4. Hukuk Dairesi 2021/17104 E. , 2023/9550 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/526 Esas - 2021/413 Karar HÜKÜM/KARAR : Ret - Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/146 Esas 2020/6 Karar Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkem…
**4. Hukuk Dairesi 2021/17104 E. , 2023/9550 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/526 Esas - 2021/413 Karar HÜKÜM/KARAR : Ret - Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/146 Esas 2020/6 Karar Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi ...'nın yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın 07.09.2018 tarihinde yaptığı tek taraflı kaza neticesinde vefat ettiğini, aracın işleteninin müteveffa ..., sürücünün ise Bülent Danacı olduğunu, davacının ölenin desteğinden yoksun kaldığını, müteveffanın aylık 7.500,00 TL geliri bulunduğunu, davacının iki çocuğu bulunduğunu ancak 18 yaşını geçtiklerini ve üniversiteye devam etmemeleri nedeni ile geriye davacının kaldığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 7.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 20.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, dava konusu talebin teminat kapsamında olmadığını, davacının genel şartların uygulanamayacağını beyan ettiğini ancak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 90 ıncı maddesi uyarınca genel şartların uygulanmak zorunda olduğunu, Genel Şartlar gereği talebin teminat kapsamında olmadığını, sigortalı aracın işleteninin müteveffa olduğunu, müteveffanın davacıya karşı ileri sürebileceği tüm def'ileri davalının da ileri sürme imkânı olduğunu, işletenin kendi aracında vefat etmesi karşısında üçüncü kişilere karşı herhangi bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, gelir beyanına itiraz ettiklerini, kusur durumunun araştırılması gerektiğini, SGK'dan yapılan rücuya tabi ödemelerin araştırılmasını ve mahsup edilmesini talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " davacının eşi olan müteveffanın yolcu olarak bulunduğu ve işleteni olduğu aracın yaptığı kazada vefat ettiği, davalı ... şirketinin belli limitler dahilinde üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun bulunduğu, işletenin kendi zararından sorumlu olmadığı, bu nedenle davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece tahkikat aşamasına geçmeden davanın esastan reddine karar verildiğini, 14.01.2020 tarihli duruşmada davalı şirket vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiğini, davalı vekilinin mazeret dilekçesi hakkında karar verilmediğini, mahkemece ön inceleme duruşmasının bittiği ve tahkikat aşamasına geçildiği konusunda herhangi bir karar verilmediğini, davacı vekiline yargılamanın bittiği bildirilerek sözlü yargılamaya geçilmediğini, davacı vekiline son sözünün sorulmadığını, davalı vekiline sözlü yargılama için tebligat yapılarak duruşma gününün tebliğ edilmediğini, davalı vekilinin mazeret dilekçesi kabul edildiği ihtimalinde yerel mahkemenin tahkikat aşamasına geçemeyeceğini, mahkemece kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu aldırılmaksızın destekten yoksun kalma zararının bilirkişilerce tespiti yaptırılmadan, delillerin toplanması için süre vermeden ve dosyaya istenilen delillerin tamamı toplanmadan adil yargılanma hakları ihlal edilerek karar verildiğini, davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığını, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağını, destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan davalı şirketin sorumlu olacağına karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili usul yönünden kararın bozulmasını talep etmiş ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesinde değeri beşyüzbin Türk lirasını geçmeyen davaların basit yargılama usulü ile görülebileceği, kaldı ki davacı vekilinin de davanın basit yargılama usulü ile görülmesini talep ettiği, basit yargılama usulünde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 316'ncı maddesi ve devamı maddeleri uyarınca tarafların tahkikat duruşmasına çağrılmasına gerek olmadığı, bu nedenle davacının istinaf talebinin bu yönden reddi gerektiği, davacının 14.01.2020 tarihli oturumda kusur raporu aldırılmasına gerek olmadığını beyan ettiği, davacı desteğinin % 100 oranında kusurlu olarak sebebiyet verdiği tek taraflı trafik kazası sonucunda vefat etmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunulmuşsa da müteveffanın kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet vermiş olduğunu, davalı ... tarafından düzenlenen poliçenin 01.06.2015 gününde yürürlüğe giren ZMSS genel şartlarından sonra düzenlendiğini, davacının destek tazminatı talep etmiş olduğu destek ...'nın aynı zamanda aracın işleteni ve ZMSS poliçesinin tarafı olduğu, KTK 85/son maddesine göre işletenin ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, bu itibarla işleten konumunda bulunan dosya davacısının kazaya sebebiyet veren sürücünün %100 oranındaki kusuru ile kendi kusuru gibi sorumlu olduğu dikkate alındığında davacının davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan, desteğin işleteni ve yolcusu olduğu aracın karıştığı tek taraflı ve 07.09.2018 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozuması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı tarafından düzenlenen ZMSS poliçesinin 03.09.2018-03.09.2019 vadeli olduğu ve davaya konu kazanın 07.09.2018 tarihinde gerçekleştiği, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın C.11. maddesi gereği bu tarihten sonra akdedilen poliçeler için anılan genel şartların uygulanacağı, Anayasa Mahkemesi tarafından ZMSS Genel Şartları'nın değil Karayolları Trafik Kanunu'nun bu genel şartlara atıf yapan bazı maddelerinin iptal edildiği hususları dikkate alındığında, davaya konu edilen zararın ZMSS teminatında olmadığına ilişkin kabulde isabetsizlik bulunmamasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.09. 2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.