3. Hukuk Dairesi 2024/3997 E. , 2025/2899 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/51 E., 2024/1848 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/489 E., 2023/412 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle ve davalı ... Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) vekili tarafından incelemenin duruşmalı yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şart…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3997 E. , 2025/2899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/51 E., 2024/1848 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/489 E., 2023/412 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle ve davalı ... Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) vekili tarafından incelemenin duruşmalı yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen asıl davada davacılar vekili Avukat ... , birleşen davada davacılar vekili Avukat ..., asıl ve birleşen davada davalı asıl ... ve vekili Avukat ... ile davalı şirket vekili Avukat ...'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacılar vekili; müteveffa ...'ın 04.11.2019 tarihinde doğum sancısıyla davalı şirkete ait tıp merkezine götürüldüğünü, burada normal doğumun gerçekleştiğini ancak kanamanın durdurulamadığını, durdurulamayan kan kaybı ciddi risk oluşturmaya başlayınca başka hastaneye sevk etmeye karar verildiğini, ancak davalı hastanenin ambulansı olmadığı için 112'den ambulans çağrıldığını, gelen ilk ambulansın hastanın durumunu görünce ve araçta doktor olmadığı gerekçesiyle hastayı almadığını, ikinci bir ambulans beklendiğini, bu sırada müteveffanın ciddi biçimde kan kaybına uğramaya devam ettiğini, gelen ikinci ambulans ile müteveffanın İstanbul ... Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırıldığını, ancak buraya vardığında kan kaybından iç organlarının iflas edip beyin ölümünün gerçekleştiğini, müteveffanın yoğun bakıma alındıysa da tekrar hayata döndürülemeyerek 12.11.2019 tarihinde vefat ettiğini, doğum başladıktan sonra bebeğin büyük olması nedeniyle sezaryene dönülmeyerek normal doğumda ısrar edilmesi ve bebeğin vakum kullanılarak doğurtularak müteveffanın ölümüne sebep olan kanamanın başlatılması, davalı tıp merkezinin yeterli donanım ve ekipmanı olmadan böyle bir müdahalede bulunması, doğum esnasında kanaması olan bir hastanın kanamasını durdurabilecek cerrahi donanımı olmadan, hastanın acil durumda sevkini sağlayacak ambulansı olmaması nedeniyle olayın ölümle sonuçlandığını ileri sürerek; müteveffanın yakınlarının uğradığı maddi zararlar, hastane masrafları, defin ve cenaze masrafları için 50.000,00 TL maddi, baba ... için 50.000,00 TL, her bir çocuk için 75.000,00'er TL manevi ve her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.09.2023 tarihli tam ıslah dilekçesiyle; destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini davacı ... için 1.001.619,21 TL, davacı ... için 300.636,36 TL, davacı ... için 265.289,85 TL olarak tam ıslah yoluyla arttırılmasına ve dava yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen dosyada davacılar vekili; asıl dava dilekçesinde yer alan olayları tekrar ederek müvekkillerinin kızları olan ...'ın davalı şirkete ait hastanenin ihmal ve kusuru sebebiyle vefat ettiğini, müteveffanın anne ve babası olan müvekkillerinin de maddi destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep etme hakları olduğunu ileri sürerek; müvekkili Kinyas için 150.000,00 TL, ... için 150.000,00 TL manevi tazminat ile belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatlarının olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.10.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile; destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini Kinyas için 498.019,38 TL, ... için 740.199,98 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar vekili; davanın zamanaşımı, hak düşürücü süreler ve taraf ve husumet yokluğu ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, hasta ve eşinin talebi, ayrıca mevcut şartların uygun olması üzerine gerekli aydınlatma ve bilgilendirmenin sağlanarak hastanın normal doğum için yatışının yapıldığını, doğum sırasında hiçbir sorun yaşanmadığını ve kanama kontrolünü takiben hastanın saat 17.10'da servis katına alındığını, hastanın takibini yapan ebe tarafından 17.15'te sızıntı şeklinde kanaması olduğu bilgisinin davalı doktora iletildiğini, müvekkili doktora iletilen bilgi üzerine hastanın ameliyathaneye sevki