DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3118 E. , 2024/847 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3118 Karar No : 2024/847 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Başpolis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Te…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3118 E. , 2024/847 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3118 Karar No : 2024/847 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Başpolis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/32. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Tüzüğün 15. maddesi uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine karar verilerek görevi gereği yükselebileceği son kademede bulunduğundan, 657 sayılı Yasa'nın 125. maddesi gereği brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılması cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin İzmir Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin davanın reddine ilişkin (anılan tarih itibariyla yetkili) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Beşinci Dairesinin 11/04/2018 tarih ve E:2016/23518, K:2018/13374 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyulmak suretiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde öngörülen ve davacı hakkında önerilen "meslekten çıkarma" cezasının Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunda görüşülmesi, Tüzüğün 15. maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde bir derece aşağı cezanın uygulanması kararının da, meslekten çıkarma cezasında olduğu gibi, 3201 sayılı Kanun'un Ek 7. maddesinde yer alan hüküm gereğince Valinin önerisi, Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile kesinleşmesi gerektiğinden, İl Polis Disiplin Kurulunda görüşülüp karara bağlanarak, Valinin onayı ile tesis edilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının maaşından yapılan kesintilerin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 04/05/2023 tarih ve E:2021/8983, K:2023/2487 sayılı kararıyla; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek 5. maddesinde, polis memurlarına her derecedeki disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğu kurala bağlandığından ve ceza verme yetkisine sahip olan kurulun alt ceza uygulanması konusunda da yetkisinin bulunduğu dikkate alındığında, davanın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin yetkili makam tarafından tesis edilmediği gerekçesiyle iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali ile yoksun kalınan aylık, parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin haklı ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, yerel mahkemenin eksik ve hatalı hüküm kurduğu, dava konusu işlemde sözü edilen 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek 5. maddesinde, polis memurlarına her derecedeki disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğu kurala bağlandığından ve ceza verme yetkisine sahip olan kurulun alt ceza uygulanması konusunda da yetkisinin bulunduğu dikkate alındığında, yerel mahkemenin vali onayı ile işlem tesis edilmesi nedeniyle dava konusu işlemin iptaline karar vermesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bu sebeple yerel mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucu bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ : Olayda, davacı lehine usuli müktesep hak oluştuğu gerekçesiyle, temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince (anılan tarih itibariyla yetkili) davanın reddine ilişkin verilen kararın, Danıştay Beşinci Dairesinin 11/04/2018 tarih ve E:2016/23518, K:2018/13374 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünde öngörülen ve davacı hakkında önerilen "meslekten çıkarma" cezasının Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunda görüşülmesi, Tüzüğün 15. maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde bir derece aşağı cezanın uygulanması kararının da, meslekten çıkarma cezasında olduğu gibi, 3201 sayılı Kanun'un Ek 7. maddesinde yer alan hüküm gereğince valinin önerisi, Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile kesinleşmesi gerektiğinden, İl Polis Disiplin Kurulunda görüşülüp karara bağlanarak, valinin onayı ile tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulması üzerine, ... İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak dava konusu işlemin iptaline, parasal hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 17/06/2020 tarih ve E:2019/3220, K:2020/2413 sayılı kararı ile anılan kararın onandığı, bu kez davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurması üzerine Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 tarih ve K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay İkinci Dairesine iletilen dosyada Danıştay İkinci Dairesinin 04/05/2023 tarih ve E:2021/8983, K:2023/2487 sayılı kararıyla; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek 5. maddesinde, polis memurlarına her derecedeki disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğu kurala bağlandığından ve ceza verme yetkisine sahip olan kurulun alt ceza uygulanması konusunda da yetkisinin bulunduğu dikkate alındığında, davanın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin yetkili makam tarafından tesis edilmediği gerekçesiyle iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle Erzincan İdare Mahkemesi kararının bozulduğu, İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali ile parasal hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki kararında ısrar edildiği görülmektedir. Temyiz incelemesi sonucunda bir mahkeme kararının işin esasına ilişkin olarak bozulması hâlinde mahkemenin, bozma kararına uymak veya ilk kararda ısrar etmek olanağı bulunmaktadır. Mahkemenin ilk kararda ısrar etmeyerek, bozma kararına uymak suretiyle verdiği kararın temyizi hâlinde, temyiz mercii, bu kez bozma kararına uygun karar verilip verilmediğini incelemek durumundadır. Temyiz incelemesi sırasında, temyiz merciinin, aynı yasal düzenlemeyle farklı bir sonuca ulaşması, ilk bozma ve buna uyularak verilmiş olan yargı kararının aynı mevzuat karşısında yeniden değerlendirilmesi, taraflar ve uygulama açısından istikrar ve kazanılmış haklar yönünden, aykırı sonuçlar yaratabilir. İdare Mahkemesince, Danıştayın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak inceleme, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olmak durumundadır. Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasında; "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmüne yer verilerek, bu husus Kanun hükmü hâline getirilmiştir. Bununla birlikte, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usûl kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda usûli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği yüksek yargı içtihadıyla kabul edilmektedir. Bu husus, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasının somut norm denetiminin yapıldığı Anayasa Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararının "Anlam ve Kapsam" kısmında şu şekilde ifade edilmiştir. "12. Bu itibarla kural, mahkemece bozma kararına uyulmasıyla birlikte taraflardan biri lehine ortaya çıkan hukuki sonucun -söz konusu tarafın bu sonucun devam etmesi yönündeki beklentisinin korunmamasını haklı ve zorunlu kılacak bir sebep bulunmadığı sürece- temyiz merciince değiştirilememesini ifade etmektedir. Dolayısıyla kural, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen heyet oluşumunun değişmesi, heyetin görüş değiştirmesi ya da aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlaması gibi nedenlerle bozma kararının aksi yönünde kararlar verilmesine engel teşkil etmektedir." Bakılan uyuşmazlıkta ise; Danıştay İkinci Dairesi, Danıştay Beşinci Dairesince verilen ilk bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararı, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlamak suretiyle, bu uyuşmazlıkta daha önce temyizen inceleme sonucu verilmiş bir karar yokmuş ve uyuşmazlık, ilk kez temyizen inceleniyormuşçasına değerlendirerek, aksi bir gerekçeyle bozmuştur. Bu durumda; İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 11/04/2018 tarih ve E:2016/23518, K:2018/13374 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararın yeniden bozulmasına ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 04/05/2023 tarih ve E:2021/8983, K:2023/2487 sayılı kararı, usûli kazanılmış hak ilkesiyle sağlanmaya çalışılan amaca aykırı olması nedeniyle, usule uygun bulunmadığından, anılan karara uyulmayarak, Mahkemece dava konusu işlemin iptali ile parasal haklarının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen ve temyizen incelenen ısrar kararı, sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ile parasal hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava, Tunceli ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde Başpolis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/32. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Tüzüğün 15. maddesi uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine karar verilerek görevi gereği yükselebileceği son kademede bulunduğundan 657 sayılı Yasa'nın 125. maddesi gereği brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılması cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin İzmir Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan maddenin diğer hükümleri, 7068 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir. Davacının üzerine atılı olan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin 32. bendi uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen, "Sendikaların veya üyesi bulunmadıkları derneklerin yapacakları bilimsel, kültürel ve teknik nitelik taşımayan açık veya kapalı yer toplantılarına veya gösteri yürüyüşlerine görevli olmaksızın katılmak, üyesi veya ortağı bulundukları tüzel kişiliklerin kapalı yer toplantılarına silahlı olarak veya açık yer toplantı ve gösteri yürüyüşlerine resmi giysili veya silahlı olarak katılmak veya üyesi bulundukları derneklerin tüzüklerinde belirtilen amaçları dışındaki çalışmalarını veya bu nitelikteki toplantı veya gösteri yürüyüşlerini düzenlemek veya bunlara katılmak"" fiili, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 6. fıkrasının (t) bendinde, yine meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Diğer taraftan, 3201 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan Ek 5. ve Ek 7. maddelerinde yer alan, il polis disiplin kurullarının, kuruldukları il emniyet kadrosundaki polis memurlarına ait bütün disiplin cezalarını vermeye yetkili olduğu ve bu kurulların polis memurları hakkında verdikleri meslekten çıkarma cezalarının valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayıyla kesinleşeceği yolundaki düzenlemenin, 7068 sayılı Kanun'un 17. ve 18. maddelerinde aynen yer aldığı görülmektedir. Öte yandan; yargılamanın geldiği aşama itibarıyla, usuli muktesep hak kavramının ve istisnalarının değerlendirilmesi gerekmiştir. Yargıtay'ın 04/02/1959 tarih ve E:1957/13, K:1959/5 sayılı ve 09/05/1960 tarih ve E:1960/21, K:1960/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıyla, hukukta uygulamaya giren usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanmaktadır. İlk derece mahkemesinin doğru bularak uyduğu bozma kararı üzerine, temyiz yerinin bozma kararı ile benimsediği esaslara aykırı şekilde bozma kararı verememesi olarak tanımlanan bu ilkenin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/07/2006 tarih ve E:2006/4-519, K:2006/527 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kimi istisnaları da bulunmaktadır. (Aynı doğrultuda, HGK’nun 21/01/2004 tarih ve E:2004/10-44, K:2004/19, 03/02/2010 tarih ve E:2010/4-40, K:2010/54 sayılı kararları bulunmaktadır.) Usuli müktesep hak ilkesine göre; mahkemenin, bozmaya uymasından sonra, yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili bir kanun çıkması; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir. Bu açıdan uyuşmazlık ele alındığında, ... İdare Mahkemesince (anılan tarih itibariyla yetkili) davanın reddine ilişkin verilen karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 11/04/2018 tarih ve E:2016/23518, K:2018/13374 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünde öngörülen ve davacı hakkında önerilen "meslekten çıkarma" cezasının Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunda görüşülmesi, Tüzüğün 15. maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde bir derece aşağı cezanın uygulanması kararının da, meslekten çıkarma cezasında olduğu gibi, 3201 sayılı Kanun'un Ek 7. maddesinde yer alan hüküm gereğince valinin önerisi, Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile kesinleşmesi gerektiğinden, İl Polis Disiplin Kurulunda görüşülüp karara bağlanarak, valinin onayı ile tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; Danıştay Beşinci Dairesince, maddi hataya dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna varılmıştır. Zira, 3201 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan Ek 5. maddesinde ve 7068 sayılı Kanun'un 17. maddelerinde yer alan, il polis disiplin kurullarının, kuruldukları il emniyet kadrosundaki polis memurlarına ait bütün disiplin cezalarını vermeye yetkili olduğuna ilişkin düzenlemeler açık olup anılan hususlar değerlendirilmeden Danıştay Beşinci Dairesince yukarıda belirtilen gerekçeyle verilen bozma kararına, idare mahkemesince uyulması neticesinde, davacı lehine usuli müktesep hak oluştuğundan bahsetmeye olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla; temyize konu karar açısından, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.