10. Hukuk Dairesi 2023/10290 E. , 2023/11555 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2176 E., 2023/909 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/158 E., 2022/539 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafında…
**10. Hukuk Dairesi 2023/10290 E. , 2023/11555 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2176 E., 2023/909 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/158 E., 2022/539 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi davacılar vekili ve davalı ... Laboratuvar Ürünleri San. Tic. A.Ş. Vekili tarafından süresi içerisinde, davalı .... vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili 10.06.2015 tarihli asıl dava dosyasına ilişkin dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin desteği sigortalı ...'nın 14.03.2015 tarihinde işyerinde geçirdiği kalp krizi niteliğinde iş kazası sonucu vefat etmiş olması sebebiyle maddi tazminat yönünde belirsiz alacak davası niteliğinde müvekkillerinden ... ve ... lehine 1.000,00 TL'şer maddi tazminat ile, manevi tazminat olarak eş ... lehine100.000,00 TL, çocuk ... lehine 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili 10.11.2019 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemlerini fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla eş ... için 140.751,65 TL'ye, çocuk ... için 44.751,48 TL'ye artırmıştır. 3. Davacılar vekili 16.02.2022 tarihli birleşen dava dosyasına ilişkin dava dilekçesinde özetle; aynı iş kazasına bağlı asıl davadaki istemlere ek olarak eş ... lehine 335.128,22 TL, çocuk ... lehine 67.755,89 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Laboratuvar Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, davacının diğer davalı ... Koruma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş.'nin işçisi olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, ... Laboratuar Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ilgili sözleşme çerçevesinde davacının çalıştığı diğer davalı şirketten güvenlik hizmeti aldığını, davacı ... Laboratuar Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. yöneticilerinden çalışma saatleri bakımından emir ve talimat almadığını beyanla, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur. 2.Davalı .... vekili, davayı kabul etmediklerini, isnatların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin kusursuz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle: "1.Asıl Davanın Kısmen kabulüne, A-Maddi tazminat davası yönünden davanın kabulüne; davacı ... yönünden 140.751,67 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... yönünden 44.247,48 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, B-Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 80.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... yönünden 80.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Birleşen ... 25. İş Mahkemesinin 2022/86 E. sayılı dosyasında maddi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulüne; Davacı ... yönünden 35.187,92 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... yönünden 11.061,85 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 14.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat hususunda asıl dosyada karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına," dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekillleri tarafından istinaf başvurularında bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davanın manevi tazminat yönünden kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, paranın alım gücü ,olayın oluş şekli ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının manevi tazminatın caydırıcı olması gereğine değindiğine ilişkin kararları gereği hükmedilen tazminat rakamının belirtilen bütün bu kriterlerin dışına çıktığını, birleşen ... 25. İş Mahkemesinin 2022/86 E. sayılı dosyası kapsamında talep edilen maddi tazminat taleplerinin bir önceki istinaf dilekçesinde maddi tazminatın istinafa konu edilmemiş olması gerekçe gösterilerek reddedilmesinin yerinde olmadığını, zira kaldırma sonrasında yapılan maddi tazminat hesabının daha yüksek çıkmasının kamu düzeninden olan asgari ücrette yaşanan değişiklikten kaynaklandığını, bu nedenle usulü kazanılmış haktan bahsetmenin mümkün olmadığını, Yargıtay'ın önceki yıllarda verilen kararlarda değişen peşin sermaye değerlerinden ötürü Yargıtay bozması sonrasında değişen rakamlar üzerinden hüküm tesis ettiğini, asgari ücret değişikliğinin de kamu düzeninden olduğunu, asgari ücret artışlarının usulü kazanılmış hakların istisnası olduğunu beyanla, hem asıl dava hemde birleşen dava bakımından tüm talepleri yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece alınan 15.09.2016 tarihli ilk kusur raporunda dava konusu olayda müvekkili şirketin kusursuz olduğunun belirtildiğini, 25.11.