Başvuru, bedelli askerlik kapsamına alınmama işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bedelli askerlik kapsamına alınmama işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/4/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu nüfusta 4/11/1988 doğumludur. 13/12/2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10/12/2014 tarihli ve 6582 sayılı Kanun'un maddesi ile 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu'na eklenen geçici maddesinde, 1/1/1988 tarihinden (bu tarih dâhil) önce doğan yükümlülerin istekleri hâlinde Kanun'da belirlenen bedeli yatırmaları durumunda temel askerlik eğitimine tabi tutulmaksızın askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacakları belirtilmiştir. Bu arada başvurucu, bedelli askerlikle ilgili yasal düzenleme çıktıktan sonra 17/12/2014 tarihinde Çınar Asliye Hukuk Mahkemesine yaş tashihi davası açmış; Mahkeme başvurucunun 4/11/1988 olan doğum tarihini 4/11/1987 olarak düzeltmiştir. Başvurucu, bedelli askerlik hizmetinden yararlanmak için Sur Askerlik Şubesi Başkanlığına başvurmuş; Askerlik Şubesi 10/2/2015 tarihli yazı ile 1111 sayılı Kanun'un maddesi gereği askerlik çağına girdikten sonra yapılan yaş tashihlerinin (mahkemelerce resmî hastane doğum raporlarına istinaden yapılan yaş tashihleri hariç) dikkate alınmayacağını belirterek başvurucunun bedelli askerlik talebini reddetmiştir. Ret kararı üzerine başvurucu, yaş tashihi kararının dikkate alınmamasına yönelik işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır. AYİM 10/2/2016 tarihli kararında; davacının düzeltilmemiş nüfus kaydına göre 1988 doğumlu olduğunu ve 1/1/2006 tarihi itibarıyla askerlik çağına girdiğini, 1111 sayılı Kanun'un maddesi gereğince askerlik çağına girdikten sonra yapılan yaş tashihlerinin askerlik işlemlerinde dikkate alınmayacağını, resmî hastane kayıtları esas alınarak yapılan değişikliklerin ise istisna olarak kabul edildiğini, davacıya ait yaş tashihi kararının tanık beyanlarına dayanılarak verildiğini, bu hâliyle kararın askerlik işleminde dikkate alınmasının mümkün olmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Nihai karar 16/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 14/4/2016tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. A. Ulusal Hukuk 1111 sayılı Kanun'un ek maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış ve 1 Ocak 1988 tarihinden (bu tarih dâhil) önce doğan 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanununa tabi yükümlüler; istekleri hâlinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde askerlik şubelerine veya yurt dışı temsilciliklerine başvurmaları ve 000 Türk lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödemeleri şartıyla temel askerlik eğitimine tabi tutulmaksızın askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar" 1111 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Askerlik çağına girdikten sonra yapılan yaş değişiklikleri (mahkemece resmi hastane doğum kayıtları esas alınarak yapılanlar hariç) askerlik işlemlerinde dikkate alınmaz."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin maddesinin medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarak uyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hak ve yükümlülükler -her ne kadar bizzat madde bu hak ve yükümlülüklere Sözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de- Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81). AİHM, medeni hak kavramının özel bir kişi olmaktan ziyade vatandaş olmanın bir gereği olarak bireyde var olan ve özü itibarıyla kamu hukukuna ilişkin bulunan hak ve yükümlülükleri içermediğini ifade etmektedir. Bu bağlamda AİHM, Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının askerlik hizmeti ve bu hizmete alternatif kamu hizmetlerine ilişkin yargısal süreçlere uygulanmayacağını kabul etmektedir (Nicolussi/Avusturya [GK] (k.k.), B. No: 11734/85, 8/5/1987).