4. Hukuk Dairesi 2022/4363 E. , 2024/8487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1803 Değişik İş, 2022/133 Karar HÜKÜM/KARAR : Davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/554 E., 2020/275 K. Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama
**4. Hukuk Dairesi 2022/4363 E. , 2024/8487 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1803 Değişik İş, 2022/133 Karar HÜKÜM/KARAR : Davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/554 E., 2020/275 K. Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; husumeti bina maliki ... İnş. ve İşl. A.Ş.'ye de yönelterek; müvekkiline İşyeri Paket Poliçesiyle .... San. Tic. Ltd. Şti. adına sigortalı bulunan işyerinin 21.08.2015 tarihinde su ve kanalizasyon borularının yetersizliği, tıkanıp geri tepmesi, patlaması, arızalanması vs. sonucu sızan sular neticesinde hasara uğradığını, davalı ASKİ'nin kanalizasyon ve yağmur suyu şebekesinin yetersizliği ve tıkalı halde bırakılması, drenajların kapasiteyi kaldırmaması, parsel baca kapağının teknik vasıflarının yönetmeliklere aykırı olması, bölgedeki yoğunluğu kaldıracak kollektörün tamamlanmaması vs. nedenleriyle bina maliki ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 134.229,64 TL'nin, 22.09.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ASKİ vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde yer verilen hususların objektif değerlendirmelerden uzak olduğunu, suyun geri tepmesi sonucu hasara sebep olduğu ifadesi davacı tarafın kendi sorumluluğunda yer alan kısımdan kaynaklı bir hasar meydana geldiğini, Deşarj Yönetmeliği'nin 10/m maddesi gereği davacı taraf ve bina yönetimi kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek hasara sebebiyet verdiğini, zira geri tepmeyi engelleyecek olan çek-valf isimli aparatın takılı olmadığını ve kusurun idareye ait olmadığını, ayrıca binanın mimarı projeye göre faaliyet gösterip göstermediğini, iskanının olup olmadığının belli olmadığını, iş bu davanın davalısı olan müvekkil kurum ile diğer davalı idare arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığını, dolayısıyla davacının müteselsilen tahsil şeklindeki talebinin dikkate alınmamasının gerektiğini, kusuru kabul etmemekle birlikte davanın davalıları ihtiyari dava arkadaşı olup tarafların kusur oranlarının ayrı ayrı tespiti ile bu doğrultuda her bir tarafın sorumlu olduğu/olacağı bedelin belirlenmesi gerektiğini, kusuru ve kusursuz sorumluluğu kabul etmemekle birlikte hesaplanan bedeller kabul edilebilir olmadığını, hangi birim fiyatlar dikkate alınarak hesaplama yapıldığının, dava dilekçesinin ekinde yer alan belgelerden anlaşılamadığını, davacı taraf sigortalısına ait ticari defterlerin incelenmesi ve zarara gördüğü iddia edilen eşyaların ve bedellerinin tespitinin zaruri olduğunu, talep edilen bedelin objektif olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.Asliye Ticaret Mahkemesince; uyuşmazlığa konu hasarın meydana geldiği Armada AVM'nin malikinin davalılardan ... İnşaat ve İşletme A.Ş. olduğu, davalı şirket ile davacının sigortalısı olan ... Medikal Sağlık İnşaat Şirketi arasında kira sözleşmesinin bulunduğu, sigortalının iş yerinde meydana gelen hasarın kiralanan gayrimenkulün yönetim ve muhafazasından kaynaklandığı, buna göre uyuşmazlığın kiralayan ile kiracı arasındaki sözleşmeden kaynaklandığı, davacı ... şirketinin de sigortalısının tabi olduğu uyuşmazlığa göre dava açması gerektiği, davanın sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği, mahkemenin görevsiz olduğu (ayrıca haksız fiile dayalı olarak ASKİ'nin de davalı olarak gösterilmesinin kira sözleşmesinin varlığı karşısında mahkemeyi görevli kılmayacağı) gerekçesiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/c maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2.Karara karşı davalı ... İnşaat ve İşletme A.Ş. vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. 3.Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2019 tarih ve 2018/1062 E., 2019/1370 K. sayılı kararıyla; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472 nci maddesine dayalı rücuen tazminat davaları, sigorta şirketince halefiyet hakkına dayalı olarak açılmış olup, sigorta poliçesinden doğmadığından mutlak ticari dava olduğu söylenemeyeceği, bu davalarda davacı ... şirketinin halefi olduğu sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre, görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği, somut olayda dava dışı sigortalı-kiracı .... San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı-kiralayan ... İnş. ve İşl. A.