(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5617 E. , 2008/10667 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından inceleminin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. B…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5617 E. , 2008/10667 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından inceleminin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, nefes almakta zorluk çektiği şikayeti ile davalı doktorlara müracaat ettiğini, kendisine ameliyat önerildiğini, ameliyatın sadece nefes probleminin giderilmesine yönelik olup, burnun dış görüntüsünde değişiklik olmayacağı yönünde doktorlarla anlaştığını, Nisan 2001 yılında ameliyat olduğunu,rızası dışında burnun dış görüntüsünde değişiklik yapıldığını, solunum sorununun devam etmesi nedeniyle ikinci kez ameliyat olduğunu, akabinde üçüncü ve dördüncü kez ameliyat olmak zorunda kaldığını ileri sürerek 10.000,00 YTL maddi , 10.000,00 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, zamanaşımı itirazında bulunarak, estetik ameliyatta istenmesi üzerine davacının talebi doğrultusunda ameliyat yaptıklarını, istek dışı bir müdahalenin olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece,doktorlara atfı kabil bir kusurun bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Taraflar arasındaki Uyuşmazlık doktor hata ve kusuruna dayalı olan tazminat isteğine ilişkindir. Davadaki ileri sürülüşe göre davanın temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Vekil, üstlendiği vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucunun elde edilmemesinden sorumlu değil isede, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylem ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Vekilin 2008/5617-10667 sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (B.K. 390/2 md) Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan dahi sorumludur. (BK. 321/2 md'si) o nedenle vekil konumunda olan doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafifde olsa sorumluluğunun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu, tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp, somut durumunda gerekdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yönteminide gecikmeden belirleyip uygulamak, uygulama sırasında özen borcunu sonuna kadar yerine getirmek zorundadır. Hastanın meslek mensubu doktordan özen, titizlik, ihtimamam ve dikkati bekleme hakkı vardır. Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinden rapor alınarak karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumu raporunda “Kurulca yapılan muayenesinde saptanan burna konan greftin hareketli olması ve konan yere tam uyum sağlamamış olmasının, burun dorsumundaki asimetri ve septumdaki deviasyonun halen devam ediyor olmasının birden fazla burun ameliyatı geçirmelerde görülebilecek komlikasyonlardan olduğu , yapılan septorinosplasti operasyonuna bağlı olarak davalı hekimlerin kusurlu olmadığı” belirtmiş olmakla, gerek davanın ilk ameliyatın hatalı olması iddiasına dayanması, gerekse burna konan greftin ikinci ameliyatta konulmuş olması dikkate alındığında, Adli Tıp raporunun yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan eksiklikler konusunda ve yine vekilin sorumluluğuna ilişkin ilke ve esaslar da gözönünde bulundurulmak suretiyle, mahkemece, üniversite kürsüsünden en az birisi kulak burun boğaz uzmanı olmak üzere üç kişiden oluşan bilirkişi kurulundan kusura ilişkin olarak taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli açıklamalı rapor alınmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.