T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1404 KARAR NO : 2026/352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : Dr.... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2024 NUMARASI : 2023/447 Esas - 2024/665 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05/…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1404 KARAR NO : 2026/352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : Dr.... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2024 NUMARASI : 2023/447 Esas - 2024/665 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05/03/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 03/08/2019 tarihinde sürücü ...’un,sevk ve idaresindeki aracı ile seyri sırasında, ... plakalı traktör ve buna bağlı römorkun arka kısımlarına çarpması sonucunda meydana gelen kazada sürücü ...’un aracında yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığını, ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesinin bulunmadığını, bu nedenle güvence hesabının kaza tarihinde geçerli olan teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, davacının içinde yolcu olduğu Hollanda plakalı aracın ise ... nezdinde geçerli yeşil kartı bulunduğundan oluşan zarardan sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının uğradığı geçici ve sürekli işgöremezlik nedeniyle yaralanmaya bağlı 300.00 TL maddi tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, Dairemiz kaldırma kararından sonra sunulan 19/08/2024 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini davacı için geçici iş göremezlik zararına istinaden 18.694,88-TL, sürekli iş göremezlik zararına istinaden 780.000,00-TL (her iki sigorta şirketi bakımından iki poliçe limiti dikkate alınarak müştereken müteselsilen), bakıcı gideri zararına istinaden 7.675,20-TL olmak üzere toplam 806.370,08-TL olarak artırmıştır. Davalılar vekilleri, ayrı ayrı cevap dilekçesi sunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan ilk yargılamayı müteakip, maluliyet raporunun düzenlenmesi için davacı asılın ATK başkanlığı'na sevkine karar verildiği, davacı vekilinin 4 no'lu celsede; "Müvekkilim Hollanda'da yaşamaktadır, ancak yazın Türkiye'ye gelebilecektir, dosyanın duruşmasının ileri bir tarihe bırakılmasını talep ediyoruz," şeklinde beyanda bulunduğu, bu durumun belirsizlik arzettiği,bu kez davacı tarafa 3 nolu celse 4 nolu ara karar gereği Hacettepe ATK'ya başvuru yapmak, iş bu başvuruyu belgelendirmek ve mahkemeye sunmak üzere ihtaratlı 2 haftalık kesin süre verildiği,ancak kesin süre içerisinde iş bu ara karar gereğinin yerine getirilmediği, davacının yaralanmasına bağlı maluliyet oranının tespiti için davacı asılın ATK başkanlığı nezdinde muayene olması zorunlu olup, ispat yükü üzerinde bulunan davacının verilen kesin süre içerisinde muayene olmadığı, bu suretle söz konusu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilerek, ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/911Esas - 2023/696 Karar nolu 10/05/2023 tarihli ilamı ile kararın; ‘Somut olayda da; mahkemece ön inceleme duruşmasının 20/03/2020 tarihinde yapılmasına karar verilmiş ise de ön inceleme duruşması yapılamadığı, Covit-19 Koronavirüs Bilim Kurulunun önerileri kapsamında ön inceleme duruşmasının 05/06/2020 tarihine ertelendiği, 05/06/2020 tarihli duruşmanın da Covit-19 Koronavirüs önlemleri kapsamında yapılamadığı ve duruşmanın 25/09/2020 tarihine ertelendiği, bu süreç içerisinde davacıya ait bütün tedavi evrakları toparlanarak 05/08/2020 tarihli talep dilekçesi ile davacının ikametgah adresinin yurt dışı olması ve talep dilekçesi tarihinde 25 gün boyunca Türkiye'de bulunacak olması nedeniyle bu süre zarfı içerisinde kazadan dolayı sakatlığının belirlenebilmesi açısından davacının Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Bölümü Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na sevki sağlanarak rapor tanzim edilmesinin talep edildiği, mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na elden takipli 19/08/2020 tarihli müzekkere yazıldığı, Hacettepe Üniversitesi'nden davacının muayenesine ilişkin verilen randevu gününün ileri bir tarihte olması nedeniyle davacının Hollanda'ya dönmek zorunda kaldığı ve muayene olamadığı, 25/09/2020 tarihinde yerel mahkemede görülen davanın ön inceleme duruşmasının 4 no'lu ara kararında Hacettepe ATK'ya yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına karar verildiği, Hacettepe ATK'dan gelen cevap yazısında ilgili yazının bölüme ulaşmadığının belirtildiği,bunun üzerine mahkemenin 22/01/2021 tarihli duruşmasında davacı vekili tarafından söz alınarak davacının Hollanda'da yaşamakta olduğu, ancak yazın Türkiye'ye gelebileceği belirtilerek dosyanın duruşmasının ileri bir tarihe bırakılmasının talep edildiği, mahkemece aynı celsenin 1 no'lu ara kararında; "Davacı tarafa 3 nolu celse 4 nolu ara karar gereği Hacettepe ATK'ya başvuru yapmak, işbu başvuruyu belgelendirmek ve mahkememize sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı takdirde iş bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının davacı tarafa ihtarına, (ihtarat yapıldı)" şeklinde ara karar verildiği, 2 haftalık kesin süre içerisinde 29/01/2021 tarihinde davacı vekili tarafından davacının gerek Türkiye gerekse Hollanda'da geçirmiş olduğu tedavi evrakları tercüme ettirilerek Hacettepe Üniversitesi'ne başvuru yapıldığı, başvuru yapıldığını gösterir 1425505 sayılı derkenar edilmiş elden takipli müzekkerenin mahkemeye sunulduğu, davacı vekilinin 23/03/2021 tarihinde mahkemeye sunulan talep dilekçesinde, gelinen aşamada Covid-19 salgını nedeni ile Hollanda’da yaşayan davacının Türkiye'ye girişi yakın zamanda mümkün olmadığından davacıya ait daha önceden dosyaya sunulan tedavi evraklarının, son durum raporlarının eklenmesi suretiyle dosyanın güncel kararlar doğrultusunda maluliyet raporu alınmak üzere Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na (Adli Tıp) gönderilmesinin talep edildiği, mahkemece 26/03/2021 tarihli duruşma ara kararı ile söz konusu talebin de reddedilmesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yargılama safahatında gerek Covid-19 salgını nedeniyle sağlık sebebi ile yurtdışına giriş çıkışların sınırlanması gerekse davacının yurtdışında yaşamakta olduğunun sabit olması karşısında yurda geliş tarihlerinin yaz ayları olduğunun davacı vekili tarafından mahkemeye açıkça ve defaatle bildirilmiş olmasına karşın mahkemece anılan tarihlere ilişkin tüm taleplerin reddi ile davacının ülkede bulunamayacağı, dolayısıyla ATK tarafından da muayene edilemeyeceği tarihlere ilişkin kesin mehil yoluyla davacının ATK’ya sevki hususunda ara karar kurularak akabinde de davacının maluliyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmediği gibi, mahkemece bu hususta davacı tarafa verilen sürenin usulüne uygun olduğunun kabulü de mümkün görülmemektedir. Bu durumda mahkemece öncelikle davacı vekili tarafından daha önceden dosyaya sunulan davacıya ait tedavi evraklarının, son durum raporlarının eklenmesi suretiyle dosyanın maluliyet raporu alınmak üzere ilgili Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi suretiyle davacının geçirdiği kaza nedeniyle kaza tarihinde geçerli Yönetmelik hükümleri uyarınca maluliyet durumunun belirlenmesinin istenmesi, ilgili ATK tarafından bu şekilde rapor tanzim edilemeyeceğinin bildirilmesi halinde ise davacı vekiline, davacının yurtdışında yaşadığı hususu da gözetilerek müvekkilinin maluliyet raporu alınmak üzere hazır edilmesinin sağlanması için makul bir süre tanınması ile davacının bu şekilde ilgili ATK’ya sevkinin sağlanması ile davacının geçirdiği kaza nedeniyle kaza tarihinde geçerli Yönetmelik hükümleri uyarınca maluliyet durumunun belirlenmesinin istenmesi ile, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hak arama ve savunma hakkını kısıtlar şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı’ gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile 12.438,37 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 730.111,19 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 7.675,20 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 750.224,76 TL maddi tazminatın 08/11/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (her bir davalı 390.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 12.438,37 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 7.675,20 TL bakıcı gideri tazminatı ile sorumlu olacak şekilde ve toplam tazminat miktarını aşmamak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece davacının gelirine ilişkin Türkiye’de uygulanan asgari ücret üzerinden yapılan hesabın hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, davacının maddi tazminat alacağının hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu ile tespit edilen rakamlardan çok daha yüksek olduğunu,hükme esas bilirkişi raporunda hem Hollanda asgari ücreti hem de Türkiye asgari ücreti baz alınmak suretiyle terditli olarak maddi tazminat hesabı yapıldığını, mahkemece davanın "Türkiye asgari ücretine" ilişkin veriler üzerinden yapılan hesaplamaya göre kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacının Hollanda’da ikamet ettiğini, bu nedenle yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, ikamet ettiği yabancı ülkede resmi geliri varsa bu geliri ispat etmesi halinde bu gelir dikkate alınarak, bu geliri ispat edilemezse ise de ikamet ettiği ülkenin asgari ücreti araştırılarak bu ücretin dikkate alınması gerektiğini, mahkemece, dosyaya sunulan gelir evraklarının kabul edilmemesi halinde Hollanda asgari ücretine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, mahkemece istenilen gelire ilişkin yeminli tercüman tarafından çevrilmiş gelir belgeleri noksansız olarak dosyaya kazandırılmasına rağmen gerekçeli kararda bu evrakın sunulmadığına yönelik tespitler yapılmasının yerinde olmadığını, davalılardan Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosunun, sigorta şirketleri gibi "limitle" sınırlılığı bulunmadığını, limit sınırları dahilinde kalınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, Güvence