Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/8474 E. , 2024/9351 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/8474 Karar No : 2024/9351 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan …
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/8474 E. , 2024/9351 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/8474 Karar No : 2024/9351 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlara dayanak alınan dinleme kayıtlarının usulüne uygun olarak elde edilmediği, savunma hakkının kısıtlandığı, heyet önünde sözlü savunmasının alınmadığı, ceza ve soruşturma zaman aşımının dolduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi, masumiyet karinesi, cezada yasallık ilkesi, mükerrer cezalandırma yasağı, şahsilik ve ölçülülük ilkesi ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, sübuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemi nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden incelenme talebinin reddine dair aynı Dairenin... tarih ve K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinde ;"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir. "hükmüne yer verilmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden, Erzurum Cumhuriyet Savcısı iken 17.09.2012 tarihinde emekli olan davacının görevde bulunduğu dönemde mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte hükümlülüğü gerektirir suç işlediği, kusurlu veya uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu veya şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği, meslek içinde ve dışında, resmi sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğu gibi suçlardan hakkında başlatılan soruşturma sonucu eylemlerinin " mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte"olduğundan ilgilinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İncelenen soruşturma dosyasından, davacının soruşturmaya konu eylemlerin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğunun sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 05/06/2024 tarihinde, davacı tarafın duruşmaya katılmadığı, davalı idare vekili Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı hakkında mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte hükümlülüğü gerektirir suç işlediği, kusurlu veya uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu veya şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği, meslek içinde ve dışında, resmi sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğundan bahisle başlatılan disiplin soruşturması neticesinde düzenlenen 19/11/2012 tarihli inceleme ve soruşturma raporu üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK’nın 250. Maddesi ile Yetkili Bölümü) tarafından S.D. ve arkadaşları hakkında adam kaldırma, çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve katılmak suçlarından ... sayılı soruşturma sırasında hakkında teknik takip yapılanlardan Ö.Ç. isimli şüphelinin kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarını işlediğinden bahisle Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının ... sırasına kayden başlatılan soruşturmada, yararlandığı menfaatler karşılığında şüpheliyi serbest bıraktığı iddiasına ilişkin olarak; İletişim tespit tutanaklarına göre 15/07/2007 tarihinde saat:19.23 de C.Ç.'nin A.Y. ile görüşmesi, 16.07.2007 tarihinde saat:16.50 de Ö.Ç. ile ... ile görüşmesi, 17.07.2007 tarihinde saat:17.01'de S.D.'in, Ö.Ç. ve C.Ç. ile görüşmesi, yine 19.07.2007 tarihinde S.D.'nin C.Ç. ve A.Y'nin görüşmesi, ayrıca 21.07.2007 tarihinde ...'