TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR İLYAS TUNÇ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/13388) Karar Tarihi: 18/11/2020 Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : İlyas TUNÇ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itir
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR İLYAS TUNÇ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/13388) Karar Tarihi: 18/11/2020 Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : İlyas TUNÇ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itirazı inceleyen mahkemenin t arafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargı organl arının genel tutumu nedeniyle masumiyet karinesinin; hukuk kurallarına aykırı olarak hakkında yeniden soruşturma açılması ve yapılan işlemler dolayısıyla aynı fiil nedeniyle ye niden yargılanmama veya cezalandırmama ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ2. Başvurular 3/5/2018 ve 4/1/2019 tarihlerinde yapılmıştır. 3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ö n incelemesinde n sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Yapılan incelemede kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulun ması nedeniyle 2019/985 numaralı bireysel başvurunun 2018/13388 numaralı birey sel başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/13388 numaralı bireysel baş vuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. 5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Böl üm tarafında n yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir . 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. 7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunm amıştır. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 3III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulus al Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: A. İlgili Süreç9. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle k arşı karşıy a kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüst ü hâl ilan edilmesine kara r verilmiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri -olgusal te mellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetleri ne devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanma sı (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, 12-25). 10. Bu kapsamda FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarında eğitim, sağlık, t icaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmalarına yönelik soruşturmalar yapılmış ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygula nmıştır. 1. Hatay Adliyesindeki Dava 11. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğretmen olarak gör ev yapmakta olan başvurucu hakkında FETÖ/PDY yapılanmasıyla bağlantılı olar ak soruşturma başlatılmış ve 31/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. 12. Başvurucu 2/9/2016 tarihinde silahlı terör örgütü kurma, yön etme ve üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle Hatay Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. 13. Başvurucunun sorgusu Hatay 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmu ştur. Başvurucu; ifadesinde terör örgütü ile herhangi bir bağlantısı olmadığını, herhangi bir şekilde toplantılarına katılmadığını, yayınlarına abone olmadığını, him met adı altında herhangi bir yardımda da bulunmadığını, ByLock programını hiçbir zaman indir mediğini ve kullanmadığını ifade ederek isnat edilen suçlamaları kabul etme diğini belirtmiştir. 14. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledi r: "... üzerine at ılı silahl ı terör örgütüne üye olma suçunun vas ıf ve mahiyeti mevcut deli l durumu, dosya kapsam ı, dosyaya ekli bylock raporu göz önüne al ındığında, at ılı suçu işlediği hususunda kuvvetli emareler bulunmas ı, at ılı suçun CMK'nun 100/3 maddesinde düzenlenen suçlardan olmas ı, soruşturman ın geniş kapsaml ı olmas ı ve çok say ıda şüphelinin bulunmas ı nedeniyle delillerin tam olarak toplan ıp değerlendirilmesinin zaman alacağı hususu da göz önüne al ındığında delillerin tam olarak toplanmamas ı ve dosya kapsam ı itibariyle delillerin karart ılma şüphesinin bulunmas ı nedeniyle, silahl ı terö r örgütüne üye olma suçundan CMK'nun l00 ve devam ı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA, ... [karar verildi.] " Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 415. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 6/9/2016 tarihli iddianameyle başvurucu ile birlikte toplam 41 şüpheli hakkında terör örgütüne üye olma suçlamasıyla kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hang i alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eyle mlerde bulunduğuna ve soruşturma sürecine değinilmiş; başvurucun da bu kapsamda cezal andırılması istenmiştir. 16. Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 1/10/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/333 sayılı dosya üzerinden kovu şturma aşaması başlamıştır. 17. Mahkeme 29/1/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tahli yesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şöyledir: "... oluşturulmas ı, dahil olunmas ı, kullan ılmas ı ve teknik özellikleri itibariyle münhas ıran FETÖ/PDY silahl ı terör örgütü mensuplar ınca kullan ılan kriptolu ileti şim ağı ByLock'u yo ğun olarak kulland ığı, FETÖ/PDY terör örgütü liderinin bylock ile ilgili 'tüm üyelerimiz bylock üzerinden haberle şsin, kullanmayanlar hizmete ihanet etmi ş olur ' şeklindeki emir ve talimat ına uyduğu, örgüt liderinin talimat ı üzerine örgütün finans kuruluşu olan Asya Kat ılım Bankas ına para yat ırdığı, örgütün Çorludaki izdivaç i şlerinden sorumlu oldu ğu, örgüte ait e ğitim kurumlar ında çal ıştığı anlaşıldığından silahl ı terör örgütü üyesi olmak suçunu i şlediği kanaatine var ılmıştır. ..." 18. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 19. İstinaf incelemesi sonunda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. C eza Dairesi 15/1/2019 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesince verilen mah kûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şö yledir: "... Yap ılan UYAP sorgulamas ı ile dosya kapsam ında yer alan belgelerden; san ık İlyas Tunç hakk ında silahl ı terör örgütüne üye olma suçundan Tekirda ğ Cumhuriyet Başsavc ılığının halen aç ık görülen 2018/15075 say ılı soruşturma dosyas ı, Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin halen derdest görülen 2018/342 say ılı kovuşturma dosyas ı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinde halen aç ık görülen 2018/1673 say ılı istina f dosyas ının bulundu ğu, söz konusu derdest soru şturma ve kovu şturma dosyalar ı ile dairemizde istinaf a şamas ında bulunan incelemeye konu dosyan ın dairemizde birleştirilmesine hukuki olanak bulunmamas ı karşısında, san ığa iddianame ile yüklenen silahl ı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan oldu ğu nazara al ındığında; istinafa ve bahsedilen soru şturma ile kovu şturma dosyalar ına konu suçlar, iddianame v e yakalanma tarihleri göz önünde bulundurularak delillerin birlikte de ğerlendirilmes i suretiyle zaman ve mahiyet itibar ı ile ayn ı faaliyetlere ili şkin olup olmad ığı, söz konusu faaliyetler aras ında hukuki veya fiili kesinti bulunup bulunmad ığının tespiti bak ımından; mümkünse bahse konu dosyalar ın birleştirilmesi, mümkün olmad ığı takdirde an ılan dosyalar ın onayl ı örneğinin dosya içerisine konulmas ından sonra sonucuna göre san ığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulundu ğu gözetilmeden, eksik ara ştırma ile yaz ılı şekilde hüküm kurulmas ı, San ığın bylock kullan ıcısı olup olmad ığının at ılı silahl ı terör örgütüne üye olm a suçunun vasf ı aç ısından belirleyici nitelikte olmas ı karşısında; mahkemece san ığın byloc k iletişim sistemini kulland ığı kabul edilen hatlardan 505 747 ... numaral ı hatt ın sanığın müdafii huzurunda tespit olunan kolluk ifadesinde ve mahkeme huzurunda yapm ış olduğu Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 5savunmalar ında 'eşi olan A.T. taraf ından kullan ıldığını' beyan etmesi, bu hususun aşamalarda ara ştırılmad ığının ve bu hatta ili şkin bylock tespit ve de ğerlendirme tutana ğının getirtilmedi ğinin anla şılmas ı karşısında; ilk derece mahkemelerinde bulunan davalar il e istinaf incelemesine konu davan ın dairemizde birle ştirilmesinin hukuken mümkün olmad ığı da gözetilerek; san ığın eşi olan Arife Tunç hakk ında ayn ı suçtan herhangi bir dava aç ılıp açılmad ığı araştırılarak, dava aç ılmam ış ise açt ırılmas ı sağlan ıldıktan sonra san ık hakk ında bulunan dava ile e şi A.T. hakk ında aç ılan veya aç ılacak dava dosyalar ının birleştirilerek, temin edilecek bylock tespit ve de ğerlendirme tutana ğı içeriği ile bylock kullan ılan 505 ... numaral ı hatta ili şkin HTS kay ıtlar ı analiz edilerek gerekirse bu hat ile görü şme yap ılan numaralar ı kullanan ki şiler tan ık olarak dinlenilerek, bu hatt ın kimin taraf ından kullan ıldığı tereddüte mahal vermeyecek şekilde kesin olarak belirlendikten sonra, san ığın ve eşinin hukuki durumlar ının buna göre tayin ve takdirinde zorunluluk bulundu ğu gözetilmeden, eksik araştırma ile yaz ılı şekilde hüküm kurulmas ı, Kabule göre de; Soruşturma aşamas ında san ıktan ele geçen dijital materyallere ili şkin inceleme rapor u getirtilip de ğerlendirilerek, CMK'n ın 217. maddesi gere ğince duru şmada san ık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre san ığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, daha evvel istenilmesine ra ğmen bu hususa ili şkin inceleme raporu temin edilmeden eksik ara ştırma ile yaz ılı şekilde hüküm kurulmas ı [bozmayı gerektirmiştir.]" 20. Dava, istinaf mahkemesinin bozma kararı sonrasında Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2019/102 sayılı dosyasında derdesttir ve yargıla ma tutuksuz olarak devam etmektedir. 2. Ankara Adliyesindeki Dava 21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında yürütül en diğer bir soruşturmada 9/1/2018 tarihli iddianame ile silahlı terör örgüt üne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs ve resmî belge de sahtecilik suçlarından Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. 22. