10. Hukuk Dairesi 2021/2626 E. , 2022/176 K. Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İlk DereceMahkemesi : ... 34. İş Mahkemesi Dava, iş kazası olduğu iddia edilen zararlandırıcı olaydan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Da…
**10. Hukuk Dairesi 2021/2626 E. , 2022/176 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İlk DereceMahkemesi : ... 34. İş Mahkemesi Dava, iş kazası olduğu iddia edilen zararlandırıcı olaydan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. I-İSTEM Davacılar dava dilekçeleri ile davacı eş için 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, davacı çocuklar için 10.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep etmişlerdir. II-CEVAP Davalı taraf davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, aynı olaya dair tespit dosyasının beklenmesi gerektiğini, ilk işlemden kaldırma kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılamanın sürüncemede kalmaması açısından dosyanın yenilendiğini, ... mahkemelerinde duruşmaları olduğunu belgelendirdikleri halde mazeretlerinin kabul edilmediğini, COVİD tedbirleri ve her şeyden önce mahkemece esasa dair bir işlem yapılması için tespit davasının neticesi beklendiğinden mazeretlerinin kabul edilmesi gerektiğini, kendilerinin davayı uzatmakta hukuki yararı olmadığını, eldeki davanın sonuçlanması için tüm çaba ve gayretlerin imkan verdiği ölçüde yerine getirildiğini, ilgili davanın neticelenmesi adına gerekli SGK başvurularının yapıldığını, gerekli tespit davasının ve tazminat davasının açıldığını ve takip edildiğini, başvuruların halen derdest olduğunu ileri sürmüştür. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Dosya kapsamından davacıların dosyada vekaletnamesi bulunan vekilinin Av.... olduğu, dava dilekçesinde adı geçen avukatın adının yanında Av.... ve Av....’ın adının da davacılar vekili olarak yazılı olduğu, mahkemece davacılar vekili olarak sadece Av....’ün Uyap’a kaydedildiği, buna karşılık o dönemde dosyada Av.... dışında ibraz edilmiş bir vekaletname ya da yetki belgesinin bulunmadığı, sonuç olarak mahkemenin ilk duruşmanın gün ve saatini Av....’e tebliğ ettiği, davacı taraftan ilk duruşmaya gelen olmadığı, mazeret de bildirilmediği, yargılamanın ilk celsesinde davalı vekilinin biz davayı takip etmiyoruz dediği, bunun üzerine mahkemenin 21/09/2017 tarihli ilk celsede dosyanın HMK’nın 150/1 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verdiği, bundan sonra dosyaya 18/12/2017 tarihli e-imzalı bir dilekçenin uyap üzerinden gönderildiği, bu dilekçenin altında vekaletnamesi bulunan Av.... adına imza açılmış ise de e-imza ile imzalayan avukatın vekaletnamesi veya yetki belgesi bulunmayan Av.... olduğu, dilekçede aynen “yetki ile görev alan avukat arkadaşa tebliğ yapılması ve uyap kaydının yine yetki ile giren avukata yapılması nedeniyle hazır bulunamadığım için dosya müracaata kalmıştır. Yenileme talebinde bulunuyorum ayrıca Uyap kaydımın da yapılmasını istiyorum” denildiği, açıklandığı gibi dilekçenin sonunda Av.... adına imza açılmış ise de elektronik imzalı bu dilekçeyi imzalayanın Av.... değil Av.... olduğu, mahkemenin bu dilekçe üzerine dosyaya yeniden duruşma günü verdiği, bundan sonraki ilk celseye de tarafların mazeret bildirdikleri, mahkemece mazeretlerin kabul edildiği, duruşma gününün UYAP’dan öğrenilmesine karar verildiği, yeni duruşma gününün tebliğ edilmediği, sonraki celseye sadece davalı vekilinin katıldığı, davacı taraftan gelen olmadığı, mazeret de bildirilmediği, davalı vekilinden sorulunca davayı takip etmiyoruz dediği, ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, mahkemenin bu kararının süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edildiği bölge adliye mahkemesinin mazeret kabul edilmesinden sonra duruşma gününün usule uygun olarak tebliğ edilmesi gerektiği, bu şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle ilk derece mahkeme mahkemesinin bu ilk kararını kaldırarak dosyayı mahalline iade ettiği, ilk derece mahkemesince kaldırma kararından sonra yeniden duruşma günü belirlendiği, 06/03/2019 tarihli celse davacılar vekili Av....’ın ... mahkemelerindeki duruşmaları sebebiyle mazeret dilekçesi verdiği, mahkemece taraf vekillerinin mazeret dilekçelerinin kabul edildiği, 16/05/2019 tarihli celsede davacılar vekili Av....’ın ... mahkemelerindeki duruşmaları sebebiyle mazeret dilekçesi verdiği, mahkemece taraf vekillerinin mazeret dilekçelerinin kabul edildiği, 10/10/2019 tarihli celse davacılar vekili Av....’