10. Hukuk Dairesi 2022/11551 E. , 2023/5079 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2810 E., 2022/1012 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/569 E., 2021/255 K. Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasında vefatı nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın, da
**10. Hukuk Dairesi 2022/11551 E. , 2023/5079 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2810 E., 2022/1012 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/569 E., 2021/255 K. Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasında vefatı nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından murafaa istemli temyiz edilmiş, murafaa yapılmak üzere tayin olunan 09.05.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı ...Ş. adına Av......davalılar adlarına gelen olmadığı görüldükten gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak, sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra murafaaya son verilerek, incelemenin aynı gün öğleden sonraya bırakılmasına karar verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği sigortalı ...’ın davalı Radson Özel Sağlık Hiz. Ltd. Şti. çalışanı olarak Bilge-Med Sağlık Hiz. Tic. San. Ltd. Şti.’ne ait ve diğer davalı ...Ş. tarafından sigortalanmış...... plakalı araçla seyir halinde iken, diğer davalı ...’ın maliki olduğu, davalı ... Japan Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanmış, davalı ... sevk ve idaresindeki 16 R 7501 plakalı çekiciye takılı ...plakalı araçla çarpışması sonucu 18.04.2018 tarihinde gerçekleşen kazada vefat ettiğini, davalı işverenin iş güvenliği tedbirlerini almamış ve aracın modifiye sırasında fenni kurallara uyulmamış olması nedeniyle kusurlu olduğunu, vefat nedeni ile müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını, büyük manevi zarar doğduğunu belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak, sigortalının eşi ... ve çocuk ...'ın her biri için 1.000’er TL. maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen, ve davacı eş ... için 300.000TL, Türkay için 150.000’er TL. manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri hariç davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. II. CEVAP 1.Davalılar Bilge-Med Sağlık Hiz. Tic. San. Ltd. Şti. ve Radson Özel Sağlık Hiz. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazalının 31.03.2014 tarihine kadar davalı Bilge Med Ltd. Şti. bünyesinde çalışmış olduğunu, bu tarihten sonra diğer davalı Radson Özel Sağlık Hizmetleri çalışanı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde araca ve davalılara ilişkin kusur bulunmadığını, Kaza nedeni ile açılan Yalova Cumhuriyet Savcılığı 2018/4110 Soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacılara işveren tarafından yaptırılan ferdi kaza sigorta poliçesi gereğince Sompo Japan Sigorta A.Ş. tarafından 100.000. TL. ödeme yapıldığını, davacılara müteveffanın hakedişleri ve kıdem tazminatının ödenmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın ...plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı Mapfre Sigorta A.Ş. ve kasko poliçe sigortacısı ... A.Ş.’ne ihbarını istediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın tefrik edilmesini istediklerini, kazada kusurlarının bulunmadığının Yalova Cumhuriyet Savcılığı 2018/4110 Soruşturma dosyasından verilen 2018/6223 Karar sayılı kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile belirli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; 16 R 7501 plakalı aracın.......nolu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kazada müteveffanın tam kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağının kanıtlanması gerektiğini, hesaplamalarda TRH 2010 tablosunun kullanılması gerektiğini, müteveffa gelirinin resmi belgelerle kanıtlanamadığı takdirde hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, kaza nedeni ile elde edilen gelir ve tazminatların mahsup edilmesi gerektiğini, dava tarihinden faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 4. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının bulunduğunu, delillerin tarafların tebliğ edilmediğini, ...plakalı aracın 30.03.2018-2019 tarih aralığında geçerli ......sigorta Poliçesi ile ve 360.000. TL. limit ile sigortalı olduğunu, Poliçenin kendi kusuru ile vefat eden sürücü yakınlarının destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, hesaplamanın aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile hesaplamalarda TRH 2010 tablosunun kullanılması gerektiğini, destekten yoksun kalındığının kanıtlanması gerektiğini, SGK ödemelerinin araştırılması gerektiğini, ceza yargılaması kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, müteveffa gelirinin resmi belgelerle kanıtlanamadığı takdirde hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, kaza tarihinden faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosyamız trafik kazaları uzmanı ve işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda da uzman bilirkişiler ..., ....., ......'