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/341 sayılı dosyasınd a tutuksu z olarak yapılan yargılamada 11/7/2018 tarihli duruşmada örgüt üy eliği suçundan " Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine 2016/333 Esas say ılı dava aç ılmış olmas ı ve örgüt üyeli ği suçunun temadi eden suçlardan olup hukuki ve fiili kesinti olmad ığı için eylemin sübutu halinde te k suç oluşacağı" gerekçesiyle kamu davasının reddine, resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ise başvurucunun beraatına karar ver ilmiştir. 23. Başvurucu hakkında verilen beraat hükmüne karşı katılan Ölçm e, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) vekili istinaf yoluna baş vurmuştur. 24. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Bölg e Adliye Mahkemesinde anılan davanın istinaf incelemesi devam etmektedir . B. Başvuruya İlişkin Süreç25. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY'ye iliş kin olarak başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 5/3/2018 tarihinde g özaltına alınmıştır. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 626. Başvurucu 13/3/2018 tarihinde müdafii huzurunda Tekirdağ Cum huriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde özetle, F ETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı tarihte, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. 27. Başvurucunun sorgusu Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafın dan aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmu ştur. Başvurucu; ifadesinde 2010-2016 yılları arasında Çorlu'da bulunduğunu, Mil lî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak İngilizce öğretmenliği yaptığını, hakkında isnatta bulun an kişileri tanımadığını, bir yanlışlık olduğunu düşündüğünü, bu kişilerin vermiş olduğu beya nları ve teşhis tutanaklarını kabul etmediğini, herhangi bir kod adı kullanmadığını, FETÖ/PDY terör örgütüyle herhangi bir irtibatı olmadığını ifade etmiştir. Ayrıca 2016 yılında Hat ay'a tayin olduğunu, 2016 yılının 31 Ağustos ayında gözaltına alındığını ve 18 ay tutuklu kaldığı nı, Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 6 yıl 3 ay ceza verild iğini, bu kararı temyi z ettiğini, hakkında terör örgütü üyeliğinden iki kez tutuklama y apılamayacağını ve atılı suçlamayı kabul etmediğini belirtmiştir. 28. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledi r: "Şüphelinin beyan ı, Tekirda ğ İl Emniyet Müdürlü ğünün tahkikat evrak ı, çok say ıda tan ık beyan ı ve teşhis tutana ğı nazara al ındığında şüphelinin üzerine at ılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulundu ğu, şüphelinin üzerine at ılı suç için kanunda öngörüle n ceza miktar ı ve suçun CMK 100/3-a-11 maddesinde say ılan suçlardan olmas ı nedeniyl e kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulundu ğu, tutuklama nedenine göre adli kontrol tedbirinin yetersiz kalaca ğı anlaşılmakla şüphelinin üzerine at ılı silahl ı terör örgütüne üye olma suçundan CMK nun 100 ve devam ı maddeleri gere ğince TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.] " 29. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hâkimliği 15/3/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermişt ir. 30. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı devam eden soruşturmada baş vurucuyu 22/3/2018 tarihinde bu kez silahlı terör örgütü kurma veya yöne tme suçundan tutuklanması istemiyle yeniden Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. 31. Başvurucunun sorgusu Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafın dan aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmu ştur. Başvurucu; ifadesinde önceki beyanlarını tekrar ederek hakkında devam eden yargılamada tahliye kararı verildiğini, yeniden tutuklanamayacağını ve atılı suçlamayı kab ul etmediğini belirtmiştir. 32. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölüm ü şöyledir: "Şüpheli ve di ğer şüphelilerin beyan ı, teşhis tutanaklar ı, tan ık beyanlar ı nazara alındığında şüphelinin üzerine at ılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulundu ğu, şüphelinin üzerine at ılı suç için kanunda öngörülen ceza miktar ı ve suçun CMK 100/3-a-11 maddesinde say ılan suçlardan olmas ı nedeniyle kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğu, tutuklama nedenine göre adli kontrol tedbirinin yetersiz kalaca ğı anlaşılmakla şüphelinin üzerine at ılı silahl ı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan CMK'n ın 100 v e devam ı maddeleri gere ğince TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.] " Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 733. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliği 26/3/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermişt ir. 34. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 5/4/2 018 tarihli iddianameyle başvurucu ile birlikte toplam 8 şüpheli hakkında s ilahlı terör örgütü kurma veya yönetme ile terör örgütüne üye olma suçlamalarıyla kamu da vası açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianame de ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulundu ğuna ve şüphelinin eylemlerine değinilmiştir. İddianamede suçlamaya esas alınan ol gular şöyle özetlenebilir: i. Başvurucunun örgütsel hiyerarşik yapı içerisinde şema-1'de g österilen müdür yardımcısı konumunda yer aldığı, örgütsel gizliliği ve deşifre olmayı engellemek amaçlı olarak Tahsin kod ismini kullanan üst düzey bir örgüt mensubu olduğu ve kendisinden üst konumlarda bulunan müdür ve alt konumda bulunan öğretmen ve öğrenciler (asker şahıslar) ile görüşmeler yaptığı belirtilmişt ir. ii. Başvurucunun üst konumlarda bulunması nedeni ile asker şahı slardan toplanan himmet ve kurban adı altındaki paraların bir üst konum daki örgüt mensubuna devrettiği, ayrıca örgütsel konumu gereği himmet ve k urban parası toplama faaliyetine dâhil olan örgüte maddi destek sağlayan bir örgüt mensubu olduğu ileri sürülmüştür. iii. Başvurucunun ... isimli askerlerin sorumlusu ve yine bu ya pılanma içerisinde faaliyet yürüten Ş.K. ve E.K. isimli asker abilerinin sorumlusu olarak bir dönem faaliyetler yürüttüğü bildirilmiştir. iv. Başvurucunun FETÖ yapılanması içerisinde kendi sorumluluğun da bulunan önem arz eden birimlerde görev yapan bazı askerî personellerle görüşmeler yaptığı, yine örgütsel konumu gereği diğer illerde bulunan ve ataması ya pılan asker şahıslarla en son görev yaptıkları veya okuldan mezun oldukları illere giderek, orada bulunan mahrem yapı sorumlusu olan şahıslar ve askeri per soneller ile yüz yüze görüşme yaparak irtibat sağladığı belirtilmiştir. v. Askerî personellerin ile gelmesi akabinde başvurucunun sabit hatlar üzerinden onlarla irtibat kurduğu ve yapılanma içerisinde kendi sinden alt konumda bulunan öğretmenlere belirli periyotlarla görüşmeler yapmak üze re askerî personeli onlara devrettiği ileri sürülmüştür. vi. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu ve yukarıdaki faaliyetlerde bulunduğu yönünde tanık beyanları ile teşhis tuta naklarının yer aldığı belirtilmiştir. 35. İddianamede başvurucuya yöneltilen ve yukarıda ifade edilen eylemlere ilişkin olarak ifadesi alınan ve teşhis işlemi yaptırılan yaklaşık yirm i beş tanığın beyanına dayanılmıştır. 36. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir: Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 8"... şüphelinin, FETÖ/PDY ba ğını ortaya koyacak şekilde; FETÖ mahrem yap ılanmas ı içerisinde müdür yard ımc ısı konumu ile ö ğretmen konumunda bulunan şahıslar ın üzerind e yönetici konumunda faaliyet yürütmek, örgütlü yap ı içerisinde Tahsin kod ismini kullanmak, örgüt taraf ından özel olarak haz ırlanan evlerde mahrem yap ılanma içerisinde askerlerden sorumlu olan müdür, müdür yard ımc ısı, öğretmen ve ö ğrenci (asker şahıslar) konumunda bulunan şahıslar ile örgütsel toplant ılar düzenlemek, şüphelinin örgütsel konumu gere ği himmet ve kurban paras ı toplama faaliyetine dahil olan örgüte maddi destek sa ğlamak, mahrem yap ı sorumlusu olan şahıslar ve askeri personeller ile yüz yüze görü şme yapara k irtibat sa ğlamak, askeri personellerin ilimize gelmesi akabinde sabit hatlar üzerinden irtibat kurmak, yap ılanma içerisinde kendisinden alt konumda bulunan ö ğretmenlere belirl i periyotlarla örgütsel görü şmeler yapmak üzere devretmek suretiyle örgüt ile organik irad i bağını ve bu bağa ilişkin kast ını ortaya koydu ğu tespit edilmi ştir. Bu şekilde şüphelinin, silahl ı terör örgütünün ideolojisini benimsedi ği, eylem ve faaliyetlerinde süreklilik, çe şitlilik ve yo ğunluk bulundu ğu görülmekle, şüphelinin silahl ı terör örgütü FETÖ' nün hiyerar şik yap ısına dahil bir örgüt üyesi oldu ğu anlaşılmıştır." 37. Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi 17/4/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/342 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aş aması başlamıştır. 38. Başvurucu sonraki tarihlerde yaptığı itiraz sonuçlarının ken disine tebliğ edilmediğini belirterek 3/5/2018 tarihinde bireysel başvuru yap mıştır. 39. Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi 8/1/2019 tarihli kararıyla b aşvurucu hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK nın 223/7 maddes i gereğince reddine ve başvurucunun da tahliyesine karar vermiştir. Kararın gerekçesin in ilgi kısmı şöyledir: "... San ık İlyas Tunç hakk ında TCK n ın 314-1. ve TCK n ın 314/2. maddeleri uyar ınca terör örgütü kurma yönetme ve terör örgüt üyeli ği suçlar ından dolay ı TCK'n ın 314/1-2 ve 3713 say ılı TMK n ın 5. maddesi ila TCK n ın 63, 53/1 ve 58/9. maddeleri gereğince cezaland ırılmas ı talebi ile mahkememize 5/4/2018 tarih ve 2018/308 say ılı iddianame ile kamu davas ı aç ılmış olup; iddianamede san ığın örgütteki konumunun çizilmi ş olan askeri yap ılanmaya ait şemada müdür yard ımc ısı olduğu ve bu ki şinin konumuna yönelik hakk ında iddianamede şüpheli olarak beyanlar ına yer verilen N.M., E.Y., G.A., H.A., İ.Y., K.T., M.K., M..A.Y., M.A.Ç., M. Ş., M.S., N.A., Ö.D., R. Ş., S..B., M.