Başvurular, iş bırakma eylemine katıldıkları gerekçesiyle işten çıkartılan işçilerce açılan davaların, benzer davalarda verilen onama kararlarıyla çelişir biçimde Yargıtay tarafından reddedilmesinin ve gerçekleştirilen basın açıklamasının yasa dışı eylem olarak nitelendirilmesinin Anayasa’nın 10. , 13. , 36. , 49. ve 53. maddelerinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ve temel hakların sınırlandırılması ilkeleri ile adil yargılanma, çalışma, toplu sözleşme ve grev haklarına aykırılık oluşturduğu id
Başvurular, iş bırakma eylemine katıldıkları gerekçesiyle işten çıkartılan işçilerce açılan davaların, benzer davalarda verilen onama kararlarıyla çelişir biçimde Yargıtay tarafından reddedilmesinin ve gerçekleştirilen basın açıklamasının yasa dışı eylem olarak nitelendirilmesinin Anayasa’nın , , , ve maddelerinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ve temel hakların sınırlandırılması ilkeleri ile adil yargılanma, çalışma, toplu sözleşme ve grev haklarına aykırılık oluşturduğu iddialarına ilişkindir. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Yukarıda isimleri bulunan başvuruculara ait 2013/7450, 2013/7451, 2013/7685, 2013/7686, 2014/14818 sayılı başvuruların konu bakımından aynı nitelikte bulunmaları nedeniyle 2013/7449 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 2013/7449 sayılı başvuru ile ilgili olarak 23/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 1/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 27/10/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararına (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015) ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular olaylar sırasında, ayrı bir tüzel kişiliği olan Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı (Türk Hava Yolları/THY) ile Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.de (Türk Hava Yolları/THY) kabin amiri ve teknisyen unvanlarıyla işçi olarak çalışmaktadır. Başvurucuların da üyesi olduğu Hava-İş Sendikası (Sendika), hava iş kolunda grev yasağı öngören kanun değişikliği teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülecek olması nedeniyle, 29/5/2012 tarihinde 00 ila 00 saatlerinde çalışma yapmamaları yönünde üyelerini kısa mesaj ile bilgilendirmiştir. Belirtilen tarihte Sendika ile THY arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam etmektedir. Bu çerçevede bazı çalışanlar 29/5/2012 tarihinde farklı gerekçelerle işbaşı yapmamış ve bu kişilerin bir kısmı Atatürk Havalimanında düzenlenen basın açıklamasına da katılmıştır. Başvuruculardan Önder Atmaca, HalidunEkmekci, İsmet Solak Sendika temsilcisi olduklarını ve söz konusu tarihte sendikal izinli olduklarını ileri sürmektedirler. Yine başvuruculardan Mustafa Örs ve Veli Toka iş yerlerinin Ankara’da olduğunu, olayların meydana geldiği tarihte de Ankara’da eğitim aldıklarını, diğer bir başvurucu olan Can Doğan Yıldız ise 29/5/2012 tarihinde izinli olduğunu ve eyleme katılmadığını ifade etmektedir. Türk Hava Yolları daha sonraki bir tarihte, başvurucuların da dâhil olduğu 305 işçinin sözleşmesini, yasa dışı eyleme katıldıkları gerekçesiyle feshetmiştir. Başvurucular, iş akdinin feshine karşı işe iade istemli tespit davası açmışlardır. Bakırköy ve İş Mahkemeleri, değişik tarih ve sayılı kararlarla farklı gerekçelerle feshin geçersizliğine ve başvurucuların işe iadesine hükmetmiştir. İş Mahkemeleri, her iki tarafın iddialarına ve başvurucuların işbaşı yapmama sebeplerine kararlarında yer vererek açılan davaları aşağıda yer alan gerekçelerle kabul etmiştir:i. Başvuruculardan Önder Atmaca ve Halidun Ekmekci için Bakırköy İş Mahkemesi 19/2/2013 tarihli ve E.2012/342, K.2013/111 ile E.2012/340, K.2013/110 sayılı kararlarla; başvurucuların sendika üyesi ve iş yeri temsilcisi oldukları, başvurucuların 29/5/2012 tarihinde sendikal izinli oldukları, buna göre başvurucuların iş bırakmasının söz konusu olmadığı, başvurucuların iş yerine çalışmak için gelenlere engel olduğu veya çalışmamaları konusunda baskı yaptığı konusunda herhangi bir delil bulunmadığı