8. Hukuk Dairesi 2021/5044 E. , 2022/8896 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı- birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez daval
**8. Hukuk Dairesi 2021/5044 E. , 2022/8896 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı- birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı- birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, ... İli ...., İlçesi ....., Mahallesi çalışma alanında bulunan 1177 ada 226 ve 227 parsel sayılı sırasıyla 1.775,77 ve 2.233,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan; 1177 ada 227 parsel sayılı taşınmaz, yirmi yılı aşkın zamandan beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla ... ve ...’ın zilyet ve tasarruflarında bulunduğu belirtilerek ve taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine taşınmaz üzerindeki mandalin ağaçlarının bu kişilere ait olduğuna dair şerh verilmek suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, Hazine'nin itirazı Kadastro Komisyonunca reddedilmiş; 1177 ada 226 parsel sayılı taşınmaz, yirmi yılı aşkın zamandan beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla ... ve ...’ın zilyet ve tasarruflarında bulunduğu belirtilerek ve taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine taşınmaz üzerindeki ev ve mandalin ağaçlarının bu kişilere ait olduğuna dair şerh verilmek suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, Hazinenin itirazı üzerine Kadastro Komisyonunca kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki şerh aynen kalmak suretiyle taşınmazın 1.033,61 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tespitine karar verilmiş; 1177 ada 228 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyonunca ifrazı ile oluşan 1177 ada 336 parsel sayılı 6.807,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın ise kadastro tutanağının beyanlar hanesinde üzerindeki zeytin ve mandalin ağaçlarının ...’a ait olduğu belirtilmek suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespitine karar verilmiştir. Davacılar ... ve ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli 1177 ada 227 ve 336 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve adlarına tescili istemiyle, 1177 ada 226 parsel sayılı taşınmaz hakkında aynı nedene dayanarak, taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde bulunan muhdesat şerhi ile birlikte kadastro tespitinin iptali ve adlarına tescili istemiyle, mümkün olmaması halinde ise taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine taşınmazda kendilerinin işgalci olduklarına dair şerh verilmesi istemiyle; davacı Hazine ise çekişmeli 1177 ada 226 ve 227 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının beyanlar hanelerindeki şerhlerin iptali istemiyle, ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacılar ... ve ...’ın davasının kabulüne, davacı Hazine'nin davasının reddine, çekişmeli 1177 ada 226, 227 ve 336 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... ve yargılama sırasında ölen davacı ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hükmün, davalı birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, bu karar, davalı birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların öncesinde çalılık ve fundalık olduğunu, 40-50 yıl önce davacılar tarafından taşınmazların temizlendiğini, taşınmazlar üzerinde erozyonun önlenmesi için davacılar tarafından teraslama yapıldığını ve ağaçların dikildiğini, taşınmazlarda bulunan zeytin ağaçları ile muhtelif cinste meyve ağaçlarının davacılara ait olduğunu, çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tarihine kadar davacılar tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazlar üzerinde 1993 yılından önce başlayan imar ihya çalışmalarının 1993 yılında tamamlandığını ve davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için, öncelikle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. Somut olayda; her ne kadar, harita, ziraat ve orman mühendisi bilirkişilerince hazırlanan 17.01.2019 tarihli raporda; dava konusu taşınmazların 1995 tarihinde zeminlerinin temiz olduğu, taşınmazlarda tarımsal faaliyetin devam ettiği, üzerlerinde ağaçların bulunduğu, taşınmazların tarım arazisi haline getirilmesi, erozyonu önlemek amacıyla teraslamaların yapılması ve ağaçların dikilmesiyle 1993 yılından önce başlayan imar ihya çalışmalarının 1993 yılında tamamlanmış olduğu kanaatine varıldığı ifade edilmiş ise de, aynı raporda ziraat mühendisi bilirkişisinin zirai yönden yaptığı değerlendirmede taşınmazlarda imar ihya çalışmalarının 25 yıl önce tamamlandığı kanaatine varıldığı belirtilmiş, 22.04.2016 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda ise; 1993 tarihli hava fotoğrafında, çekişmeli taşınmazların zemininin temiz olduğu, tarımsal faaliyetin başlamış olduğu belirtilmiş olup, dosya kapsamında alınan tüm raporlarda; taşınmazlar üzerinde bulunduğu belirtilen ağaçların yaşları da dikkate alındığında çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tarihleri olan 2013 yılı itibariyle taşınmazların imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesinden sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmediği ve taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı kuşkusuzdur. Öte yandan, çekişmeli 1177 ada 226 ve 227 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların kadastro tespitinden önce davacılar tarafından meydana getirildiği ve davacılara ait olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı, çekişmeli 1177 ada 226 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların ise davacılara ait olduğu dikkate alınarak, davacı gerçek kişilerin çekişmeli 1177 ada 227 ve 336 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalarının reddine, 1177 ada 227 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi; 1177 ada 336 parsel sayılı taşınmazın komisyon kararı gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; 1177 ada 226 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ise kısmen kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacılara ait olduğuna dair kadastro tutanağının beyanlar hanesine şerh verilmek suretiyle komisyon kararı gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, Hazinenin davasının ise reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı- birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.