Ö., M. Ş., M.N., N.B., Ş.K., E.D., M.D., S.U., E.K.n ın san ığı teşhis ettikleri , bu te şhisler ve ifadelerinde; ortak olarak san ığı Tahsi n olarak bildiklerini, bu ki şinin örgüt mahiyetinde kendisine ilgilenmesi için devredilen askerlere evlerine giderek sohbet verdi ği ve böylece bu ki şiler ile ilgilenen daha sonra da örgüt içerisinde bu ki şiler ile ilgilenecek olan yeni ki şiye devir i şlemini yapt ığı ,yine birlik içerisinde mevcut olan tüm askeri personel hakk ında özel ya şamlar ı, içki içip içmedi ği ve kumar oynay ıp oynamad ıklar ına yönelik bilgi toplad ığı, yine mahiyetinde ilgilenmesi gereken askerleri sohbet toplant ılar ına çağırmak için sabit/ankesörlü numaralar üzerinden arad ığı, bu kişinin bekar askeri personelin örgüt içerisinde evlilik yapmas ına dair bayanlar ile bu asker ki şilerin evlilik i şlemlerini de organize etti ği belirtilmi ştir. TCK 314/1 maddes i olan 'Terör Örgütü Kurma ve Yönetme' şuçunun olu şabilmesi için bir ki şinin Yarg ıtay 16. Ceza Dairesinin 18/7/2017 tarih, 2016/7162 Esas -2017/4786 karar say ılı ilam ında belirtildiği şekilde; 'Örgütü yönetmek; Fail, hiyerar şik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geni ş bir alanda i ş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icras ında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 9yönetici olarak kabul edilebilecektir.' şeklinde belirtilmi ştir. Gerek iddianamedeki anlat ım gerekse iddianamede yer alan beyanlar bir bütün halinde de ğerlendirildi ğinde sanığın eylemlerinin s ınırlı bir bölüm olan ve FETÖ/PDY terör örgütünün yap ısı çerçevesind e kendisine sadece askerler üzerinde bir sorumluluk alan ı verildiği ve bu ki şiler üzerinde de sadece evlerine gidip bu ki şilere sohbet verdi ği, yine bu ki şilerin burada görevlerini bitirip tayin dönemlerinde yeni tayin olduklar ı yerden gelen abi isimli ki şiye teslim etti ği şeklinde eylemlerinin oldu ğu, bu eylemlerinin hiçbirisinin san ığın kendi tasarrufu ile gerçekleştiremediği anlaşılmakla; san ığın eylemlerinin TCK'n ın 314/2. maddesinde tan ımlanan terör örgütüne üye olmak suçunu olu şturduğu, san ığın savunmas ında belirtildi ği üzere hakk ında ayn ı fiiller nedeni ile terör örgüt üyeli ği suçundan dolay ı Hatay Cumhuriye t Başsavc ılığına ait 8/9/2016 tarih ve 2016/4277 Esas say ılı iddianame ile Hatay 2. A ğır Ceza Mahkemesinin 2016/333 Esas say ılı dava dosyas ı ile kamu davas ının aç ıldığı, kamu davas ının yap ılan yarg ılamas ı sonucunda mahkemenin 20/01/2018 tarih ve 2018/52 kara r say ılı ilam ı ile san ığın eyleminin bir bütün olarak örgüt üyeli ği suçunu olu şturduğunun kabulü ile TCK'n ın 314/2. ve 3713 say ılı Yasa'n ın 5. ve TCK'n ın 62. maddelerinin tatbiki il e neticeten 6 y ıl 3 ay hapis cezas ı ile cezaland ırılmas ına karar verildi ği, yine sanığın beyan ında an ılan karara yönelik yasal süresi içerisinde İstinaf kanun yolunu ba şvurduğu ve anılan dosyan ın halen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2018/2048 Esas say ısında kay ıtlı olduğu; silahl ı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olmas ı nazara al ındığında san ığın eyleminin tek bir örgüt üyeli ği suçu oldu ğu, her ne kada r mahkememizde san ık hakk ında terör örgüt kurma ve yönetme ile terör örgütüne üye olma suçlar ından kamu davas ı aç ılmış olsa da eylemin tek bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğinden aç ılan kamu davas ının 5271 Say ılı CMK n ın 223/7. maddesi gereğince reddine, dosyadaki mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre de dikkate al ınara k san ığın tahliyesine karar verilerek a şağıdaki şekilde hüküm kurulmu ştur." 40. Başvurucu hakkında Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesince davanı n reddi yönünde verilen karar, istinaf edilmeden 16/1/2019 tarihinde ke sinleşmiştir. IV. İLGİLİ HUKUK 41. İlgili hukuk için bkz. Şahin Alpay (GK), B. No: 2016/16092, 11/1/2018, 55-64. V. İNCELEME VE GEREKÇE 42. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia 1. Başvurucunun İddiaları 43. Başvurucu; FETÖ/PDY ile ilgili olarak hakkında soruşturma ba şlatılan herkesin suçlu olduğu yönünde algı oluştuğunu, mahkemeler üzerinde baskı oluşturulduğunu ve bu nedenle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 44. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddiasına iliş kin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 102. Değerlendirme 45. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili deliller i sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddiaların ı ortaya koymak başvurucuy a düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nede niyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihla l gerekçelerini, dayanıla n deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya karar ların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücü nün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasın a göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi ned enle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır ( Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, 19, 20). 46. Somut olayda başvurucu; başvuru formları ve eklerinde siyase tçi ve/veya kamu görevlisinin hangi söz veya eylemleriyle kendisini ne şekilde s uçlu ilan ettiğini, hangi basın organında çıkan hangi haberin bu kapsamda olduğunu somut olarak belirtmemiştir. Başvuru formları ve eklerinde anılan ihlal iddialarına yönelik olarak i ddianın konusunu belirtir şekilde somut bilgi, belge ve kanıt bulunmamaktadır. Bu itibarla başvur uya konu ihlal iddialarıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddi alarını ortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu tarafında n bu yükümlülük yerine getirilmemiştir. 47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesinin ih lal edildiğine ilişkin iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. B. Aynı Fiil Nedeniyle Yeniden Yargılanmama veya Cezalandırmama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia 1. Başvurucunun İddiaları 48. Başvurucu; aynı olay ve suçlamalarla ilgili olarak daha önce yargılanmasına başlanmış ve hatta mahkûmiyet kararı verilmiş olan eylemler hak kında yeniden soruşturma başlatıldığını, evrensel hukuk ilkelerine aykırı olarak soruştu rma ve kovuşturm a makamlarınca hakkında yetersiz gerekçelerle kararlar verildiğin i ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. 49. Bakanlık görüşünde başvurucunun bu bölümdeki iddiasına ilişk in bir açıklamaya yer verilmemiştir. 2. Değerlendirme 50. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi yönünden incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. 51. Anayasa Mahkemesi Ünal Gökp ınar kararında, ayn ı fiil nedeniyle yeniden yarg ılanmama ve cezaland ırılmama hakk ının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altın a alınan adil yargılanma hakkı çerçevesinde anayasal güvence altı nda olduğuna hükmetmiştir Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 11(Ünal Gökp ınar [GK] B. No: 2018/9115, 27/3/2019, 40-50). Kararda aşağıdaki değerlendirmelere yer verilmiştir: "49. Ayn ı fiil nedeniyle yeniden yarg ılanmama veya cezaland ırılmama ilkesi, yukar ıda değinildiği üzere bireylerin, haklar ında yürütülen bir ceza yarg ılamas ı sürecinin varl ığı hâlinde tekrar yarg ılanmamalar ını veya cezaland ırılmamalar ını güvence alt ına almaktad ır. Böylelikle adil yarg ılanma hakk ı kapsam ındaki cezai süreçler yönünden hukuk devleti ilkesinin bir gere ği olarak hukuk güvenli ğinin sağlanmas ı amaçlanmaktad ır. Dolay ısıyla hukuk devleti ilkesinde mündemiç olan ayn ı suç nedeniyle yeniden yarg ılanmama veya cezaland ırılmama ilkesinin Anayasa'n ın 36. maddesinde düzenlenen adil yarg ılanma hakk ının bir unsuru oldu ğu sonucuna ula şılmaktad ır. Nitekim ne bis in idem ilkes i Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'de ayr ı bir hak olarak düzenlenmi ş ise de A İHM kararlar ında bu ilkenin adil yarg ılanma hakk ı ile bağlant ılı özel bir güvence oldu ğu vurgulanm ıştır ( 33). Baz ı uluslararas ı sözleşmelerde de ne bis in idem ilkesi aç ık bir biçimde adil yarg ılanma hakk ının bir güvencesi olarak kabul edilmi ştir ( 29-30)." 52. Aynı fiilden dolayı yeniden yargılanmama veya cezalandırılma ma ilkesinin uygulanabilmesi için hukuka aykırı fiillere bağlanan iki ayrı c ezanın birlikte uygulanıp uygulanmadığı ve dolayısıyla aynı kişinin iki kere yaptırıma ta bi tutulması sonucuna yol açılıp açılmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca ne bis in idem ilkesine uygunluk yönünden müdahalenin yol açtığı söz konusu mükerrerliğin ayn ı fiilden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun da irdelenmesi gerekir (bkz. AYM, E.2017/95, K.2017/1 19, 12/7/2017, 13). 53. Somut olayda başvurucu hakkında sonradan açılan soruşturma ö ncesinde başlatılan kovuşturmanın Anayasa Mahkemesince bireysel başvurun un karara bağlandığı tarih itibarıyla devam ettiği görülmektedir (bkz. 20). Başvurucu hakkında sonradan başlatılan soruşturma sonucu açılan davada ise; başvurucu hakkı nda aynı eylemler nedeniyle dava bulunduğu, eylemlerin tek bir suç olarak kabul edilmesi ge rektiği gerekçesiyle davan ın reddi kararı verilmiştir (bkz. 39). Bu nedenle somut olayda aynı fiil nedeniyle yeniden soruşturulmama ve yargılanmama hakkına yönelik olarak bu aşamad a bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır. 54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin aç ıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. C. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar 1. Tutukluluğun Devamı Kararına Yönelik İtirazı İnceleyen Mahkem elerin Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia a. Başvurucunun İddiaları 55. Başvurucu; genel olarak idarenin ve Hâkim ve Savcılar Kurulu 'nun yaptığı açıklamalarla mahkemeler üzerinde baskı oluşturulduğunu, bağıms ızlık ve tarafsızlıklarına gölge düşürüldüğünü belirterek tutukluluğa karşı itiraz yolunu etkin bir biçimde kullanamadığını ifade etmiştir. Başvurucunun iddiasının bu kısm ı Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir. 56. Bakanlık görüşünde başvurucunun bu bölümdeki iddialarına ili şkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 12b. Değerlendirme 57. Anayasa'nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin bağımsız ve tara fsız mahkemelerce kullanılacağı açıkça hükme bağlanmış; 138. maddesinde ise mahke melerin bağımsızlığından ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre "Hiçbir organ, makam, merci veya ki şi, yarg ı yetkisinin kullan ılmas ında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." Bağımsızlık, mahkemenin bir uyuşmazlığı çözümlerken yasamaya, yürütmeye, davanın tarafları ile çevreye ve diğer yargı organlarına karşı bağımsız olmasını, onların etkisi altında olmamasını ifad e etmektedir (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015). 58. Bir mahkemenin idareye ve davanın taraflarına karşı bağımsız olup olmadığının belirlenmesinde üyelerinin atanma şekli ve onların görev sürele ri, dış baskılara karşı teminatların varlığı ve mahkemenin bağımsız olduğu yönünde bir görüntü sergileyip sergilemediği önem arz etmektedir ( Yaşasın Aslan , B. No: 2013/1134, 16/5/2013, 28). 