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda müvekkili şirketin %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, 11.06.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise dava konusu olayda müvekkil şirketin %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, alınan tüm raporlarda müvekkili şirkete atfedilen kusur oranı farklı olduğu halde Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin ve neden itibar edildiği açıklanmaksızın müvekkili şirkete en yüksek oranda kusur izafe eden 11.06.2019 tarihli rapora itibar edilmek suretiyle hüküm kurulduğunu, kaldırma kararı sonrasında alınan 12.08.2021 ve 21.12.2021 tarihli raporlar hükme esas alınarak hüküm kurulmuş ise de raporların dosya kapsamına ve dava konusu olay için uygun düşmediğini , müteveffa işçinin raporunun usulüne uygun olmadığına ilişkin tespitinin iş verenin meydana gelen iş kazasında kusurlu sayılması için yeterli olmadığını önemli olan şeyin eksik yapılan iş ile meydana gelen olay arasındaki illiyet bağı olması gerektiğini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan Çalışma Yaşamında Sağlık Gözetimi Rehberinde işe giriş ve periyodik muayenenin nasıl yapılması gerektiğine yönelik bilgiler verildiğini gerek bu rehber gerek Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinin ekinde yer alan Muayene Formu incelendiğinde öngörülen muayene ve tetkikler tam olarak yapılsa dahi kişide mevcut kalp rahatsızlığının tespit edilme ihtimalinin çok düşük olduğunu ,müteveffanın eşi olan davacının eşinde herhangi bir kalp rahatsızlığının olmadığını belirttiğini, bilirkişi raporunda otopsi raporundaki tespitlerden bahsedilmediğini muayenesi sırasında rahatsızlığına ilişkin bir şikayetinin bulunmadığını, müteveffanın güvenlik görevlisi olduğunu işyerindeki çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyecek nitelikte olmadığını, gündüzden sayılan zaman diliminde gerçekleşen ölüm olayından önce müteveffanın bünyesini zorlayacak bir çalışma yapmadığını ve rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan etmediğini, meydana gelen ölüm olayında müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından, iş güvenliği uzmanı ve kardiyologtan oluşan bir heyetten uzman görüşü alındığını 29.11.2019 tarihli uzman görüşünde müvekkili şirketin %20, müteveffa işçinin %20 oranında kusurlu oldukları ve olayda kaçınılmazlık faktörünün %60 oranında etkili olduğunun belirtildiğini, ayrıca kaldırma kararından sonra alınan hesap raporunda ilk kararı maddi tazminat yönüyle istinaf etmemesi nedeniyle müvekkili lehine usulü kazanılmış hak oluştuğunu müteveffanın kalp krizinden öldüğü dikkate alınmaksızın ,ilk karardaki miktarın 10 katı oranında fahiş manevi tazminata hükmedildiğini birleşen dava bakımından önceki karar davacı vekili tarafından sadece manevi tazminat bakımından istinaf edildiğinden müvekkili ve diğer davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklar göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu ,birleşen davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürerek asıl dava ile birleşen davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 3.Davalı ... Laboratuvar Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müteveffa ...'nın davalı müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, M Koruma Servisleri bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, müvekkili şirketin güvenlik hizmetini diğer davalı şirkete devrettiğini, davanın müvekkili şirket yönünden husumetten reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile diğer davalı şirket arasında alt işverenlik sözleşmesi olmadığını, davanın müvekkili şirket yönünden husumetten reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda belirtilmiş olan işverenin %80 kusurlu bulunmasının da hatalı olduğunu bilirkişilerin kaldırma kararı çerçevesinde detaylı inceleme yapmadığını, husumet itirazları baki kalmak kaydıyla kalp krizinin her zaman öngörülebilen bir durum olmadığını, müteveffanın çalıştığı süre boyunca hiç kalp rahatsızlığından bahsetmediğini ,mevcut dosya ve delillere göre işverenin %80 kusurlu bulunmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Taraflar arasında iş kazasında kusurun aidiyeti ve bünyesel faktörün olaya etkisi noktasında uyuşmazlık bulunmakta olup Yerel Mahkeme tarafından kaldırma kararımıza uygun şekilde oluşturulmuş heyetin olayın meydana gelmesinde işveren kusurunun %80, bünyesel faktörlerin ise %20 oranında etkili olduğuna ilişkin tespitinin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu davalıların kusur raporuna ilişkin sair itirazlarının yerinde olmadığı, Yerel Mahkemenin