ve başvurucuların üyesi olduğu Sendika tarafından başvurucuların çalıştığı iş konusu ile ilgili gündemde olan bir yasa ile ilgili yapılan eyleme katılmalarının demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle açılan davalar kabul edilmiştir. ii. Başvurucu İsmet Solak için Bakırköy İş Mahkemesi 19/2/2013 tarihli ve E.2012/346, K.2013/113 sayılı kararla; bazı çalışanların hasta olması nedeniyle rapor alması, bazı çalışanların da sendikal izinli olması sebepleriyle işbaşı yapmadığı şeklinde başvurucunun iddialarına yer verilmiş; başvurucunun iş yerine çalışmak için gelenlere engel olduğu veya çalışmamaları konusunda baskı yaptığı konusunda herhangi bir delil bulunmadığı ve başvurucunun üyesi olduğu Sendika tarafından başvurucunun çalıştığı iş konusu ile ilgili gündemde olan bir yasa ile ilgili yapılan eyleme katılmasının demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.iii. Başvurucu Veli Toka için Bakırköy İş Mahkemesi 18/3/2013 tarihli ve E.2012/349, K.2013/192 sayılı kararla; başvurucunun 29/5/2012 tarihinde Ankara’da eğitimde olduğu ve İstanbul’daki eyleme katılmadığı, Ankara’daki eğitime İstanbul’daki eylem günü gitmediği, fesih sebebinde açıklandığı gibi başvurucunun iş yerinde yoğunluk yaratarak çalışanlara engel olmasının veya diğer çalışanlara işbaşı yapmamaları konusunda baskı yapmasının söz konusu olmadığı, ayrıca başvurucu tarafından yapılan bu eylemin demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.iv. Başvurucu Mustafa Örs için Bakırköy İş Mahkemesi 18/3/2013 tarihli ve E.2012/347, K.2013/191 sayılı kararla; başvurucunun 29/5/2012 tarihinde Ankara’da eğitimde olduğu, İstanbul’daki eyleme katılmadığı, Ankara’daki eğitime İstanbul’daki eyleme destek vermek amacıyla bazı çalışanlarla birlikte ara verdiği ve birkaç saat sonra eğitime geri döndüğü ve başvurucu tarafından yapılan bu eylemin demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir. Başvurucu Can Doğan Yıldız hakkında ise:i. Bakırköy İş Mahkemesi 21/1/2013 tarihli ve E.2012/289, K.2013/16 sayılı kararında başvurucunun yasa dışı greve katıldığının kanıtlanmadığı, başvurucunun bir an için 29/5/2012 tarihinde Sendika tarafından Atatürk Havalimanında yapılan basın açıklamasını izlediği kabul edilse dahi anılan tarihte uçuşunun bulunmadığı ve izinli olduğu görüldüğü belirtilerek açılan dava kabul edilmiştir.ii. Başvurucu hakkında verilen karar Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından “Davacının eyleme katılıp katılmadığı, o gün çalışanları fiili olarak engelleme şeklinde bir davranışta bulunup bulunmadığı, CD çözümleri yapılarak belirlenmeli, davacının söz konusu eylemleri gerçekleştirdiğinin tespiti halinde feshin haklı nedene dayandığını kabul etmek gerekir ise de, davalı işverence Disiplin Kurulu Kararı alınmadan yapılan feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddine, aksi takdirde önceki gibi davanın kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.iii. Bozma sonrası yapılan yargılama bu sefer Bakırköy İş Mahkemesinde görülmüş, Mahkeme 24/3/2014 tarihli ve E.2013/933, K.2014/63 sayılı kararıyla işverence yapılan feshin geçerli bir nedene dayanmadığı sonucuna ulaşmıştır. Karar gerekçesi şöyledir:“…Bilgisayar yüksek mühendisi bilirkişi marifeti ile CD çözümü yaptırılmış davacı işçinin olay günü sendika tarafından Atatürk Hava Limanında yapılan basın açıklamasını izlediği anlaşılmakta, ancak çalışanları engelleme gibi fiili bir eyleminin bulunmadığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. 