ın ... mahkemelerindeki duruşmaları sebebiyle mazeret dilekçesi verdiği, davalı vekili mazereti kabul etmiyoruz davacılar vekili duruşmaya gelmiyor şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemenin davacılar vekilinin mazeret dilekçesini kabul ettiğin, 20/02/2020 tarihli celsede davacılar vekili Av....’ın yine ... mahkemelerindeki duruşmaları sebebiyle mazeret dilekçesi verdiği, mahkemenin taraf vekillerinin mazeretlerinin ayrı ayrı kabulüne karar verildiği ve duruşmanın 03/06/2020 tarihine bırakıldığı, buna karşılık COVİD nedeniyle bu tarihin de ertelenerek duruşmanın 30/09/2020 tarihine bırakıldığı, mahkemenin bu hususta tuttuğu tutanağı davacılar adına dosyada vekaletnamesi, yetki belgesi bulunmayan Av....’e tebliğ ettiği, durum böyle ise de Av....’ın 30/09/2020 tarihinde yapılacak duruşmadan haberdar olduğu ve duruşmadan 1 gün önce 29/09/2020 tarihli mazeret dilekçesi gönderdiği ve ... mahkemelerinde duruşmalarım nedeniyle duruşmaya katılamayacağını beyan ettiği, 30/09/2020 tarihli son celsede mahkemenin “davacı vekilinin yargılamanın başlangıcından itibaren hiçbir duruşmaya katılmadığı, dosya kapsamında ön inceleme duruşmasının dahi bu nedenle yapılamadığı, BAM ilamı sonrasında yapılan 4 duruşmaya da başka adliyelerde işleri olduğundan bahisle mazeret dilekçesi sunduğu, davanın 2017 yılında açıldığı, usul ekonomisi ilkesi ve yargıda hedef süre uygulamasının işlerliğini kaybettiği, davacı vekilinin sürekli aynı gerekçe ile mazeret dilekçesi sunması nedeniyle yargılamanın sürüncemede kaldığı, davalı vekilinin de hukuken geçerli herhangi bir gerekçe sunmadığı…” gerekçeleri ile mazeret istemlerinin reddine karar verildikten sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu karara karşı da davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, bölge adliye mahkemesince “… Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir. Mahkeme gerekçesinde de açık ve gerekçeli olarak belirtildiği üzere iş kazası sebebiyle açılan davanın yapılan yargılamasında hiçbir delilin toplanmasına ve yargılamanın ilerlemesine imkan sağlamayacak şekilde sürekli olarak mazeret verilmesi suretiyle davacı vekilinin mazeret sunma hakkını iyiniyetli olarak kullanmadığı kabulünün, Adalet Bakanlığının yargılamanın belirli süre içinde bitirilmesi için konulan kıstaslar göz önünde tutulduğunda, bu mazeretler sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlaline yol açacak gecikmelere ve hakimin hukuki sorumluluğunu gerektirecek sonuçlara sebebiyet verme olasılığının yüksek olduğu, bu nedenle iyiniyetle kullanılmayan mazeretin kabul edilmemesi sebebiyle davanın açılmamış sayılmasının hatalı olmayıp, davacı asillerin, vekillerinden uğradıkları zararların tazminini talep etme haklarının bulunduğu da açıktır…” gerekçeleri ile davacıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanmakta iken 6100 sayılı HMK’nın 447. maddesi ile diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hallerde bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümlerinin uygulanacağının düzenlenmesi karşısında iş mahkemelerinde artık basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Basit yargılama usulü HMK’nın 316 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup yasanın 320/4. maddesinde de basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Açıklandığı gibi HMK’nın 320/4. maddesi hükmü davanın ilk yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılamayacağı, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hükümlerine havi olup esasen somut olayda ilk celsede işlemden kaldırmaya dayanak olan tebligatın vekaletnamesi/yetki belgesi bulunmayan Av....’e yapılması, yine akabinde yenilemeye ilişkin işlemin de vekaletnamesi/yetki belgesi bulunmayan Av.... tarafından gerçekleştirilip yargılamanın sürdürülmesi, davanın açılmamış sayılmasına dair ilk kararının yerinde olmadığına dair bölge adliye mahkemesi kaldırma kararının dahi dosyada vekaletnamesi bulunan Av....’a değil Av....’e tebliğ edilmesi hep birlikte dikkate alındığında, daha sonraki aşamalarda bildirilen celse mazeretleri vakeletnamesi bulunan Av.... tarafından ileri sürülmüş ve davaya konu kararın tesis olunduğu celseye ilişkin Av.... tarafından sunulan mazeret kabul edilmeyerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de esasen daha önce yöntemine uygun olarak işlemden kaldırılmış ve yenilenmiş bir dava bulunmadığı gözetilmeksizin HMK’nın 320/4. maddesi kapsamında ilk yenilemeden sonra takipsiz bırakılan bir davanın mevcudiyeti kabul edilerek yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.