11. Ceza Dairesi 2025/4150 E. , 2025/15737 K. "" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/349 E., 2016/124 K. SUÇLAR: Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Sureti İle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama-Ret İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: A.Sanık hakkında Resmi Belg…
11. Ceza Dairesi 2025/4150 E. , 2025/15737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/349 E., 2016/124 K. SUÇLAR: Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Sureti İle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama-Ret İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: A.Sanık hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden; Sanığın yokluğunda verilip 05.05.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 05.08.20 16... .08.2016 tarihlerinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin süresinde olmayan temyiz isteği ile sanığın 24.04.2016 tarihinde gerekçeli karar tebliğ tarihi öncesi hastaneden taburcu edildiği hususuna nazaran yerinde görülmeyen eski hale getirme isteğinin, 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık hakkında Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Sureti İle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden; Yapılan ön inceleme neticesinde;sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: ...Bankası ... Şubesine ait keşidecisi ... Hediyelik Eşya Kozmetik San. Tic. Ltd. Şti olan 30.06.2008 keşide tarihli, 8.250,00 TL bedelli, hamiline yazılmış çekin tedavüle sürülmesi sonucu ciro silsilesi yoluyla katılan ...'in eline geçtiği, çekin bankada karşılığının bulunmaması ve bedeli ödenmemesi üzerine katılan ...'in şikayeti üzerine keşideci şirketin suç tarihindeki yetkilisi olan katılan ... hakkında suç tarihindeki mevcut yasal düzenlemeye göre karşılıksız çek düzenleme suçundan kamu davası açıldığı, açılan bu davanın yargılanması sırasında sanık olarak ifadesi alınan katılan ...'ın keşideci şirketin yetkilisinin kendisi olduğunu, ancak ortağı olan sanık ...'ın kendisinden habersiz olarak sahte imza ile çeki dolaşıma sürdüğünü, kendisinin bahsi geçen çekten ve borçtan haberi olmadığını söylemesi üzerine ... hakkında karşılıksız çek düzenlemek suçundan beraat kararı verilerek suç duyurusunda bulunulduğu, sanık ...'ın eşi ve ortağı olan ...'ın bankaya talimat vermesi nedeniyle çekleri imzalayarak dolaşıma sürdüğünü, daha sonradan iflas etmeleri nedeniyle çek bedelini ödeyemediğini, çek üzerindeki keşideci imzasının da kendisine ait olduğunu beyan ettiği, katılan ...'in bahsi geçen çeki alacağına karşılık kendisinden önceki cirantacı olan ... 'dan aldığını, suç tarihinde ve halen alacağını tahsil edemediğini belirterek şikayetçi olduğu, katılan ...'ın sanık ...'ın savunmalarını doğrulamadığı ve bu durumdan haberi olmadığını beyan ettiği, ...Bankasından gelen 08.05.2014 tarihli yazıda sanığın çek keşide etmesine ilişkin herhangi bir vekalet veya talimat bulunmadığı, bu haliyle sanığın çek üzerinde yazılı bedeli ödememek kastı ve niyetiyle hareket ederek çeki bilerek sahte olarak düzenlediği ve imzaladığı bu şekilde dolaşıma sürdüğü, nitekim çekin tahsili aşamasında da ve halen borcunu ödemeyerek bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; 1.Katılanın aşamalarda çeki ...'dan aldığını beyan ettiği, sanığın keşide ettiğini iddia ettiği çekin dosya kapsamında yer alan 27.01.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre keşideci imzasının sanığın eli ürünü olmadığının saptandığının anlaşılması karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;katılan ... ile 1. ciranta olan ... ve Toptan isimli firmanın yetkilisi arasındaki ve 1. ciranta olan ... ve Toptan isimli firmanın yetkilisi ile sanık arasındaki sözleşme gereği ticari işe konu ödemelerin ayrıntılarının tespiti için katılanın yeniden duruşmalara davet edilerek ve 1. ciranta olarak gözüken ... isimli kişinin ve 1. ciranta firma yetkilisinin açık kimlik ve adres bilgilerinin araştırılarak duruşmalara davet edilerek suça konu çeki kimden, hangi ticari alışveriş karşılığı ve ne şekilde aldıklarına ilişkin ayrıntılı beyanlarının tespiti ile çekin alındığı ticari alışverişlere dayanak sözleşme, fatura, bilgi ve belgelerin dosyaya celbinin sağlanması suretiyle tespiti, 2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı nazara alındığında; katılan ile 1. ciranta olan ...ve Toptan isimli firmanın yetkilisi ve sanık arasındaki sözleşme gereği, ticari işe konu ödemelerin nasıl yapılacağı, borcun çek ile ödenmesi konusunda anlaşma olup olmadığı, bu kapsamda ileri tarihli düzenlenmiş çek alınıp alınmadığı, borcun yenilenip yenilenmediği hususlarının katılan ... ile sanık ve 1. ciranta olan ... ile ...ve ... isimli firmanın yetkilisinden sorulmak suretiyle tespiti, Sonucuna göre sanığın kastı ve hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması, Kabule göre de; 3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeden, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması, 4. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmemesi, Yasaya aykırı Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının SAKLI TUTULMASINA, 04.12.2025 tarihinde karar verildi.