Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve haksız tutuklama dolayısıyla tazminat isteğinin kabul edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; açılan tazminat davasının makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve haksız tutuklama dolayısıyla tazminat isteğinin kabul edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; açılan tazminat davasının makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 25/4/2001 tarihinde gözaltına alınmış ve 28/4/2001 tarihinde tutuklanmıştır. Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığının 25/5/2001 tarihli iddianamesi ile teşekkül hâlinde kaçakçılık suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Dava, Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/66 sayılı dosyası üzerinden başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Başvurucu, yargılandığı davada 5/12/2001 tarihinde tahliye edilmiştir. Devam eden yargılama sonucunda Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 6/10/2006 tarihli kararı ile teşekkül hâlinde kaçakçılık suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Ayrıca 30/10/2001 tarihli ek iddianameyle 7/1/1932 tarihli ve 1918 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan davadan da başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan temyiz talebi, Yargıtay Ceza Dairesinin 18/12/2008 tarihli ilamı ile reddedilerek hüküm kesinleşmiştir. Başvurucu 4/2/2013 tarihli dava dilekçesi ile teşekkül hâlinde kaçakçılık suçundan 28/4/2001 tarihinde tutuklandığını, 221 gün sonra 5/12/2001 tarihinde serbest bırakıldığını, isnat edilen suç ile ilgili olarak yapılan yargılama sonunda açılan davanın düşürülmesine karar verildiğini belirterek 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinde Hazine aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, tazminat talebini 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı mülga Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun'a dayandırmıştır. Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 12/4/2013 tarihli kararı ile başvurucunun haksız tutuklamaya yönelik tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Davaya konu kararda yapılan incelemede davacı Kahraman Eraslan'ın Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/66 Esas 2006/219 karar sayılı sayılı dosyası kapsamında 28/04/2001 tarihinde tutukalandığı, 05/12/2001 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama neticesinde tutuklanmasına neden olan Teşekkül Kaçakçılığı suçundan düşme kararı verildiği, kararının 07/11/2006 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kararının davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.Kararın kesinleştiği tarihte 5271 sayılı CMK yürürlükte bulunduğundan tazminat koşullarını CMK 141 ve devamı maddeleri gereğince değerlendirilmiştir. Buna göre CMK 142 maddesi gereğince karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat davası açılabilir. Kararın 2006 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle tazminat davası süresinde açılmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. (466 sayılı yasa kapsamında değerlendirme yapmak gerekirse de 466 sayılı yasanın 1/6 maddesi gereğince 'Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen' kişiler ancak tazminat talep edebilirler davacının tutuklu kalmış olduğu suç hakkında dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davacı hakkında yargılamaya devam edilememiştir. Ortada beraat kararı olmaması nedeniyle de tutuklamanın haksız olduğunun kabulü mümkün değildir. Yargıtay Ceza Dairesi 2000/3062 Esas, 2000/3113 Karar ve 2000 tarihli ilamıda aynı doğrultudadır.) Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Kahraman Eraslan'ın haksız tutuklamaya yönelik maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ..." Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin tazminat talebinin reddine dair kararı, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda anılan karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 19/1/2015 tarihli ilamıyla "davacının tazminat talebinin dayanağı olan Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/66 esas, 2006/219 karar sayılı ceza dava dosyasında davacının tutuklanmış olduğu teşekkül halinde kaçakçılık suçu yönünden 765 sayılı TCK'nın 102/4 maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile düşme kararı verildiği, tutuklama tarihinde yürürlükte olan 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre, davacının tazminat talep etme hakkı bulunmadığının anlaşılması ve mahkeme tarafından aynı yönde yapılan değerlendirme sonucu gerekçeleri gösterilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön bulunmadığı" gerekçesiyle onanarak kesinleşmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin kararı başvurucuya 17/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 466 sayılı mülga Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen;...kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir." 466 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "1 inci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilirler." 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir: "(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır. (2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz."B. Uluslararası Hukuk Sözleşme Hükümleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Herkesözgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:...c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;... Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalama veya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir." Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makam veya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birinin ihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N./İtalya [BD], B. No: 24952/94, 18/12/2002, § 49). Sözleşme'nin maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzere başvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasına uygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink/Hollanda, B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38). AİHM'e göre bir müdahalenin telafi edilmesine yönelik hukuk yollarının başarısızlığı AİHM'in sonradan zaman bakımından yargı yetkisine dâhil edilmez (Blecic/ Hırvatistan, B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-79). AİHM, Korizno/Litvanya ((k.k.) B. No: 68163/01, 28/9/2006) kararında zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce başvurucunun gözaltına alınmasının sona erdiğini belirterek Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiği şikâyetinin yanı sıra (5) numaralı fıkrasının ihlal edildiği iddiasını da incelememiştir.