10. Hukuk Dairesi 2020/2739 E. , 2021/1792 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirttiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ile davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 03.11.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası ne…
**10. Hukuk Dairesi 2020/2739 E. , 2021/1792 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirttiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ile davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 03.11.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle %49 oranında iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir nedeniyle oluşan kurum zararının davalılardan teselsül hükümlerince rücuan tazmini istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları; davalı işveren yönünden 5510 sayılı Kanunun 21/1. ve üçüncü kişi/kişiler yönünden ise, 5510 sayılı Kanunun 21/4. maddeleridir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur. Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda davalı işverenin %80 oranında, davalı ...'in %10 ve kazalı işçinin %10 oranında kusurlu olmasına göre hesaplama yapıldığında, işverenin peşin sermaye değerli gelir yönünden müteselsil sorumluluğu 56.865,33 TL kadar, 3.kişi konumunda olan davalı ...’in sorumluluğu ise, 30.105,17 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı işverenin somut olaydaki sorumluluğu yukarıdaki maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak özellikle değinilen 4. fıkra hükmü çerçevesinde belirlenmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu konunun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının tamamen silinmesi ile yerine; “1-Davanın kısmen kabulüne,