ın davacı ile saat: 20.28'de, 20.40'da, 22.37 de, 03.08.2007 tarihli saat: 18.25'deki görüşmeleri göz önüne alındığında üzerine atılı eylemin sübuta erdiği kabul edilmiştir. M.A.'nın bilgisiyle okul arkadaşı olan M.C.Y.'nin aracılığıyla 15.11.2011 tarihinden itibaren aylık 1.500.TL'nin İş Bankası Eyüp Şubesindeki hesabına yatırıldığı, bu paranın davacının her ne kadar çocukları için burs olarak yatırıldığını iddia etmiş ise de davacı ve M.C.Y.'nin yaptığı telefon görüşmelerinde bir savcının sürekli arayarak 1.500.TL bursun yatırılması için ısrar etmesi nedeniyle kendisi ile görüşmek istememesi ve ve her ay ödemeler düzenli olup ilgili ile şirketin genel müdür yardımcısı M.C.Y. ile 14.03.2012 tarihinde saat:11.04 de yapılan görüşmeden anlaşılacağı üzere takibin sonlandırılıp operasyon yapılarak şüphelilerin 25.02.2012 tarihinde gözaltı kararların alınmasını müteakip ödemelerin durdurulduğunun görüşüldüğü ve yine operasyondan sonra yapılan görüşmelerde ödemelerin burs olarak verildiğinin söylenmesinin kararlaştırıldığı, oysa önceki görüşmelerde burs olarak verilmediği sabit olup, ilgili hakkında dosyada mevcut bilgi ve belgeler karşısında eylemin sübuta erdiği, ... telefonu kullanan ... isimli şahsa ve A.Ç. isimli şahsa; kızına ve kayınpederi ile kayınvalidesine otobüs bileti aldırdığı iddiasıyla disiplin soruşturması açılmış ise de; iletişimin tesipi tutanaklarında 18.02.2011 tarihinde saat:11.47'de davacının M.Ç. ile yaptığı görüşmede kızına karşılıksız bilet aldırdığı sabit olup, 25.02.2011 tarih 17.21de 27.02.20 tarih saat:21.41'de A.Ç.ile yapılan görüşmeler de göz önüne alındığında ilgilinin inkara dayalı savunması göz önüne alınmamış yapılan soruşturma, isnat edilen eylemin elde edilen bilgi ve belgeler karşısında sübuta erdiği, ... isimli şahsın bir kadınla ilişkisinden kaynaklanan ve adliyeye yansıyan soruşturmanın halledilmesi karşılığında, ...'den davacının aracına akaryakıt alması teklifinde bulunduğu, ayrıca 24.01.2011 tarihinde 200,00 TL aldığı, ancak bu paranın eksik olarak 120,00 TL çıkması üzerine telefonda bu kişiyle tartıştığı, 24.01.2011 tarih saat:23.15 de, 26.01.2011 tarih saat:20.00'de ki görüşmeler göz önüne alındığında üzerine atılı eylemin sübuta erdiği, Büyük hissedarı G.Ö.'nün olduğu ... terminal İşletmeleri AŞ’nin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemede, nedeni belirlenemeyecek tarzda 2008-2009 yılları arasında şahsı adına yapılan tatil uçak bilet vs harcamalar ile 2010 yılında nakit 34.950,00 TL farklı tarihlerde ödendiğine ilişkin davacı hakkında disiplin soruşturması açılmış olup İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı soruşturma talimatı üzerine, 27.03.2012 tarihinde ilgili mahkemeden karara istinaden İstanbul ili Bayrampaşa ilçesi Büyük İstanbul Otogarı Yönetim Binası K:2 adresinde yapılan aramada (1) adet ... marka ...seri numaralı harici disk içerisinden çıkan Samsung marka S1YUJ9FSA04088 seri numaralı 500 Gb kapasiteli harddiskin imajının Seagate marka Z1D0VG34 seri numaralı 1 TB kapasiteli harddiskin içerisine alındığını ve ilgili birimce incelenebilmesi için “export” işlemi yapıldığını ve bahse konu harddiskin ön incelemesinde; hakkında inceleme yapılan ... hakkında bazı bilgiler çıktığının bildirildiği, ekindeki bilgilerde özetle; 2008 ve 2009 yılı içerisinde davacı için konaklama gideri olarak 5.000,00 TL, uçak bileti olarak 239,00 TL, PC ram alımı için 124,74 TL, çiçek gönderimi için 118,00 TL, otobüs bileti olarak 45,00 TL gider olarak gösterildiği, ayrıca 08.01.2010 - 24.03.2010 tarihleri arasında tutulan günlük muhasebe kayıtlarında; 2.500,00 TL ile 250 TL arasında değişen miktarlarda “…SAVCI ... EKSTRA veya SAVCI ... MAAŞA İSTİNADEN…” şeklinde kayıtlanmak suretiyle toplam 34.950,00 TL nedeni belirlenemeyen ödemelerin ilgiliye yapıldığı belirlenmiş olup M.A. ile C.Y.'nin beyanları göz önüne alındığında eylemin sübuta erdiği, 23.01.2011 tarihli saat: 15.41'de yapılan görüşmede, davacının oğlunun yaptığı gezi harcaması için 600.00.TL'lik kredi harcamasını istediği kuşkuya yer vermeyecek şekilde sabit olup A.