Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/6067 E. , 2024/2714 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/6067 Karar No : 2024/2714 TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVACI) ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Makina Motor San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait v…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/6067 E. , 2024/2714 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/6067 Karar No : 2024/2714 TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVACI) ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Makina Motor San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ...-... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, 06/02/2015 tarih ve 8753 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine göre, asıl borçlu şirketin 03/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden silindiği dolayısıyla bu tarihte tüzel kişiliğinin sona erdiği ve dava konusu ödeme emirleri içeriği borçlar için işleyen tahsil zamanaşımını kesen en son işlemlerin; şirket adına kayıtlı 2003 model ... marka ... plakalı aracın tescil kaydına uygulanan 03/09/2009 tarihli haciz işlemi ile şirket adına tanzim edilen bir kısım ödeme emirlerinin 06/05/2010, 05/06/2013 ve 25/06/2013 tarihinde tebliğ edilmesine dair işlemler olduğunun anlaşıldığı, olayda her ne kadar davalı idarece asıl borçlu şirket hakkında 2010-2019 yıllarında bir kısım haciz bildirileri tanzim edilmiş ve 12/02/2015 tarihinde şirket adına kayıtlı olan aracın kaydına haciz tatbik edildiği belirtilmiş ise de 2010-2014 yıllarında düzenlenen haciz bildirimleri neticesinde borçlu şirket, şirket ortakları veya kanuni temsilcilerinin herhangi bir mal varlığına haciz tatbik edilmediği ve şirket tüzel kişiliği sona erdikten sonra şirket adına haciz bildirimi düzenlenmesinin veya haciz tatbik edilmesinin hukuki bir sonucu olamayacağı görüldüğünden, söz konusu işlemlerin işleyen tahsil zamanaşımını kesmeyeceği sonucuna varıldığı öte yandan, 2014 ve 2016 yıllarında şirket adına yapılan bir takım ödemeler görülmekte ise de, söz konusu ödemelerin, 6552 sayılı Kanun ile 6736 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca belirli bir tutarın altında kalmakla silinen alacakların kayden tahsilat şeklinde mükellefin hesabına aktarılması işlemi olduğu ve takip konusu alacakları da kapsamadığı dikkate alındığında, söz konusu kayden tahsilat işlemlerinin de 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre işleyen zamanaşımına etki ettiğinden bahsedilemeyeceği, bu durumda asıl borçlu şirketten tahsil edilmeyen ancak tahsil zamanaşımına uğrayan kamu alacaklarıyla ilgili olarak davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına düzenlenen 10/02/2020 tarih ve 20200210066DYG000008, 9, 10 ana takip numaralı ödeme emirlerinin tamamı ile 11 takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 3, 6, 8, 11 ve 12. satırlarında yer alan borçlar yönünden Mahkemece verilen karar usul ve hukuka uygun olduğundan, istinaf isteminin reddi gerektiği, uyuşmazlık konusu 10/02/2020 tarih ve 20200210066DYG0000012, 13, 14 ana takip numaralı ödeme emirlerinin tamamı ile 11 takip numaralı ödeme emrinin 4, 5, 7, 9 ve 10. satırlarında yer alan borçlara ilişkin olarak, dosyasının incelenmesinden, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2010 ila 2013 yılları arasında şirkete tebliğ edildiği, şirkete ait ... plakalı araç üzerine ilk olarak 03/09/2009 tarihinde haciz tatbik edildiği, sonrasında 2010 ila 2019 yılları arasında birçok kez bahsi geçen aracın tescil kaydına haciz şerhi işlendiğinin görüldüğü, ödeme emirleri içeriği borçların vadelerinin 2008 ila 2013 yıllarına ait olduğu, şirkete ait araç üzerine uygulanan haczin bahsi geçen tarihten önceki vadeye sahip alacaklar bakımından ilk olarak 03/09/2009 tarihinde haciz uygulanması üzerine kesilen zamanaşımının aynı borç için tekrar haciz tatbik edilmesiyle yeniden başlamayacağı açık olmakla birlikte daha sonraki vade tarihli borçlar için yeni haciz uygulanması mümkün olduğundan söz konusu borçlar için 03/09/2009 tarihinden sonra uygulanan haczin zamanaşımını kestiğinin kabulü gerektiği, öte yandan Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 4/b bendinde, "559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır." hükmü öngörüldüğünden 03/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden silinen borçlu şirket adına kayıtlı araç üzerine haciz uygulanabileceği, aracın satışa çıkarılabileceği ve satış tutarından borcun mahsup edilebileceği sonucuna varıldığı, bu durumda ödeme emirleri içeriği borçlar için şirket adına 2013 yılı içerisinde ödeme emirleri düzenlenerek usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve 2015 yılı içinde şirket adına kayıtlı araç üzerine haciz uygulandığından alacağın zamanaşımına uğramadığı sonucuna varıldığı, şirketin kuruluşundan silinme tarihine kadar ki dönemde kanuni temsilci konumunda bulunan davacının ilgili dönem borçlarından vergisel ödevlerini yerine getirmemekten dolayı sorumlu olduğu anlaşıldığından, borcun tahsili amacıyla davacı adına gerçekleştirilen söz konusu takipte hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne Vergi Mahkemesi kararının dava konusu 10/02/2020 tarih ve 20200210066DYG0000012, 13, 14 ana takip numaralı