T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/894 - 2026/278 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/894 KARAR NO : 2026/278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27.03.2024 NUMARASI : 2022/315 Esas 2024/226 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/894 - 2026/278 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/894 KARAR NO : 2026/278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27.03.2024 NUMARASI : 2022/315 Esas 2024/226 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.03.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili ve adli yardım talepli olarak ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 07.02.2014 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ... adına kayıtlı, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, yayalar ... ve davacı ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacılardan ...'un eşi ve ...'un annesi ...'un hayatını kaybettiğini, ...'un ise yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ...'un vefatı nedeniyle her bir davacı için 1.000,00'er TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, vefat nedeniyle 100.000,00'er TL, davacı ...'un yaralanması nedeni ile 50.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı işleten ve sürücüden tahsilini istemiş, 11.05.2018 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini davacılar ... için 100.720,62TL, ... için 14.033,14TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ... vekili, ceza mahkemesinde yapılan yargılamada vefat eden ...'un asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, müteveffanın çalışmadığı gözetildiğinde destek tazminatının şartları oluşmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde hızla yola çıkan müteveffanın kusurlu olduğunu, davalının kusurunun bulunmadığını, kaza sorasında davalının alkollü olmadığını, olayın travması ile olay yerinden ayrıldığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili, kaza nedeni ile doğan zarardan davalı şirketin poliçe limiti ile sınırlı olarak ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, davacı ...'un yaralanmasına ilişkin olarak maluliyet raporu alınmasının, ölüm nedeni ile tazminat belirlenirken müterafik kusurun dikkate alınmasının gerektiğini, davalı şirketin dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 01.04.2022 tarih, 2019/275 E.- 2022/865K.sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın %40, müteveffa ...'un %60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 21.12.2023 tarihli maluliyet raporuna göre, davacı ...'un 07.02.2014 tarihli yaralanması neticesinde, vücut genel çalışma gücünden kaybetmediğinin, erişkin olması hâlinde 2 ay süre ile iş göremezlik hâlinde kalacağının, 3 hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun belirtildiği, davacı ...'un 14.07.2017 tarihinde yeniden evlenmesi ile, yapılan hesaplama sonucu davacı ... için 7.315,37TL, davacı ... için 22.038,76TL destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilecekleri, ancak ilk kararı davacıların istinaf etmemesi nedeniyle usûlü kazanılmış hakların korunması gerektiği, o nedenle ... için önceki kararda kabul edilen 14.033,14TL'ye karar verilebileceği, kabul edilecek bu tutarlara talep gibi sigortalı aracın kullanım amacı nedeniyle davalı şahıslar yönünden kaza tarihi olan 07.02.2014 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte sorumlu oldukları anlaşılmış, dava ve talep arttırım dilekçesi nazara alınarak maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmesi, müteveffa ...'un ölümü nedeniyle eşi ...'a 50.000,00TL, müteveffanın çocuğu ...'a 60.000,00TL, ayrıca ...'un kendi yaralanması nedeniyle bu davacıya 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şahıslardan tahsili gerektiği belirtilerek; davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... için 7.315,37 TL, davacı ... için 14.033,14 TL olmak üzere toplam 21.348,51 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'tan 07.02.2014 tarihi itibari ile işleyecek, davalı ... Sigorta'dan ise 26.11.2015 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın, miras bırakanları ...'un ölümü nedeniyle, 07.02.2014 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine, davacı ...'un yaralanması nedeniyle 40.000,00 TL manevi tazminatın 07.02.2014 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacıların desteği müteveffa ...'un asli kusurlu olmasına rağmen mahkemece davacılar lehine fahiş maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kazada davalı işletenin kusurunun bulunmadığını, müteveffanın çalıştığına dair belge dahi bulunmamasına rağmen hesaplama yapıldığını, mahkemece alınan davacı ...'a ilişkin maluliyet raporunda, kalıcı maluliyetinin bulunmadığının tespit edilmesine rağmen maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin ve davacılar için maddi ve manevi tazminatlar yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde, davalı ...'a atfedilecek bir kusurun söz konusu olmadığını, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda da, müteveffanın asli, davalı ...'