Ç. bu görüşmeyi hatırlayamadığını ancak davacının bu şekilde kendisinin para talep ettiğini, fakat talebini geri çevirdiğini beyan etmesi üzerine bu beyanlar davacının aleyhine değerlendirilmiş üzerine atılı eylemin sübuta erdiği kabul edilmiştir. Davacının, örgüt lideri G.Ö.'nün tutuklanmasını müteakip kendisi ile cezaevinde görüşme yapmak isteyen diğer örgüt üyelerinin isteği, üzerine Silivri Ceza İnfaz Kurumları yetkilileri ve ilgili Cumhuriyet Savcısını arayıp, görüş izni konusunda yardımcı olduğu ve adı geçen örgüt yöneticisini bizzat ziyaret ettiği iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması başlatılmış , Cumhuriyet Savcısı M.K., davacının kendisine arayarak telefonda adeta yalvarır şekilde ısrar ettiğini, izin verilmemesi hâlinde zor durumda kalacağı şeklinde konuştuğunu, davacının bu şekilde Silivri Adliyesinden gidip izin aldığını ve davacının yanında gelen E.Y.'ye izin verdiğini beyan etmiştiği, iddiaya ilişkin 23.03.2012 tarih saat:14.44 de, 14.47 de, 15.03 de, 26.03.2012 tarih saat:18.42'de davacı ve A.Ç.'nin 23.03.2012 tarih saat:14.54'de davacı ile M.K.'nın 26.03.2012 tarih saat:16.01'de tespit edilen iletişim tespit tutanaklarındaki görüşmeleri göz önüne alındığında dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile diğer delillerde eylemin sübuta erdiği, Ö.İ. hakkında İstanbul Adliyesinde sürmekte olan bir kısım soruşturmalar için İstanbul Cumhuriyet Savcıları N.K., LÇ. ve T.L. nezdinde girişimde bulunarak menfaat karşılığında iş takip ettiği, N.K.'yı odasında sık sık ziyaret ederek Ö.İ. hakkında yürüttüğü soruşturma hakkında bilgi istediği ve sonucunu takip ettiği iddiasına ilişkin olarak, Katip E.K. ve Cumhuriyet Savcısı NK.'nın beyanları, Ö.İ.'nin davacı ile 27.10.2011 tarihinde saat:12.38 de, 03.12.2011 tarihinde saat:20.14'te, 28.11.2011 tarihinde saat:14.15'te, 04.01.2011 tarihinde saat:12.54'te, 13.10.2012 tarihinde saat:11.56'da, 11.19'da, 13.09'da, 24.02.2012 tarihinde saat:16.40'da, 19.03.2012 tarihinde saat:15.18'deki görüşmeleri göz önüne alındığında, ilgilinin üzerine atılan eylemin sübuta erdiği, Eyüp Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı 2008-2009 yıllarında yıllık izinde olmasına karşın Cumhuriyet Savcısı ...’nün odasına gelerek, çok sevdiğini ve saygın bir iş adamı olduğunu belirttiği arkadaşı hakkında tefecilik suçlamasıyla yürütülen soruşturma yürüttüğünden bahisle arkadaşı lehine hareket etmesini istediğine ilişkin tanık Cumhuriyet Savcısı G.K.'nin beyanları göz önüne alınarak ilgilinin üzerine atılı eylemin kuşkuya yer vermeyecek şekilde sübuta erdiği, S.S. isimli kişinin bir işini halletmek için telefon etmesi gerektiğini ima edip ve kontörünün bittiğinden dert yanarak S.S.'den birçok kez kontör yüklemesini istediğine ilişkin eylemle ilgili davacının S.S. ile 26.03.2011 tarihinde saat:14.40'ta, 26.02.2011 tarihinde saat:14.43'te, 23.01.2011 tarihinde saat:17.30'da, 23.01.2011 tarihinde saat:22.13'te görüştüğüne ilişkin iletişim tespit tutanaklarına göre üzerine atılı eylemin sübuta erdiği, 26.03.2012 tarihinde saat: 09:43’te kâtip Ş.F.G. ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde, katip Ş.F.G.'nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ... sayılı soruşturmada tanık sıfatıyla çağırdığı doktorlardan M.U.'nun ifadesini, daha önce aldığı benzer örneklere uygun şekilde tek başına alması talimatı verdiği ve doktorları kast ederek “…Korkmasınlar ürkmesinler… Tamam, öyle korkutma doktorlar bize lazım…” diyerek menfaat elde etme düşüncesiyle usulune uygun olmayan, kanuna aykırı olan resmi evrak tanzim etmeye azmettirdiği, bu talimat üzerine Kâtip Ş.F.G 'nin adı geçen Doktor’un