ödeme emirlerinin tamamı ile 11 takip numaralı ödeme emrinin 4, 5, 7, 9 ve 10. satırlarında yer alan kısımlarına ilişkin kısmının kaldırılmasına bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVALININ İDDİALARI: Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, yapılan malvarlığı araştırmasında şirketin borcunu karşılamaya yetecek malvarlığı bulunmadığının tespit edildiği, davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Asıl borçlu şirketin 03/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden silindiği, şirket adına haciz uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı, ödeme emirleri içeriği borçların zamanaşımına uğradığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ SEMİH BELİN'İN DÜŞÜNCESİ: Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu ... Makina Motor San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 03/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden silindiği ve bu tarihten sonra yapılan işlemlerin hukuken sonuç doğurmayacağı dolayısıyla dava konusu ödeme emirleri içeriği borçların zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, davalının temyiz isteminin reddi, davacı temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Makina Motor San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 10/02/2020 tarih ve 20200210066DYG000008-14 sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un tahsil zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin 1. fıkrasında; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımının kesilmesi başlıklı 103. maddesinde; ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, bu muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi ve amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması hallerinde zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, 01/07/2015 tarihine kadar maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı, 12. fıkrasında, altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyeceği ancak ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumluluklarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam edeceği, (15) numaralı fıkrasında ise, bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edileceği, bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği, hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı, tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., 9, 10 sayılı ödeme emirlerinin tamamı ile 11 sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3, 6, 8, 11 ve 12. satırlarında bulunan borçlara ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısımının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge idare mahkemesi kararının, dava konusu ... tarih ve ..., 13, 14 sayılı ödeme emirlerinin tamamı ile 11 sayılı ödeme emrinin 4, 5, 7, 9 ve 10. satırlarında yer alan borçlara ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davacının temyiz istemine gelince; Dosyanın incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Makina Motor San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 03/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, bu durumun 06/02/2015 tarih ve 8753 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, şirketin ticaret sicilinden re'sen silinerek tüzel kişiliğinin sona ermesinin ardından, 12/05/2015 tarihinde şirket adına kayıtlı olan ... plakalı aracın tescil kaydına haciz tescil edildiği ve mal varlığı araştırmaları sonucu amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ticaret şirketleri, ticaret sicilinde tescil ve ilan ile tüzel kişilik kazanmakta, haklara ve borçlara sahip olmakta, organları tarafından temsil edilmekte, şirketin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde ise, bu durumun ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesiyle tüzel kişilik son bulmaktadır. Bu düzenlemeler karşısında sermaye şirketlerinin borçlu kılınabilmesi, tüzel kişiliğin yitirilmemiş olmasına bağlıdır. Olayda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen ... Makina Motor San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silindiği tarihte sona ermiş olacağından, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yapılması ve yapılan işlemlerin de, herhangi bir hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, asıl borçlu şirket adına kayıtlı olan ... plakalı aracın tescil kaydına haciz tescil edilmesi hüküm ve sonuç doğurmayacağından tahsil zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmayacaktır. Bu durumda, söz konusu amme alacakları yönünden idarece zamanaşımını kesen başkaca bir işlem tesis edilmediği gibi, olayda 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesinde tahdidi olarak sayılan zamanaşımını kesen hallerin de bulunmadığı görüldüğünden, en geç 31/12/2015 ve 31/12/2018 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan amme alacaklarının tahsili için davacı adına düzenlenip 13/08/2020 tarihinde tebliğ edilen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmayıp, temyize konu kararın anılan kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu ... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin tamamı ile 11 sayılı ödeme emrinin 4, 5, 7, 9 ve 10. satırlarında yer alan borçlara ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 14/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.