29/05/2012 tarihinde davacı işçinin uçuşunun bulunmadığı, izinli olduğu, aynı gün davacının tabi olduğu sendika yetkililerince Atatürk Havalimanında basın açıklamasının gerçekleştirildiği ve davacı işçinin de bu basın açıklamasını izlediği anlaşılmakta ise de 29/05/2012 tarihinde uçuşu bulunan iş yerinde fiilen çalışan işçileri çalışmaktan sözlü ya da fiili olarak engellediği yönünde davacı işçinin her hangi bir eylemi tespit edilebilmiş değildir. Bu konudaki ispat külfeti davalı işverene aittir.” Davalı işverenler ile beraber başvurucular da yerel mahkeme kararını ayrı ayrı temyiz etmiş, başvurucular Önder Atmaca, Halidun Ekmekci ve İsmet Solak temyiz dilekçesinde kendileri dâhil 38 kişinin davalı Şirket tarafından özellikle seçilerek sendikal faaliyette bulunmaları, üyesi bulundukları Sendikayı desteklemeleri ve işyeri temsilcileri olmaları sebepleriyle işten çıkarıldıklarını ileri sürerek sendikal tazminat olarak üç yıllık brüt ücret tutarında tazminat verilmesini ve yerel mahkeme kararlarının düzeltilerek onanmasını talep etmişlerdir. Diğer taraftan başvuruculardan Veli Toka ve Mustafa Örs de benzer sebeplerle aynı talepte bulunmuştur. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi değişik tarih ve sayılı kararlarıyla kararların bozularak ortadan kaldırılmasına ve başvurucuların davalarının reddine kesin olarak karar vermiştir. Yargıtay ilamı başvuruculara 3/9/2013 ile 7/8/2014 tarihleri arasında tebliğ edilmiştir. Başvurucular süresi içerisinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. B. İlgili Hukuk 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesi şöyledir:“İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.” 4857 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 19/10/2005 tarihli ve E.2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.).” 5/5/1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe hizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümler uygulanır. Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerine aykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri geçerlidir. Her ne sebeple olursa olsun sona eren toplu iş sözleşmesinin hizmet akdine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar hizmet akdi hükmü olarak devam eder.” 7/11/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun geçici maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:“Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce başlamış toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve toplu iş uyuşmazlıkları mülga 2822 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayalı tüzük ve yönetmeliklere göre sonuçlandırılır.” 8/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri şunlardır: Yargıtay dairelerinin bozma kararlarına karşı mahkemelerce verilen direnme kararlarını inceleyerek karar vermek, a) (Ek: 26/9/2004-5235/51 md.) Aynı veya farklı yer bölge adliye mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar bakımından hukuk daireleri arasında veya ceza daireleri arasında uyuşmazlık bulunursa,b) Hukuk daireleri arasında veya ceza daireleri arasında içtihat uyuşmazlıkları bulunursa,c) Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmiş içtihadından dönmek isterse, benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa,Bunları içtihatların birleştirilmesi yoluyla kesin olarak karara bağlamak,” 2797 sayılı Kanun’un maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:“İçtihadların birleştirilmesini Birinci Başkan, doğrudan doğruya veya Yargıtay dairelerinin veya genel kurulların verdikleri karar sonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bizzat yazı ile başvurması halinde, ilgili kuruldan ister. Bu istemlerin gerekçeli olması zorunludur.…İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.” Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (HAVA-İŞ) ile Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. arasında imzalanan 1/7/2011-30/6/2013 yürürlük tarihli Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin “İşten Çıkarma Cezasında Usul” başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:“İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulu kararıyla verilir.” Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (HAVA-İŞ) ile Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı arasında imzalanan 1/1/2009-31/12/2010 yürürlük tarihli Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin “İşten Çıkarma Cezasında Usul” başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:“İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulu kararıyla verilir.”