Hesabının, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi yaptırmayan araçların neden olduğu kazalarda, kaza tarihinde geçerli olan teminat limitleri dahilinde teminat sağladığını, bu teminat limitinin kaza tarihi olan 03.08.2019 tarihi itibariyle kişi başına sakatlanma halinde 390.000,00-TL ve kişi başına tedavi gideri teminatı 390.000,00-TL olmak üzere toplam 780.000,00-TL olduğunu, Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu’nun, özel mevzuata tabii olması nazara alınarak tanzim edildiği ülkede kaza tarihinde geçerli teminat limitlerinin araştırılması gerektiğini, mahkemece yeşil karta tabii poliçenin istenip incelenmesi ve davacı lehine en yüksek olanın uygulanması gerektiğini, Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu'nun, kaza tarihinde Türkiye'de yürürlükte olan ZMMS poliçe teminat limitlerini aşan kısımdan da sorumluluğu bulunduğunu, davacının maluliyet oranının hükme esas alınan raporda belirtilen oranın oldukça üstünde olduğunu, kaza neticesi kafa bölgesinde-yüzde gözle görülür büyük bir yara izinin kalmış olmasına rağmen sakatlanmasına ilişkin yalnızca %7 oranında bedensel özür tayini yapılmasının yerinde olmadığını, hükme esas alınan kusur raporunda mevcut aleyhe hususları kabul etmediklerini, davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru yahut müterafik kusuru bulunmadığını, davayı teselsül hükümlerine dayanarak açtıklarından davalıların her birinin, zararın tamamından sorumlu olacağını, mahkemece davalılar lehine davanın reddedilen toplam kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre hesaplanacak tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının yerinde olmadığını, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, maluliyetin tespit edildiği yönetmelik, maluliyet oranı, kusur oranları, gelire ilişkin veriler, bakiye ömür tablosu ve diğer verilerin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; aynı kazaya ilişkin Ankara 13. ASTM’nin karara çıkan 2019/633 Esas sayılı dosyasında ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından düzenlenen rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün %70, davacının %30 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesi nedeniyle mahkemece hükme esas alınan kusur raporu ile bu rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını,davalı ...’nın hükmedilen zararlardan sadece tek bir teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu,tazminat hesaplamasının TRH 2010 Tabloları ve 1,65 Teknik Faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, kaza tarihindeki mevzuat uygulanacaksa da eski Genel Şartlar gereği 1,8 oranında teknik faiz uygulanması gerektiğini, istiap haddinin aşılmış olması zararı doğurduğundan ve artırdığından, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara bağlı maddi tazminat talebine ilişkindir. 1- Haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat taleplerinde kusurun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Haksız eylemin suç teşkil eden bir fiil olması halinde, haksız eyleminin ceza dosyasında, sübuta ermesi halinde, haksız fiile ilişkin ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı hukuk hakimini de bağlayacağından, az da olsa kusurun varlığı gözardı edilmemelidir. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca 03.08.2019 tarihinde sürücü ...’un sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında aracının ön kısımlarıyla aynı yönde seyir halinde olan sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki traktör ve buna bağlı römorka arkadan çarpmasıyla meydana gelen kazada her iki sürücünün kural ihlali olduğunun belirlendiği, Eskipazar CBS’nin 2019/85 soruşturma nolu dosyasında alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’ın asli, sürücü ...’un tali kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece ceza yargılamasına ilişkin dosya muhteviyatının dosyaya kazandırılmadığı, mahkemece hükme esas alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’ın % 90 oranında, sürücü ...’un %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, aynı kazaya ilişkin Ankara 13. ASTM’nin karara çıkan 2019/633 Esas sayılı dosyasında ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından düzenlenen rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün %70, davacının %30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, neticeten mahkemece kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’ın % 90 oranında, sürücü ...’un % 10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği raporun esas alınmasıyla karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki davada mahkemece öncelikle kazaya ilişkin ceza yargılaması dosyası muhteviyatının dosyaya kazandırılması,anılan yargılamada alınan kusur raporu ve aynı kazaya ilişkin Ankara 13. ASTM’nin karara çıkan 2019/633 Esas sayılı dosyasında ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından düzenlenen raporun da irdelenmesiyle Karayolları Fen Heyetinden oluşacak bilirkişi kurulundan kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve çelişkilerin giderilmesi amacıyla rapor alınması ve tüm delillerin toplanmasıyla karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. 