sağlandığını, gerekli müdahale yapılmasına rağmen kanamanın durmadığını, hastada gelişen durumun atoni olduğuna karar verilerek derhal aort basısı uygulamasına geçildiğini, hastanın ilk müdahalesinin ardından 112 komuta kontrol merkezi ile görüşülerek ambulans talep edildiğini, ancak gelen ilk ambulans ekibinin bünyesinde hekim olmaması nedeniyle hasta transferi yapılamadığını, ambulans yetkilisine müvekkilinin ve anestezi uzmanının hekim olarak hastaya refakat edilebileceği hususu önerilmesine rağmen ambulans yetkilisinin hastayı kabul etmediğini, ikinci ambulansın gelmesi için ise yaklaşık 40 dakika beklemek zorunda kalındığını, olaya intikal eden ikinci 112 ambulans ekibinde hekim olmasına rağmen ameliyathane hemşiresi, acil sorumlu hemşiresi ve müvekkili doktorun hastayı sevk edilen hastaneye teslim edilene kadar ambulansta eşlik ettiğini ve müdahalede bulunmaya devam ettiklerini, müvekkili kurum ve doktor tarafından uygulanan tıbbi müdahale tıbbi standartlara uygun şekilde gerçekleştirildiğini, herhangi bir kusur ve ihmal söz konusu olmadığını, hastada gelişen olumsuz sürecin komplikasyon niteliğinde olduğunu, ambulans ekibinin hastayı kabul etmemesi durumunun müvekkilleri ile ilgisi bulunmadığını savunarak davanın Anadolu sigorta şirketine ihbarı ile davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı ... vekili; davacıların müvekkili şirkete doğrudan dava açma hakkı olmadığını, davalı doktorun müvekkili şirket nezdinde 408665518 numaralı tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zmms poliçesi ile sigortalı olduğunu, zmms poliçenin teminat limitiyle sınırlı olduğunu, davalı sigortalı doktorun bir kusuru olmadığından müvekkilinin de sorumluluğu bulunmadığını, davacılar tarafından destekten yoksun kaldıklarının makul ve muteber delillerle ispatlanması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle dava konusu olayda ancak ihbar tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Birleşen davada davalı ... Ltd. Şti. ve ... vekilleri; asıl davada sunmuş oldukları cevap dilekçesini tekrarlayarak, davacı tarafın yansıma zarar hakkı bulunmadığını, hane dışı kişilerin talep hakkı bulunmadığını, müteveffanın çalışmayan, gelir sahibi olmayan kişi durumunda olduğunu, ayrıca davacı tarafların müteveffanın herhangi bir yardım ya da destekte bulunmadığını ikrar ettiğini, bu nedenle talebe konu maddi tazminat kaleminin usul ve esasa aykırı olduğunu, kaldı ki davacıların manevi tazminat talep hakkı da bulunmadığını, müvekkili kurum ve doktor tarafından uygulanan tıbbi müdahale tıbbi standartlara uygun şekilde gerçekleştirildiğini, herhangi bir kusur ve ihmal söz konusu olmadığını, hastada gelişen olumsuz süreç komplikasyon niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ceza soruşturma dosyasında alınan 24.11.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda davalı hekim uygulamasının tıp kurallarına uygun olmadığı, hastaya zamanında müdahalede bulunsaydı kurtulmasının kesin olmadığının mütalaa olunduğu, tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına celp edilen tüm tıbbı kayıtlar uyarınca hekim bilirkişi heyetleri oluşturularak yeni rapor alındığı, hastanın kanama durumu, hekim takibi, komplikasyon durumu takibi ve müdahalesi ile sevk kararına dair tüm araştırmalar neticesinde postpartum atoni kanaması gelişen ...'a cerrahi müdahale veya sevk kararının çok daha erken verilmesi gerektiği, bu kararların alınmasında ve bundan sonraki dönemde hastanın sevkinde gelişen gecikmelerin hastanın kaybedilme sürecini olumsuz etkilediği tespitleri ışığında; hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulama zorunluğu kapsamında davalı doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurlarının hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmesi gerektiğinden somut olayda tıbbı müdahale ve hizmette kusur bulunduğu kanaatine varılarak davalı hekim ve tıp merkezinin sorumluluğu bulunduğu, aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden alınan raporun hükme esas alındığı, müteveffanın ölümü sebebiyle SGK tarafından yakınlarına ödenen tazminat bulunmadığı anlaşılmakla, esas dosya bakımından tam ıslah yoluyla, birleşen dosya bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi uyarınca talep artırım dilekçesinin kabulüne, birleşen dosya açısından davalı ... şirketinin poliçe hükümleri de nazara alınarak diğer davalılar ile birlikte ancak poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına dair hüküm tesis