59. Mahkemelerin tarafsızlığı kavramı, görülecek davalar karşısı nda bizzat mahkemenin kurumsal yapısı ile davaya bakmakla görevli hâkimin tutumu üzerinden açıklanmaktadır. Öncelikle mahkemelerin kuruluşu ve yapılanması yla ilgili yasal ve idari düzenlemelerin tarafsız olmadığı izlenimini vermemesi gerekir. Esasında kurumsal tarafsızlık, mahkemelerin bağımsızlığı ile bağlantılı bir konud ur. Tarafsızlık için öncelikle bağımsızlık ön koşulu gerçekleşmeli ve ek olarak kurumsal yönde n de taraf görüntüsü verecek bir yapılanma oluşmamalıdır (AYM, E.2014/164, K.2015/12 , 14/1/2015). 60. Mahkemelerin tarafsızlığını ifade eden ikinci unsur, hâkimle rin görülecek davaya ilişkin öznel tutumlarıyla ilgilidir. Davaya bakacak ola n hâkimin davanın taraflarına karşı eşit, yansız ve ön yargısız olması, hiçbir telkin ve bask ı altında kalmadan hukuk kuralları çerçevesinde vicdani kanaatine göre karar vermesi ger ekir. Aksi yöndeki davranışlar ise hukuk düzenince disiplin ve ceza hukuku alanındaki yaptırım lara tabi kılınmıştır (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015). 61. Yukarıda yer alan ilkeler ışığında somut olay değerlendirild iğinde, yapıldığı iddia edilen açıklamaların tek başına mahkemelerin tarafsızlığı na ya da bağımsızlığına işare t eden bir durum olarak kabulü mümkün değildir. Bu bağlamda şüphe li veya sanıklar hakkında uygulanan koruma tedbirlerine ilişkin olarak yargı makamları ya da idare tarafından birtakım değerlendirmeler yapılması kural olarak mahkemelerin tarafsızlı ğına aykırı bir durum şeklinde yorumlanamaz. Söz konusu açıklama ve değerlendirmeleri n mahkemelerin tarafsızlığını açıkça ihlal eder boyutta olduğu kimi durumlarda bu yönde bir incelemeni n yapılması söz konusu olsa da, somut olayda başvurucunun ismi aç ıkça belirtilmeden genel olarak yapıldığı iddia edilen açıklamalarda böyle bir durum mev cut değildir. 62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının aç ıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. 2. Gözaltının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia a. Başvurucunun İddiaları 63. Başvurucu, atılı suç açısından makul şüphenin varlığını göst eren maddi olgular bulunmadan gözaltına alındığını ve uzun süre gözaltında kaldığı nı belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 1364. Bakanlık görüşünde başvurucuların bu bölümdeki iddialarına i lişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. b. Değerlendirme 65. Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka ay kırı olduğu veya kanunda öngörülen gözaltı süresinin aşıldığı iddiaları ile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarak otuz güne kadar uygulanan göz altı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı şikâyetlerine ilişkin olarak bireysel başvu runun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkân ının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır ( Hikmet Kopar ve di ğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, 53-64; Günay Da ğ ve diğerleri, 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, 34-47; Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, 30-37). Somut olayda başvurucuların bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir. 66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollar ının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. 3. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü67. Başvurucu; tutuklanmasının ceza yargılama usullerine aykırı olduğunu, daha önce tutuklu olarak yargılanıp hakkında verilen mahkûmiyet kara rıyla birlikte tahliye edilmesine rağmen yeniden soruşturma açılarak hukuka aykırı ola rak tutuklamanın ön şartı olan kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri somut olgularl a ortaya konulmadan, yetersiz gerekçe ile tutuklandığını, tutuklanmasını gerektirecek bir del il olmadığını, tutuklanmasının ölçülü olmadığını ileri sürmüştür. 68. Bakanlık görüşünde, somut delillere dayanan kuvvetli suç şüp hesi bulunmadığı ve delil durumunda değişiklik olmadığı hâlde aynı suçtan tekrar tutuklandığı iddiasının yerinde olmadığını değerlendirmektedir. Buna göre başvurucu hak kında soruşturma yürütülen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi, ayrıca başvurucunun üyesi olduğu iddia edilen terör örgütünün yapılanma ve toplanma biçimleri de gözönünde bulundurulduğunda dosyada mevcut olan somut delillere dayanılar ak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu delillerin değ erlendirilmesi sonucunda adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının k eyfî olduğunun savunulamayacağı görüşündedir. b. Değerlendirme 69. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin s ınırlanmas ı" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaks ızın yaln ızca Anayasan ın ilgil i maddelerinde belirtilen sebeplere ba ğlı olarak ve ancak kanunla s ınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasan ın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz." Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 1470. Anayasa'nın " Temel hak ve hürriyetlerin kullan ılmas ının durdurulmas ı" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir: "Savaş, seferberlik, s ıkıyönetim veya ola ğanüstü hallerde, milletleraras ı hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kayd ıyla, durumun gerektirdi ği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullan ılmas ı kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasad a öngörülen güvencelere ayk ırı tedbirler al ınabilir. Birinci f ıkrada belirlenen durumlarda da, sava ş hukukuna uygun fiiller sonuc u meydana gelen ölümler d ışında, kişinin yaşama hakk ına, maddî ve manevî varl ığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, dü şünce ve kanaatlerini aç ıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolay ı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmi şe yürütülemez; suçluluğu mahkeme karar ı ile saptan ıncaya kadar kimse suçlu say ılamaz." 71. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenli ği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: "Herkes, ki şi hürriyeti ve güvenli ğine sahiptir. ... Suçluluğu hakk ında kuvvetli belirti bulunan ki şiler, ancak kaçmalar ını, delillerin yokedilmesini veya de ğiştirilmesini önlemek maksad ıyla veya bunlar gibi tutuklamay ı zorunlu k ılan ve kanunda gösterilen di ğer hallerde hâkim karar ıyla tutuklanabilir." 72. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucunun şikâyetinin ö zü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölüm deki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hür riyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir. i. Uygulanabilirlik Yönünden73. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığ ı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken Anaya sa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikk ate alacağını belirtmiştir (Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen v e tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşeb büsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayas a Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgil i olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017 57). 74. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâli nde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değ erlendirilecektir ( Ayd ın Yavuz ve diğerleri , 193-195, 242). ii. Kabul Edilebilirlik Yönünden 75. Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/3/2018 tarihli tutuklu luğa itirazın reddine ilişkin kararının kendisine tebliğ edilmediğini beyan e den başvurucuya, anılan kararın tebliğ edildiğine dair bir tebligat belgesine dosya içe risinde rastlanılmamıştır. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 1576. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunu n bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır. iii. Esas Yönünden(1) Genel İlkeler 77. Genel ilkeler için bkz. 54-59; Şahin Alpay 77-91. (2) İlkelerin Olaya Uygulanması 78. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılan dığı davada mahkûmiyet kararıyla birlikte tahliye edildikten sonra bir başk a ilde başlatılan yeni bir soruşturma kapsamında 13/3/2018 ve 22/3/2018 tarihlerinde bu ke z silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlamalarıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır. 79. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meş ru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön k oşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değ erlendirilmesi gerekir. 80. Başsavcılığın tutuklama talep yazılarında başvurucu yönünden tutuklamaya esas olmak üzere suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulundu ğu belirtilmiş ancak bu konuda bir açıklama yapılmamıştır. Tutuklama kararlarında ise s oruşturma kapsamında alınan diğer şüphelilerin beyanlarına, teşhis tutanaklarına ve tanık beyanlarına dayanılmıştır (bkz. 28, 32). 81. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ise başvurucunun ö rgütsel hiyerarşik yapısı içerisinde müdür yardımcısı konumunda yer ald ığı, örgütsel gizliliği ve deşifre olmayı engellemek amaçlı olarak Tahsin kod ismini kullandığı, kendisinden üst konumlarda bulunan müdür ve alt konumda bulunan öğretmen ve öğr enciler (asker şahıslar) ile görüşmeler yaptığı, asker şahıslardan toplanan himmet ve ku rban adı altındaki paraları bir üst konumdaki örgüt mensubuna devrettiği, ayrıca örgütsel konum u gereği himmet ve kurban parası toplama faaliyetine dahil olan örgüte maddi destek sağla yan bir örgüt mensubu olduğu, bir kısım askerlerin ve yine bu yapılanma içerisinde faaliyet y ürüten Ş.K. ve E.K. isimli asker abilerinin sorumlusu olarak bir dönem faaliyetler yürüttüğü, ke ndi sorumluluğunda bulunan önem arz eden birimlerde görev yapan bazı askeri personellerle görüşmeler yaptığı, örgütse l konumu gereği diğer illerde bulunan ve ataması yeni yapılan ask er şahıslarla en son görev yaptıkları veya okuldan mezun oldukları illere giderek orada bu lunan mahrem yapı sorumlusu olan şahıslar ve askeri personeller ile yüz yüze görü şme yaparak irtibat sağladığı belirtilmiştir. Ayrıca askeri personellerin şehre gelmesi akabi nde başvurucunun sabit hatlar üzerinden irtibat kurduğu ve yapılanma içerisinde kendisinden a lt konumda buluna n öğretmenlere belirli periyotlarla görüşmeler yapmak üzere devre ttiği ileri sürülmüştür. