10. Hukuk Dairesi 2025/15510 E. , 2026/1927 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/937 E., 2025/1627 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/735 E., 2024/729 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafında…
10. Hukuk Dairesi 2025/15510 E. , 2026/1927 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/937 E., 2025/1627 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/735 E., 2024/729 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.07.2021-09.05.2014 tarihleri arasında davalı işverenlik nezdinde uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını, sefer başına 550,00 Euro+asgari ücret aldığını, 02.11.2011 tarihinde belirtilen yere yük boşaltmaya gittiğinde dorsenin çift kat yapılan demirlerin çıkartılması esnasında pimlerden birisi çıkarılırken diğer pim kendiliğinden kurtularak müvekkilin sağ işaret parmağının orta kemiğinden kopardığını, ambulansla Almanya'da hastaneye götürüldüğünü, ameliyat olduğunu ve parmağı sarılı şekilde Wolsburg şehrine kalan yükü bıraktığını, 15.12.2021 tarihinde Kapıkule'den giriş yaparak firmaya geldiğini ve buradan 16.11.2011 tarihine kadar iki gün iş göremezlik raporu aldığını, göreve yeniden 05.01.2012 tarihinde başladığını, müvekkilin parmağının kaza tarihinden sonra kullanılamaz hale geldiğini beyanla 100,00 TL maddi tazminat alacağı, 100,00 TL iktisadi geleceğinin tehlikeye düşmesinden dolayı uğradığı zararla ilgili tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminat talebi olmak üzere toplam 20.200,00 TL'nin davalıdan tahsiline ve yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Sigortacılık A.Ş. nezdinde seyahat sağlık sigortası ve işveren mali mesuliyet sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, dava iş kazasına ilişkin tespit yapılmaksızın usul ve yasaya aykırı olarak ikame edildiğini, müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun olmadığını, huzurdaki dava arasında 5 yıl geçtiğini, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya gerekli iş güvenliği ve sağlığına yönelik tüm eğitimlerin eksiksiz bir şekilde verildiğini, davacının tüm masraflarının sigorta tarafından karşılandığını, davacının iktisadi geleceği yönünden herhangi bir tehlike bulunmadığını, 09.05.2014 tarihinde başka bir yerde iş bulduğunu ve sözlü olarak istifa ettiğini, manevi acının bir nebze de olsa hafifletilebilmesi için sembolik olarak öden bir bedel olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..1-Islah dilekçesi gözetilerek davanın kısmen kabulü ile a)Net 550.130,20 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b)İktisadi geleceğin tehlikeye düşmesinden kaynaklanan tazminat talebinin reddine, c)Net 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında ".1-Davalının istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,." karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, davalı şirketin konu olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olduğunu ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. a) Kusur yönünden yapılan incelemede; İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)... organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davaya konu iş kazasının oluşumuna ilişkin Mahkemece alınan kusur raporu ile SGK Denetmen Raporu arasında açık çelişki olduğu ve iş bu raporlar arasında çelişkilerin giderilmedi anlaşılmıştır. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince alınacak kusur raporunda kazanın tam olarak ne şekilde meydana geldiği belirlenip işveren ve işçinin alması gerekir tedbirlerin neler olduğu açıklanıp, hangi tedbirlerin alınmamasının kazaya neden olduğu, davacının kıdemli işçi olduğu da değerlendirilerek kusur oranlarını bildirir kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek suretiyle dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının kesinleştirilmesi gerekmektedir. b) Ücret yönünden yapılan incelemede; 1.Davaya konu olay açısından tır şoförleri sefer primleri ile ilgili Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.10.2019 tarih ve 2018/1 E.- 2019/5 K.’da: Yurt içine/yurt dışına sefer yapan tır şoförlerine her sefere çıktıklarında ödenen paranın harcırah/yolluk veya ücret/prim niteliğinde olup olmadığı, kıdem tazminatı ve prime esas kazancın hesabında dikkate alınıp alınmayacağı konusunda içtihatların birleştirilmesi talep edilmiş ise de işçilik alacakları davalarında taraflarca getirilme ilkesinin, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan davalarda ise resen araştırma ilkesinin geçerli olması nedeniyle her dava dosyasında somut olayın özelliği ile delil durumu da dikkate alınarak yapılan ödemenin ücret ya da harcırah/yolluk olarak kabulünün mümkün olabileceği, bu nedenle aynı tür uyuşmazlıkların tümü için geçerli, soyut ve genel nitelikte kurallar koyan ve temel amacı hukukta birliği ve bütünlüğü sağlamak olan içtihadı birleştirme kararlarının bu amacı ile bağdaşmayacak şekilde bir sınırlandırma yapılmasının uygun düşmeyeceği gerekçeleriyle içtihatların birleştirilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 2.Somut olayda, sigortalının uluslararası taşımacılıkta çalışan tır şoförü olduğu ve yurda giriş çıkış kayıtlarına ve Tüm Taşıma İşçileri Sendikasına göre tespit edilen ortalama sefer sayısı dikkate alınmak suretiyle davacının iddiası olan sefer başına 550 Euro tutarındaki sefer ödeneğinin ispatlandığı değerlendirilerek hesaplanan aylık ortalama sefer primine asgari ücret tutarındaki davacı ücretine eklenerek asgari ücretin 3,92 katı düzeyindeki ücretten hesap yapılmış ise de varılan sonuç hatalı olmuştur. 3. Bu kapsamda, öncelikle davacının sendikalı işçi olup olmadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra, sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikadan bildirilen ücretin dikkate alınamayacağını gözeterek, sefer primi için bu alanda hizmet gören meslek odalarından araştırma yapılarak sefer primi ücretinin belirlenmesi ayrıca davacıya sefer primi olarak ödenen miktar içerisinde sefer için yapılması zorunlu olan yol ücretleri ile araca bağlı zorunlu masraflar bulunup bulunmadığının belirlenmesi var ise bu kısmı dışlayarak ücrete eklemek suretiyle davacının olay tarihinde aldığı ücretin belirlenmesi, öte yandan kararın davacı tarafça temyiz edilmediği dikkate alınarak hükme esas alınan 17.10.2024 tarihli hesap raporundaki (kusur ve ücret katı haricindeki) unsurlar yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek tespit edilecek ücret katı ile kusur oranının bu rapora uygulanması ve bu raporda esas alınan işlemiş devre sonu tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan düzenlenecek hesap raporunu hükme esas alarak davacının tazminat istemleri hakkında usuli kazanılmış haklara uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.