11. Ceza Dairesi 2021/32893 E. , 2024/10781 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/283 E., 2016/161 K. SUÇ : Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun…
**11. Ceza Dairesi 2021/32893 E. , 2024/10781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/283 E., 2016/161 K. SUÇ : Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyizi yönünden; Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B-Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekili ile sanık müdafiinin temyizleri yönünden; Sanık ...'ın, 01.03.1987 ile 06.02.2014 tarihleri arasında katılan şirketin Hayat Sigortaları Müdürlüğü kısmında II.müdür olarak görev yaptığı, katılan şirket tarafından 2014 yılında yapılan denetim sonucu düzenlenen müfettiş raporuna göre; sanığın 13.07.2005-13.12.2013 tarihleri arasında 92 işlem kapsamında yapılan incelemede; 29.02.2008-13.12.2013 tarihleri arasında yapılan 58 adet işlemde, özellikle önceki dönemde vefat tazminatı ödemesi yapılarak sonlandırılmış, bu nedenle müşteri ile yeniden iletişime geçilmesi olasılığı bulunmayan poliçeler üzerinden hayat sigortalarına ilişkin bilgi işlem altyapısı (AS/400) aracılığıyla poliçeler için ek tazminat ödemesi talimatı verdiği, katılan şirkette bulunan imza kaşeleri kullanarak, ödemelerde yetki ve imza onay süreçlerini aştığı, söz konusu tutarlar için banka kartlarını aldığı diğer sanıklar adına sahte havale talimatları hazırladığı ve bu talimatları ilgili banka şubesine fax göndermek sureti ile ilettiği; yine bahse konu menünün kullanıma alındığı 29.02.2008 tarihinden önce yapılan 34 adet işlemde, sanık ...'un kendisine tanınmış olan manuel olarak mahsup fişi kesme yetkisi kullanarak, usulsüz ödemeler için muhasebe kayıtları ve sahte ödeme talimatları oluşturmak suretiyle diğer sanıkların hesaplarına para aktarımın yapıldığının ve bu paraların sanık ... tarafından çekildiğinin tespit edildiği, sanığın bu yolla 801.838,00 TL haksız menfaat elde etmek sureti ile nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; 1.Sanığın katılan şirkete yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuş ise de, 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır. Somut olayda; katılan sigorta şirketinde II.müdür olarak görev yapan sanığın, sahte muhasebe ve ödeme kayıtları oluşturup ek tazminat bedellerini uhdesine almak şeklinde ibaret eyleminin, uzlaşma kapsamına alınan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yetersiz dosya kapsamına uygun düşmeyen suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı, 2. Kabule göre; a.Sanığın, aşamalarda katılan şirketin zararının bir kısmını karşıladığı, ancak kısmı ödeme nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına katılan şirketin muvafakat etmediği anlaşılmakta ise de; sanık müdafiinin 07.12.2016 tarihli ek temyiz dilekçesi ile dosyanın temyizi aşamasında katılan şirkete 500.000,00 TL'lik temlikname verildiğinin beyan edilmiş olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından, şikâyetçi şirketten zararının giderilip giderilmediği, tamamının ödenip ödenmediği, yapılan ödemelerden sonra kısmi ödemeye muvafakatinin olup olmadığının sorulması, 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesindeki koşullar da değerlendirilmek suretiyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile sanık hakkında hüküm kurulması, b.5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği halde; somut olayda, hapis cezasının teşdiden belirlendiği, elde edilen haksız menfaat miktarı olarak 801.838,00.TL olarak kabul edilmesine rağmen temel adli para cezasının "80.183 tam gün" yerine alt sınırın da altında kalacak şekilde "2.000 gün" olarak belirlenerek eksik ceza tayini, c.Gerekçeli karar başlığında "13.07.2005-13.12.2013" olan suç tarihinin "10.02.2014" şeklinde ve suç adının "Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık" yerine "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" olarak yanlış yazılmış olması, d.5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2024 tarihinde karar verildi.