ın tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE; HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ... adına kayıtlı, davalı ... sevk ve idaresindeki aracın, yaya ... ve davacı ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacılardan ...'un eşi ve ...'un annesi ...'un hayatını kaybettiğini, ...'un ise yaralandığını belirterek ...'n vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile, manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... için 7.315,37 TL, davacı ... için 14.033,14 TL olmak üzere toplam 21.348,51 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'tan 07.02.2014 tarihi itibari ile işleyecek, davalı ... Sigorta'dan ise 26.11.2015 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın, miras bırakanları ...'un ölümü nedeniyle, 07.02.2014 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine, davacı ...'un yaralanması nedeniyle 40.000,00 TL manevi tazminatın 07.02.2014 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Kazaya ilişkin olarak Ankara 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/108E.sayılı dosyasında Adli Tıp Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 23.05.2014 tarihli raporda, müteveffa yaya ...'un, yanında bulunan 2009 doğumlu oğlu ... ile birlikte olay yeri iki yönlü yolun karşı tarafına geçmek istediğinde yolun her iki tarafını etkin şekilde kontrol etmesi ve bu yol üzerinde seyir halinde bulunan araçların hızını ve yakınlığını dikkate alıp, ilk geçiş hakkını bu araçlara bıraktıktan sonra kontrollü biçimde karşıya geçişini yapması gerekirken, kendisinin ve oğlunun can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde kontrolsüzce yola girip ilk geçiş hakkını sürücü ... yönetimindeki otomobile bırakmayıp bu aracın sadmesine maruz kaldığı olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli kusurlu, davalı sürücü ...'ın, yönetimindeki araç ile seyri sırasında hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı, üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, olay yerinde kaplamaya giren yayayı gördüğünde etkin fren tedbirine başvurması gerekirken aksine hareketle yayaya aracının sol ön kısmı ile önlemsizce çarpması sonucu meydana gelen olayda tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen 27.06.2014 tarihli karar ile davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiği ve kararın 19.04.2016 tarihinde Yargıtay 12.Ceza Dairesinin onama kararı ile kesinleştiği, eldeki dosyada Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 11.07.2017 tarihli raporda, davalı sürücü ... idaresindeki aracı ile yola gereken dikkatini vermeden, hızını mahal şartlara göre ayarlamadan önlemsizce tehlike arz edecek tarzda seyrini sürdürüp, kucağındaki çocuğuyla yoldan geçmekte olan yayaya çarpmasıyla neden olduğu olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine uymadığından %40, müteveffa yaya ...'un, kucağındaki çocuğuyla beraber, mahale yaklaşan araca ilk geçiş hakkını tanımadan, yeterli kontrolü yapmadan tehlike arz edecek tarzda yoldan geçmek istemesinden mütevellit neden olduğu olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine uymadığından %60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bahse konu raporun hükme esas alındığı, raporun kaza tespit tutanağı, kesinleşen ceza mahkemesi dosyası toplanan deliller ve kazanın oluş şekline uygun olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 2- 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53.maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Somut olayda davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacıların desteği yaya ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde ...'un vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın %40, müteveffa yayanın %60 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın eşi ve çocuklarının müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı, müteveffanın kaza tarihinde ev hanımı olması nedeniyle asgari ücret düzeyinden gelir elde edebileceği kabul edilerek kaldırma kararından önce düzenlenen 2019 rapor tarihi verilerine göre asgari ücret üzerinden aktif çalışma süresi gözetilerek işlemiş ve işleyecek dönem hesabı yapılmak suretiyle davacıların hak kazandığı destekten yoksun kalma tazminatının belirlenerek hüküm altına alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalıların maddi tazminata yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3-6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut hâlde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Dava konusu olayda, kazanın meydana geliş şekli, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2014 yılı) paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davalıların manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 4-6100 sayılı HMK'nın ihtiyari dava arkadaşlığı başlıklı 57. maddesinde "Birden çok kişinin, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hâlinde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun ihtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu başlıklı 58. maddesi gereğince ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olduğu ve dava arkadaşlarından her birinin diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği belirtilmiştir. Dava konusu olayda da davacıların davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle ayrı ayrı dava açabilecekken usûl ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, bu durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre vekil ile temsil edilen davacılar lehine, reddine karar verilen miktar üzerinden ise vekille temsil edilen davalılar için ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekir. (Yargıtay 17 Hukuk Dairesi 2015/16658 E-2018/10240 K. 2015/16645 E-2018/8901 K. 2015/16553 E-2018/8810 K. ) Somut olayda, davacılar için maddi ve manevi tazminatlar yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalılar ... vekili ve ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davalılar ... vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.704,82 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.989,22 TL harcın mahsubu ile kalan 8.715,60 TL harcın davalılar ... ve ... tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Davalı ... adli yardımdan yararlanmış olması nedeniyle istinaf başvurusu sırasında alınmayan 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Başvuran taraflarca yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde talep edilmesi hâlinde iadesine, 6-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.