İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:02/06/2022 DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:23/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:23/10/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;16.04.2021 tarihinde müvekkili davacının sürücüsü bulunduğu ... plakalı aracını park etmiş olduğu teyzesinin evinin önünden asfalt yola…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:02/06/2022 DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:23/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:23/10/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;16.04.2021 tarihinde müvekkili davacının sürücüsü bulunduğu ... plakalı aracını park etmiş olduğu teyzesinin evinin önünden asfalt yola çıkmak üzere iken, davalı ... Sigorta A.Ş.’nin ... poliçe nolu KTT Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalamış olduğu yine davalı sürücü ...’nun ... plakalı aracı ile davacının aracına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, taraflar kaza sonrası rızaları ile aralarında maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenleyip birlikte imzaladıklarını, ... plakalı araç sürücüsü davalı ... seyir halinde iken telefonu ile meşgul olmakta ve yola çıkmak üzere bekleyen müvekkilin aracını fark etmeyerek sol önden fren bile yapmaksızın müvekkilin aracına çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davacının kaza sonrası aracının hasarının giderilmesi için aracı tamire bıraktığını ve tamirci sigorta şirketi ile gerekli yazışmaları yaptığını, sigorta şirketi müvekkilin aracının yaptırılması için onay verdiğini, ayrıca müvekkile e devletten hasarın komisyon tarafından oybirliği ile onaylandığı ve davalı ... plakalı araç sürücüsünün kusur oranın 100 olduğuna dair bilgilendirme mesajı geldiğini, müvekkil aracın tamirini beklerken yaklaşık 1.5 ay sonra sigorta şirketinin hasarı karşılamaktan vazgeçtiği haberini aldığını, müvekkilinin aracının tamirini beklerken bu dönemde aracından yaklaşık 3 ay haksız yere mahrum kaldığını, müvekkilinin aracını teslim alarak tamirini yaptırdığını, davacının aracının ağır hasar gördüğünü, ikinci el satışının yüksek miktarda değer kaybına uğradığını, davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de, sigorta şirketinin talep edilen hasarı teminat dışında bırakarak reddettiğini, davalı taraf ile arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını beyanla araçta oluşan hasar bedeli olan 25.830.00 TL’nin davalı sürücü için kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle, davacı sigorta şirketinden ise kaza tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle, araçta oluşan değer kaybının miktarının kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 1.000,00 TL tazminata ilişkin belirsiz alacak davamızdaki talebimizin, davalı sürücü için kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle, davacı sigorta şirketinden ise kaza tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle ve şimdilik 100.00 TL’lik araç mahrumiyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tutulan kaza tespit tutanağının hukuka aykırı bir şekilde düzenlendiğini, bu nedenle müvekkilin sigorta nezdinde mağduriyetine yol açmasına ve yine bu hukuka aykırı tutanak nedeniyle müvekkilinin mağduriyetine yol açmasına ve müvekkiline kusur yüklendiğini, davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin kaza tarihinde evinin istikametinde kaza yeri yakınında kasisti hızını yavaşlatarak geçtiğini, kasisti geçtikten ve 100 150 mt kadar ilerledikten sonra kendi şeridinde düzgün vaziyette ilerlerken, sağ taraftaki tali yoldan gelen davacıya ait aracın aniden çarpması sonucunda dava konusu kazanın meydana geldiğini, ana yola çıkış yaparken, kontrollü geçiş yapması gerekenin davacı olduğunu, müvekkilinin yolunda devam ederken davacının aracının çarptığını, kaza nedeniyle müvekkilinin anlık şok yaşadığını, davacı tarafın müvekkiline hakaret içeren sözler de söyleyerek bağırdığını, kazanın şoku ile müvekkilinin tutulan tutanağı özgür iradesiyle imzaladığını, davacı tarafın talep etmiş olduğu zararları ve tazminatları kabul etmediklerini, kazaya davacı