ifadesini tespit eden tanık ifade tutanağını usule ve kanuna aykırı bir şekilde kendi yokluğunda düzenlediği, usule ve kanuna aykırı düzenlenen evrakı sonradan imzalayarak tanzim ettiği evrak hakkında disiplin soruşturması açılmış olup Katip Ş.F.G.'nin beyanı ve 26.03.2012 tarihinde saat:09.43'te davacının katip Ş.F.G. ile görüşmeleri göz önüne alındığında üzerine atılı eylemin kuşkuya yer vermeyecek şekilde sübuta erdiği" gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı sayılı kararı ile reddedilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Öte yandan; nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanmak, 3628 sayılı Kanuna göre mal bildiriminde bulunulmaması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanununa aykırılık suçlarından dolayı açılan davada Yargıtay ...Ceza .Dairesinin (İlk Derece)... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasında yapılan yargılamada; nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı CMK'nun 223/2-a-e maddesi uyarınca beraatine, 3628 sayılı Kanuna göre mal bildiriminde bulunulmaması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanununa aykırılık suçlarından 5271 sayılı CMK'nun 223/2-a-e maddesi uyarınca beraatine, zincirleme biçimde görevi kötüye kullanmak suçundan ise 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", son fıkrasında; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Yargının güvenirliğine doğrudan etken olan kamu yararı, kamu görevlilerinden uymaları gereken meslekî ve etik kurallar açısından büyük bir önem arz etmektedir. Özellikle meslekî yaşamı ile bağlantısı olabilecek özel hayat yaşantısında meslekî ve etik kurallara aykırı davranışlarının kamu görevlilerinin ve bu bağlamda kamu hizmetinin saygınlığı ve yargının güvenirliği hususunda belirli bir etkiye sahip olabileceği hususu da bir gerçekliktir. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Nitekim Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir. Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacının, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte hükümlülüğü gerektirir suç işlediğinden bahisle disiplin soruşturmasına başlanmış ve dava konusu meslekten çıkarma cezasına dayanak alınan eylemleri şöyle sıralanmıştır; 1- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK’nın 250. maddesi ile yetkili bölümü) tarafından S.D. ve arkadaşları hakkında adam kaldırma, çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve katılmak suçlarından 2007/473 sayılı soruşturma sırasında hakkında teknik takip yapılanlardan Ö.Ç. isimli şüphelinin kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarını işlediğinden bahisle Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının ... sırasına kayden başlatılan soruşturmada, davacının yararlandığı menfaatler karşılığında şüpheliyi serbest bıraktığı iddiasına ilişkin olarak; davacı ile C.Ç.'nin ilk görüşmelerinin şüphelilerin 20/07/2007 tarihinde serbest kalmalarından hemen sonra 21/07/2007 günü gerçekleşmesi ve gerçekleşen 5 görüşmede de yemek, tatil ve para konularının konuşulması ve sonrasında da bir irtibatlarının olmaması nedeniyle ilişkinin bu konuya münhasır olduğu değerlendirilmiş ve bu ikramların nedenin yapılan bir işin karşılığı olarak yapılmak istendiği, bunun şüphelilerin serbest bırakılması olduğu iletişim tespit tutanaklarında da açıkça taraflarca konuşulduğu, 2- M.A.'nın bilgisiyle okul arkadaşı olan M.C.Y.'nin aracılığıyla 15.11.2011 tarihinden itibaren aylık 1.500.TL'nin İş Bankası Eyüp Şubesindeki hesabına yatırıldığı, davacı her ne kadar bu paranın çocukları için burs olarak yatırıldığını iddia etmiş ise de M.C.Y. ile yaptığı telefon görüşmelerinde bir savcının sürekli arayarak 1.500.TL bursun yatırılması için ısrar etmesi