Başvurucu, meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, aynı suçtan iki kez yargılandığını, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını, maaş ve özlük haklarından mahrum kaldığını, aynı soruşturma kapsamındaki polislerden birinin açtığı iptal davası lehine sonuçlanırken kendi açtığı davanın reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 10. , 35. , 36. ve 38. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal
Başvurucu, meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, aynı suçtan iki kez yargılandığını, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını, maaş ve özlük haklarından mahrum kaldığını, aynı soruşturma kapsamındaki polislerden birinin açtığı iptal davası lehine sonuçlanırken kendi açtığı davanın reddedildiğini belirterek Anayasa’nın , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlallerin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 6/1/2014 tarihinde Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 21/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde trafik polisi olarak görev yapmakta iken, bir trafik kazası ile ilgili tutulan ve başvurucunun imzasının da bulunduğu tutanak sonucu sigorta şirketinden hasar bedelini alan kişinin gerçekte böyle bir kazanın olmadığı, bu şekilde haksız kazanç elde ettiği ve polis memurlarının da bu yolla menfaat temin etmeye çalıştıkları yönündeki ifadesi üzerine adli ve idari soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun görevi kötüye kullanmak suretiyle sigorta şirketlerinden para tahsil etmek isteyen kişilere muhteviyatı itibarıyla gerçek olmayan kaza tutanağı tanzim ederek kendisine menfaat sağlamak suçu kapsamında hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 25/4/2002 tarih ve Haz. No:2002/2723, K.2002/3658 sayılı kararıyla sanığın yüklenen suçu işlediğini gösterir şikâyetçinin iddiasından başka sanık hakkında kamu davası açılmasına yeterli kanıt elde edilemediğinden kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. İdari yönden yürütülen soruşturma sonucunda ise Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 21/9/2001 tarih ve 2001/327 sayılı kararıyla başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun söz konusu işlemin iptali istemiyle açtığı davada, İstanbul İdare Mahkemesinin 30/4/2003 tarih ve E.2002/506, K.2003/571 sayılı kararıyla dava konusu disiplin cezasını vermeye yetkili Yüksek Disiplin Kurulunca davacının savunması alınmaksızın verilen dava konusu kararın hukuka ve mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle başvurucunun meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir. Anılan karar, davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Dairesinin 5/10/2004 tarih ve E.2003/1444, K.2004/2888 sayılı kararıyla 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun ek maddesinde polis memurlarına bütün disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğu kurala bağlandığından ve ceza verme yetkisine sahip olan kurulca da yürütülen soruşturma sırasında alınan savunmasından ayrı olarak davacıdan son savunmasının istenilmesi ve yazılı savunmasının alınması karşısında İdare Mahkemesince davanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptali yönündeki kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Danıştay Dairesinin 9/10/2007 tarih ve E.2005/3036, K.2007/4367 sayılı kararıyla reddedilmiştir. İstanbul İdare Mahkemesi, 21/1/2008 tarih ve E.2008/79, K.2008/117 sayılı kararıyla bozma kararına uyarak işin esasını incelemesi neticesinde, davacının, trafik kazası meydana gelmediği halde para karşılığı gerçekleşmiş gibi kaza tespit tutanağı düzenlediği, dolayısıyla fiilin sabit olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Dairesinin 23/11/2009 tarih ve E.2008/2865, K.2009/6477 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 6/7/2010 tarih ve E.2010/1665, K.2010/3737 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, yukarıda belirtilen Mahkeme kararında AİHS ile korunan haklarının ihlal edildiğini belirterek, 25/1/2011 tarihinde 22203/11 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır. AİHM tarafından 21/11/2013 tarihinde verilen kararla, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna dair şikayeti Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye kararına atıfla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun ile kurulmuş olan Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği gerekçesiyle iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle; diğer şikayetleri ise AİHS’in ve maddelerinde ortaya konan kabul edilebilirlik koşullarının yerine getirilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. AİHM’in bu kararı başvurucuya 9/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 6/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair 9/1/2013 tarih ve 6384 sayılı Kanun’un , , , ve maddeleri şöyledir:“Amaç MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesidir.KapsamMADDE 2 – (1) Bu Kanun;a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği,iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar.(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklif edilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanun hükümleri uygulanabilir.(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.…Müracaatın şekli ve süresiMADDE 5 – (1) Komisyona müracaat, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmi kayıt kabul mektubu, başvuru formu ve diğer ilgili bilgi ve belgelerle birlikte, müracaat edenin kimlik bilgilerini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır.(2) Başvuran, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Komisyona müracaat edebilir. Bu süre içinde müracaatta bulunmayanlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin münhasıran iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararının kendilerine tebliğinden itibaren bir ay içinde de Komisyona müracaat edebilirler.…Müracaatın reddi MADDE 6 – (1) Komisyon;a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,ç) Müracaatın 2 nci madde kapsamına girmediğini, tespit ederse müracaatı reddeder.Müracaat hakkında karar ve karara itirazMADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde karar vermek zorundadır.(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir.(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır.”