tarafın sebep olduğunu ve müvekkilin aracının hasar gördüğünü, davacı yanın aracının 3 ay tamir edilmemesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığı gibi araç mahrumiyet tazminatına taraf gösterilmesini de kabul etmediklerini, davacının dava konusu tüm taleplerinden müvekkil ile sigorta şirketi arasında akdedilen ZMMS poliçesi gereği sigorta şirketinin sorumlu olacağını bu suretle ancak ve ancak poliçe teminatı kapsamında kalmayan kısım açısından müvekkilinin sorumlu tutulabileceğini, müvekkilin sorumluluğunun belirlenmesinde söz konusu poliçenin dikkate alınıp teminat kapsamı dışında kalmayan kalem veya miktarlardan müvekkilin sorumlu kabul edilmesi gerektiğini beyanla ZMMS gereği belirlenen teminat kalemleri ve miktarları açısından teminat kapsamında kalan tüm taleplerin davalı adına reddini talep etmiştir. Mahkemece aşağıdaki gerekçeyle; "toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, trafik kazası nedeniyle açılan maddi tazminat davasıdır. Davacı yanın tazminat isteminde haklı görülebilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağını ispat etmesi gerekir. Yapılan keşif mahallinde dinlenen tanıklar, kaza sonrası çekilen fotoğraflar ve bilirkişi raporu nazara alındığında davacının tali yoldan ana yola çıkmak üzere beklediği sırada kazanın meydana geldiğini iddia etmiş olsa da kaza sonrası çekilen fotoğraflar ve keşif mahallinde gözlemlendiği üzere davacının beklediği tali yoldan, davalının geliş istikameti tarafında olan kısımda görüşü kapatır büyük çalı ve yeşilliklerin olması sebebiyle davacının beklediği sırada, davalının soldan geldiğini gördüğüne ilişkin beyanları samimi bulunmamıştır. Keşif mahallinde dinlenen tanıklardan davacı tanığı olan ...'ün de davacının ana yola çıkmak üzere beklediğine dair beyanları kaza sonrası çekilen fotoğraflar, davacının aracının çarpma noktası değerlendirildiğinde doğru görülmemiştir. Kaza sonrası çekilen fotoğrafların incelenmesinde davacının aracının parçalarının sürüklenerek ana yolda davalının gidiş istikametine doğru oldukça ilerilere sürüklenmiş olduğu, bu görüntülerden çarpma noktasının tali yolda değil ana yolda kaldığı kabul edilmiştir, zira davacının iddiasındaki gibi çarpışma tali yolda gerçekleşse aracın parçaları tali yoldaki çalılara takılır, anayolda bu denli sürüklenmezdi. Bu bakımdan trafik bilirkişisince yapılan değerlendirmeler ve çizilen kroki, keşif mahallindeki gözlem ve fotoğraflarla uyumlu görülmekle hükme esas alınmıştır. Davacı yanca sunulan kaza tespit tutanağı ise gerek davacı gerekse davalı tanıklarının anlatımlarına göre davalının kazadan sonra titriyor oluşu ve korkmuş olması nedeniyle iradi olarak imzalanmadığı kabul edilmediğinden ve somut delillere uygun olmadığından dikkate alınmamış, bilirkişi raporu doğrultusunda davalının kusuru ispatlanamadığından; "davanın reddine" karar verilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesini ve iddialarını tekrarla ve özetle bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu itirazlarının dikkate alınmadığını ayrıca raporla kaza tespit tutanağı arasında çelişki olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava, haksız fiilden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. Duruşma açılmasını gerektiren bir cihet bulunmadığından inceleme ve müzakereler HMK'nın 353 ve 355.maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak dosya üzerinden yürütülmüştür. Dosya kapsamına göre kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında çelişki olup tutanak ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm verilmesi doğru değildir. Buna göre mahkemece ATK’dan yada İstanbul Teknik Üniversitesi makine-trafik kürsüsünden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü trafik-fen alanında uzman kişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, kararın 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacıların peşin yatırdığı istinaf karar harcının isteği halinde iadesine, 4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek hükümde dikkate alınmasına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 23/10/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. ...