8. Hukuk Dairesi 2012/8416 E. , 2013/2384 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve Doğanlı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.10.2009 gün ve 458/911 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; dava dilekçesinde mevki ve sınırları belirtilen 8.434 m2'lik taşınma
**8. Hukuk Dairesi 2012/8416 E. , 2013/2384 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve Doğanlı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.10.2009 gün ve 458/911 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; dava dilekçesinde mevki ve sınırları belirtilen 8.434 m2'lik taşınmazın 30 yıldan beri vekil edeninin zilyetliğinde olup tarım arazisi niteliğinde olduğunu açıklayarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece, kadastro çalışmalarında ... Çayı yatağı vasfı ile tespit harici bırakılan taşınmazın zilyetlikle edinme koşulları davacı lehine gerçekleştiğinden 10.06.2009 tarihli teknik bilirkişi raporunda gösterilen 7.767,46 m2'lik yerin davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın 1963 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ... Çayı yatağı içinde kalması nedeniyle tescil harici bırakıldığı saptanmıştır. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif (nehir-çay) dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. Mahallinde yapılan 02.06.2009 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları: dava konusu taşınmazın 25-30 yıldan beri davacı tarafından tarımsal amaçlı olarak kullanıldığını açıklamış ise de, aynı keşifte görevlendirilen ziraat mühendisi bilirkişi: 23.06.2009 tarihli raporunda dava konusu taşınmazın Kartalkaya Barajı'nın yapım tarihi olan 1972 yılından önce ... Çayı yatağı içinde kaldığını, barajın yapımı ile birlikte çay yatağı olmaktan çıktığı ve sel taşkınlarının getirdiği kil, kum ve çakılların çökelmesi ile oluşan zayıf toprak üzerinde davacının tarım yapmaya başladığı, ancak, zemindeki toprak zayıf olduğundan davacının toprak çekmek suretiyle toprak derinliğini artırdığını ve toprağı işleyip çeşitli tarımsal girdiler kullanarak bitki besin elementlerince zengin hale getirdiği, böylece toprak derinliğinin halen 30-40 cm civarında olduğunu bildirmiş, aynı keşfe katılan Jeoloji mühendisi bilirkişi de taşınmaz üzerindeki litolojiden dolgu yapıldığının anlaşıldığını belirterek ziraat mühendisi bilirkişinin raporunu desteklemiştir. Taşınmazın tarıma uygun olmayan yerlerden iken davacı tarafından toprak dolgu yapılmak suretiyle işlenebilir toprak derinliğinin artırılarak tarıma uygun hale getirildiği uzman bilirkişi raporlarıyla saptanmıştır. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, başka yerden toprak taşımak suretiyle dolgu yaparak tarıma elverişli olmayan bir yeri kültür arazisi haline getirmek imar-ihya sayılmayacağından davanın reddine karar vermek gerekirken, takdiri delil niteliğindeki tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir. Kabulü ile hükmün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.