nedeniyle kendisi ile görüşmek istememesi ve ve her ay ödemeler düzenli olup davacı ile şirketin genel müdür yardımcısı M.C.Y. ile 14.03.2012 tarihinde saat:11.04 de yapılan görüşmeden anlaşılacağı üzere takibin sonlandırılıp operasyon yapılarak şüphelilerin 25.02.2012 tarihinde gözaltı kararların alınmasını müteakip ödemelerin durdurulduğunun görüşüldüğü ve yine operasyondan sonra yapılan görüşmelerde ödemelerin burs olarak verildiğinin söylenmesinin kararlaştırıldığı, oysa önceki görüşmelerde burs olarak verilmediğinin sabit olduğu, 3- ...telefonu kullanan ... isimli şahsa ve A.Ç. isimli şahsa; kızına ve kayınpederi ile kayınvalidesine otobüs bileti aldırdığına ilişkin hususların iletişimin tespiti tutanaklarında 18.02.2011 tarihinde ve saat:11.47'de davacının M.Ç. ile yaptığı görüşmede kızına karşılıksız bilet aldırdığının sabit olduğu, 25.02.2011 tarih ve 17.20'de ve 27.02.2011 tarih ve saat:21.41'de A.Ç. ile yapılan görüşmelerin de bu durumu desteklediği, 4- Büyük hissedarı G.Ö.’nün olduğu Avrasya terminal İşletmeleri AŞ’nin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemede, nedeni belirlenemeyecek tarzda 2008-2009 yılları arasında şahsı adına yapılan tatil uçak bilet vs harcamalar ile 2010 yılında nakit 34.950,00 TL farklı tarihlerde ödendiğine ilişkin hususta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma talimatı üzerine, 27.03.2012 tarihinde İstanbul ili Bayrampaşa ilçesi Büyük İstanbul Otogarı Yönetim Binası K:2 adresinde yapılan aramada (1) adet ... marka ... seri numaralı harici diskin incelenebilmesi için “export” işlemi yapıldığını ve davacı hakkında bazı bilgiler çıktığının bildirildiği, ekindeki bilgilerde özetle; 2008 ve 2009 yılı içerisinde ... için konaklama gideri olarak 5.000,00 TL, uçak bileti olarak 239,00 TL, PC ram alımı için 124,74 TL, çiçek gönderimi için 118,00 TL, otobüs bileti olarak 45,00 TL gider olarak gösterildiği, ayrıca 08.01.2010 - 24.03.2010 tarihleri arasında tutulan günlük muhasebe kayıtlarında; 2.500,00 TL ile 250 TL arasında değişen miktarlarda “…SAVCI ... EKSTRA veya SAVCI ... MAAŞA İSTİNADEN…” şeklinde kayıtlanmak suretiyle toplam 34.950,00 TL nedeni belirlenemeyen ödemelerin davacıya yapıldığı, 5- ... isimli şahsın bir kadınla ilişkisinden kaynaklanan ve adliyeye yansıyan soruşturmanın halledilmesi karşılığında, ...'den davacının aracına akaryakıt alması teklifinde bulunduğu, ayrıca 24.01.2011 tarihinde 200,00 TL aldığı, ancak bu paranın eksik olarak 120,00 TL çıkması üzerine telefonda bu kişiyle tartıştığı, 24.01.2011 tarih saat:23.15 de, 26.01.2011 tarih saat:20.00'de ki görüşmelerin bu durumu doğruladığı, Kusurlu veya uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu veya şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği, şöyle ki; 1-23.01.2011 tarihli saat: 15.41'de yapılan görüşmede, davacının oğlunun yaptığı gezi harcaması için 600.00.TL'lik kredi harcamasını istediği kuşkuya yer vermeyecek şekilde sabit olduğu, A.Ç.'nin bu görüşmeyi hatırlayamadığını ancak davacının bu şekilde para talep ettiğini, fakat talebini geri çevirdiği, 2-Davacı, örgüt lideri G.Ö.'nün tutuklanmasını müteakip kendisi ile cezaevinde görüşme yapmak isteyen diğer örgüt üyelerinin isteği üzerine Silivri Ceza İnfaz Kurumları yetkilileri ve ilgili Cumhuriyet Savcısını arayıp, görüş izni konusunda yardımcı olduğu ve adı geçen örgüt yöneticisini bizzat ziyaret ettiği iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması başlatılmış , Cumhuriyet Savcısı M.K.'nin davacının kendisini arayarak telefonda adeta yalvarır şekilde ısrar ettiğini, izin verilmemesi hâlinde zor durumda kalacağı şeklinde konuştuğunu, davacının bu şekilde Silivri Adliyesinden gidip izin aldığını ve yanında gelen E.Y.'ye izin verdiğini, buna 23.03.2012 tarih saat:14.44'te, 14.47'de, 15.03'te, 26.03.2012 tarih saat:18.42'de ... ve A.