2-Somut olaya konu kazaya ilişkin Eskipazar CBS’nin 2019/85 soruşturma nolu dosyasında Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nden alınan rapor uyarınca, Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin bila tarih ve 5532 sayılı raporunda davacının geçirdiği trafik kazasına bağlı yapılan muayenesinde ;alnında 10 cm vertikal kesi ve çökme kırığı, sol el bilekte ağrısı olduğu, sol dizde ağrısı olduğu, uykuya meyilli olduğunun belirlendiği, Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece Hacettepe ATK Başkanlığı'ndan alınan 28/07/2021 tarihli rapor uyarınca davacının kaza tarihi itibariyle geçerli "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre, dava konusu kazaya bağlı yaralanması nedeniyle tüm vücut engel oranının %7 olduğu, tedavi sürecince ortaya çıkan bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, mahkemece anılan maluliyet raporunun hükme esas alınmasıyla karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun denetime elverişli olmadığı, nitekim savcılık soruşturma dosyasında alınan ilk muayene bulgularına göre kaza neticesi davacının alnında 10 cm vertikal kesi ve çökme kırığı, sol el bilekte ağrısı olduğu, sol dizde ağrısı olduğu belirlenmiş olmakla birlikte alın bölgesinde meydana gelen kesinin kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik kapsamında yüzde sabit iz mahiyetinde olup olmadığı, kafada meydana gelen çökme kırığının kalıcı şekil bozukluğuna ve dolayısıyla kalıcı maluliyete neden olup olmadığının da değerlendirilmesiyle maluliyet oranının belirlenmesi gerekirken anılan raporda bu hususların irdelenmediği anlaşılmakla mahkemece anılan raporun hükme esas alınmasıyla eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. 3-Dosya kapsamından davacının Hollanda’da ikamet ettiği açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Hollanda asgari ücretine göre hesaplama yapıldığında davacı lehine 18.694,88 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 7.675,20TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 3.305.519,31 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Türkiye asgari ücretine göre hesaplama yapıldığında, davacı lehine 12.438,37TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 7.675,20 TL geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı, mahkemece davacının yurtdışındaki gelirinin ispat edilemediği kanaatine varılarak Türkiye asgari ücreti üzerinden yapılan hesaplamayı esas alarak yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Türkiye’de ikamet etmeyen yabancı uyruklu vatandaşlar, yabancı ülkede resmi geliri varsa bu geliri ispat etmesi halinde hesaplamada bu geliri dikkate alınır, bu geliri ispat edemezse ikamet ettiği ülkenin asgari ücreti araştırılarak bu ücretin hesaplamada dikkate alınması gerekir. Bu kapsamda eldeki davada davacının Türkiye’de ikamet etmediğinin açıkça anlaşılması karşısında(ve davacı vekilinin hesaplamanın terditli yapılması yönündeki beyanının aleyhine yorumlanamayacağı da nazara alınarak) davacının yabancı ülkede resmi geliri varsa bu geliri ispat etmesi halinde bu geliri dikkate alınarak,bu geliri ispat edemezse ikamet ettiği ülkenin asgari ücreti üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasıyla karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, mahkemece öncelikle kazaya ilişkin ceza yargılaması dosyası muhteviyatının dosyaya kazandırılması, anılan yargılamada alınan kusur raporu ve aynı kazaya ilişkin Ankara 13. ASTM’nin karara çıkan 2019/633 Esas sayılı dosyasında ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından düzenlenen raporun da irdelenmesiyle Karayolları Fen Heyetinden oluşacak bilirkişi kurulundan kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve çelişkilerin giderilmesi amacıyla rapor alınması, akabinde kaza neticesi davacının alnında 10 cm vertikal kesi ve çökme kırığı, sol el bilekte ağrısı olduğu, sol dizde ağrısı olduğu belirlenmiş olmakla birlikte alın bölgesinde meydana gelen kesinin kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik kapsamında yüzde sabit iz mahiyetinde olup olmadığı, kafada meydana gelen çökme kırığının kalıcı şekil bozukluğuna ve dolayısıyla kalıcı maluliyete neden olup olmadığının da değerlendirilmesiyle maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması, takiben aktüer bilirkişiden davacının Türkiye’de ikamet etmediğinin açıkça anlaşılması karşısında davacının yabancı ülkede resmi geliri varsa bu geliri ispat etmesi halinde bu geliri dikkate alınarak, bu geliri ispat edemezse ikamet ettiği ülkenin asgari ücreti üzerinden tazminat hesabının yapılması, istinaf eden taraflar lehine oluşan usuli müktesep hakların korunması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 02/12/2024 tarihli, 2023/447 Esas - 2024/665 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.