Ş. arasında kira sözleşmesi bulunduğu, davacı ... şirketince davalının kira sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluklarına dayanılarak, sigortalının haklarına halef sıfatıyla dava açıldığı, adı geçen davalı da cevaplarında sigortalı arasındaki kira sözleşmesi hükümlerine göre kendisine rücu edilemeyeceğini savunduğu, buna göre ilk derece mahkemesince, tarafların tacir olmasının HMK'nın 4/1-a maddesinde düzenlenen, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevini etkilemeyeceği gözetilerek, dava dışı sigortalı-kiracıya halef olarak, davalı-kiralayan ... İnş. ve İşl. A.Ş. aleyhine açılan davada, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun kabulünün isabetli olduğu, ne varki, davacı tarafça, kanalizasyon ve yağmur suyu şebekesinin yetersizliği ve tıkalı halde bırakılması, drenajların kapasiteyi kaldırmaması, parsel baca kapağının teknik vasıflarının yönetmeliklere aykırı olması, bölgedeki yoğunluğu kaldıracak kollektörün tamamlanmaması, vs. nedenlerle sorumlu olduğu iddiasıyla, ASKİ Genel Müdürlüğüne de husumet yöneltildiği, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, davacı tarafça davalıların ayrı hukuki nedenlerle sorumlu olduklarının iddia edildiği, davalılar arasında herhangi bir hukuki ilişki de bulunmadığı, buna göre İlk derece Mahkemesince, davalı ... İnş. ve İşl. A.Ş. aleyhine açılan davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi, şimdi olduğu gibi, taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle HMK'nın 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi; diğer davalı ASKİ Genel Müdürlüğü yönünden ise görevli olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, her iki davalı yönünden sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunun kabulünün doğru olmadığı belirtilerek, davalı ... İnş. ve İşl. A.Ş. vekilinin istinaf itirazları incelenmeksizin HMK'nin 353/(1)-a.3 maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. 4.İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi raporundaki kusur ve hasara ilişkin hesaplama gerekçeli ve denetime elverişli olamakla, hükme esas alınmış ancak, davalılar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı gibi, talepte ayrı hukuki nedenlere dayanılmakla tefrik sonrası mevcut davada davalı olarak kalan ASKİ Genel Müdürlüğünün bilirkişi raporunda 134.229,64 TL olarak belirlenen zarardan müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunmamakla %60 kusuruna isnat edilen 80.537,78 TL için sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 80.537,78 TL'nin 22.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyaya kazandırılan bilirkişi kurulu raporunda, sigortalı işyerinde meydana gelen zarardan, davalı ASKİ ve ... A.Ş.’nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespit edildiğini ve zarar sorumlularının iç ilişkilerine yönelik olarak yapılan kusur dağılımında, ASKİ’nin % 60, ... A.Ş.’nin ise %40 oranında kusurlu bulunduğunun belirtildiğini, yerel mahkemenin davası tefrik edilerek ayrılan davalı ... İnş. A.Ş. ile ASKİ arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı, talebin ayrı hukuki nedenlere dayandığından bahisle, davalının belirlenen zarardan müşterek müteselsil sorumluluğu bulunmadığı, %60 kusuruna tekabül eden zarar miktarından sorumlu olduğu yönünde hüküm tesis ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61 inci maddesi gereğince, davalının müvekkil şirkete karşı müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğunu, zarar sorumluları için kusur dağılımı yapılmasının TBK'nın 62 .nci maddesi gereğince sorumluların iç ilişkilerinde birbirlerine karşı olan sorumluluğunun tespitine yönelik olduğundan bu durumun eldeki davanın konusunu oluşturmadığını, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu hasardan müvekkilinin %60 oranında sorumlu tutulduğunu, tespit edilen kusur oranını kabul etmediklerini, dava konusu hasarda idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilince yapılan incelemede Yenimahalle İlçesi sınırları içerisinde kombine araç ile