Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/6045 E. , 2024/5681 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6045 Karar No : 2024/5681 DAVACI: … DAVALI: … Kurulu / … VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, Ankara Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçek
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/6045 E. , 2024/5681 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6045 Karar No : 2024/5681 DAVACI: … DAVALI: … Kurulu / … VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, Ankara Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemlerinden dolayı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından; savunma hakkı tanınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, aynı fiil nedeniyle iki ayrı cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI: Davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu, mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava, Ankara Cumhuriyet Savcısı iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve K:… sayılı kararı ile (FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek) 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı" başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır. Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verileceği, birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından birinin verileceği, hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 günlü, E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 günlü, E:2015/3, K;2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu belirlenmiş bulunmaktadır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlığını taşıyan 69. maddesinin son fıkrasında: "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır. Davacıya isnat olunan eyleme ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, isnat olunan fiilin, hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülmekle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: Ankara Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta iken … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı hakkında, yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde 19/12/2009 tarihinde sahte olarak düzenlendiği anlaşılan ihbar tutanağı ile başlayan ve kamuoyunda "Kozmik Oda" olarak bilinen soruşturmada, Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığında, içerisinde "Devlet sırrı" niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan, 11 ve 16 numaralı odalarda yer alan, Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri, hukuka aykırı yollarla, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin ederek başka kişilere açıkladığı iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır. Anılan soruşturma neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; "... Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında görevli askeri personelle ilgili olarak daha önce FETÖ/PDY'ye mensubiyeti nedeniyle haklarında ceza soruşturma ve kovuşturması yapılan adli görevlilerce verilen ve uygulanan dinleme, teknik takip, sorgulama gibi tedbirlerin gerçekleştirilmiş olması, arama ve el koyma işlemi yapılan mekanın nitelik ve mahiyeti, soruşturulanlarla ilişkisi, el konulan bilgi ve belgenin ve özellikle dijital materyaller üzerinde yapılan incelemenin kapsamı gibi olgular itibariyle FETÖ/PDY üyesi olduğu anlaşılan ilgilinin tamamen örgütsel saikle hareket ederek, adli yetki, mekanizma ve kurumları suç konusu bilgi ve belgeleri temin etme amacıyla suistimal ettiği, içeriği sahte olarak düzenlenen ihbar tutanağına dayanarak savunmada ileri sürülen delilleri araştırmadan, objektiflikten uzak ve taraflı hazırlanan kolluk değerlendirme tutanaklarına itibar ederek, içerisinde Devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında bulunan 11 ve 16 no.lu kozmik odalarda hukuka aykırı yollarla makul şüphe bulunmamasına karşın arama ve el koyma işlemlerini gerçekleştirerek içerisinde devlet sırrı niteliğindeki bazı bilgi ve belgelerin de bulunduğu dokümanları ve elektronik verileri ele geçirdiği, devamında, elde ettiği bu bilgi, belge ve verileri soruşturma kapsamında herhangi bir görev ve yetkisi bulunmayan, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kumpas davaları olarak bilinen "Balyoz", "Askeri Casusluk", "Poyrazköy", "Ergenekon", "Oda Tv" vs. gibi davalarda bilirkişilik yapan ve taraflı bilirkişi raporu hazırlaması nedeniyle TÜBİTAK’dan uzaklaştırılan, sonraki süreçte kendisi gibi ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen Ü.T. isimli şahsa soruşturma dosyasında herhangi bir görev ve yetkisi olmamasına rağmen Adliyede inceleterek imaj almasını sağlamak suretiyle bu bilgi ve belgeleri elde ederek öğrenmesine neden olduğu, yine dosya kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen soruşturma ve davalarda bilirkişi olarak görev alan B.A.'yı bilirkişi olarak görevlendirdiği ve incelemesi için devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeleri imajını aldırarak verdiği, tüm bunların yanında Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının İnceleme, Analiz ve Değerlendirme Raporundaki HTS kayıtlarının incelenmesinde, C. Savcısı ... ile Hâkim K.K. ve soruşturma ile ilgisi