edildiği, her bir davacı yönünden olayın meydana geliş biçimi, davalıların kusuru ile zararın boyut ve kapsamı, hakkaniyet ilkesi göz önüne alınarak manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine; takdiren 3.050,00 TL hastane, defin, cenaze giderinin 01.08.2021 tarihinden itibaren, davacı ... yönünden 1.001.619,21 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, davacı ... yönünden 300.636,36 TL maddi, 75.000,00 TL manevi ve davacı ... yönünden 265.289,85 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davacılara ödenmesine, birleşen davanın kısmen kabulü kısmen reddine; davacı Kinyas yönünden 498.019,38 TL maddi, davacı ... yönünden 740.199,98 TL maddi tazminat ile her bir davacı yönünden 50.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili (davalı ... yönünden 06.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) ile ayrı ayrı davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde birleşen dosya davacılar vekili ile davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşıldığından birleşen dosya davacılarının bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin reddi gerektiği, dosyada mevcut mahkemece aldırılan 24.11.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ve üniversite öğretim üyelerinden alınan bilirkişi raporları incelendiğinde davacıların murisleri ...'ın geç ameliyata alınmasında ve erken dönemde ameliyata alınmaması nedeniyle davalı doktor ve hastanenin kusurlu olduğunun ayrıntılı olarak belirtildiği, bu raporun da hükme esas alındığı, alınan bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve istinaf kanun yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip, hükme esas alınmaya yeterli olduğu, mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu, kurulan hükümde davalı ... şirketinin sorumluluğunun açıkça poliçe limiti sınırları dahilinde olduğunun belirtildiği, asıl dosya davacıları tarafından HMK 109/2. maddesi uyarınca yapılan ıslahın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları ancak içerik itibariyle aynı nitelikteki temyiz dilekçeleriyle; asıl davada dava açılırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını, bu nedenle ıslahla talebin artırılmayacağını, 112 ambulans hizmetlerindeki kusurun tespit edildiğini ancak illiyet bağını ortadan kaldıracak nitelikte olup olmadığına yönelik bir değerlendirme yapılmadığını, hastanın sevkindeki kusurun müvekkillerine değil 112 ambulans hizmetlerine ait olduğunu, bu nedenle 112'nin de kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, ev hanımı olan yani herhangi bir geliri olmayan, çalışma hayatında bulunmayan bir kişinin tam bir kazanç hali durumu nazara alınarak değerlendirmeye tabi tutulmasının usul ve esasa ayrıca hakkaniyete aykırı olduğunu, müteveffanın anne ve babasının destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemişlerdir. 2. Birleşen davada davalı ... vekili; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, ilgili poliçe kapsamında şirketin sorumluluğunun 800.000,00 TL sınırlı olup buna yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin de dahil olduğunu, bu nedenle teminat limitinin aşacak şekilde şirketin sorumlu tutulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kusur oranı paylaştırılmadan alınan raporun hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilerek görülen davada vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı zararın tahsili istemine ilişkindir. HMK'nın 176/1 maddesi gereği taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı Kanun'un 179/2.maddesi gereği; ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz. Asıl davada davacılar vekilinin 23.09.2023 tarihli ıslah dilekçesinin davanın tam ıslahı niteliğinde olduğu, yeni bir dava dilekçesinin sunulduğu, hükme esas alınan raporların taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, uyuşmazlık vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayanmakla vekil en ufak kusurundan dahi sorumlu olduğundan eldeki davada kusur paylaşımı yapılamayacağı, davalıların 112 ambulans merkezinin kusuruna yönelik itirazlarının bu davanın konusu olmadığı, hükme esas alınan raporlarda açıkça sevk kararının geç verildiği ve doktorun kusurlu olduğunun belirtildiği, anne-babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabulü gerektiği, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğunun da karar gerekçesi ve hükümde açıkça yer aldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.