4. Hukuk Dairesi 2022/55 E. , 2024/11495 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2137 E., 2021/2395 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/393 E., 2019/245 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl
**4. Hukuk Dairesi 2022/55 E. , 2024/11495 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2137 E., 2021/2395 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/393 E., 2019/245 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/5356 Esas sayılı soruşturma dosyası kapsamında Sulh Ceza Hakimliğinin kararı ile 20.03.2018 tarihinde tutuklandığını; davalının sahibi olduğu www.takvim.com.tr isimli internet haber sitesinde 23.03.2018 tarihinde, soruşturma dosyasında yer alan bilgilerin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil eder şekilde hukuka aykırı olarak haber yapıldığını, yapılan bu yayın ile soruşturma dosyasınındaki gizlilik kararının ihlal edildiğini, başlık ile haberin uyumlu olmadığını, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek 25.000,00 TL manevi tazminatın 23.03.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile habere erişimin engellenmesi isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberin yayından kaldırılması talebi yönünden mahkemenin görevli olmadığını, haberin daha önce dava dışı gazetede yayınlandığını, müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, haberin güncel ve görünür gerçeğe uygun olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olduğu, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, haberde kullanılan söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı, davacının konumuma göre eleştirilere daha fazla katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı; dava konusu haberin, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberin verilmesinde üstün kamu yararı bulunmadığını, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini, haberde kullanılan söz ve ifadelerin hakaret niteliğinde olduğunu, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, kişilik haklarına ağır saldırı teşkil ettiğini, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkili hakkında yürütülen soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiğini, hukuka aykırı olarak fotoğrafı ve kimlik bilgilerine de yer verildiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; www.takvim.com.tr isimli internet haber sitesinde 23.03.2018 tarihinde yapılan haberde kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile manevi tazminat ve habere erişimin kaldırılması istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, haberin görünür gerçekliğe uygun olduğu, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı amacı taşımadığı, kaldı ki basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olması karşısında, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğundan da söz edilemeyeceği; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiği, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.11.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yayın tarihi itibariyle hakkında terör örgütü yöneticiliği/üyeliği suçlarından yürütülmekte olan soruşturma bulunması dolayısıyla davacı ile ilgili haber yapılmasında kamu yararı olduğu gibi zamanlama açısından da güncellik vardır. Ancak kişilik hakları karşısında basın ve yayın hakkına üstünlük tanınabilmesi için yapılan yayınlarda özle biçim arasındaki dengenin sağlanması şeklinde ifade edilen ilkenin de korunması gerektiği açıktır. Yani basın özgürlüğüne üstünlük tanınabilmesi için kamu yararı ve güncellik yanında haber içeriğinin yürütülen soruşturma ile ilgili olması ve başlıkla uyumlu bulunması koşulu da aranmalıdır. Ne var ki, davaya konu yayınlarda öz ile biçim arasındaki dengenin kurulduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Zira soruşturma terör suçuna ilişkin olmasına rağmen haber başlığında “çarpık ilişki”; “baylock’ta çarpık ilişki deşifre oldu, kırmızı don aldım”; haber içeriğinde de “Zelvi’nin Yılmaz Sarı isimli bir başka örgüt mensubu ile konuşmalarında kırmızı don aldım, keyif senin ile olmaktır bana, el ele tutuşacak mıyız gibi mesajlar tespit edildi” şeklinde soruşturmayla ilgisi olmayan ifadelere yer verildiği görülmektedir. İfadelerin davacının toplum nezdinde cinsel tercihine ilişkin algı yaratmaya yönelik olduğu açıktır. Bu haliyle dava konusu yayın yürütülmekte olan soruşturma ile ilgili olmaktan öte davacının özel hayatına ilişkindir. Kamu yararı bulunmadığı sürece kişilerin rızası dışında özel hayatlarına ilişkin olarak yayın yapılması mutlak hukuka aykırılık sebebidir. Buna göre dava konusu yayın ile yürütülmekte olan soruşturma arasındaki öz ve biçim dengesi bozulmuş, davacının kişilik hakları zedelenmiştir. Açıklanan bu sebeple davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun davanın reddine ilişkin kararın onanması yönünde tezahür eden görüşlerine iştirak edemiyorum.