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu ve yukarıdaki faaliyetlerde bulunduğu yönünde soruşturma kapsamında alınan diğer şüpheliler in beyanları, teşhis tutanakları ve tanık beyanlarının yer aldığı belirtilmiştir (bk z. 34-36). Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 1682. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma sonucunda başvurucu ve bir kısım şüphelil er hakkında soruşturma makamlarınca B yLock kullanıcısı olduğu gerekçesiyle tutuklama kararı verilmiş ve b u suçta n Hatay'da dava açılmıştır (bkz. 14-15). Hatay 2. Ağır Ceza m ahkemesinde görülen davada başvurucunun B yLock kullanıcısı olması, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün f inans kuruluşu olan Asya Katılım Bankasına para yatırması, örgütün Ço rlu'daki izdivaç işlerinden sorumlu olması ve örgüte ait eğitim kurumlarında çalışması olgu larına dayanılarak (bkz. 17) hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. 15/7/2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlan tılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında askerlerin bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları t arafından soruşturmalar başlatılmıştır. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekt e olan diğer soruşturmalarda alınan şüpheli ve tanık beyanlarında başvurucuyla ilgili birtak ım beyanların geçmesi ve fotoğraf üzerinden teşhis etmeleri karşısında başvurucu hakkınd a yeniden soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda temelde aynı olaylardan kaynaklanmı ş olmakla birlikte sonradan ortaya çıkan yeni deliller (yönetici düzeyinde konumu bulundu ğu, kod isim kulland ığı ve asker şahıslarla yak ından ilgilendi ğine dair tan ık beyanlar ı ve teşhis tutanaklar ı) kapsamında yeniden soruşturma başlatılmış olması ve ulaşılan ye ni deliller neticesinde yapılan değerlendirmede başvurucunun suç işlediğine dair kuvvet li belirti bulunduğu sonucuna varılmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez. 83. Buna göre soruşturma mercilerince, FETÖ/PDY yapılanmasıyla i rtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarının ve kod ismi kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli b elirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfi bir yaklaşım olduğunu kabul etmek mümkün deği ldir. Nitekim Anayasa Mahkemesi şüpheliler ile FETÖ/PDY arasında örgütsel bir bağlant ı bulunduğuna işaret eden ve belirli olaylara ilişkin somut olgular içeren tanık beyanlar ının kuvvetli suç belirtisi olarak kabul edilebileceğine dair çok sayıda karar vermiştir (bu yönde ki kararlar için bkz. Selçu k Özdemir , 75; Metin Evecen , B. No: 2017/744, 4/4/2018, 58; Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, 43; İsmail Ç ıtak, B. No: 2016/78629, 28/11/2019, 52). 84. Öte yandan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüph esinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama ted birinin meşru bir amacının olup olmadığının ve tutuklamanın ölçülülüğünün değerlendirilmes i gerekir. 85. Başvurucu hakkında daha önce devam olunan yargılamada 29/1/2 018 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Tahliye kararı vere n mahkemenin başvurucunun kaçma şüphesinin veya delilleri etkileme riskinin devam ettiği yönünde bir kanaatinin olduğunu söylemek mümkün değildir. Nitekim Mahkeme tahliye ile birlikte yalnızca yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirini yeterli görmüştü r. Ayrıca başvurucu hakkında verilen tahliye kararına karşı Başsavcılık tarafından bir itira zda da bulunulmamıştır. 86. Buna karşın başvurucunun tahliyesine karar verildiği tarihte n yaklaşık bir buçuk ay sonra Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan yeni bir soruşturma kapsamında yukarıda da değinildiği üzere genel olarak aynı olgu lardan hareketle birlikte ortaya çıkan yeni deliller kapsamında yeniden tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Başvurucu, tahliye edildikten kısa bir süre sonra yargılaması devam eden a ynı suçlardan gözaltına alınmış ve sonrasında isnat edilen suçların "kanunda öngörülen ceza miktar ı, katalog suçlar aras ında yer olmas ı nedeniyle kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunmas ı ve suçlara ilişkin yapt ırımın alt s ınırlar ı dikkate al ındığında adli kontrol hükümlerinin yetersi z Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 17kalacağı" gerekçesiyle tutuklanmıştır. Esasen ilk derece mahkemesinin kar ar ve değerlendirmelerinden de anlaşılacağı üzere sonraki tutuklama t edbirlerine konu suçlama ilk tutuklama tedbirine konu suç ile temelde aynı olgulara dayanmak tadır. Buna göre gerçekte her iki tutuklama tedbiri aynı suça ilişkindir. 87. Bu durumda -yargılandığı davada tahliye edilmiş olan- başvur ucu bakımında n temelde aynı suça ilişkin olgulardan hareketle başlatılan bir s oruşturma kapsamında yeniden tutuklama tedbirinin uygulanmasını zorunlu kılan tutuklama nede nlerinin neler olduğunun ve neden tutuklama tedbirinin ölçülü görüldüğünün tutuklamaya iliş kin kararlarda yeterince ifade edildiğini veya somut olayın özelliklerinden anlaşıldığın ı söylemek mümkün değildi r (benzer yöndeki karar için bkz. Abdullah K ılıç, B. No: 2016/25356, 8/1/2020, 85; Cihan Acar, B. No: 2017/26110, 27/2/2020, 75). 88. Açıklanan gerekçelerle başvurucu hakkında uygulanan bireysel başvuruya konu tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasın da yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. 89. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nın olağanüstü döne mlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılma sını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının incelenmesi gerekir. iv. Anayasa'nın 15. Maddesi Yönünden 90. Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik hâllerinde veya olağanüstü durumlarda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen ve ya tamamen durdurulabilmesi ve bunlar için Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür. Ancak Anayasa'nın 15. maddesi, bu hususta kamu otoritelerine sınırsız bir yetki tanımamaktadır. Anayasa'nın di ğer maddelerinde öngörüle n güvencelere aykırı tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin ikinc i fıkrasında sayılan hak ve özgürlüklere dokunmaması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlü lüklere aykırı bulunmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir. Anay asa Mahkemesince Anayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme bu ölçütlerle sınırlı olacaktır. Mahkeme bu incelemenin usul ve esaslarını ortaya koymuştur ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 192-211, 344). 91. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı savaş, seferberlik ve olağ anüstü hâl gibi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa' nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanan çekirdek haklar aras ında değildir. Dolayısıyla bu hak yönünden olağanüstü hâllerde Anayasa'daki güvencelere aykır ı tedbirler alınması mümkündür ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 196, 345). 92. Ayrıca anılan hakkın milletlerarası hukuktan kaynaklanan yük ümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sö zleşmelerden özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 4. maddesin in (2) numaralı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 15. maddesinin (2) numa ralı fıkralarında ve bu Sözleşme'ye ek protokollerde dokunulması yasaklanan çekirdek ha klar arasında olmadığı gibi somut olayda başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına y apılan söz konusu müdahalenin milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir yükümlülüğe (olağanüstü dönemlerde de korunmaya devam eden bir güvenceye) a ykırı olduğu da saptanmamıştır ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 199, 200, 346; Turhan Günay [GK], B. No: 2016/50972, 11/1/2018, 86). Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 1893. Bununla birlikte kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletin bireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına ala n temel bir haktır ( Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, 62). Kişilerin keyfî olarak hürriyetinden yoksun bırakılmaması, hukukun üstünlüğüyle bağlı olan bütün siyasal sistemlerin merkezinde yer alan en önemli güvenceler arasındadı r. Bireylerin özgürlüklerine yönelik müdahalenin keyfî olmaması, olağanüstü yönetim usulleri nin benimsendiği dönemlerde de uygulanması gereken temel bir güvencedir ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 347). 94. Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca olağanüstü yönetim rejimler inin uygulandığı dönemde temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturan tedbirin m eşru olup olmadığı hususunda yapılacak son inceleme, bunun durumun gerektirdi ği ölçüde olup olmadığının belirlenmesidir (Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 202). 95. Başvurucu hakkında yargılandığı davada mahkûmiyet hükmüyle b irlikte tahliye kararı verilmesinden sonra temelde aynı olgulardan hareketle ba şlatılan yeni bir soruşturma kapsamında uygulanan tutuklama tedbirinin olağanüstü hâl dönemi nin koşullarında durumun gerektirdiği bir tedbir olarak kabulü oldukça zordur. Bu bağlamda tutuklamaya karar ve ren Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucu hakkında temelde aynı suçlamaya yönelik olarak görülmekte olan davada Ağır Ceza Mahkemesince verilen tahliye kararının ge rekçesinde yer alan değerlendirmelerden neden ayrıldığını ya da olağanüstü hâl duru munun başvurucunun tutuklanmasını neden gerekli kıldığını açıklayan bir gerekçe su nmamıştır. Anayasa Mahkemesi de darbe teşebbüsünden yaklaşık dokuz ay sonra uygula nan bu ikinci tutuklama tedbirini, somut olayın yukarıda etraflıca açıklanan özellikler i dolayısıyla olağanüstü hâlin gerekli kıldığı bir önlem olarak değerlendirmemektedir (benzer yöndeki karar için bkz. Abdullah K ılıç, 93; Cihan Acar, 83). 96. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte değerlendiri ldiğinde de- başvurucunun her iki tutuklama kararı yönünden de Anayasa'nın 1 9. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal e dildiğine karar verilmesi gerekir. Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.97. Öte yandan başvurucu; tutuklamaya ve tutukluluğun devamına i lişkin kararlardaki gerekçelerin yeterli ve ilgili olmadığını, kararla rı veren Mahkemenin her seferinde aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğ ini, tutukluluğun makul süreyi aştığını ileri sürmüşse de başvurucu hakkında uygulanan tutukla ma tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiş olması karşısında Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci f ıkrası bağlamında tutuklulu k süresinin makul olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 98. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 50. maddesinin (1) numaral ı fıkrasının birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 19(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." 99. Başvurucu, başvurusunda 2.000.000 TL maddi ve 500.000 TL man evi tazminat talebinde bulunmuştur. 100. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler bel irlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle b irlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 101. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiği ne karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 102. Başvuruda, ikinci tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle An ayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir . Başvurucu, yargılandığı dava kapsamında hapis cezasıyla cezalandırılmış ve dolayısıyla suç i snadına bağlı tutukluluğu sona ermiştir (bkz. 38). Bu durumda ihlalin sonuçlarının orta dan kaldırılması için tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. 103. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvuruc unun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Ba şvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tes pitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine kara r verilmesi gerekir. 104. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için ba şvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal ara sında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması neden iyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 202. Aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırmama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, 3. Tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı inceleyen mahk emenin tarafsız olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, 4. Gözaltının hukuka aykırı olması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollar ının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, 5. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve gü venliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLD UĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddes inde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİ ĞİNE Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazmina ta ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Ma liye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, E. Kararın bir örneğinin bilgi için Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkem esine (E.2018/342) GÖNDERİLMESİNE, F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/11 /2020 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Üye Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selaha ddin MENTEŞ Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 21KARŞIOY Anayasa nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihl i ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Ka nun un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvuru yoluyla Anayasa Ma hkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel h ak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal e dilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamları n görevidir. Bu nedenle teme l hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle dere ce mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözü me kavuşturulması esastı r (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, 16). Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması yanı nda telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucunun şikâyet lerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Bir başka söyleyişle, etkili olduğu kab ul edilecek olan başvuru yolunun, Anayasa da öngörülmüş güvencelere aykırılık nedeniyle hakkın ihlal edildiğini özü itibarıyla tespit etme ve yeterli giderim sağlama imkânı sunan bir yol olması gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeter li olmayıp uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığın ın kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, 29). Bununl a birlikte soyut olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir başvuru yolunun u ygulamada başarıya ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini ha klı kılmaz. Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan başvuru yollar ının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Ramazan Korkmaz, B. No: 2016/36550, 19/7/2017, 33). Öte yandan, başvurucuların belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusunda sadece bir kuşku duyması, kendilerini söz konusu hukuk yolunu t üketme girişiminde bulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvuruculardan, yorum yetki lerini kullanarak mevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için yargı organlarına başvurmaları beklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukuk y olunun gerçekte olumlu sonuçlanması konusunda makul bir ihtimalin bulunmadığı durumlar da ise başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuru yollarının tüket ilmediği sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte bir hukuk yolunun başarısız olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolunun etkili bir şekilde işlediğin e ilişkin emsal davaları n bulunmaması tek başına başvurucuyu bu hukuk yolunu tüketme yükü mlülüğünden kurtarmaz. Zira başvurucunun bu hukuk yoluna başvurması halinde mahkemeleri n içtihatlarını başvurucunun lehine olacak şekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır. Somut olayda başvurucu hakkında Hatay da görülen davada yargıla ma neticesinde eylemin sabit görülerek 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kara r verilmiştir. Bu karar aynı şahıs hakkında Tekirdağ da yürütülen soruşturma sonucu açılan dava ile birleştirilmesi gerekliliği nedeniyle istinaf tarafınd an bozulmuştur. Başvurucu hakkında Tekirdağ da örgüt yöneticiliği iddiasıyla yürütülen so ruşturmada 22.03.2018 tarihinde tutuklanmıştır. Tekirdağ Sulh Ceza Hakimliğince tutuk lanmasından sonra başvurucu 03.05.2018 tarihinde bireysel başvuru yoluna gelmişti r. Başvurucu 29.01.2018 tarihinde tahliye edilmiştir. Anayasa Mahkemesince başvurunun i ncelendiği tarih itibarıyla başvurucunun suç isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun bır akılması hali sona ermiş bulunduğundan, bireysel başvuru kapsamında tutukluluğun hukuki olmadığı yönünden yapılabilecek olan olası bir ihlal tespiti, başvurucu açısında n ancak lehine bir miktar tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir. Bunun dışında muhtemel bir ihlal Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 22kararına bağlı olarak başvurucu açısından (örneğin tahliye edil mek gibi) bir sonuç ortaya çıkmayacaktır. Hal böyle olunca, belirtilen duruma bağlı olarak, bireysel başv urunun ikincilli k niteliği gereğince, olayda, aşama itibarıyla bireysel başvuru y olu dışında başvurucuya, tutmanın hukuki olmadığını tespit edecek ve giderim olarak da t azminat ödenmesini sağlayabilecek başka bir hak arama yolunun mevcut olup olmadığı nın incelenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi'nce, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına d ayalı olarak yapılan tüm başvurularda, tutuklama kararının hukuka aykırı old uğuna ilişkin iddia incelenirken ilk olarak şikâyet konusu tutuklamanın kanuni daya nağının bulunup bulunmadığı, ikinci olarak kuvvetli suç şüphesinin mevcut olup olmadığı, üçüncü olarak tutuklamanın meşru bir amacının bulunup bulunmadığı (tutuklama nedenlerinin var olup olmadığı), son olarak da tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmad ığı incelenmektedir. 1 Anayasa Mahkemesince yapılan bu inceleme, 5271 sayılı Ceza Muha kemeleri Kanunu'nun 100 ve 101. maddelerde yer alan hükümlerle de uyumlu bir incelemedir. Zira 5271 sayılı Kanun un 100. maddesinin (1) numaralı fıkrasına gö re Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, v erilmesi beklenen ceza vey a güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. Yine aynı Kanunun 101. maddesinin ikinci fıkrasına göre de Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararla rda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin öl çülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Öte yandan, 5271 sayılı Kanun un 141. maddesinin (1) numaralı f ıkrasına (fıkranın a bendine) göre "Suç soru şturmas ı veya kovu şturmas ı s ıras ında; kanunlarda belirtilen ko şullar d ışında yakalanan, tutuklanan veya tutuklulu ğunun devam ına karar verilen, ... ki şiler, maddi ve manevi her türlü zararlar ını, Devletten isteyebilirler." Görüldüğü üzere 141. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi nde de tutuklama için kanunda belirtilen koşullara" atıf yapılmaktadı r. Dolayısıyla Kanunda (kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, ölçülülük gibi) öngörü len koşullara aykırı olarak tutuklandığını düşünen bir kişi için Kanun tazminat isteme ve a lma imkânı öngörmektedir. Anayasa Mahkemesi konuya ilişkin önceki kararlarında; bireysel başvurunun incelenme tarihi itibarıyla başvurucunun tutukluluk halinin son a ermiş olması ve tutuklama tedbirinin ilişkili olduğu kamu davasında verilen beraat veya m ahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmiş olması ha llerinde, başvurucunun tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak CMK 141/1-a hükmü kapsamında tazminat davası açabileceğini belirtmiş ve mezkûr id diayı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. 2 Bununla birlikte, başvurucu tahliye edilmiş olsa dahi hakkında açılan kamu davasının devam ediyor olması veya hakkında verilen beraat veya mahkûmiyet hükmünün kesinleş memiş olması hallerinde ise ______________________ 1 Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16.2.2017. 