düzenli olarak atık su ve yağmursuyu hatları, ızgara-baca temizliği yapıldığı, 21.08.2015 tarihinde ilgili adreste herhangi bir ana kanal arıza kaydı bulunmadığı hususlarının tespit edildiğini, ASKİ Genel Müdürlüğü Deşarj Yönetmeliği'nin 10 uncu maddesinin (m) bendinde "Bileşik sistem kanalizasyon şebekesine bağlı veya bağlanacak olan binaların bodrum katlarının atık suları, yer çekimi ile akıtılabilirse dahi taşınmaz sahibi parsel çıkış bacasında atık suyunun geri gelmesini önleyecek tedbir almak zorundadır. Aksi takdirde binaların uğrayabilecekleri zararlardan İdare sorumlu olamaz." hükmünün bulunduğu, bilirkişi raporunda tek taraflı oluşturulan sigorta ekspertiz dosyasına göre hesaplama yapıldığını, davacı taraf sigortalısına ait ticari defterlerin incelenmesinin zarar gördüğü iddia edilen eşyaların ve bedellerinin tespiti için zaruri olduğunu, avans faizine hükmedilmesi doğru olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birden çok zarar verenin bağımsız kusura dayanan kusursuz sorumluluklarının da aynı sebepten doğan müteselsil sorumluluk sayılması gerektiği, tazminat yükümlülerinden herbirinin zarar görene tazminatın tamamını ödemek zorunda olduğu, İlk Derece Mahkemesince, tefrik edilerek görevsizlik kararı ile sulh hukuk mahkemesine gönderilen davalı ... İnş. ve İşl. A.Ş. ile ilgili hükümle tahsilde tekerrür etmemek üzere davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Dairelerinin 18.09.2019 tarih ve 2018/1062 Esas, 2019/1370 Karar sayılı kararındaki "davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamakta, davacı tarafça davalıların ayrı ayrı hukuki nedenlerle sorumlu oldukları iddia edilmektedir. Davalılar arasında herhangi bir hukuki ilişki de bulunmamaktadır." şeklindeki belirlemenin her bir davalı ile ilgili uyuşmazlıkta ayrı mahkemenin görevli olduğu konusundaki değerlendirmeye yönelik olduğu göz ardı edilerek, bu belirlemeye dayalı olarak, TBK'nın 62 nci maddesi uyarınca müteselsil borçlular arasındaki rücu ilişkisinde dikkate alınacak olan kusur oranı üzerinden tahsile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; "Dairemizin 02.02.2022 tarih ve 2021/2133 E., 2022/138 K. sayılı, davalı ... İnşaat ve İşletme A.Ş. ile ilgili kararıyla; asıl hüküm ve 2, 3 ve 5. bendindeki fer'ileri yönünden tahsilde tekerrür etmemek üzere; 1-Davanın kabulü ile 134.229,64 TL'nin 22.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine " karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müteselsil borçluluk gerekçesiyle verilen kararın yapılan yargılama sonucu oluşan tazminat hükmünün infazını zorlaştırdığını ve bu yönüyle çelişkili oluştuğunu, tespit edilen kusur oranını kabul etmediklerini, dava konusu hasarda idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan tazminat miktarından sorumlu olmadıklarını, yapılan incelemede; Yenimahalle İlçesi sınırları içerisinde kombine araç ile düzenli olarak atık su ve yağmursuyu hatları, ızgara-baca temizliği yapıldığını, 21.08.2015 tarihinde ilgili adreste herhangi bir ana kanal arıza kaydı bulunmadığının tespit edildiğini, ASKİ Genel Müdürlüğü Deşarj Yönetmeliği'nin 10 uncu maddesinin (m) bendine göre “Bileşik sistem kanalizasyon şebekesine bağlı veya bağlanacak olan binaların bodrum katlarının atık suları, yer çekimi ile akıtılabilirse dahi taşınmaz sahibi parsel çıkış bacasında atık suyunun geri gelmesini önleyecek tedbir almak zorundadır. Aksi takdirde binaların uğrayabilecekleri zararlardan İdare sorumlu olamaz.” hükmünün bulunduğunu, kusur oranını kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda tek taraflı oluşturulan sigorta ekspertiz dosyasına göre hesaplama yapıldığını, davacı taraf sigortalısına ait ticari defterlerin incelenmesinin zarar gördüğü iddia edilen eşyaların ve bedellerinin tespiti için zaruri olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Değerlendirme Dava dışı ... Medikal Şti. adına sigortalı bulunan işyerinin davacı ... şirketine "İşyeri Paket Poliçesiyle" sigortalandığı ve "çocuk müzesi" olarak kullanılmakta olduğu, 21.08.2015 tarihinde su ve kanalizasyon borularının yetersizliği, tıkanıp geri tepmesi, patlaması, arızalanması vs. sonucu sızan sular neticesinde hasara uğradığı, davacı tarafından davalıların kusurlu olduğu iddiası ile bina maliki ile birlikte davalı ASKİ'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ileri sürülerek, sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili isteminde bulunulduğu, bina maliki ... İnş. ve İşl. A.