5. Ceza Dairesi 2022/2416 E. , 2024/4323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/50 Esas, 2014/190 Karar SUÇ : Basit zimmet HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Bartın Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/605 Esas, 2007/464 Karar sayılı ilamı ile ... adına vasi tayin edilen sanığın bu yetkiye dayanarak kısıtlıya ait emekli maaşlarını iki ayrı bankadan çektiği ancak paraları kısıtlı adına
**5. Ceza Dairesi 2022/2416 E. , 2024/4323 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/50 Esas, 2014/190 Karar SUÇ : Basit zimmet HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Bartın Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/605 Esas, 2007/464 Karar sayılı ilamı ile ... adına vasi tayin edilen sanığın bu yetkiye dayanarak kısıtlıya ait emekli maaşlarını iki ayrı bankadan çektiği ancak paraları kısıtlı adına idare edip onun ihtiyaçları için sarf etmesi gerekirken her ay 700 TL'sini mal edindiği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın kısıtlının belirlenemeyen miktarda parasını kullandığından bahisle hakkında zimmet suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın savcılık aşamasında alınan ifadesinde kısıtlının maaşlarından aylık 700 TL'yi kendisi için kullandığı yönündeki beyanından kovuşturma aşamasında dönerek kısıtlı ile aynı evde oturduklarını, savcılık aşamasında belirttiği miktarı evin ihtiyaçları için kullandığını, bu miktardan da 320 TL'nin nafaka için kesildiğini bildirmesi, aşamalarda kısıtlının eşinden boşanmak için dava açtığını, eşi ile fiilen ayrı yaşadıklarını, resmi olarak boşanmadıklarını fakat belirli bir miktar nafaka ödediğini, çeşitli davaların takibi amacıyla avukat tuttuklarını, vekalet ücretini ödeyecek parası olmadığı için kredi çekebilmek maksadıyla mahkemeden izin aldıklarını, kısıtlının maaşından her ay kredi tutarının da kesildiğini beyan etmesi, kredi sözleşmesi yapılmasına izin verilmesi hususundaki Bartın Sulh Hukuk Mahkemesinin, 28.12.2007 tarihli ve 2007/1200 Esas, 2007/1342 sayılı Kararı, kısıtlının kovuşturma aşamasında sanığın paralarını çekip kullandığını başka şahıslardan duyduğu şeklindeki anlatımı karşısında; ceza yargılamasının temel amacının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olduğu, yine Ceza Genel Kurulunun 26.01.2016 tarihli, 2015/9-669 Esas ve 2016/38 sayılı Kararında işaret edildiği üzere, ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği ve özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ikrarda bulunanın beyanın ciddiyetini ve bundan doğacak sonuçları bilip bilmediği, ikrarın başkaca deliller veya emarelerle desteklenip desteklenmediği, hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği, şüpheden arınmışlığını ve belirliliğini zayıflatacak biçimde ikrardan dönülüp dönülmediği gibi hususlar da göz önünde tutularak, sanığın savunmasında belirttiği tüm hususların kapsamlı bir şekilde araştırılmasından, bunlara ilişkin bilgisi bulunan kişilerin kimliklerinin tespiti ile tanık olarak ifadelerine başvurulmasından, bu doğrultuda özellikle vesayet dosyasının celp edilerek incelenmesinden, buna göre sanığın vasi olarak tayin edildiği tarih ile hukuki kesintinin gerçekleştiği iddianame tarihine kadar geçen sürede kısıtlının toplam ne kadarlık tutarda maaşını çektiği, savunmada belirtilen hususlara dair günün ekonomik koşulları da nazara alındığında hangi miktarlarda harcama yapıldığı, kalan miktarın ne kadarının kısıtlıya verildiği, beraber ikamet ettiklerini bildirdiği ev için kira bedeli ödeyip ödemedikleri, vasi olan sanığa herhangi bir ücret takdir edilip edilmediği hususlarının araştırılması, bu şekildeki genel gelir giderin belirlenebilmesi için ilgili evrakın temin edilip dosya içerisine alınması, akabinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak arta kalan bir miktar varsa ve vasilik ücreti tayin edilmemiş ise düzenli bir işi olmadığını, iş oldukça inşaatlarda çalıştığını, kısıtlının oğlu olan ve babası Kemal'in kısıtlanması yönünde talepte bulunan ... ile aralarında sözlü olarak Türkiye'den aldığı emekli maaşının kendisinde kalacağı yönünde anlaşma sağladıklarını bildiren sanık açısından bu miktarın suç tarihi itibarıyla hakkaniyete uygun bir vasilik ücreti şeklinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği karar yerinde gerekçeleriyle tartışıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması, Kabule göre de; 24.12.2008 tarihli bozulan ilk hükümde sanık hakkında neticeten ''6 ay 7 gün hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına'' karar verilmesine ve aleyhe temyiz bulunmamasına rağmen, temyiz incelemesine konu hükümde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca verilen cezanın önceki cezadan daha fazla olamayacağı gözetilmeden ''2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına'' karar verilerek fazla ceza tayin edilmesi, Sanığın kısıtlıya ait maaşların her ay belirlenemeyen miktardaki bölümünü kendi ihtiyaçları için kullandığının kabul edilmesine rağmen hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/5. maddesinin uygulanmamasının kazanılmış hak niteliğinde olduğu ve 24.12.2008 tarihli hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceğinin nazara alınmaması ayrıca aynı Kanun'un 53/1-c madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçu işleyen sanığın 53/5. maddesi gereğince bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanması yerine vesayet hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması, Kanuna aykırı, sanık ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanığın aleyhine temyiz bulunmayan 24.12.2008 tarihli hükümdeki kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.