4. Hukuk Dairesi 2011/8117 E. , 2012/10854 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı ... aleyhine 14/09/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya…
**4. Hukuk Dairesi 2011/8117 E. , 2012/10854 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı ... aleyhine 14/09/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının öteki temyiz itirazına gelince: Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili; davalı tarafın haksız şikayeti nedeniyle müvekkilinin İzmir 20 Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2005/170 Esas, 2007/425 Karar sayılı dosyasında yargılandığını, müvekkilinin muhasebeci ve Mali Müşavir olduğunu, yaptığı işin toplumun itimat ve güvenini gerektiren bir iş olduğundan müvekkili hakkında "sahte belge tanzim etti" "benim adıma sahte belge verdi" şeklindeki iftira ve hakaretlerin müvekkilinin kişilik haklarına mesleki onuruna, ağır bir saldırı olduğunu, beyan ederek manevi tazminat istemli eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili, İzmir 20 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/170 Esas, 2007/425 Karar sayılı dosyasında davacının iki ayrı konuda yargılandığını, ilk konunun ispatlandığını, ancak suç zamanaşımına uğradığı için ortadan kaldırma kararı verildiğini, ikinci konuda ise müvekkilinin yanlış anlamasından kaynaklı beyanda bulunduğunu, bu yanlış anlamanın mahkemeye bildirilmesinden sonra da beraat kararı verildiğini, Bornova Vergi Dairesine verilen 03/04/1998 tarihli dilekçenin davalı tarafından yazıldığının sabit olduğunu ancak imzanın Amorf imza diye tabir edilen kimseye ait olmayan şeklinde bir imza içerdiğinin bilirkişice saptandığını, 03.04.1998 tarihli dilekçe nedeni ile müvekkili davalının vergi yoklamasına maruz kaldığını ve muhasebecisi davacının 1998 yılına ait muhtasar beyannameleri vermediği için müvekkilinin vergi cezası ödemek zorunda kaldığını, olayda asıl zarar görenin müvekkili olduğunu, davacının davasında haksız olduğunu, iddia ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, İzmir 20 Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada sahte olarak düzenlenen belgede davacının imzasının olmadığının tespit edildiği, davalı adına sahte ek emlak beyanname düzenlenmediği, her ne kadar davalı vekilince müvekkilinin iftira kastının olmadığı, belirtilerek savunma getirilmişse de bir kişi aleyhine suçlamada bulunulurken gerekli ihtimamı göstermeyerek iddiada bulunmanın eğitimsizlik kisvesi altında korunmasının hukukumuzca kabul görmeyeceği gerekçesi ile 8000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava konusu olayda; davacı, davalının muhasebeciliğini yapmış aralarındaki ihtilaflar nedeniyle birden fazla dava açılmıştır. Şu durumda, olayın gelişimi, taraflar arasındaki süreç, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bente açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.