Ş.'ye yönelik açılan davanın tefrik edilerek usulden reddi yönünde karar verildiği incelemenin sadece davalı Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne dair devam ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda davacı sigortacısı olduğu işyerinde oluşan ve sigortalısına ödediği hasar bedelinin tamamını hem davalı ASKİ'den, hem de hakkındaki dava tefrik edilen bina malikinden müteselsil sorumluluk ilkesi gereği talep etmiştir. Yerel mahkemece bina maliki davalı hakkındaki davanın tefrikinden sonra davalılardan ASKİ Genel Müdürlüğü ile ilgili mevcut dava sürdürülmüş, bilirkişi kurulundan alınan 05.06.2020 tarihli raporla, davalı ASKİ'nin hasarın oluşmasında %60 oranında, hakkındaki dava tefrik edilen bina malikinin ise %40 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş, eksper tarafından belirlenen ve davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin poliçeye, olaya ve zarara uyumlu olduğu tespit edimiş, mahkemece bilirkişi raporundaki kusur ve hasara ilişkin hesaplama gerekçeli ve denetime elverişli kabul edilerek hükme esas alınmış ancak davalılar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı gibi, talepte ayrı hukuki nedenlere dayanılmakla tefrik sonrası mevcut davada davalı olarak kalan ASKİ Genel Müdürlüğünün bilirkişi raporunda 134.229,64 TL olarak belirlenen zarardan müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunmamakla %60 kusuruna isabet eden 80.537,78 TL için sorumlu olduğu kabul edilerek karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince, tefrik edilerek görevsizlik kararı ile Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen davalı ... İnş. ve İşl. A.Ş. ile ilgili hükümle tahsilde tekerrür etmemek üzere davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 62 nci maddesi uyarınca müteselsil borçlular arasındaki rücu ilişkisinde dikkate alınacak olan kusur oranı üzerinden tahsile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, "Buna göre; "Dairemizin 02.02.2022 tarih ve 2021/2133 E., 2022/138 K. sayılı, davalı ... İnşaat ve İşletme A.Ş. ile ilgili kararıyla; asıl hüküm ve 2, 3 ve 5. bendindeki fer'ileri yönünden tahsilde tekerrür etmemek üzere; 1-Davanın kabulü ile, 134.229,64 TL'nin 22.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verildiği anlaşılmıştır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61 ve 62 nci maddelerinde düzenlenmiş bulunan teselsül kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açması ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna ilişkin olup zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yöneliktir. Eldeki dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Diğer bir deyişle; olay nedeniyle davacı ... tarafından ödenen zarar miktarı, kusuru oranında sorumlulara rücu edilebilir. Şu halde; rücuda teselsül olmayacağından ve davalı ASKİ'nin kusur durumu belirlenerek hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeple davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ASKİ'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.10.2024 tarihinde Başkan ... karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı, iş yeri sigortası ile sigortalı olan dava dışı şirkete ait iş yerinin sızan sular neticesinde hasara uğradığını, sigortalısının zararını karşıladığını belirterek ödenen bedelin, zararın meydana gelmesine sebep olan bina maliki ve ASKİ'den müşterek müteselsilen tahsilini istemiştir. Dava, TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat talebine ilişkindir. Davacı sigortacı ile dava dışı sigortalı arasında akdi ilişki vardır. 1472. maddenin karar başlığı "halefiyet" sözcüğünü taşımaktadır. Madde hükmüne göre; sigortacı sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. 31.03.1954 tarih, 1953/18 E.-1954/11 K. sayılı İçtihadi Birleştirme Kararında da sigortalının hangi hakkı varsa sigortacıya geçeceği belirlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle akdi ilişki nedeniyle sorumluluğunu yerine getiren iş yeri sigortacısının açtığı eldeki davada zarar gören sigortalı olduğundan hükmü onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.