2 Reşat Ertan, 2013/5700, 15/04/2015, 26; Mehmet Emin Güneş, 20 13/5707, 16/04/2015, 29; Mecit Gümüş 2013/9105, 25/6/2015, 32; Hüseyin Hançer, 2013/8319, 7/1/2016, 39, 40; Ömer Köse, 2014/12036, 16/11/2016, 34 Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 23 tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına dayalı başvuruları CMK 141/1-a hükmü kapsamı dışında tutmuş ve işin esasını incelemiştir. Anayasa Mahkemesi, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişk in başvurularda yukarıda belirtildiği şekilde ortaya koyduğu yakla şımını sonradan kısmen değiştirmiş bulunmaktadır. Mahkemenin güncel yaklaşımında, tutu klamanın hukuki olmadığı iddiasının CMK 141. madde kapsamında tazminata konu edilebilece ğinin kabul edildiği te k durum, CMK 141/1-e hükmünde düzenlenen tazminat nedenine ilişki n durumdur. Anayasa Mahkemesinin son dönemdeki bir çok kararına göre; başvu ruya konu edilen tutuklamanın ilişkili/ilgili olduğu davada başvurucu hak kında beraat kararı verilmiş veya başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair k arar verilmiş ve bu kararlar bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kesinleşmiş is e tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası, CMK 141/1 a ve e hükmünde düzenlenen tazminat yolunun tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunmaktadır. 3 Mahkeme, bu içtihadında CMK 141/1-e hükmünün yanı sıra CMK 141/1-a hükmünü de dikkate almakta ve sö z konusu hükümlerde öngörülen tazminat yolunu tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası yönünden etkili bir kanun yolu olarak nitelendirmektedir. 4 Tutukluluğun hukuki olmadığı iddiasına dayalı tüm başvurularda, belirtilen durum dışındaki tüm hallerde ise işin esası incelenmektedir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, CMK 141/1-a hükmünde düzenlenmiş olan, kanunlarda belirtilen koşullar dışında tutukluluğun devamına ka rar verilmesi halini de kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii h uzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin tazminat alabil eceğini öngören CMK 141/1-d'de düzenlenen tazminat yoluyla beraber değerlendirmekte dir. Bir başka söyleyişle Mahkeme, tutukluluğun kanuna aykırı bir şekilde gerekçesiz kara rlarla uzatılarak makul sürenin veya kanuni sürenin aşıldığına ilişkin iddiaları, başvu ru yollarının tüketilmemesi gerekçesine dayanarak reddetmekte ve CMK nın 141. maddesinin (1 ) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentlerine birlikte dayanmaktadır. 5 Belirtilen durumla birlikte, Mahkemece, gözaltının hukuki olmad ığına ilişkin şikâyetlere dayalı başvurularda da CMK nın 141. maddesindeki ta zminat yoluna başvurulması gerektiği söylenmektedir. Bir başka söyleyişle, gö zaltının hukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerde de davanın mahkûmiyetle sonuçlanıp sonuçla nmadığına, davanın devam ediyor olup olmadığına bakılmaksızın başvuru yollarının tüketil memesi nedeniyle kabu l edilemezlik kararı verilmektedir. 6 Anılan kararlarda bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanı n esasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündeki Yargıtay kararlarına at ıf yapıldığı için gözaltı nın hukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerde CMK nın 141. maddesindek i yolun tartışmasız bir biçimde etkili bir hukuk yolu olduğu iddia edilebilir ise de; Y argıtay tarafından istikrarlı bir biçimde tersine oluşturulmuş bir uygulama tespit edilmediği sür ece, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına dayalı başvurularda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilirken, bu konuda Yargıtay uygulam asının var olup olmadığına bakılmasına gerek olmadığından ve biraz önce değinilen ka rarlarda atıf yapılan Yargıtay ____________________ 3 Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, 40; Bilal Canpolat , 37-43; Fatma Maden, 49; Ertuğrul Raşit Benal, B. No: 2016/25245, 17/7/2018, 42 4 Fatma Maden, 47, Ertuğrul Raşit Benal, 40 5 Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, 54; İrfan G erçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, 37 6 Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, 30- 38; Ahme t Ünal, B. No: 2016/17624, 9/5/2018, 24-26. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 24 kararları 7 somut delil olmadan gerçekleştiği iddia edilen bir gözaltına a lınmayla ilgili olmadığından anılan iddiaya itibar edilmesi mümkün değildir. 8 Hal böyle olunca, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuka ayk ırı olduğu iddialarının her ikisini de içeren başvurularda, Anayasa Mahkem esince, gözaltı tedbirine dai r iddia yönünden tazminat yoluna başvurulması gerektiğine karar v erilirken, tahliye edilmiş bir başvurucunun tutuklama tedbirine ilişkin iddiasında tazminat yo lunun gösterilmemesi çelişkili bir durum oluşturmaktadır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nce, etkili bir başvuru yolunun b ulunup bulunmadığının belirlenmesinde başvurulan uygulamaya atıf yapma yaklaşımından B.T. kararıyla vazgeçilmiştir. B.T. kararında, geri gönderme merkezl erindeki tutma koşullarının kötü muamele oluşturduğu iddiasına dayalı başvuru, başvuru yoll arının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, geri g önderme merkezlerindeki koşulların kötü muamele oluşturduğu iddiasını, uygulamada başar ıyla sonuçlandığını gösteren herhangi bir örneğini tespit etmemiş olmasına rağmen, tam yargı davasına konu edilebileceğini belirterek incelememiştir. İdari gözetim altında tutulma koşullarına karşı etkili bir başv uru yolunun bulunmadığı iddiasına dayalı başvuruda Mahkeme; AİHM'nin Türk h ukukunda tutulma koşullarına karşı etkili bir başvuru olmadığına dair kararları bulunduğunu belirttikten sonra, yasal düzenlemeyle oluşturulan ve kanunun objektif anlamına bak ıldığında var olduğu hususunda bir tereddüt uyandırmayan bir hukuksal yolun fiilen d enenmemiş veya kullanılmamış olmasının söz konusu yolun etkili olmadığı veya b ulunmadığı sonucuna ulaşılabilmesi bakımından yeterli olmayacağı tespitinde bulunmu ş, bu tespit kapsamında da bu güne kadar böyle bir davanın açıldığını ve tazminata hükmedi ldiğini gösteren herhangi bir mahkeme kararının mevcut olmamasına dayanılarak tazminata ilişk in etkili bir başvuru yolunun bulunmadığının söylenmesinin hatalı olacağını ifade etm iştir. 9 Cafer Yıldız kararında da benzer bir değerlendirmeyle kabul edi lemezlik kararı verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, Cafer Yıldız kararında, tutuklu luk incelemeleri sonucunda verilen kararların tebliğ edilmemesi ya da tutukluluğa yapılan itirazın karara bağlanmaması nedeniyle tutuklama işlemine karşı başvuru imkanlarından yararl andırılmamaya ilişkin iddiaların CMK nın 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendi kapsamında açılacak davada incelenebileceği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı v ermiştir. Mahkeme, buradaki tazminat yolunun başarıyla uyguladığını gösteren emsal davalar bulunmamasına rağmen böyle bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia ed ebilmeyi ortaya koyacak bir durum da söz konusu olmadığı için bu türden şikâyetlere çözüm g etirmeye elverişli nitelik taşıyan bu yola işlerlik kazandırmak ve yasal düzenlemenin kaps amını belirlemek amacıyla derece mahkemelerine başvurulmasında yarar bulunduğunu belirtmi ştir.10 _________________ 7 Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılı kararı 8 Benzer durumlar bakımından, Yargıtay uygulamasında tazminat yol unun başarıyla uyguladığını gösteren emsal kararlar bulunmamakla birlikte, böyle bir hukuk yolunun k esinlikle başarısız olacağını iddia edebilmey i ortaya koyacak bir durum da söz konusu değildir. 9 B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, 40-60. 10 Cafer Yıldız, B.No: 2014/9308, 9/1/2018, 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, 37-40. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 25Tahliye edilen ve hakkında açılan kamu davası devam eden kişini n CMK 141/1-a kapsamında açacağı tazminat davasında kuvvetli suç şüph esinin ve tutukluluğun diğer kanuni şartlarının bulunmadığına ilişkin yapılacak tespit in devam eden kamu davasını etkileyebilecek olması ve tazminat davasını yürüten mahkemenin bu tür değerlendirmelerden kaçınabileceği ihtimali yahut hakkında mahkûmiyet hükmü verilen ve bu hüküm kanun yolu incelemesi aşamasında olan veya kesinleşen kişilerin açacakları tazminat davasında mahkemenin, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olup olmadığı te spitini kanun yolu merciinin verdiği veya vereceği karara rağmen yapıp yapamayacağ ı hususları da kanun yolunun etkililiği açısından elbette ki büyük önem taşımaktadır . Bununla birlikte, bu bağlamda, kişinin tutuklanması ve tahliye edilmesi ile hakkında beraat veya mahkûmiyet hükmü verilmesi arasında belirleyici ölçüde bir bağlantı olmadı ğını söylemek yerinde olacaktır. Belirtilen duruma göre, bir kişinin tutuklanması hukuka uygun o lmakla birlikte bu kişi kamu davasından beraat edebilir ya da tutuklanması huku ka aykırılık arz ederken hakkında açılan davada mahkûmiyet sonucuna varılabilir. Bu nede nle CMK 141/1-a kapsamında açılacak bir davada tutukluluğun hukukiliğine ilişki n olarak kişi hakkındaki ceza davasından bağımsız bir inceleme yapılmasının mümkün olduğu son ucuna varılmalıdır. (Muzaffer Korkmaz, Koruma Tedbiri Nedeniyle Tazminat Davaları v e Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019, s . 93). Tutukluluğun hukukiliğinin incelenmesinde, tutuklamanın ilişkili/ilgili oldu ğu davada mahkûmiyet vey a beraat kararı verilmiş olmasının ya da davanın devam ediyor olm asının bir önemi olmamalıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesince de, mahkûmiyet kararı verilmesi veya davanın devam ediyor olması durumunda da tutuklamanın hukukiliği incele nmektedir. 