Başvuru, tapu sicilinde başvurucu adına kayıtlı taşınmazın bir kısımının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve ayrıca bu taşınmazın bitişiğinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının bir kısmını da içine alacak şekilde taşkın kullanıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil, müdahalenin önlenmesi ve kal davasının müdahalenin önlenmesi ve kal yönünden kısmen kabul edilmesi kapsamında mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tapu sicilinde başvurucu adına kayıtlı taşınmazın bir kısımının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve ayrıca bu taşınmazın bitişiğinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının bir kısmını da içine alacak şekilde taşkın kullanıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil, müdahalenin önlenmesi ve kal davasının müdahalenin önlenmesi ve kal yönünden kısmen kabul edilmesi kapsamında mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 15/5/2013 tarihinde Edirne Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 29/05/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 29/7/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1986 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 23/12/1961 tarihli tapu senedi uygulanmak suretiyle başvurucunun murisi adına tespit gören Balıkesir ili Edremit ilçesi Güre köyü Tuğlayerimevkinde bulunan bahçeli kargir ev niteliğindeki 57 parsel sayılı taşınmaz mirasçılar arasında yapılan taksim ve intikal neticesinde 7/6/1999 tarihinde başvurucu adına tapu siciline kayıt ve tescil edilmiştir. Taşınmazın beyanlar hanesinde, 57 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan 438 parsel sayılı taşınmaza 109 m2 tecavüzlü olduğu belirtilmiştir. Maliye Hazinesi tarafından başvurucu aleyhine 57 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve bu parselin hemen bitişiğinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının bir kısmının bina ve bahçe yapılmak suretiyle işgal edilerek kullanıldığı iddiasıyla başvurucunun taşınmazının kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmı yönünden tapu iptali, tescil ve kal, başvurucunun taşınmazının bitişiğinde kalan ve işgal edilmek suretiyle kullanıldığı belirtilen kısım yönünden ise müdahalenin önlenmesi ve kal istemiyle 13/12/2007 tarihinde Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır. Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/7/2009 tarihli ve E.2007/681, K.2009/468 sayılı kararıylabaşvurucuya ait taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, başvurucunun taşınmazına bitişik alanda kalan 117 m2'lik kısım yönünden davanın kabulüne, başvurucunun müdahalesinin önlenmesine, bu alan üzerindeki yapının kal'ine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"... dava konusu 57 parselin kıyı kenar çizgisindeki kısmının tapusunun iptali ile kıyı bölümünde kalan yapının kal'inin talep edildiği sabittir. ... Yargılama devam ederken yürürlüğe giren 5841 sayılı yasa Kadastro Kanunu madde 10 ve geçici madde 12'de değişiklik yapmış ve taşınmazın niteliğine, tarafların sıfatına bakılmaksızın tespit tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürede açılmayan davaların dinlenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Yasa değişikliğinin derdest davalara da uygulanacağı öngörülmüştür. Bu durumda davacının tapu iptal talebinin reddi gerekmiştir. Müdahalenin önlenmesi ve kal talebine gelince; eldeki dosyada tespit tutanağında da taşınmazın tecavüzlü olduğu bellidir, meni müdahale her zaman (müdahale sürdüğü müddetçe) istenebilir. Yapılan keşifte müdahalenin varlığı sabittir. Esasen bilirkişi krokisinde kahverengi işaretli 89 m2'lik alan özel mülkiyet gibi görünse de harita bilirkişisinin raporu ile ve tespit tutanağına ekli 1986 tarihli komisyon kararıyla yerin Hazineye ait olduğu ardından vasfı nedeniyle (kumsal) kamuya terkedildiği bellidir. (Bu husus haricen mahkememizde görülmüş eski dosyalar nedeniyle bilinmektedir) Bu durumda müdahalenin meni talebi açısından mülkiyet sınırları dışındaki 117 m2'lik yer yönünden karar oluşturulmuştur. Kal talebi incelendiğinde yapının değerinin yerin değerinden çok olması ve yıkım fahiş zarar doğuracağı bilirkişi raporu ile de belli olmakla beraber MK.724 hükmü iyiniyetli malzeme sahibi için geçerlidir. Davalının 89 m2'lik tapusu olduğu sabit iken taşan kısmı bile 117 m2 olan çaplı taşınmazın yapımında iyiniyetli olduğunun kabulü olanaklı değildir. Davacının yapıya muvafakatı olmadığı tespit tutanağına ekli itirazla sabittir. Bu nedenle kal talebinin de kabulü gerekmiştir." Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/7/2012 tarihli ve E.2012/4888, K.2012/6953 sayılı ilâmıyla başvurucuya ait 57 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve başvurucunun mülkiyet sınırı dışında müdahale ettiği 117 m2'lik kısım yönünden verilen müdahalenin önlenmesi ve kal kararının onanmasına, başvurucuya ait 57 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı iddia edilen kısmı yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine ilişkin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:"... Mahkemenin kararı 5841 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanunun ve maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur. ...Ne var ki, yerel mahkeme kararının temyizi aşamasında Anayasa Mahkemesinin 2011 gün ve 2009/31 E.- 2011/77 K. sayılı kararıyla; “2009 gün ve 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun maddesiyle 1987 günlü 3402 sayılı Kadastro Kanununun maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümlenin ve maddesiyle 3402 sayılı Yasaya eklenenGeçici maddenin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiş ve bu iptal kararı 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır....... Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni yasal durum dikkate alınarak, inceleme yapılıp sonuca ulaşılması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır....... kıyılar kamunun yararlanacağı yerlerden olup buralarda ... tapu kaydı oluşturulmuş ise tapunun iptalinde, Anayasanın , Tapu Kanununun , Kadastro Kanununun maddesi gözönüne alınarak, kamu yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Ancak, kişinin mülkiyet hakkı sona erdirilirken karşılıklı hak dengesinin sağlanması için mülkiyet hakkı sahibine tazmini nitelikte bir bedelin ödeneceği de kuşkusuzdur. Tazminatın nedeni yasa dışı bir işlemden değil hak dengesinin sağlanmasından kaynaklandığından, taşınmazın tamdeğerinikarşılamasıdagereklideğildir. ...... somut olay incelendiğinde; çekişme konusu 57 parsel sayılı taşınmazın önünde bulunan ve mülkiyet sınırı dışında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyı kenar çizgisi içinde kalan 117 m2 kısma davalının bina ve duvar yapmak suretiyle müdahale ettiği keşfen saptanmak suretiyle elatmanın önlenmesi ve bu kısımdaki yapı ve muhdesatların yıkımına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. ...Davalıya ait tapu kaydı kapsamında 57 parsel içinde bulunan ve kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı anlaşılan 14 m2 taşınmaz bölümüne gelince; bu bölümle ilgili kamu yararı nedeni ile davalıya ait tapunun 1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca 1975 yılında belirlenen kıyıda kalması sebebiyle iptal edilerek, kayıt dışı bırakılıp bırakılamayacağı hususunda işin esasının ve dava konusu taşınmaz bölümünün 1997 tarih5/3 sayılıİçtihadıBirleştirmeKararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre değerlendirilmesi, ... tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bu yönden bozulması...." Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 4/3/2013 tarihli ve E.2012/12292, K.2013/2637 sayılı ilâmıyla dosya içeriği, dava evrakı ile tutanaklar münderecatı ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 17/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kararın, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyıya başvurucunun müdahalesinin önlenmesi ve kal'e ilişkin kısmı 4/3/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesi kararının müdahalenin önlenmesi ve kal ile ilgili kısmının kesinleştiğini belirterek 15/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 5/5/2015 tarihli ve E.2013/165, K.2015/248 sayılı karar ile kıyıların Anayasa ile güvence altına alındığı ve niteliği gereği kimsenin hüküm ve tasarrufu altında bulunamayacağı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre 28,25 m2'lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmak üzere toplam 113,46 m2'lik alana başvurucu tarafından müdahale edildiği, diğer yandan başvurucuya ait 57 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı gerekçesiyle başvurucuya ait 57 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın reddine, davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınarak 57 parsel sayılı taşınmaz dışında kalan 113,46 m2'lik alan yönünden müdahalenin önlenmesine ve tecavüzlü yapıların kal'ine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen kararın, taraflarca temyiz edildiği anlaşılmıştır. Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci Dışındaki Yargılama Süreçleri a) Öte yandan başvurucu tarafından 57 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki kargir yapı ile birlikte miras ve taksim yoluyla 7/6/1999 tarihinde kendisine intikal ettiği, 1961 yılında mevcut olan kargir yapının bitişiğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan 438 parsel sayılı taşınmaza taşkın durumda olmasına rağmen kendisinin iyi niyetli olduğu, taşkın yapının varlığını ecrimisil ihbarnamesinin 2006 yılında tebliğ edilmesi ile öğrendiği, taşkın yapı ve bina değerinin arsa değerinden fazla olduğu, yapının taşkın kısmının yıkılmasından sonra geri kalan kısmın kullanılmasının mümkün olmadığı iddiasıyla 10/6/2014 tarihinde Maliye Hazinesi aleyhine Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi kapsamında taşkın yapının üzerinde bulunduğu Maliye Hazinesine ait taşınmazın 58,24 m2'lik kısmı yönünden tapu iptali ve tescil davası açılmıştır. b) Mahkemenin 2014/308 sayılı esasına kaydedilen dava dosyasında 19/6/2014 tarihli tensip kararı ile 57 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki yapının yıkılmaması ve taşınmazın üçüncü kişilere satışının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Yargılama devam etmekte olup henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. a) Yine başvurucu tarafından maliki bulunduğu 57 parsel sayılı taşınmazın 89 m2 yüz ölçüme sahip olup kadastro çalışmalarında da bu miktar üzerinden tespit edilmesine rağmen maddi hata sonucu tapu siciline 80 m2 olarak yazıldığı, ayrıca 57 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde taşınmaza bitişik bulunan 438 parsel sayılı taşınmaza 109 m2 tecavüzlü olduğuna dair kaydın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 57 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün 89 m2 olarak düzeltilmesi ve beyanlar hanesindeki kaydın silinmesi istemiyle Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinde 1/7/2014 tarihinde dava açılmıştır.b) Mahkemenin 2014/348 sayılı esasına kaydedilen dava dosyası kapsamında yapılan yargılamanın devam ettiği ve henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.B. İlgili Hukuk Anayasa'nın maddesi şöyledir: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." 1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır,Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir." Aynı Kanun'un maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz" 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in maddesi şöyledir: "Kıyılar ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır.Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz." 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir." Aynı Kanun'un maddesi şöyledir: "İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir. Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de olabilir. Tapu memuru, basit yazı yanlışlıklarını, tüzük kuralları uyarınca re'sen düzeltir." 17/7/2013 tarihli ve 28738 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tapu Sicil Tüzüğü'nün maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Tapu sicilinde değişiklik, hak sahibinin istemine ya da yetkili makam veya mahkeme kararına istinaden yapılır." Aynı Tüzük'ün maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "(1) Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi hâlinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır....(3) Ana veya yardımcı siciller üzerinde yapılmış hata veya eksikliklerin, ilgililerce sunulan veya başka idarelerce düzenlenen belgelerden kaynaklanması hâlinde, ilgililerin gerçek durumu kanıtlayıcı belgelere dayalı başvuruları üzerine, istem yevmiye defterine kaydedilerek gerekli düzeltme yapılır.(4) Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı tescil veya esaslı yazım hatasının düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması gerekir. İlgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, bu durum beyanlar sütununda belirtilerek, 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre işlem yapılır....." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”