında yapıldığını, dava konusu yerin taşlık arazi olarak tespit harici bırakıldığını, davacının babası ...’ın bu yerdeki taşları temizlemeye başladığını, çocuklarından... (birleştirilen davanın davacısı) gençlik zamanına erişince bu yerdeki taşların temizlenmesi işine yardım ettiğini, ...’ın 1980 yılından itibaren taşınmazdan elini çektiğini ve imar - ihya işlemlerine, ...ın tek başına devam ettiğini, temizleme işini 1984 yılında bitirdiğini, 1980 ila 1984 yılları arasında bedenen ve makine gücüyle tarlayı taşlardan temizlediğini, dava tarihine göre 22 yıldan beri ...ın malik sıfatıyla zilyet olduğunu açıklamıştır. Tanık..., yerel bilirkişi beyanlarıyla birebir örtüşecek biçimde açıklamalarda bulunmuştur. Tanık ... ... ise, dava konusu yeri davacının 1984 yılından beri arpa, buğday, mercimek ekerek tasarruf ettiğini, taşınmazın önceleri taşlık olduğunu, fakat ...tan önce kimin ihya ettiğini görmediğini, ...’ın da bu yeri kullandığını görmediğini açıklamıştır. Keşifte görevlendirilen fen ehli rapor ve krokisini dosyaya ibraz etmiştir. Ölçekli krokisinde, dava konusu yer A harfiyle ve 60872,57 m2 olarak belirlenmiştir. Harita mühendisi, hava fotoğraflarını bilgisayar ortamında sayısal hale getirerek, dava konusu yerin 20 seneyi aşkın süreden beri ... ... tarafından kullanıldığını tespit ettiğini rapor etmiştir. Akademik ünvanlı ziraat bilirkişisi ve jeoloji mühendisinin ortaklaşa hazırladıkları rapor ve ekindeki fotoğraflar incelenmiştir. Dava konusu taşınmazın %3-4 oranında taşlık problemi bulunan arazi kullanım kabiliyetine göre, 3. sınıf olduğu belirlenen taşınmazın imar ve ihya işlemlerinin tamamlanarak 1984 yılından beri tarım arazisi haline getirildiğini açıklamışlardır. Ancak, rapor ekindeki fotoğraflardan dava konusu taşınmaz ile çevre taşınmazların doğal bitki örtüsüne sahip oldukları gözlemlenmiştir. Tüm bunlardan ayrı olarak, davacı ...ın açmış olduğu eldeki dosyayla birleştirilen tescil dava dosyasına ve Hazinenin açmış olduğu iş bu dava dosyasına sunulan 26.12.2005 tarihli mahalli tespit tutanağı ve idari tahkikat tutanağına göre, bu tutanak ... ... tarafından da imzalanmıştır. Bu kişinin işgalinin 01.01.2003 tarihinde başladığı yazılmıştır. Yine ... ...’ın Kızıltepe Mal Müdürlüğü'ne imzalayarak vermiş olduğu 16.12.2005 tarihli dilekçesinde özetle; “..dava konusu yerin kadastroda taşlık olması nedeniyle tespit harici bırakıldığını, Konya ilinden taş toplama makinası getirterek, çok masraf yaparak, taşlarını temizleyerek tarla haline getirdiğini, halen sürüldükçe alttan taş çıkmakta ve her yıl çıkan taşları toplamak için ayrıca masraf yapmak zorunda kaldığını, bu yeri Hazineden kiralamak istediğini, kiralama yapıldığı taktirde doğrudan gelir desteği, pamuk desteği, mazot desteği gibi desteklerden yararlanma imkanı olacağını” açıklamıştır. Saptanan bilgi ve olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık 1962 yılında başlayıp 1968 yılında tamamlanan o yerdeki tapulama çalışmalarında “taşlık” olarak tespit harici bırakılan bu yerde imar ve ihya çalışmalarının tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise o tarihten itibaren davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığında toplanmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak, tapulama (kadastro) çalışmalarında taşlık niteliğiyle tescil harici bırakılan bir yerin imar ve ihyası tamamlandıktan sonra zilyetlikle edinme koşulları gerçekleştiği taktirde kazanılması mümkündür. Ancak, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 766 ... Tapulama Kanunun hükümlerine göre, 1962-1968 yılları arasında tapulama çalışmaları yapılıp tamamlanmıştır. 