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, tarafların iddia ve savunmaları / itirazları ile dosya kapsamı değerlendirilerek, dava konusu olayda iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere kazalı işçinin uyup uymadığı hususlarının denetime elverir biçimde irdelenip maddi olgunun nasıl gerçekleştiğinin duraksama ve tereddüte meydan vermeyecek şekilde açıklanarak varsa taraflara izafe edilebilecek kusur ve oranlarının belirlenmesi ve yine kaçınılmazlığa dair bir tespitin yapılması halinde nedeni objektif kriterlere göre yeterince açıklanarak bilimsel ve teknik anlamda ayrıntılı ve gerekçeli kusur raporu düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi heyeti mahkememize sunduğu 02.11.2020 (rapor içeriğinde yapılan açıklama ve gerekçelendirmeye göre) söz konusu kazanın gerçekleşmesinde; yeterli deneyim ve bilgiye, ayrıca teorik ve uygulamalı eğitim sonucu düzenlenen kullandığı araca uygun Sürücü Belgesi ve Mesleki Yeterlilik Belgesine de sahip olmasına rağmen, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 19. Maddesine, Karayolları Trafik Kanunun 52-b ve 84-d ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 101. maddesine aykırı araç kullanan, kullandığı aracın hızını, görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayan, trafik altında bulunan diğer araçlara dikkat etmeyen, kendi ve kullandığı araç içerisindeki arkadaşının güvenliğini sağlama konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermeyen ...plaka sayılı Mobil Sağlık Aracı sürücüsü müteveffa ...’ın kazanın meydana gelmesinde % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, gerek kazadan sonra yetkililer tarafından düzenlenen tutanaklar, yapılan inceleme-araştırmalar ve alınan ifadelerde kazanın meydana gelmesinde araçtan kaynaklanan bir olumsuzluktan bahsedilmemesi, gerekse Mobil Sağlık Aracı kullanması için görevlendirdiği çalışanın teorik ve uygulamalı eğitim sonucu düzenlenen kullandığı araca uygun Sürücü Belgesi ve Mesleki Yeterlilik Belgesinin bulunması nedenleriyle; ...plaka sayılı Mobil Sağlık Aracı sahibi davalı Bilge – Med Sağ. Hizm. Tic. San. Ltd. Şti.’nin ve kaza tarihinde müteveffa ...’ın işvereni olan davalı Radson Özel Sağ. Hizm. Tic. San. Ltd. Şti.’nin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurlarının olmadığı, 16 R 7501 plaka sayılı Çekici (...plaka sayılı Römork bağlı) sürücüsü davalı ... ve araç sahibi davalı ...’ın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurlarının olmadığı, davalı işverenin %50, dava dışı Mako A.Ş.’nin %20, davacının %30 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Her ne kadar davacı vekili ... dışında talimat yolu ile yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiş ise de alınan bilirkişi raporu denetime elverişli ve gerekçeli bulunduğundan davacı vekilinin iş bu talebinin reddine karar verilmiştir.Yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce itibar olunduğu bildirilen kusur heyeti raporuna göre ise iş bu kazanın gerçekleşmesinde davacının %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılarak, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı süresinde yazmadığını,14.07.2020 tarihli duruşma tutanağının 3 nolu ara kararının gereğinin yerine getirilmediğini, usulsüz oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alındığını, kusur değerlendirmesinde iş güvenliği ve işçi sağlığı açısından eksik incelemeyle rapor düzenlendiğini, red vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğudur. Kusur bilirkişi raporuyla yapılan tespitler yanında, olayda İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak dosya kapsamı itibariyle, sigortalının kaza öncesinde yorgun olmasını gerektirecek bir çalışmasının tespit edilemediği, aracın 2015-2017 yıllarına ilişkin teknik bakım ve kontrollerinin yapıldığı, olay sonrası yapılan tespitlerle sigortalının aracının hız ibresinin 110 km/sa takılı kaldığı, fren izinin bulunmadığı, kazanın gündüz 10.45 saatlerinde meydana geldiği hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ölümlü trafik iş kazasının tümüyle müteveffa ...'ın kusuru ile meydana geldiği, davalılara atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2.Davacı tarafından manevi tazminatı vekalet ücretine ilişkin istinaf talebine gelince karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesi dikkate alındığında reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar lehine maktu vekalet ücreti takdir olunması gerekirken, nispi olarak fazlaca hükmedilmiş olması yerinde bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak manevi tazminat yönünden davalılar lehine karar tarihindeki maktu 5.100 TL vekalet ücretine hükmedilerek yeniden hüküm tesis edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporundaki bilirkişilerin niteliklerinin ara karara uygun olmadığı, heyetin iki trafik bilirkişilerden oluşması gerekirken heyette tek trafik uzmanı olduğunu, 14.07.2020 tarihli duruşma tutanağının 3 nolu ara kararında; "....dosyamızın ...'dan seçilecek işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda da uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile, ( Bilirkişilerden 3 kişinin de iş güvenliği konusunda uzman ve ikisinin trafik bilirkişisi olmasına,) ..." şeklinde ara karar kurulmuş olmasına rağmen; 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda imzası bulunan bilirkişilerden sadece ...'