6. Hukuk Dairesi 2023/2494 E. , 2024/4448 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1843 E., 2023/220 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/100 E., 2021/272 K. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016 yılında Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde diş hekimi olarak görev yapmakta olan davalı ... tarafından ağız ve diş sağlığı bölümünde implant ve buna bağlı tedaviler amacıyla te
**6. Hukuk Dairesi 2023/2494 E. , 2024/4448 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1843 E., 2023/220 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/100 E., 2021/272 K. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016 yılında Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde diş hekimi olarak görev yapmakta olan davalı ... tarafından ağız ve diş sağlığı bölümünde implant ve buna bağlı tedaviler amacıyla tedavi edildiğini, müvekkiline yapılan implantların ömürlük olduğunun söylenmesine rağmen düşmeye başladığını, davalı doktorun hatalı işlem uyguladığını belirterek implant ve buna bağlı tedaviler ile porselenlerin düşmesinden kaynaklı olarak uğramış olduğu zararların tespiti ile uygulanacak implant ve buna bağlı tedaviler ile porselen dişlerin bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 12.000,00 TL maddi tazminat ile 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde kadrolu çalışan bir diş hekimi olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu işlemlerin kendi nam ve hesabına yapmadığını, husumetin ancak idareye yöneltilebileceğini, görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman ömür boyu garanti vermediğini, müvekkilinin tıbbi müdahalenin sonucunu garanti edemeyeceğini, müvekkilinin tıp ilminin tüm gereklerine uygun olarak hareket ettiğini ve tedaviyi tamamladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesince; devlet hastanesi doktoru tarafından yapılan tıbbi uygulama hatasının idarenin hizmet kusuruna girdiği, hal böyleyken devlet hastanesi, devlet üniversitesi hastanesi veya aile sağlığı merkezinde doktorun veya sağlık çalışanlarının tıbbi uygulama hatası yapması neticesinde açılacak olan davanın idari bir dava olan tam yargı davası olduğu, kamu hastanelerindeki doktor kusurlarına ilişkin davaların yalnızca kurum aleyhine ve idari yargıda dava açılabileceğinden davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeni ve davalı Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi yönünden idari yargı görevli olduğundan usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı ... yönünden yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine, davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, implant ve buna bağlı tedavilerin yapılmasına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davalı üniversite döner sermaye işletmesi olarak davacıya estetik operasyonlar yapılmasını üstlenmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/1. maddesinde, "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre davalı ... özel hukuk tüzel kişisi ve tacir sıfatı taşımakta olup yapılan iş de ticari iş niteliğindedir. Dolayısıyla davaya konu uyuşmazlık tacir olan tarafların ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğduğundan adli yargı görevlidir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında açılan davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nn 373/1. maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; Ankara 11. Tüketici Mahkemesinin 29.04.2021 tarih, 2021/100 Esas 2021/272 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.11.2024 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY YAZISI İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırının düzenlendiği 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) 2. maddede idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının (İYUK 2/1-b) idari yargıda görüleceği hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin; yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediği, kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediği, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığı konusundaki yargı denetimi konusunda görevli yargı yolu bu hüküm gereğince idari yargıdır. İdarenin hizmet kusurundan doğan sorumluluğu, borçlar hukukunda düzenlenen haksız fiil sorumluluğundan ve sözleşme sorumluluğundan farklı olup idare hukukuna has, kendine özgü, özerk, bağımsız, orijinal, olaylara göre değişebilen, esnek bir sorumluluk türüdür. Kamu hukukunda kusura dayanıldığında, kasıt, ihmal, dikkatsizlik gibi sübjektif öğeler aranmadan idarenin sorumluluğuna gidildiği, idarenin sorumluluğunun kamu hukukuna uygun biçimde nesnel nitelikte olması gerektiği, idarenin özel hukuka tabi sorumluluğunun ise özel hukuk sözleşme ve ilişkilerinden, idarilik vasfını kaybetmiş, mülkiyet hakkına veya kamu hürriyetlerine ağır biçimde hukuk dışı olarak saldırıda bulunması şeklinde ve fiili yol niteliğindeki eylemlerinden ve kanunlarda adli yargıda görüleceği açıkça belirtilmiş uyuşmazlıklardan doğacak olup bu sorumluluk istisnai niteliktedir. Anayasanın 130. maddesi hükmüne göre: Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur (130/1) Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir (130/2). Üniversiteler ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi ve denetimi altında olup, güvenlik hizmetleri Devletçe sağlanır (130/5). 