T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/486 KARAR NO: 2026/41 KATİP: ŞEYYAL ARAS (128802) İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/12/2022 NUMARASI: 2022/630 Esas - 2022/953 Karar DAVA : Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/486 KARAR NO: 2026/41 KATİP: ŞEYYAL ARAS (128802) İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/12/2022 NUMARASI: 2022/630 Esas - 2022/953 Karar DAVA : Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve davalı arasında davaya konu olan ... plakalı araç için kasko sigorta poliçesi yapıldığını, davacı şirketin çalışanının ... plakalı araca ... tarihinde çarptığını, kaza neticesinde poliçeye konu araçta meydana gelen hasarın giderilmesi için yapılan 16.535,30 TL masrafın aralarında yapılan poliçe ve kanun hükmü nedeniyle davalı tarafça ödenmesini, hasar bedelinin davalı tarafa bildirildiğini ancak ödenmediğini, bu nedenle davanın kabulünü, hasar bedeli olan 16.535,30 TL'nin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiz oranıyla davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasarın davalı şirket tarafından tanzim edilen poliçe teminatı kapsamının dışında olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazaya karışan ve kusurlu olan diğer araç sürücüsünün iddialarının çelişkili olması sebebiyle zararın tazmini taleplerinin reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, olay ... plakalı aracı sevk ve idare eden kişinin dörtlü flaşörlerinin yanmadan yol üzerinde park edilmesi uygun olmayan yerde park halinde olması ve kaza sırasında havanın karanlık olması sebebiyle meydana gelmiş olup kazada müvekkili ve müvekkili çalışanının herhangi bir kusuru bulunmadığını, kaza neticesinde poliçenin tarafı olan davacıya ait araçta ciddi hasar meydan gelmiş olup bu durum kaza anına ait fotoğraflardan anlaşıldığını, davacının aracında meydana gelen zararın ... Sigorta tarafından karşılanması gerektiğini, mahkeme tarafından zararın teminat kapsamında olup olmadığına yönelik hiçbir tespit ve araştırma yapılmadığını, yalnızca ispat yükünün davacı firmaya geçtiği iddia edilerek ilk celsede davanın reddine karar verildiğini, bu durum hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil ettiğini, somut olayda davaya konu araç alkollü veya sürücü belgesi olmayan bir kişi tarafından kullanılmadığını, teminat kapsamı dışında kalacak hiçbir sebep mevcut olmadığını, müvekkili firma aracını kullanan şoförün olay yerini terk etmesi halinde dahi bu durum teminat dışı bir hal olmadığını, trafik kazasında olay yerini terk durumunda zararın teminat dışında olduğu sigortacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, mahkemenin ispat yükünün yer değiştirdiğine ilişkin değerlendirmesi hukuka aykırı olduğunu, ispat yükünün sigorta şirketine ait olduğunu, müvekkili firma aracını kullanan kişi olay yerini terk etmediğini, bu hususta kazaya karışan diğer araç sürücüsü tutanak tutulmasına açıkça engel olduğunu, ispat yükü sigorta şirketi üzerinde olmakla birlikte sigorta şirketi tarafından olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde, bu oluş şeklinin kasko sigortası Genel Şartlarının a.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerektiğini, somut olayda teminat dışı kalmayı gerektiren hiçbir sebep bulunmadığını, tanık ve bilirkişi deliline başvurulmuş, tanık isimleri dahi bildirildiğini, tüm bu hususlara rağmen mahkeme ispat yükünün müvekkili firmaya geçtiği ve iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle ilk celsede davanın reddine karar vermesinin doğru olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, ... tarihinde davacıya ait ... plakalı aracın karıştığı çift taraflı kazada hasarlanması nedeniyle kasko sigortacısı olan davalıdan tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Davalı sigorta şirketi vekili yargılama sırasında savunmasında; "Davacı tarafın kazaya ilişkin beyanı ile araçta oluşan hasarın uyumsuz olduğu hasar fotoğraflarından ve dava konusu hasara ilişkin tanzim edilen ekspertiz raporunda da açık bir şekilde tespit edildiğini, dava konusu kazanın davacı tarafın beyan ettiği şekilde olmadığı, hasarın uyumsuz olduğu, poliçe vadesinden önce meydana geldiği, dolayısıyla kazanın şüpheli ve sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu belirtmiştir.Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık, kazanın sigortalının ihbar ettiği şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Kasko Sigortası Genel Şartları A/1. maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararlar kasko sigortasının teminatı kapsamındadır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1282. maddesi gereğince; sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur. Aynı Yasa'nın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia, sigortacı tarafından ispat edilmelidir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2017 tarih, 2016/17-2041 E. ve 2017/1296 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK’nın 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.12.1998 gün 1998/11-872 E., 1998/905 K. ve 22.12.2010 gün ve 2010/17-655 E., 2010/688 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler vurgulanmıştır.Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucu ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Bu hak ayrıca 6100 sayılı Kanunun 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenlenmekle birlikte, bu ifadeleri de kapsayan çok daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, taraflara delillerini sunmak üzere süre verilmesi, tarafların delillerini toplanması, varsa tanıklarının dinlenmesi, deliller toplandıktan sonra yukarıya aktarılan yasal mevzuat, kasko poliçe genel şartları, yargıtay içtihatları ışığında olayın oluş şekli, hasar dosyası ve tüm dosya kapsamı incelenerek gerekli görülmesi halinde, bilirkişi raporu da alınarak somut olayın özellikleri gereği ispat külfetinin yer değiştirip değiştirmediği tartışılarak, ispat külfetinin yer değiştirdiği kanaatine varılması halinde ise davacı sigortalının araçta meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükünü yerine getirip getirmediği tartışılarak sigortalının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2026