kaldırma öncesinde verdiği kararın maddi tazminata ilişkin bölümü davacı tarafından istinaf edilmediğinden davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış hak gereği kaldırma öncesi verilen maddi tazminat miktarından daha yüksek bir maddi tazminatın belirlenip hüküm altına alınması, hesaplanan tazminat miktarları arasındaki fark asgari ücret artışından meydana gelse de mümkün olmadığı, şu halde Yerel Mahkemece açıklandığı üzere kaldırma kararı sonrasında alınan 12.02.2022 tarihli aktüerya raporuna göre davalılar lehine oluşan kazanılmış haklar bakımından daha fazlasına karar verilemeyeceği, ancak yukarıda değinildiği gibi 10.10.2019 tarihli hesap raporuna göre davacı ...'nın hak kazandığı maddi tazminat miktarının gelirlerin rücu edilebilinecek tutarlarının mahsubu ile 210.554,23 TL -34.614,64 TL =175.939,59 TL diğer davacı içinse 65.770,28 TL -10.460,92 TL=55.309,59 TL olduğu, SGK tarafından yapılan ödemeler önceden celbedilmeksizin aktüerya raporunun alındığı, yazı cevabı geldikten sonrada dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmediği bu anlamda rapor henüz tamamlanmadan ve nihai tazminat miktarı belirlenmeden davacı vekili tarafından hesaplama yöntemi bakımından maddi hata yapılmasının Yerel Mahkemece de tespit edilen maddi tazminat alacaklarından feragat anlamı taşımadığı gibi maddi hatadan kaynaklı bu durumun davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı anlaşılmakla Yerel Mahkemece maddi tazminat alacakları yönünden birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca, kabule göre de davacıların olay nedeniyle duyduğu acıya karşılık Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının olayın oluş şekli, kusur oranları, davacıların duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, davacıların yaşı, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi ile hak ve nesafet kuralları, bunun yanında olayın işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmamasından kaynaklanmasına nazaran gelişen hukuktaki yaklaşıma uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık fonksiyonu da dikkate alındığında davacılar lehine taktir olunan manevi tazminat miktarının dosya kapsamıyla uyumlu olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, somut olayda, davacının davalı .... sigortalısı olarak , davalı ... Laboratuvar Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'a ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, iş kazasının davalı ... Laboratuvar Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. işyerinde meydana geldiği, davalılar arasında hizmet alımı ilişkisi olduğu, davacının bu kapsamda asıl işverene ait işyerinde yardımcı mahiyetteki güvenlik işinde alt işveren işçisi olarak çalıştığı anlaşıldığından davalılar asıl ve alt işveren sıfatıyla kanun gereğince birlikte sorumlu olduklarından tazminatlardan da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına ilişkin Yerel Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçelerine işaretle "Davacıların ve davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... Laboratuvar Ürünleri San. Tic. A.Ş. vekili tarafından süresi içerisinde, davalı .... vekili tarafından katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: Hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, asgari ücret değişikliği kamu düzeninden olup kaldırma sonrası ek davadaki miktarlara hükmedilmesi gerektiğini, davalılar lehine usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğini, karar tarihine en yakın rapor esas alınması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Laboratuvar Ürünleri San. Tic. A.Ş. vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl işveren sıfatı olmadığını, husumet yöneltilemeyeceğini, sigortalının kendisinin işçisi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı gereğince sağlık bilgileri ilgili yerlerden toplanmadan düzenlenen rapora itibarla hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen maddi ve manevi tazminatların fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı .... vekili davacı temyizine katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; Kusur raporları arasında çelişki giderilmediğini, en yüksek kusur veren raporlara itibar edilmesinin hatalı olduğunu, sigortalının istihdamı için geçerli raporda dahi davacıda mevcut kalp rahatsızlığının tespit edilemeyeceğini, nitekim kalp kası büyümesinin ancak yapılan otopside fark edildiğini ve davacı eş ...'in dahi kollukta eşinin böyle bir rahatsızlığı olmadığını beyan ederek savunmalarını doğrular mahiyette beyanda bulunduğunun sabit olduğunu, ek davanın kısmen kabulünün hatalı olup varılan sonucun usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Temyiz incelemesinin mahiyet ve sınırları açısından; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370, 371 inci maddeleri, tazminatın mahiyeti ve kapsamı açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme A) Davalı ... Laboratuvar Ürünleri San. Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3.Somut olayda davalı ... Laboratuvar Ürünleri San. Tic. A.Ş. Aleyhine hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat hükümlerinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 238.730,00 TL’lik ayrı ayrı temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla anılan davalı vekilinin temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar verilmiştir. B) Davacılar vekili ile davacı vekiline katılma yoluyla temyiz itirazında bulunan .... Vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasanın 17 nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur. 7.İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." hükmü düzenlenmiştir. 8.Yasa koyucu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlemiştir. 9. Anılan fıkrada "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. 10.Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." 11.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 12.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. Işverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 13.Nitekim, günümüzde gelişen sanayi ve teknoloji karşısında yukarıda açıklanan hükümler yeterli görülmemiş, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı bir kısım maddeler 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 14.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesine göre; (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır. d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır. (2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz. Aynı Kanun'un "Risklerden Korunma İlkeleri" kenar başlıklı 5 inci maddesine göre (1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur. a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c) Risklerde kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek. Yine 6331 sayılı Kanun "Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" karar başlıklı 10. maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir. (1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır. a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu, b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi, c) İşyerinin tertip ve düzeni, ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu, 2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler. (3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar. 15.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, "Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK. 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar) 16.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülüklerini belirlerken aynı zamanda çalışanların da yükümlülüklerini belirlemiştir. Kanun'un 19 uncu maddesine göre; (1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşünmemekle yükümlüdür. (2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim talimatları doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır. a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek, ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. d) Kendi görev alanında iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. 17.İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 69 uncu maddesinin dördüncü, beşinci ve altınca fıkraları, 77, 78, 79, 80, 81, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 95, 105 ve geçici 2 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmış, 4857 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan " İş Sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere" ifadesi ile 98 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan " 85 inci madde kapsamındaki işyerlerinde ise çalıştırılan her işçi için bin Yeni Türk Lirası" ifadesi metinden çıkartılmıştır. 18.Yine 6331 sayılı Kanun'un "Atıflar" kenar başlığını taşıyan geçici 1. maddesinde "(1) Diğer mevzuatta iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu kanuna yapılmış sayılır" hükmü düzenlenmiştir. 19.Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanunu'nun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 20.4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 ve 5 inci maddelerde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 21.6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan tenik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 22.Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. 23.Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 24. Somut olayda, müteveffa sigortalı ...'nın Davalı ... Şirketine ait depoda diğer davalı M Koruma Şirketinin işçisi (güvenlik görevlisi) olarak çalışmaktayken olay günü olan 14.03.2015 tarihinde saat 19.00 sıralarında mesaiyi devralmak için gelen dava harici ...'in işyeri yetkililerini ve onların da 112 Acil Servisi aramaları neticesinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, Adli Tıp Morg İhtisas Dairesi Başkanlığından düzenlenen otopsi raporuna göre sigortalının kalbinde "kalp hipertrofisi" rahatsızlığı tespit edildiği, iş başı için alındığı tespit edilen 26.10.2010 tarihli sağlık raporunun tek hekimli rapor olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. 25. Kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti açısından alınan bilirkişi raporları incelendiğinde; Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı (Prof Dr. Sedat Tavşanoğlu)'nun da dahil olduğu heyetten alınan 25.10.2017 tarihli raporda; davalı M Koruma şirketinin %20 kusurlu olduğu, davalı ... Şirketinin kusuru olmadığı, kalp krizinin iş kazasının gerçekleşmesinde %80 düzeyinde etkisinin bulunduğuna dair görüş bildirildiği, Operatör Dr Kalp Damar Cerrahi Uzmanı (Birol Tunalı ile iş güvenliği uzmanlarından teşkil edilen heyetten alınan 11.06.2019 tarihli raporda davalı davalı asıl ve alt işveren şirketlerin %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilirken, sigortalı kusurunun olmadığı, bünyesel faktörün ise %20 oranında etkili olduğu kabul edilmiş, Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı (Prof Dr. Sedat Tavşanoğlu)'nun da dahil olduğu farklı bir heyetten alınan 12.08.2021 tarihli kök ve 21.12.2021 tarihli ek raporda davalı asıl ve alt işveren şirketlerin %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilirken, sigortalı kusurunun olmadığı, bünyesel faktörün ise %20 oranında etkili olduğu kabul edilmiştir. 26. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece, hükme dayanak alındığı anlaşılan 12.08.2021 tarihli raporu düzenleyen heyette yer alan hekim bilirkişinin daha önce aynı olayla ilgili 25.10.2017 tarihinde düzenlediği raporda farklı kusur oranları yönünde görüş bildirdiği ve sonradan düzenlenen rapordan önce dosya kapsamına tedavi kayıt ve belgelerinin girdiğini gösterir bir kaydın da dosya içeriğinde bulunmamasına karşın, taraf kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesinde değişikliği gerekli kılan sebebin de rapor yerinde açıkça belirtilmemesi hatalı olmuştur. 27. O halde mahkemece yapılacak iş öncelikle sigortalının kaza öncesi döneme ait tüm tıbbi belge ve raporlarının dosyaya celp edilmesi, davacının yaptığı işte çalışmasına engel bir durumun bulunup bulunmadığı, yaptığı güvenlik görevliliği işi kapsamında uygun sağlık raporuna istinaden istihdam edildip edilmediği, giderek iş bu raporun düzenlenmesi kapsamında sigortalıda mevcut olduğu anlaşılan "kalp hipertrofisi" rahatsızlığının tespit edilip edilmeyeceğinin ortaya konması, devamla bu rahatsızlığı bulunan kişilerin güvenlik görevlisi olarak istihdamına engel teşkil edip etmeyeceği, işverenin bu durumdan haberdar olmasının beklenip beklenemeyeceği ortaya konularak, rapor yerinde anılan hususların gerekçeleriyle değerlendirilmesi için alanında uzman bir Kardiyolog veya Kalp Damar Operatörü hekim bilirkişinin de yer aldığı, iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman A Sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı bilirkişilerin bulunduğu 3 kişilik heyetten rapor alınıp, yukarıda işaret olunan hukuki açıklamalar da irdelenmek suretiyle gerekçeli rapor düzenlenmesinin temini suretiyle, işverenin iş kazası olarak kabul edilen olayda alabileceği önlemlerin bulunup bulunmadığı, hangi önlemleri alıp, hangi önlemleri almadığı, hususu somut verilerle belirlenmek suretiyle tarafların kusur oranlarının tespitinin sağlanması, öte yandan kalp rahatsızlığına bağlı iş kazası olaylarında kaçınılmazlığın değil sigortalının bünyesel yapı (kronik hastalıklar, görülen tedavi ve kullanılan ilaçlar vb.) ve yaşam tarzının (sigara, alkol vb. kalp krizini tetikleyen beslenme şekli, fiziksel aktivite rutini vb.) etkisinin bulunduğu gözetilerek, bünyesel faktör ve yaşam tarzının iş kazasının gerçekleşmesinde etkisinin raporda tartışılarak, sonucuna göre alınacak bu raporla oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. 28. Mahkemece anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebi kabul edilmiştir. 29. O halde, katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunan davalı ...'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre sair temyiz itirazları ile davacı vekilinin bu aşamada temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... Laboratuvar Ürünleri San. Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.