(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/12650 E. , 2009/3123 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/12650 E. , 2009/3123 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Uyuşmazlık, sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu %96 oranında iş göremez duruma gelmesi nedeniyle davacı eş ve çocukların manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı eş ... için 20.000,00-TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00.-YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak, cismani zarar kavramına (Borçlar Kanunu’nun 46 ve 47. md.) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği, bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğün de korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması durumunda, onun (ana, baba, karı, koca gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa, onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama söz konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.4.1995 gün ve E:1995/11-122, K:1995/430 sayılı, 23.09.1987 gün ve E:1987/9-183, K:1987/655 sayılı kararları da aynı esaslara dayanmaktadır. Somut olayda, 05.09.2000 tarihinde, davacıların eşi ve babası olan sigortalı Mustafa Özkaya’nın geçirdiği iş kazası sonucu %96 oranında iş göremezliğe uğradığı, sigortalının %30, davalı tarafın %70 oranında kusurlu olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İş göremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre sigortalı Mustafa Özkaya, ağır bir cismani zarara uğramıştır. Hal böyle olunca, davacıların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğu açıktır. Öte yandan, Borçlar Kanunu'nun 47. maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle, hakimin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı, sigortalının yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez. Bu ilkeler gözetildiğinde davacı çocuklar ... ve ... için takdir olunan manevi tazminatın yeterli olmadığı, en az 15.000,00.-TL manevi tazminata karar verilmesi gerektiği açıktır. 3-Davacıların ayrı ayrı manevi tazminat istekleri bulunduğu gözetilmeden, ayrı ayrı dava konusu yapılabilecek tazminat isteklerinin aynı dosyada sonuçlanması halinde de hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları üzerinden davacılar yararına ayrı ayrı avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken, toplam manevi tazminat miktarı üzerinden avukatlık ücreti takdir edilmesi ayrıca vekil ile temsil edilen davalı yararına ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden, 13.12.2007 tarih ve 26729 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinde öngörülen manevi tazminatın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek avukatlık ücretinin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği hükmü dikkate alınmaksızın, davalı yararına fazla avukatlık ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek, yerlerine, “1-Davacı eş ... için 20.000,00.-TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00.-YTL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.09.2000 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla manevi tazminat istemlerinin reddine, 2-Alınması gereken 2.700,00-TL ilam harcından peşin alınan 1.350,00.-TL’nin indirimi ile kalan 1.350,00.-TL ilam harcının davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 13,10.-TL başvuru harcı ile 1.350,00-TL nispi harcın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan toplam 22,00.-TL yargılama giderinden ret edilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, 11,00.-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 11,00.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı eş ... yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden 2.300,00.-TL, davacı çocuklar ... ve ... yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları üzerinden ayrı ayrı 1.800,00.-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davalı yararına ret edilen manevi tazminat miktarları üzerinden 2.300,00.-TL avukatlık ücretinin davacı eş ...’dan, 1.800,00.-YTL avukatlık ücretinin davacı çocuk ...’dan, 1.800,00.-YTL avukatlık ücretinin davacı çocuk ...’dan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 05.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.