bulunmayan C. Savcısı Ş.S.'nin kozmik odaların aranması, şüphelilerin ifadelerinin alınması, tutuklamaya sevk edilmesi gibi adli soruşturmaya ilişkin esaslı işlemlerin yapıldığı ve koruma tedbirlerinin uygulandığı süreçte sürekli olarak telefon görüşmesi yaptıkları, aynı raporda yer alan HTS kayıtlarında da bu durumun doğrulandığı, ilgili C. Savcısı …’nin soruşturma sürecinde kozmik odadan alınan Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelere ilişkin hard diskin imajını aldırarak kendisine verdiği ve dosya kapsamında herhangi bir görev ve yetkisi bulunmayan eski TÜBİTAK görevlisi Ü.T. ile de 2011 yılı içerisinde 6 kez çeşitli sürelerle telefon görüşmesi yaptığı ve bu tarihlerde Ü.T.'nin telefonunun Ankara Adliye Binası içerisinde sinyal baz bilgisi verdiği, yine 2012 ve 2013 yıllarında da bu şekilde telefon görüşmelerinin devam ettiği, bu görüşmelerde de Ü.T.'nin telefonunun Ankara Adliyesinde sinyal baz bilgisi verdiği, ayrıca C. Savcısı ... tarafından Destek Kıtaları Grup Komutanlığında bulunan ve içerisinde Devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgelerin bulunduğu imaj hard diskin hukuka aykırı olarak verilen mahkeme kararıyla teslim alınmış olduğu 16.03.2013 tarihi ve öncesinde de her iki şahsın arama ve mesaj yoluyla iletişim içerisinde bulundukları, Devlet sırrının teslim edildiği 16.03.2013 günü sonrası 17.03.2013 ve 19.03.2013 tarihlerinde Ü.T.'nin telefonunun Ankara Adliyesinde sinyal baz bilgisi verdiği hususlarının da belirlendiği, bu durumun da ilgili C. Savcısı ... tarafından Devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan imaj hard diski dosyada görev ve yetkisi bulunmayan Ü.T.'ye teslim ettiği hususlarına ilişkin Cumhuriyet savcısı S.B. tarafından tutulan 28.04.2014 tarihli tutanağı da doğruladığı, ilgilinin, tüm “Kozmik Oda” soruşturması sürecinde yapmış olduğu yukarıda ayrıntılarıyla anlatılan eylem ve işlemleri ile FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün yargı ayağındaki yapılanması içerisinde yer alarak örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket etmek suretiyle, içerisinde Devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan kozmik odada yapılan aramalar neticesinde ele geçirilen, Devlet sırrı niteliğinde olan bazı bilgi ve belgelerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilip askeri ve siyasal casusluk amacıyla temin edilip deşifre edilmesinde, işlem, karar ve eylemleriyle, neticenin meydana gelmesine neden olan diğer ilgililerle eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ettiğinin sabit olduğu, ... Sonuç olarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 47. ve 125. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca, devlet sırrı olduğu anlaşılan belge veya bilginin bu niteliğinin anlaşıldığı andan itibaren soruşturma aşamasında hâkim veya savcı tarafından incelenemeyeceği, bunun ancak kovuşturma aşamasında mümkün olduğu, buna rağmen ilgililerin, yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan işlem ve kararlarla Türkiye Cumhuriyeti Devletinin iç ve dış güvenliği açısından hayati derecede öneme haiz olan, ilgililer hakkındaki yargılamanın yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin … Esas sayılı dosyasında, Genel Kurmay Başkanlığından alınan raporlar, aynı kurumdan ve MİT'ten sorulan görüşler, Genel Kurmay Başkanlığından daha evvel alınan raporlardaki tespit ve görüşler değerlendirerek, devlet sırrı vasfında olan, bu özelliğini kaybeden ya da halen devam ettiren bilgi ve belgeleri sınıflandıran … tarih … sayılı İnceleme Heyeti Sonuç Raporu esas alınarak yapılan; "… temin edilen belge ve bilgilerin; ÇOK GİZLİ gizlilik dereceli tasnifli yedek personel isimlerinin yer aldığı, Seferberlik Tetkik Kurul Başkanlığının işleyişi, teşkilatı ve çalışmalarını ortaya çıkarabilecek nitelikte olduğu, hiçbir güncel bilgi içermese dahi düşman ülkeye savaş hazırlıklarımızı, savaş etkinliğimizi, askeri harekât planlarımızı ve çalışma prensiplerimizi ortaya koyabilecek nitelikte bilgiler içerdiği, Yönergelerin sistemin tüm işleyişi hakkında bilgi verdiği, diğer belgelerde ve defterde ise yedek personel isimlerinin yer aldığı, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonunda görevli milletvekilleri tarafından nüfuz edilen, resimleri çekilerek internette ve yazılı basında yayınlanırı, bu suretle aleniyet kazandığı belirtilen belgelerin, inceleme heyeti tarafından incelenen davaya konu olan hard disklerin içerisindeki 2045 adet belgenin arasında yer almadığı, bu nedenlerle belgelerin büyük çoğunluğunun başlangıcından itibaren “devlet sırrı” olduğu ve bu özelliğini halen koruduğu anlaşılmaktadır. Esasen “İzinsiz olarak açıklandığında milletimize, müttefiklerimize hayati bakımdan son derece büyük zararlar verecek olan, güvenlik bakımından olağanüstü önemli olan evrak...” mahiyetinde olan ve Harp Planları, Özel Harekât Planları ve ayrıntıları, gelecekte harekâtta kullanılabilecek bazı özel teknik ve yöntemler ile bu nitelikteki teknik ve yöntemlerin uygulanması amacıyla kurulan birliklerin kuruluşları, yerleri vb. belgeler kapsamında kaldığı anlaşılan suç konusu bilgi ve belgelerin, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek, yabancı bir