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 12/1-g maddesinde sağlık hizmetleri ile diğer hizmetlerde modernleşmeyi, üretimde artışı sağlayacak çalışma ve programlar yapmak, uygulamak ve yapılanlara katılmak, bununla ilgili kurumlarla işbirliği yapmak yükseköğretim kurumlarının görevleri arasında sayılmıştır. Üniversite hastaneleri de kurumların bu göreviyle bağlantılı olarak sağlık amaçlı eğitim hizmetleri, araştırma faaliyetleri gerçekleştiren ve topluma sağlık hizmeti sunan sağlık kurumlarıdır. Kamu tüzel kişisi olan üniversitelerin sunduğu sağlık hizmetlerinin de kamu hizmetinin yerinde getirilmesi niteliğinde olacağı açıktır. Sağlık kamu hizmeti görevinin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle hizmet kusuru niteliğindeki idari işlem ya da eylemden doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince idare'ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerekir. Sağlık hizmetlerinin Üniversitelere bağlı ancak döner sermaye işletmesi kurulmuş hastanece yerine getirilmesi halinde sağlık hizmeti alınmasının özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşme haline gelip gelmeyeceği ve buna bağlı olarak davanın hizmet kusuruna bağlı olmayıp sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre adli yargının görevli olduğu bir dava sayılıp sayılmayacağı üzerinde de durmak gerekir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 58/1-a maddesinde, yükseköğretim kurumlarında Üniversite Yönetim Kurulunun önerisi ve Yükseköğretim Kurulu'nun onayı ile döner sermaye işletmesi kurulabileceği hükmü bulunmaktadır. Bu kanuna göre hazırlanan Yönetmelikte, döner sermaye işletmelerinin yükseköğretim kurumlarının eğitim, öğretim, araştırma ve uygulama birimlerinde kendi faaliyet alanları kapsamında bulunmak suretiyle kurulacağı, düzenlenmiş ve faaliyet alanlarının da yürütükleri kamu hizmetine bağlı bir biçimde bilimsel görüş vermek, proje hazırlamak, araştırma, uygulama ve benzeri hizmetler yapmak, belirli bilimsel sonuçların uygulamasını sağlamak, üniversite ve ona bağlı kurumlarda hasta muayene ve tedavisi yapmak ve bunlarla ilgili tahlil ve araştırmaları yürütmek, yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretim faaliyet alanları ile sınırlı olarak mal ve hizmet üretiminde bulunmak amaçlarından biri veya birkaçı olabileceği belirtilmiştir. Döner sermayeli işletmeler genellikle yarı kamusal nitelikteki mal ve hizmetleri üretmek için kurulan ve kendi gelirleri ile kendi giderlerini karşılaması öngörülen organizasyonlar olarak faaliyet göstermektedir. Bu işletmeler tüzel kişiliği haiz olmayıp ilgili bulundukları kamu idaresine bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 gün ve 2020/88 Esas, 2023/224 Karar sayılı kararı § 22) Hastanelerde sağlık hizmetleri döner sermeye kapsamında yürütülüyor olsa da sermayenin yine kamu hizmeti üretimine ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi için sağlanması ve tahsis edilmesi, işletmenin de bu tahsis amacını gerçekleştirmek için kurulmuş olması birlikte değerlendirildiğinde sağlık kamu hizmetinin döner sermeyeli hastaneler ile yürütülmesi verilen hizmetin kamu hizmeti olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Sağlık sigortası kapsamında olanların aldığı sağlık hizmetlerinin kısmen veya tamamen ilgili sağlık sigortası kapsamında ödenmesi, sağlık güvencesi kapsamında olmayanların bir miktar ücret ödeyerek bu hizmeti alması da verilen kamu hizmetinin niteliğini özel hukuk sözleşmesi haline getirmeyecektir. Açıklanan nedenlerle döner sermaye işletmesi kurulmuş üniversite hastanesinden bu sağlık hizmetinin alınması da idarenin hizmet kusurundan doğan sorumluluğunu sözleşmesel sorumluluk haline getirmiş sayılmayacağından yargı yolu bakımından adli yargının görevli olduğu sonucuna da varılamayacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 16/2. maddede: Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm gereğince kamu tüzel kişileri ticari işletmeyi işletse bile tacir sayılamaz ise de işlettikleri ticari işletme tacir sıfatını haiz olabilecektir. Hastane döner sermaye işletmeleri ise kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla faaliyet gösterdiklerinden kişilere sağlık kamu hizmetinin sunulması kapsamında yaptıkları işlemlerin borçlar hukuku alanına dahil sözleşme sayıldığı ve adli yargının görevli olduğundan söz edilemez. Kamu tüzel kişilerinin yürüttükleri kamu hizmetiyle de ilgili olsa borçlar hukuku anlamında yaptıkları sözleşmeler de olacaktır. Bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar özel hukuk alanında kalacağından adli yargı görevli olacak ise de sağlık alanında verilen kamu hizmetlerinin alınması bu anlamda bir özel hukuk sözleşmesinin kurulması anlamına gelmemektedir. Bu hizmetin sunulmasında asıl amaç kamu hizmeti verilmesi olup kâr elde etme gayesiyle ticari faaliyette bulunulmuş sayılamayacağından üniversiteler 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-ı maddesi kapsamında sağlayıcı tanımına da girmezler. Zira bu hükümdeki tanıma göre sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. Sağlık kamu hizmetinin ticari ve mesleki amaçlarla sunulmuş olması düşünülemeyeceğinden bir tüketici işleminin varlığından ve tüketici mahkemesinin görevli olduğundan da söz edilebilmesi mümkün değildir. Gerek adli yargı gerekse idari yargı uygulamalarında gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında sağlık kamu hizmetinin sunulduğu üniversite veya sağlık bakanlığına bağlı hastanelerde döner sermaye işletmesi kurulup kurulmadığına bağlı olarak bir ayrım yapılıp sağlık hizmetinin işleyişindeki kusura dayalı bazı davaların idari yargı yerine adli yargıda görülmesi gerekeceğine dair yerleşik bir yargısal uygulama ve yorum bulunmadığı gibi yukarıda açıklanan nedenlerle mevcut düzenlemeler aksine bir yorum ve uygulamayı da gerektirmemektedir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; döner sermeye işletmesinin kurulduğu Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi kamu tüzel kişisi olup davacı hastanede implant takılması ve buna bağlı işlemlerin yapılmasında idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak talepte bulunmuştur. Bu durumda davalı idare aleyhine açılan davaya bakmaya yargı yolu bakımından idari yargı görevlidir. Mahkemece bu esaslara uygun olarak yargı yolu bakımından red kararı verilmesi isabetli olup kararın onanması gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan adli yargının görevli olduğu kabul edilerek bozma yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.