2. Ceza Dairesi 2024/10956 E. , 2024/14768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/895 E., 2021/881 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2024 tarihli ve KYB-2023/67319 sayılı kanun yararına bozma istemin
**2. Ceza Dairesi 2024/10956 E. , 2024/14768 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/895 E., 2021/881 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2024 tarihli ve KYB-2023/67319 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1- Dosya kapsamına göre, sanığın olay günü müşteki Şule Peker'in ikamet ettiği apartmanın alt katında bulunan müştekiye ait su sayacını söküp apartmandan ayrıldığının iddia edildiği olayda, her ne kadar yüklenen suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 25/05/2022 tarihli ve 2020/28370 esas, 2022/10385 karar sayılı ilamında yer alan, "Sanığın, birden çok kişiye ait sayaçların yer aldığı, apartmanın zemin katında merdiven boşluğunda bulunan ortak alana girerek, müştekiye ait su sayacını çalması şeklindeki eylemi neticesinde tek bir konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluştuğu ve aynı apartmanda oturan müşteki...ya yönelik eylemi nedeniyle hakkında Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16/04/2015 tarih, 2015/44 Esas ve 2015/211 Karar sayılı ilam ile konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 02/10/2019 tarihli, 2019/764 E., 2019/11656 K. sayılı ilamı ile onandığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında atılı suçtan mükerrer açılan davanın CMK'nın 223/7. maddesi gereği reddi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş,..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, 18/09/2020 tarihli aynı olay kapsamında sanığın girdiği apartmanda ikamet eden müştekinin yanı sıra başka kişilere ait sayaçları da söktüğü, zira konusu ve zamanı aynı olup aynı tür suçtan dolayı İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2021 tarihli ve 2020/820 esas, 2021/662 sayılı kararı ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeden 18/05/2021 tarihinde kesinleştiği, Yukarıda belirtilen Yargıtay ilamından da anlaşıldığı üzere, sanığın olay günü söz konusu apartmana girip alt katta aralarında müştekiye ait sayacın da bulunduğu sayaçları söktükten sonra olay yerinden ayrılması şeklinde gerçekleşen eyleminin tek bir konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturduğu cihetle, aynı apartmanda oturan müşteki Mete Kağan Demir'e yönelik eylemi nedeniyle İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2021 tarihli kararı ile aynı tür suçtan sanığın mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında mükerrer olarak açılan inceleme konusu davanın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-) Kabule göre de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/12/2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, hüküm kurulurken uzlaştırma hükümlerine tabi olmayan suçtan beraat kararı verilmesi halinde, uzlaştırma kapsamında bulunan diğer suç yönünden dosyanın soruşturma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği nazara alındığında; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 116/1. maddeleri uyarınca nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil eden nitelikli hırsızlık suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, incelemeye konu konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmış ise de, sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi sebebiyle, konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''Uzlaşma" başlıklı 253/3. maddesinde yer alan "...Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile uzlaşmaya tabi konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca mahkemesince yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde,7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata,7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin bir ve sekizinci fıkraları ile 7201 sayılı Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen hükmün MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan tebligatın usûlsüz olduğu ve kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.