14. Hukuk Dairesi 2017/5416 E. , 2020/2754 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.05.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten s…
**14. Hukuk Dairesi 2017/5416 E. , 2020/2754 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.05.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kadastral mülkiyet durumunun ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı Hazine, dava konusu 4 sayılı parselin imar uygulaması sonucu ... Belediye Başkanlığı adına tescil edildiğini, ancak imar uygulaması yapılmasına ilişkin Belediye Encümen Kararıyla Trabzon İdare Mahkemesinin kararıyla iptal edildiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. Davalı, davaya cevap vermemiş duruşmalara katılmamıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapu sicil kaydına esas teşkil eden idari işlemin iptal edildiği gerekçesiyle davalılar adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmiş, tescil isteği ise, taşınmazın tescile tabi yerlerden bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.02.2012 tarihli ve 2011/12862 Esas, 2012/833 Karar sayılı ilamıyla; “…Taşınmazın imar öncesi niteliğinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi, hakkında özel mülkiyete konu olacak şekilde bir tescil hükmü mü, yoksa özel sicilinde gösterilmesi mi, ya da kadastro harici bırakılması mı gerekeceği hususunun değerlendirilmesi zorunludur. Yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde anılan yerin kadastroya tabi tutulmadığı anlaşılır ise, 1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca mülkiyetinin belediyeye intikali öngörülen taşınmazlardan olup olmadığının tespiti de önem arzetmektedir. Nitekim, 775 sayılı Yasanın 3. maddesi 19/07/2003 tarihinde 4916 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmış ise de, bu tarihe kadar olan süreç içerisinde tarafları yararına doğmuş olan usulü kazanılmış hak ilkesinin gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur. Ayrıca, 5393 sayılı Kanunun 34. maddesi hükmü uyarınca, görevleri aynı Kanunun 18. maddesinde belirtilen meclis kararına dayanmayan encümen kararı ile yapılan satışın yasal olmadığı da açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler ve yasal düzenlemeler değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, eksik araştırma ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. ..." şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.