14. Hukuk Dairesi 2013/4539 E. , 2013/10454 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ile tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 16.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.07.2013 günü için yapılan tebligat üzerine gelen…
**14. Hukuk Dairesi 2013/4539 E. , 2013/10454 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ile tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 16.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.07.2013 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kendisinin murisi ve davalının kardeşi ...’in 1977 yılında taşınmazı davalıdan satın aldığını, zilyetliğini devraldığı taşınmazın tapu kaydı devredilmeden vefatıyla miras taksimi ile taşınmazın tarafına bırakıldığını, ev ahır, samanlık ve garaj yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı olarak murisin ödediği 5.500YTL bedelin faiziyle tahsili ile bedel ödeninceye kadar hapis hakkı tanımasını ve binaların değerinin zemin değerinden fazla olduğundan zorunlu kullanım alanı ile birlikte adına tescilini istemiştir. 13.05.2010 günlü ıslah dilekçesiyle de, taşınmazın temliken tescili ile 1977 yılında ödenen bedelin güncellenmiş değeri 11.570TL arsa bedelinden mahsubunu ayrıca, 5.500TL bedelin güncellenmiş değeri 11.570TL tahsilini istemiştir. Davalı, biçimine uygun sözleşme bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu ve sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil ile alacak istemlerine ilişkindir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi için birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli; ikinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Üçüncü koşul ise, yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. Bu üç koşulun yanı sıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta, davacı murisi ... ile davalı arasında düzenlenen adi yazılı 04.03.1977 tarihili sözleşmeye dayanarak temliken tescil ve sözleşmede ödenen bedelin dava tarihindeki güncellenmiş değerinin tahsili istemlerinde bulunmuştur. Davalı, davacının dayandığı sözleşme altındaki imzanın tarafına ait olmadığını savunmuştur. Adli Tıp Kurumu’nun 29.12.2006 günlü ve Emniyet Genel Müdürlüğü Grafoloji ve Sahtecilik uzmanlarının düzenlediği 28.09.2007 günlü raporlarda anılan imzanın davalı eli ürünü olduğunun tespit edilmediği bildirilmiştir. Temliken tescilin öncelikli koşulu malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. Daha açığı, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Somut olayda, dava konusu 2508 parsel sayılı taşınmazın 1/16 payı dava dışı..., 15/16 payı davalı ...’e ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacının dayandığı sözleşme altındaki imzanın davalıya ait olduğu belirlenemediği gibi davacının binaları yaptığı tarihte taşınmazın paylı mülkiyete konu olduğu ve davacının taşınmazda payı buluduğunu bildiğinin kabulü gerekir. Tüm bu nedenlerle, temliken tescil isteminin ilk koşulu olan iyiniyet iddiası kanıtlanamadığından davacının tapu iptali ve tescil istemi kabul edilemez. Ayrıca, davacı 04.03.1977 tarihli sözleşmeye dayanarak sözleşmede ödenen bedelin güncellenmiş değerinin tahsilini istemiştir. Anılan sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu, dolayısıyla davalının sözleşmenin tarafı olduğu kanıtlanamamıştır. Bu nedenle, davacının alacak isteminin de reddi gerekir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 11.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.