766 ... Tapulama Kanunu'nda, imar ve ihya yoluyla kazanıma imkan verilmemiştir. Ancak, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte imar – ihya yoluyla kazanıma imkan sağlanmıştır. Fakat 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki imar ve ihyadan amaç, emek ve para sarf ederek bu nitelikteki bir yerin ekonomiye kazandırılması amaçlanmıştır. Fakat dozer, kepçe ve iş makinaları kullanılmak suretiyle yerli kayaların veya büyük taşların çıkarılarak temizlenmesi işlemi imar ve ihya kabul edilmemektedir. Tüm bunlardan ayrı olarak, davacı ...ın bizzat kendisinin hür iradesiyle imzalayarak Kızıltepe Mal Müdürlüğü'ne sunmuş olduğu 16.12.2005 tarihli dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere, taşınmaz sürüldükçe alttan taş çıkmakta ve her yıl çıkan taşlar temizlendiğine göre, henüz imar ve ihyanın tamamlanmadığının kabulü gerekir. İdari tahkikat tutanağı tek başına davacı idare lehine delil teşkil etmemekle birlikte söz konusu tutanağı tanzim eden ve imzası bulunan kişilerin keşif mahallinde dinlenilmemesi de ayrıca bir eksiklik olarak belirlenmiştir. Tüm bunlardan ayrı olarak bu nitelikteki bir taşınmazın imar ve ihya edildiğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının dava tarihinden önceki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1976-1986 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerektiği uzman öğretim üyelerinin yayınlarındaki görüşleridir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği bilinmelidir. Mahkemece uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; dosyada daha önce dinlenen Öğretim Üyesinin dışındaki başka bir Öğretim Üyesi seviyesinde Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'nden bir ziraat mühendisi, bir harita veya kadastro mühendisi ile bir jeolog’dan oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle dava tarihine göre 20 – 30 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş (1976-1986) stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin, zilyetliğin ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Şahit ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi sınırlarıyla belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak karar verilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilemez. Ayrıca, taşınmaz başında yapılacak keşifte Kaymakamlık aracılığıyla belirlenecek yaşlı ve yansız kişiler arasından seçilecek üç mahalli bilirkişi ile davacıların bildireceği tanıklarının ve idari tahkikat tutanağında isimleri bulunan kişilerin yöntemine uygun olarak çağırılarak bu yerle ilgili olarak yer ve zaman gösterilerek kapsamlı bilgi ve beyanlarının alınması, beyanlar arasında çelişki olduğu taktirde giderilmesi, ayrıca komşu parsellere ait tutanakların tüm sayfalarının fotokopileri getirtilerek dosyaya konulması ve bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları mevcut ise, o kayıtlarında bulundukları yerlerden (Tapu Müdürlüğü ve İl Özel İdare Müdürlüğünden) getirtilerek dava konusu taşınmaz yönünü ne ve kim okuduğunun açık bir biçimde belirlenmesi, tüm bu bilgi ve saptamaların keşfi izlemeye, infazı sağlamaya el verişli tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz uzman bilirkişiye düzenlettirilecek koordinatlı ve ölçekli kroki ve rapora yansıttırılması, mahallinde gerekli ilanlarının yapılması, fen ehlinin krokisinin Tapu Müdürlüğüne gönderilerek bu yerle ilgili herhangi bir tapunun oluşup oluşmadığının (çifte tapuyu önlemek için) araştırılması, özellikle davacının Mal Müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçesinin ve taşınmazdaki imar ve ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının, taşınmazın çeşitli yerlerinde kazılar yaptırılarak saptanması, taşınmazın çeşitli yönlerden renkli fotoğraflarının çektirilerek hakimlikçe onaylanarak dosya arasına alınması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek ve dosyada belirtilen belge ve deliller göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 ... HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.