devlete geniş yararlar temin edecek nitelikteki bilgiler cümlesinden olarak Devlet sırrı kabul edilmesinde zaruret vardır. Temin edilen belgelerin bir kısmının kurumca elde edilmesinin ve saklanmasının, bilginin aidiyet ve mahiyeti itibariyle ilgililerin görev tanımı kapsamında kabul edilemeyeceğinin, bu itibarla da Devlet sırrı vasfı taşıyamayacağının tartışmasız bulunması, bir kısmının da sonradan bu vasfını kaybetmesi, temin edilen diğer bilgi ve belgelerin suç tarihi itibariyle ceza normunun himayesine mazhar olma özelliğine zeval getirmez." şeklindeki tespit doğrultusunda “Devlet sırrı” niteliğindeki bazı bilgi ve belgeleri, hukuka aykırı yollarla siyasal ve askeri casusluk maksadıyla ele geçirip ifşa ettikleri, söz konusu karar, işlem ve eylemleriyle, mesleki kıdem ve deneyimlerinden beklenen basireti göstermeyip, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkileyen, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldıran karar ve eylemleriyle adalet ülküsü dışında hareket ettikleri, sonraki süreçte Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … Karar sayılı kararıyla FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakları sebebiyle meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan ilgililerin örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket ettikleri dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmakla ..." şeklindeki gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden davacının Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan 11 yıl 3 ay, "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" suçundan ise ise 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararın iptali ile 150.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 26/01/2022 tarih ve E:2018/3113, K:2022/44 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/12/2022 tarih ve E:2022/2642, K:2022/3578 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralına yer verilmiştir. C) İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir. Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği ve söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir. Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" bölümünde de ayrıntısıyla belirtildiği üzere, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde; davacının örgütsel saikle hareket ederek, adli yetki, mekanizma ve kurumları suç konusu bilgi ve belgeleri temin etme amacıyla suistimal ettiği, içeriği sahte olarak düzenlenen ihbar tutanağına dayanarak savunmada ileri sürülen delilleri araştırmadan, objektiflikten uzak ve taraflı hazırlanan kolluk değerlendirme tutanaklarına itibar ederek, içerisinde Devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında bulunan 11 ve 16 no'lu kozmik odalarda hukuka aykırı yollarla makul şüphe bulunmamasına karşın arama ve el koyma işlemlerini gerçekleştirdiği, bu bilgi ve belgelerin bulunduğu dokümanları ve elektronik verileri ele geçirdiği, sonraki süreçte kendisi gibi ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen şahsa soruşturma dosyasında herhangi bir görev ve yetkisi olmamasına rağmen adliyede inceleterek imaj almasını sağlamak suretiyle bu bilgi ve belgeleri elde ederek öğrenmesine neden olduğu görülmüştür. Nitekim, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "... Suç tarihi itibariyle C.savcısı olarak görev yapan sanık ...'nin, soruşturmanın başlaması tarihi itibariyle ceza soruşturmasına başlanması ve bu kapsamda gerekli güvenlik tedbirlerine başvurması için görünür gerçeklik bakımından bazı koşulların mevcut olduğu görülmekte ise de, soruşturulan kişilerle ilgili olarak daha önce FETÖ/PDY'ye mensubiyeti nedeniyle haklarında ceza soruşturma ve kovuşturması yapılan adli görevlilerce verilen ve uygulanan dinleme, teknik takip, sorgulama gibi tedbirlerin gerçekleştirilmiş olması, arama ve el koyma işlemi yapılan mekanın nitelik ve mahiyeti, soruşturulanlarla münasebeti, el konulan bilgi ve belgenin ve özellikle dijital materyaller üzerinde yapılan incelemenin kapsamı gibi olgular itibariyle FETÖ/PDY üyesi olduğu anlaşılan sanığın, bu görünür gerçeklik arkasına gizlenip tamamen örgütsel saikle hareket ederek, adli yetki, mekanizma ve kurumları suç konusu bilgi ve belgeleri temin etme amacıyla suistimal ettiği açıktır. ..." şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmektedir. Bu haliyle, davacının açıklanması veya öğrenilmesi, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; Anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek, bu nedenle de niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgelerin ele geçirilmesine ve öğrenilmesine neden olduğu, “Kozmik Oda” soruşturması sürecinde yapmış olduğu söz konusu eylem ve işlemleri ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Netice itibarıyla, davacının kendisine isnat edilen eylemleri, yargısal takdir kapsamında veya hataen değil, FETÖ terör örgütünün amaç ve menfaatleri uğruna, FETÖ terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle, eylemlerinin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, eylemlerinin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" bulunduğu sonucuna varılan davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.