Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı ve müdürü bulunduğu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ....Ltd.Şti.nin TTK ve Ticaret Sicil Tebliği çerçevesinde sermaye artırımını yapmaması gerekçesiyle 07/07/2014 tarihinde TTK.nun geçici 7.maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edildiğini, vergi dairesinde şirketin faaliyetinin devam ettiğini, şirket üzerinde kayıtlı bulunan araçların, demirbaşların, borç ve alacakların tasfiye edilmesi gerektiğini,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Esenyurt Belediyesi ... Şirketi'nin 5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediyelerin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket kurabileceğine daair amir hükmü ve 375 sayılı KHK'nın ek 20.maddesi çerçevesinde personel istihdamına yönelik özel olarak kurulan yaklaşık üçbin kişilik istihdama sahip TTK hükümlerine tabi anonim şirket olduğunu, bu bağlamda müvekkil yirketin 25/04/2018 tarihinde genel kurulunu gerçekleştirmiş olup bu genel kurulda alınan kararların 29/05/2018 tarihi 9588 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiğini, söz konusu genel kurul tarafından TTK 359. maddesine göre Esenyurt Belediye Başkanlığının tüzel kişiliği ve iki gerçek kişinin Şirket'in yönetim kurul üyesi olarak seçildiğini, genel kurulda şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilen Belediye tüzel kişiliğini yönetim kurulunda temsil etmek üzere belediye başkanın görevlendirildiğine dair belediye başkanlığı kararı üzerine, şirket yönetim kurulunun 2019/3 saylı, 24.06.2019 tarihli kararıyla Belediye Başkanı ...'un Esenyurt Belediye Başkanlığını şirket yönetim kurulunda temsil etmesine karar verilerek bu kararın ticaret siciline tesçil ve ilanı istemiyle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulduğunu, davalı sicil müdürlüğünün bu talebi 01.07.2019 tarihli kararla, "Yönetim kurulu olan Esenyurt Belediye Başkanlığının temsilci değişikliğine ait belediye meclis kararı eklenmeli" gerekçesiyle reddettiğini, bu kara üzerine davalı kuruma başvurarak yasal hakların kullanılacağının bildirildiğini, davalı kurumun bu dilekçeye cevaben verdiği 04.07.2019 tarihli cevabi yazıda ret kararını T.C. Ticaret Bakanlğının 15.05.2019 tarih ve 44345462 sayılı yazısı ve T.C.Çevre ve Şehircilik bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün 14.05.2019 tarih ve 44335722 sayılı görüşü uyarınca bu konuda belediye meclisi kararı sunulması gerektiği gerekçesiyle tescil talebinin reddedildiğini bildirdiğini, oysa yönetim kurulunda davacı belediyeyi temsil edecek kişiyi belirleme yetkisinin belediye meclisine değil, belediye başkanına ait olduğunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca belediye başkanının belediye idaresinin başı ve temsilcisi olduğunu, aynı Kanun'un 18. Maddesinde belediye meclisinin görev ve yetkilerinin sınırlı olarak sayıldığını, bu yetkiler arasında belediyenin ortağı olduğu şirketlere yönetim kurulu üyesi belirleme yetkisinin bulunmadığını, bu yetkinin belediye başkanına ait olduğunu, davalı kurumun ret işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 01/07/2019 tarihli, 02/07/2019 da tebliğ edilen ve gerekçeli olarak 04/07/2019 tarihli, 84329644/81028-142861 sayılı yazısı ile " Tüzel ... Kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenecek kişinin seçiminde de karar verme yetkisinin Belediye meclisinde olduğu değerlendirilmektedir. " gerekçesiyle başvurunun iadesine ilişkin kararın iptaline, 26/06/2019 tarih ve 2019/3 sayılı yönetim kurulu kararının tescil ve ticaret sicil gazetesinde ilanına, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davaya konu tescili geri çevrilen başvuruya ilişkin olarak, Ticaret Sicili Yönetmeliği m.35 gereğince ve bu hükümde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığını, bu bakımndan da davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili sicil müdürlüğünün ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili kanun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip, sonuca bağladığını, yani yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, dava konusu olayda da müvekkil sicil müdürlüğünün mevzuata uygun bir biçimde hareket ettiğini, müvekkil yönünden açılan davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.