11. Ceza Dairesi 2012/233 E. , 2013/15786 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması HÜKÜM : Beraat Katılanın duruşmalı inceleme isteminin koşullan bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra, incelenerek gereği görüşüldü; Ayrıntısı Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı 5237 sayılı Yasa dönem…
**11. Ceza Dairesi 2012/233 E. , 2013/15786 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması HÜKÜM : Beraat Katılanın duruşmalı inceleme isteminin koşullan bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra, incelenerek gereği görüşüldü; Ayrıntısı Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı 5237 sayılı Yasa döneminde de geçerliliğini sürdürdüğü Dairemizce de kabul edilen kararında açıklandığı üzere; “açığa imzalı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukuki hüküm ifade eden bir muamele yazıldığı ve yazdırıldığı iddiasının HUMK’nun ayrık tuttuğu durumlar dışında tanıkla ispat edilemeyeceği, yazılı delille ispatı gerektiği” cihetle; somut olayda, katılan ...’nun 1982 yılında şüpheli ...'den 825.000 TL borç aldığı, bu borca karşılık da şüpheliye açık senet verdiği, şüphelinin bu senedi suç tarihine kadar beklettiği ve amacı dışında 100.000 YTL olarak doldurup icraya verdiği iddiasıyla açılan davada, katılanın beyanında, 1982 yılının onbirinci ayında işlerinin kötü gitmesi nedeni ile sanıktan 200.000 TL borç para aldığını ve karşılığında sanığa iki adet açık senet verdiğini, 1983 yılının ikinci ayında sanığın parayı geri istediğini, sanıktan aldığı paranın 110.000 TL'lik miktarını elden sanığa verdiğini, ayrıca 110.000 TL'lik kısmını bankadan havale yoluyla gönderdiğini, bu nedenle borcunun kalmadığını ancak aralarında karşılıklı güven olduğu için senedi geri almadığını, aradan uzun bir süre geçtikten sonra sanığın kendisinden aldığı senedi 100 000 YTL olarak doldurup icraya verdiğini beyan etmesi, sanığın savunmasında, 1980'li yıllarda tüccar olduğu için 13 ton fındık karşılığında katılana 1.000.000 TL avans verdiğini, katılanın da kendisine bunun karşılığında açık senet verdiğini, ancak katılanın 13 ton fındığı bu güne kadar getirmediği gibi kendisine avans olarak verdiği parayı da iade etmediğini, bunun üzerine katılanın kendisine vermiş olduğu açık senedi 100.000 YTL ( 100 000 000 000 TL) olarak doldurup icraya verdiğini, senet üzerine yazdığı bu miktarı hesaplama yaparak yazmadığını ancak anlaşmaya da açık olduğunu, katılanın kendisinden aldığı paranın 110.000 TL'lik miktarını ödediğini belirtmesi karşısında, ceza yargılamasının amacının maddi gerçeği ortaya çıkarmak olduğu gözetilerek katılanın suça konu senedi 1982 yılında sanığa verdiği yönündeki beyanı, sanığın da katılanın bu beyanına yönelik kabulü doğrultusunda, senedin sanığa verildiği tarihten uzun bir süre sonra 21.05.2007 tarihinde sanık tarafından icra takibine konulduğu da nazara alınmak suretiyle, taraflardan suça konu senedin dayanağı olan borç ilişkisine ilişkin varsa yazılı delillerinin istenmesi, aradan geçen uzun süre, ekonomik koşullardaki gelişme ve değişmeler, paranın alım gücündeki değişiklikler gözetilerek katılanın iddialarını yazılı delille ispatlayamaması durumunda taraflar arasındaki alacak-borç ve ödeme miktarının sanığın ikrarı da gözetilerek saptanması, sanığın icra takibine koyduğu miktarın aradan geçen zaman dilimi de gözetilerek makul olup olmadığı konusunda gerektiğinin bilirkişi incelemesi yaptırılması ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun yukarıda anılan kararı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre sanığın suç kastı da tartışılarak hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.