11 Eğer bir davanın devam ediyor olması veya davada mahkûmiyet kararı veril mesi tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesine engel teşkil ediyor olsaydı, Anayas a Mahkemesinin de böyle bir inceleme yapamaması gerekirdi. Dolayısıyla bir davada beraat ve ya takipsizlik kararı verilmesi tutuklamayı kendiliğinden hukuka aykırı hale getirmey eceği gibi mahkûmiyet kararı verilmesi de kendiliğinden tutuklamanın hukuka uygun old uğunu göstermez. Nitekim Anayasa Mahkemesi Mehmet Özdemir 12 başvurusunda beraat kararı verilmiş olan başvurucunun tutuklanmasının hukuka uygun olduğuna karar vermiş iken, Ali Bulaç 13 başvurusunda hakkında mahkûmiyet kararı verilen başvurucunun tu tuklanmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Esasen CMK 141/1-a hükmünün de, tutuklamanın hukukiliği bağlamı nda bu hükme dayalı olarak dava açılmasını kişi hakkındaki yargısal sü recin bitmesine ve kesinleşmiş bir kararın varlığına bağlı tutmadığı anlaşılmaktad ır. Konuya ilişkin Yargıtay kararlarında da 14 anılan hükümde düzenlenen tazminat nedeninin, yargısal sürecin kesinleşmesine bağlı olarak tazmina ta konu edilebilecek tazminat nedenleri arasında sayılmadığı görülmektedir. Söz konusu kararl ara göre, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuş turmaya yer olmadığına veya beraatlarına karar verilen, yine mahkûm olup da göza ltı ve tutuklulukta geçirdikleri ____________________ 11 Bkz. Besime Konca, B. No: 2017/5867, 3/7/2018. 12 Mehmet Özdemir, B. No: 2017/37283, 29/11/2018 13 Ali Bulaç [GK], B. No: 2017/6592, 3/5/2019 14 bkz. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 1/7/2015 tarihli ve E.2014/20 624, K.2015/12265 sayılı, 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılı kararları. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 26 süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu c ezayla cezalandırılanlar hakkında, mutlaka davanın esasıyla ilgili olarak verilen kararı n kesinleşmesini beklemek zorunluluğu bulunmaktadır. Hal böyle olunca uygulamada, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik CMK 141/1-a hükmüne dayalı tazminat davasının , tutuklamanın ilişkili/ilgili olduğu ceza davası derdestken açılamayacağına i lişkin kesin bir kabulü n bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, yukarıda da belirtildiği üzere tazminat davasını i nceleyecek ola n derece mahkemesinin tutuklama şartlarını incelemekten imtina ed ebileceği şeklindeki bir görüşün kabulünün de mümkün olmadığını belirtmek gerekmektedir. Zira CMK 141/1-a hükmü karşısında tazminat mahkemesinin de (ağır ceza mahkemesin in de) tutuklama koşullarının var olup olmadığını inceleyebilmesi gerekmektedir. Anılan hükme göre tutuklamanın kanunda öngörülen şartlara uygun olup olmadığını t espit etmek tazminat mahkemesinin kanundan kaynaklanan görevi durumundadır. Nitekim kovuşturma aşamasında yargılamayı yürüten herhangi bir ağır ceza mahkemesi nin verdiği tutuklama vey a tahliye kararı, yapılan itiraz üzerine bir başka ağır ceza mahk emesi tarafından, tutuklama şartlarının var olup olmadığı incelenerek kaldırılabilmektedir. Bu konuda herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Böyle olunca da bir ağır ceza mahkeme sinin veya sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararının hukuka aykırı olup olm adığının tazminat mahkemesince tespit edilmesinin önünde de herhangi bir engel bu lunmadığı sonucuna varılmaktadır. Suç isnadına bağlı olarak tutukluluk halini içerenler dışındaki tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerde CMK 141/1-a daki tazmina t yolunun tüketilmesini n aranması, Anayasa Mahkemesinin tutukluluk statüsünün sona ermi ş olması kaydıyla tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelik iddiaların, CMK nin 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ile (d) bentlerinde düzenlenen tazminat yoluna konu edilmesi gerektiğine ilişkin yaklaşımıyla da uyumluluk gösterir. 15 Zira tahliye edilen ve hakkındaki kamu davası devam eden veya aleyhine verilen mahkumiyet hükmü k anun yolu aşamasında olan veya kesinleşen kişinin Anayasa Mahkemesi içtihadı doğrult usunda bireysel başvuru öncesi uzun tutukluluk iddiasına ilişkin açacağı tazminat davas ında ilk derece mahkemesi, tutukluluğun devamına ilişkin kararların hukuka uygunluğunu inc eleyecek, bu incelemeyi yaparken de kuvvetli suç şüphesinin var olup olmadığını ve diğe r tutuklama nedenleriyle birlikte devam edip etmediğini gözetecektir (Muzaffer Korkmaz, a.g.e., s.94) Nitekim Anayasa Mahkemesi nce de tutukluluğun makul süreyi aştığına ili şkin olup esastan incelenen başvurularda kuvvetli şüphenin var olup olmadığı, tutuklama ned enlerinin devam edip etmediği de incelenmektedir. 16 Ayrıca, bu konuya ilişkin olup başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilen başvur ularda da, tazminat davasına bakacak olan mahkemenin de kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedenlerinin var olup olmadığını değerlendireceği varsayılmaktadır. Aksinin kabulü ha linde bu tür başvurularda kişilerin tazminat davası yoluna yönlendirilmemesi gerekirdi. S onuç olarak, eğer tazminat davasına bakacak mahkeme, uzun tutukluluk şikâyetlerinde kuvvetli şüphenin, tutuklama _________________ 15 İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, 19, 37 16 Bkz. Örneğin, Hüsnü Aşkan, B. No: 2015/4057, 31/10/2018, 45, Halas Aslan, B. No: 2014/4994 , 16/2/2017, 87. Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 27 nedenlerinin var olup olmadığını inceleyebiliyorsa, tutuklaman ın hukukiliği şikâyetlerinden kaynaklanan davalarda da tutuklamanın hukukiliğini inceleyebilm elidir. Bu noktada Mustafa Avcı kararına 17 da değinmek gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu başvuruda başvurucunun uzun tutukluluk şikâyetini , inceleme tarihi itibarıyla tahliye edilmiş olması nedeniyle CMK 141 de düzenlenen tazminat yolunun tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. 18 Başvurucunun, tutuklanmasına neden olan fiillerin tamamının siyasi faaliyetleri ile ilgili olduğu ve bu sebeple s iyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak ise Anayasa Mahkemesi; başvurucunun uzun tutuklulu k şikâyetiyle ilgili açacağı tazminat davasında ilk derece mahkem esinin hukuka aykırılığı tespit ve yeterli giderim sağlama hususlarında karar verirken tedbirin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı dışında siyasi faaliyette bulunma hakkına müdahale teşkil edip etmediği de dâhil olmak üzere somut olayın tüm koşullarını dikkate almak durumunda olac ağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, CMK nin 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun; gözaltı, yakalama, tutuklama gibi tedbirlerinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkın ın yanı sıra diğer temel haklara müdahale sonucunu doğurması hallerinde de etkili bir kanun yolu niteliğini haiz olduğunu ifade etmiş ve bu kabulü doğrultusunda siyasi faaliyette bulunm a hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden de başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 19 Bu olayda başvurucunun, tutuklanmasına neden olan fiillerin ta mamının siyasi faaliyetleri ile ilgili olduğu ve bu sebeple siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddiası zımnen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına benzemekt edir. Bu kişinin CMK 141. maddedeki yola başvurması durumunda tazminat mahkemesi ifade öz gürlüğünün ihlal edilip edilmediğini tespit edebiliyorsa, diğer bir deyişle başvurucunu n tutuklanmasına konu eylemlerin siyasi faaliyetler kapsamında olup olmadığını tespit edebiliyorsa, tutuklamanın hukuki olup olmadığını da elbette ki tespit edebilir. Zira deli ller değerlendirmeden tutuklamanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinin tespit edebilmes i mümkün değildir. Yukarıda belirttiğimiz gibi Anayasa Mahkemesi beraat veya takip sizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde kişilerin 141. mad denin (e) veya a) bendi uyarınca tazminat alabilmelerinin mümkün olduğunu belirterek ba şvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermektedir (F atma Maden (B. No: 2016/28719, 17/7/2018, Ertuğrul Raşit Benal, B. No:2016/25245, 17/7/2018). Anayasa Mahkemesi bu kararlarında CMK nın 141/1-a bendine de atıf yapma ktadır. Ancak CMK nın 141. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine başvurulması için, CMK da, tutuklamayla ilgili/ilişkili davanın beraatla veya takipsizlik kararıyla son uçlanması şartı aranmamaktadır. Tutuklamaya konu davanın beraatla veya takipsizlik kararıyla so nuçlanması şartı 141/1-e bendi için geçerlidir. Kanaatimizce beraat veya takipsizlik hal inde CMK 141/1-e bendindeki hükmün tutuklamanın hukukiliği açısından birincil nitelikte etk ili bir yol olmadığını belirtmek gerekir. 141/1-e bendi uyarınca tazminat istenebilmes i için tutuklamanın hukuki olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Kişi beraat edince bu bent kapsamında tutuklamanın hukuki olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılmad an otomatik olarak tazminat ödenmektedir. Oysa bir yolun etkili kabul edilmesi için o yolun hakkın ihlal edildiğini tespit edebilmesi ve ihlali giderebilmesi gerekir. 20 AİHM de Mergen ve diğerleri kararında benzer __________________ 17 Mustafa Avci, B. No: 2014/1545, 22/3/2018 18 Mustafa Avci, 27 19 Mustafa Avci, 35-38 20 Mergen ve diğerleri/Türkiye kararı, 36 Başvuru Numarası : 2018/13388 Karar Tarihi : 18/11/2020 28 gerekçelerle 141/1-e bendindeki yolun tüketilmesi gerektiği it irazını reddetmiştir. Dolayısıyla bu bağlamda 141/1- e bendinin değil, 141/1-a bendin in etkili bir yol olduğu söylenebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de bu durumu göz önüne alarak bu kararlarında 141/1-a bendine de atıf yapma gereği duymuştur. 141/1-a bendi b eraat veya takipsizliğe bağlı olmadığı için tahliye durumunda da bu yolun etkisiz olduğunu sö ylemek mümkün değildir. Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde tutuk lamanın hukuki olmadığı şikâyetlerine dayalı başvurularda, tutuklamanın ilgili /ilişkili olduğu dav a mahkûmiyetle sonuçlanmış olması veya kişinin tahliye edilmiş ha llerinde de CMK nın 141. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği sonucuna ul aşılmaktadır. Tutuklamanın hukukiliği değerlendirilirken, tutuklamanın uygula ndığı tarihteki şartlara bakılmalıdır. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen va him olayların toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY nin örgütlenmesinin karmaşıklığı, Bu yapılanmanın yarattığı görünür açık tehlike, d arbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, çoğunluğu kamu görevlisi olan çok sayıda kişi hakkında yürütülen soruşturmalar, olayların arz ett iği vahamet dikkate alındığında tutuklama tedbirinin temelsiz ve keyfi olduğu söylenemez. Açıkladığım gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilm emesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun görüşüne k atılmadım. Üye Selahaddin MENTEŞ