ın Trafik Kazaları Uzmanı İş Güvenliği Uzmanı olduğu, diğer bilirkişiler .... ve ....'ın ise sadece İş Güvenliği Uzmanı olduğu anlaşılmakta ve durum ara karar gereğinin yerine getirilmediğini, Adli Tıptan Rapor alınması gerektiğini, tanıklar.... ve ..... beyanlarına göre işçiler uykusuz ve yorgun olarak çalıştırıldıklarını, Muris ...'ın hemen hemen haftanın her günü erken saatlerde ( kimi zaman 02.00, kimi zaman 05.00 gibi ) işe getirterek geç saatlere kadar çalıştırarak, kullanması için hava yastıkları olmayan, işverenin kaza sonrasında ön iki tekerlek arasındaki aksların kopmuş olduğu modifiye araç kullanmasını mecbur ederek, işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden alması gereken tedbirleri almadığı, müteveffa işyerinde şoförlük dışında başkaca işlerde de çalıştırılmış, vardiya sistemiyle çalışan müteveffanın vardiya saatlerine riayet edilmemiş, yeterli ve düzenli bir uyku uyuyamayan müteveffa uykusuz bir şeklide araç kullanmaya zorlandığını, aracın hava yastığının açılmaması, normal taşıma kapasitesinin üzerinde ağır röntgen cihazları ve sağlık taramasında kullanılan cihazlar röntgen ve odyometri cihazları, solunum cihazları ile yüklendiğini, lastik kontrol ve değişimleri işveren tarafından yapılmadığından davalıların kusurlu ve müvekkillerine karşı sorumlu olduğu gözetilmeden verilen ret kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417, 49, 50, 51, 52, 53 ve 55 inci maddeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98.maddesi, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 3. Değerlendirme 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasanın 17 nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.818 sayılı Borçlar Kanununun 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur. 7.İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." hükmü düzenlenmiştir. 8.Yasa koyucu 818 sayılı Borçlar Kanununun 332 nci maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlemiştir. 9.Anılan fıkrada "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. 10.Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanununun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." 11.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 12.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. Işverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 13.Nitekim, günümüzde gelişen sanayi ve teknoloji karşısında yukarıda açıklanan hükümler yeterli görülmemiş, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanununun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanununun 77 nci ve devamı bir kısım maddeler 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 37 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 14.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesine göre; (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır. d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır. (2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz. Aynı kanunun "Risklerden Korunma İlkeleri" kenar başlıklı 5 inci maddesine göre; (1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur. a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c) Risklerde kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek. 15.Yine 6331 sayılı Kanun "Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" karar başlıklı 10 uncu maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir. (1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır. a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu, b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi, c) İşyerinin tertip ve düzeni, ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu, 2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler. (3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar. 16.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, "Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5.maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK. 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar) 17.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülüklerini belirlerken aynı zamanda çalışanların da yükümlülüklerini belirlemiştir. Kanunun 19 uncu maddesine göre; (1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşünmemekle yükümlüdür. (2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim talimatları doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır. a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek, ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. d) Kendi görev alanında iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. 18. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 69, maddesinin dördüncü, beşinci ve altınca fıkraları, 77, 78, 79, 80, 81, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 95, 105 ve geçici 2 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmış, 4857 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan " İş Sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere" ifadesi ile 98 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan " 85 inci madde kapsamındaki işyerlerinde ise çalıştırılan her işçi için bin Yeni Türk Lirası" ifadesi metinden çıkartılmıştır. 19.Yine 6331 sayılı Kanunun "Atıflar" kenar başlığını taşıyan geçici 1 inci maddesinde "(1) Diğer mevzuatta iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu kanuna yapılmış sayılır" hükmü düzenlenmiştir. 20.Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanununun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanununun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 21.4857 sayılı İş Kanununun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 üncü ve 5 inci maddelerde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 22.6331 sayılı Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 23.Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. 24.Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 25.Trafik İş Kazaları yönünden; Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 1979 yılında benimsenen ve Ülkemizce de onaylanan Karayolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 Sayılı İLO Sözleşmesi'nin 5 inci ve 6 ncı maddelerinde karayolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatleri belirlenmiş, anılan maddelerde hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilemeyeceği, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunun, özel ulusal koşulları dikkate alarak, sözü geçen dört saatlik süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabileceği, fazla mesai dâhil, azami toplam araç kullanma süresinin günde dokuz, haftada kırk sekiz saati aşamayacağı düzenlenmiştir. 26.Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98 inci maddesinin B bendi gereğince yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenleri ile bu araçları sürenlerden; Araç işletenlerinin: 1) Otobüs, kamyon ve çekici araçlarında takoğraf cihazı bulundurmaları ve bunların işler durumda olmalarını sağlamaları, 2) Araçlarına ait takoğraf kayıtlarını, kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarda, 5 yıl süreyle de işyerlerinde, işyeri yoksa araçlarında muhafaza etmeleri veya ettirmeleri, 3) Trafiğe çıkardıkları taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunu, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yeri kaydettikleri bir defter veya liste düzenleyerek kayıtlarını tutmaları, 4) Yük ve yolcu nakliyatı yapan kuruluş yetkililerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförleri eğitmeleri ve bu konuda önleyici tedbirler almaları, 5) Şehirlerarası yük ve yolcu nakliyatı yapan araçlarda, bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle, şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları ve buna göre uğrayacağı, il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmaları, zorunludur. 27.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; tanık beyanlarında sigortalının 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığı, aynı zamanda haftanın 3-4 günü 05.00-06.00'da iş başı yaptığı aynı zamanda çalışmanın bazen 20.00-21.00 saatlerine kadar devam ettiği beyan edilmiş olmakla, olay tarihi itibariyle sigortalının hangi saatler arasında çalıştığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturularak, çalışma ve araç kullanma sürelerine riayet edilip edilmediği, işçinin olay anında yorgun ve uykusuz olarak araç kullanmak zorunda bırakılıp bırakılmadığı açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yine tanık beyanlarına geçen sigortalıda "uyku apnesi" rahatsızlığı bulunduğu ancak bu rahatsızlığın şifa ile iyileştiği belirtilmiş olmasına göre, tedavi kayıt ve belgeleri araştırılarak anılan rahatsızlık nedeniyle davacının tedavi görüp görmediği, tedavi görmüş ise bu rahatsızlıktan iyileşmesine ilişkin kaydın bulunup bulunmadığı, iyileşme kaydı yok ise mevcut rahatsızlığın kaza anı itibariyle işçinin yorgun ve uykusuz olarak araç kullanmasına sebep olup olmadığının belirlenmesi, aynı zamanda sigortalının kullandığı araca uygun ehliyeti ve SRC belgesi bulunup bulunmadığı araştırılıp bu hususun iş kazasının meydana gelmesinde etkisi de tartışılarak, kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi açısından iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten kusur raporu alınması ve tespit edilecek kusur oranları ile beraber sigortalı kusuru ile illiyet bağının kesilip kesilmediği, kesilmediğinin kabulü halinde ise davalıların sorumlulukları değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hatalı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 28.Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 29.O hâlde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında verdiği ret kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 3.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davacılar lehine takdir edilen 8.400 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.