13. Hukuk Dairesi 2016/30 E. , 2016/6671 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, Fayans ve mermer ustalığı yaparak geçimini sağladığını, davalıların ise ... adı altında ortak olarak mimar ve müteahhit…
**13. Hukuk Dairesi 2016/30 E. , 2016/6671 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, Fayans ve mermer ustalığı yaparak geçimini sağladığını, davalıların ise ... adı altında ortak olarak mimar ve müteahhitlik yapmakta olduğunu, 26.10.2009 tarihli sözleşmeyle, davalıların yapmakta oldukları yeni mahalle 466 ada 21-22-23 parsellerde bulunan taşınmazdaki B+5 katlı ve Betonarme kargas binanın daire planına göre C Blok 8 numaralı dairenin alım satımı konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 4 numaralı maddesine göre dairenin satım bedelinin 60.000,00 TL olduğunu, bu paranın 15.000,00 TL si o güne kadar yaptığı mermer işçiliğinin üstüne nakit olarak ekleyip verilmek suretiyle peşin olarak ödediğini, kalan 45.000,00 TL içinde binanın kalan mermer işçiliğinin de yapılması konusunda anlaştıklarını, 2.000,00 TL daha yevmiye alacağının doğduğunu, satın aldığı daireye karşılık davalılara toplamda 17.000,00 TL ödeme yaptığını, davalı tarafın sözleşmenin 8. Maddesinin e bendinde sözleşme konusu daireyi başkasına satamaz hükmüne rağmen, mermer işini başkasına yaptırmak ve gerekse de kendisine sattığı daireyi başka birine satarak sözleşmenin hükmünü ihlal ettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi haksız fesih ettiğini, sözleşmenin haksız yere fesih olunması nedeniyle 45.000,00 TL lik yoksun kalınan kazanç kaybına neden olduğunu, 50.000,00 TL yoksun kalınan kar zararının olduğunu, davalıya 12.300,00 TL nakit para verdiğini, bunun için eşinin 856 ada 9 parsel sayılı taşınmazını 17.500,00 TL ye satmak zorunda kaldığını, arsanın bugünkü değerinin 40.000,00 TL olduğunu, arsa satışı nedeniyle zararının 22.500,00 TL olduğunu ve yine bu yaşanan olaylardan dolayı psikolojisinin bozulduğunu, 10.000,00-TL manevi tazminat istediğini belirterek, sözleşmenin haksız feshinden dolayı uğranılan fiili zarara karşılık 15.000,00 TL, nin 26.10.2009 tarihinden, 2.000,00 TL nin 22.06.2010 tarihinden itibaren, yoksun kalınan kazanç ve yoksun kalınan kar kaybından doğan tazminatı olarak toplam 117.500,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ve yine 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 30.05.2013 tarihli duruşmada, menfi zararın hükmedilmesini talep etmiştir. Davalılardan ..., davanın öncelikle husumetten reddini dilemiştir. Diğer davalı ... ise, açılan davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, Davacı tarafça açılan maddi Tazminata ilişkin davanın kısmen kabülü ile, 58,453,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin REDDİNE, Davacı tarafın manevi tazminat alacağı davasının REDDİNE, karar verilmiş, hüküm davalılarca ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1- Davacı, davalılarla imzalanan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle menfi zararlarının tazmini istemiş, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup sözleşmenin ... ile yapıldığı anlaşıldığına göre davalı ... ile bir sözleşmenin kurulmadığından bu davalı (...) hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir. 2- Davalı ... yönünden; incelenen dosya içeriğine göre, uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle menfi zarar istemine ilişkindir. Menfi zarar; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden, sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkmaktadır. Bu husus mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 108 inci maddesindeki düzenlemeyle 6098 sayılı TBK 125/3 maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarar kapsamında istenebilecek zarar kalemleri arasında, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zararlar, dava masrafları v.b. Kalemler bulunmaktadır. Kural olarak menfi zarar alacaklısı, öncelikle uğradığı zararın varlığını, ardından ise borçlunun eylemiyle oluşan zarar arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla sorumluluk şartları gerçekleştiği taktirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek durumundadır. Hal böyle olunca mahkemece taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değeri davacının ödediği bedeller mahsup edilerek menfi zarar belirlenmesi gerekirken bilirkişi raporunda belirtilen mahalli bilirkişinin beyanı ile davacının taşınmazı satın almak için sattığı arsanın güncel değerinden satış bedelinin çıkarılarak bulunan miktar ve yine davacının sözleşme gereğince yapamadığı işçilik ücretleri de eklenmek suretiyle oluşan zarar arasındaki illiyet bağının davacı tarafından ispat edilememiş olmasına rağmen mahkemece bu zarar kalemlerinin de davalı ...'dan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalı ... yararına hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı ... yararına BOZULMASINA, peşin alınan 998,00 TL harcın istek halinde davalılar ... ve ...'a ayrı ayrı iadesine, 03/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.