Ç.'nin 23.03.2012 tarih saat:14.54'de davacı ile M.K.'nin, 26.03.2012'de 16.01'de tespit edilen iletişim tespit tutanaklarındaki görüşmeleri bu olayları desteklediği, 3- Ö.İ. hakkında İstanbul Adliyesinde sürmekte olan bir kısım soruşturmalar için İstanbul Cumhuriyet Savcıları N.K. (...), L.Ç (...) ve T.T. (...) nezdinde girişimde bulunarak menfaat karşılığında iş takip ettiği, 4- Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı 2008-2009 yıllarında yıllık izinde olmasına karşın Cumhuriyet Savcısı G.K.'nin odasına gelerek, çok sevdiğini ve saygın bir iş adamı olduğunu belirttiği arkadaşı hakkında tefecilik suçlamasıyla yürütülen soruşturma yürüttüğünden bahisle arkadaşı lehine hareket etmesini istediğine ilişkinCumhuriyet Savcısı G.K.'nin beyanlarının olduğu, 5- S.S. isimli kişinin bir işini halletmek için telefon etmesi gerektiğini ima edip ve kontörünün bittiğinden dert yanarak S.S.'den birçok kez kontör yüklemesini istediği, Meslek içinde ve dışında, resmi sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğu, şöyle ki; 1- 26.03.2012 tarih saat : 09:43’te kâtip Ş.F.G. ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde, katip Ş.F.G.'a İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı... sayılı soruşturmada tanık sıfatıyla çağırdığı doktorlardan M.U.’nun ifadesini, daha önce aldığı benzer örneklere uygun şekilde tek başına alması talimatı verdiği ve doktorları kast ederek “…Korkmasınlar ürkmesinler… Tamam, öyle korkutma doktorlar bize lazım…” diyerek menfaat elde etme düşüncesiyle usulune uygun olmayan, kanuna aykırı olan resmi evrak tanzim etmeye azmettirdiği, bu talimat üzerine Kâtip Ş.F.G.’nin, adı geçen Doktor’un ifadesini tespit eden tanık ifade tutanağını usule ve kanuna aykırı bir şekilde kendi yokluğunda düzenlediği, usule ve kanuna aykırı düzenlenen evrakı sonradan imzalayarak tanzim ettiği, davacıya isnat olunan eylemin usül ve yasaya aykırı olduğu hususu ve davacıya isnat edilen diğer eylemlerin sabit olduğu belirtilerek HSK 2. Dairesi tarafından davacının mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davranışlarda bulunduğu kanaatine varılmak suretiyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının dava konusu karara dayanak eylemlerine ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması sonucunda Yargıtay... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "...davacının zincirleme biçimde görevini kötüye kullanmasına ilişkin olarak açılan davada ise; davacının Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı sırada, dosyada tanık olarak yer alan A.Ç. M.Ç., M.A. ve Ö.İ. ile menfaat ilişkisi içine girdiği, bu bağlamda kızına, kayınbabası ve kayınvalidesine aldığı otobüs biletlerinin ücretini ödemediği, hakkında suç örgütü yöneticiliği/üyeliği suçlarından soruşturma yürütülen G.Ö.'nün büyük ortağı olduğu ... Büyük Terminal İşletmeleri A.Ş' den çocukları adına burs aldığı, örgüt yöneticiliği suçundan cezaevinde bulunan G.Ö.'yü ziyaret etmesi için aynı soruşturmada şüpheli olarak bulunan E.Y.'nin cezaevi savcısından izin almasını sağlaması ve G.Ö.'yü cezaevinde ziyaret etmesi şeklinde gerçekleştirdiği eylemlerde, mesleğinin verdiği yetkileri kullandığı, bunun karşılığında da üçüncü şahıs durumunda bulunan tanıkların zararına kendi yararına menfaat temin ettiğinin sabit olduğu ..." tespitlerine yer verilmiştir. Bu itibarla, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemleri tespit edilen davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda ve bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin karara karşı yaptığı itirazın reddine dair kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.