10. Hukuk Dairesi 2023/1781 E. , 2023/3494 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1596 E., 2022/2078 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/481 E., 2020/168 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ist…
**10. Hukuk Dairesi 2023/1781 E. , 2023/3494 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1596 E., 2022/2078 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/481 E., 2020/168 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı, dahili davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, 08.10.2015 tarihli dava, 22.03.2016 tarihli beyan ve 26.11.2018 tarihli ıslah dilekçesinde, müvekkilesinin, 1998 yılından beri davalının babası ...’un evde yatılı olarak bakımını yaptığı gibi, aynı zamanda ev temizliği de dahil olmak üzere evin bütün yükümlülüğünün üzerinde olduğunu, yıllardır şifahi olarak davalıya sigortasının yapılmasını söylese bile ciddiye alınmadığı gibi, sigorta giriş bildirgelerinin dahi Kuruma ibraz edilmediğini, müvekkilesinin hafta sonları dahil davalının babasının yanında kaldığını, ancak, aynı gün içerisinde evin alışverişi için saatli olarak dışarı çıktığını ve işi bittiğinde eve dönmek zorunda olduğunu, müvekkilesinin 1998 yılından bu yana kesnitisiz olarak çalıştığını, ilgili hak düşürücü süreler gözetilerek son 5 yıllık çalışmasının tespiti ile müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 08.10.2010 tarihi olarak tespitini talep etmiş, 22.03.2016 tarihli beyan dilekçesi ile müvekkilinin 1998 – 2000 yılları arasından önce, davaya dahil edilen ...’un eşine ve ev işlerine yardım etmek için haftada 4 gün evde çalışmaya başladığını, daha sonra eşinin vefatı üzerine ...’a ev işlerinde yardımcı olmak üzere yatılı olarak kalmaya başladığını, ...’un emekli maaşı ile geçinmekte olduğundan dolayı müvekkilinin maaşının kızı ... ... tarafından karşılandığını, davalının maaşı babasına verip, babasının da müvekkiline elden verdiğini, 26.11.2018 tarihli dilekçesi ile de; 5 yıllık hizmet tespiti (08.10.2010 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine) ilişkin taleplerini sigorta başlangıç tarihinin 1998 tarihi olarak tespiti şeklinde ıslah ettiklerini beyan ederek çalıştığı sürelerin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ... vekili, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir iş akdinin bulunmadığını, davacının da zaten müvekkilinin babasına baktığını iddia ettiğini, husumeti davacının babasına yöneltmesi gerektiğini, müvekkilinin babasının aklı başında olduğunu, vesayet altında bulunmadığını, müvekkilinin erkek kardeşi ile birlikte yaşadığını, davacının kötü niyetli olarak 2004 yılından bu yana eşi ve iki çocuğu ile birlikte......'da oturan müvekkiline ...da kendi evinde yaşıyormuş gibi göstererek dava açtığını, davacının kendi adresine müvekkili adına tebligat çıkartarak bu tebligatı alarak müvekkilinin gıyabında davanın sonuçlanması için haksız yollara saptığını, müvekkili ile herhangi bir iş ilişkisi olmayan davacının davasının husumet yönünden reddinin gerektiğini savunmuştur. Dahili davalı ... vekili, müvekkili ile davacı arasındaki ilişkinin hiçbir şekilde İş Kanunu'nun aradığı biçimde işçi-işveren ilişkisi olmadığını, müvekkilinin eşi vefat edince davacının evin bir bireyi durumuna geldiğini, sürekli olarak davacının evde kalarak, evin işlerini kendi yöntem ve program çerçevesinde yaptığını, evin giderleri ile ilgili tüm para hatta hesap defterinin davacının elinde olduğunu ve dilediği gibi harcadığını, davacının bu davayı açtıktan sonra da müvekkilinin yanında kalmaya devam ettiğini, bu durumun, işçi-işveren ilişkisinin doğal hareket biçimi ile bağdaşmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Dahili davalı ... vekili beyan dilekçesinde, davacı ile davalılardan ...'un açılmış ortak banka hesaplarının davacı ile ...'un normal bir işçi-işveren ilişkisi yaşamadıklarını kanıtladığını, davacının bu davayı açtıktan sonra dahi ... ile aynı evde oturmaya devam etmesinin bu ilişki biçimini doğru bir şekilde ortaya koyduğunu, davacının ... ile aynı evde yatılı olarak kalması ve alışverişi yapmasının davacının ...'un yanında çalıştığı iddasını doğrulamaya yeterli olmadığını, eylemli olarak çalışma olgusunun gerçekleştiği savını kabul etmediklerini beyan etmiştir. Fer’i müdahil Kurum vekili, davacıya ait herhangi bir hizmet kaydına rastlanmadığı, davacının iddiasını yazılı belgeler bağlamında somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı taraf her ne kadar 1998 yılından itibaren çalışmaya başladığını iddia etmekte ise de; bu iddiasına yönelik olarak dosyada dinlenen tanık anlatımlarından, davacının, müteveffa ...’un eşi ...un vefat ettiği 19.10.2001 tarihinden sonra çalışmaya başladığını bildirdikleri gibi, müteveffa ... vekilinin cevap dilekçesinden de, “eşinin vefatından sonra sürekli olarak davacının kalarak evin işlerini yaptığını” belirttikleri açıkça belli olmaktadır. Öte yandan, davalı ... ... vekili tarafından dosyaya sunulan “ihtarname”den de; iş sözleşmesinin 2001 tarihinde yapıldığının davacı vekili tarafından belirtildiği görülmektedir. Bu nedenle, davacının 1998 yılından itibaren çalışma iddiasının dinlenemeyeceği gibi, müteveffa ...’un eşinin vefat ettiği 19.10.2001 tarihini takip eden 20.10.2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığının kabul edilmesi gerekmekte olup, tanık anlatımlarından da, davacının çalışmasının 08.10.2015 (dava) tarihine kadar kesintisiz devam ettiği ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan, davacının ücretine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamakla beraber, davacı tarafın ücretini elden aldığını belirtmiş, dosyada dinlenen tanık Murat Katkısız’da. “…davacının eşinin de aslında kendisinin de bakıma muhtaç olduğunu, fakat ihtiyaçları olduğundan davacı onun için çalışıyor dediğini…davacının maddiyat için çalıştığını bildiğini…” beyan ettiği, yine ... vekilinin cevap dilekçesinde de; “tüm para hatta hesap defterinin davacının elinde olduğunu ve dilediği gibi harcadığını” belirtildiği görülmekte olup, bu durumun en azından ücretine karşılık yapılan bir hareket olduğu gibi, 14 sene gibi uzun bir süre ücret almadan devamlı çalışmasının da hayatın olağan akışına aykırı düşmektedir. Yukarıdaki tespitler ve tanık söylemleri birlikte göz önüne alındığında, davacı ...’nun, dahili davalı ... mirasçılarına ait SGK ... İl Müdürlüğünde tescilsiz ve .../... adresinde kurulu “Ev Hizmetleri” işyerinde; (müteveffa ...’un eşi ...un vefat ettiği 19.10.2001 tarihi dikkate alınarak) 20.10.2001 tarihinden 08.10.2015 (dava) tarihine kadar hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle ve sürekli olarak çalıştığı kanaatine varılmıştır. Buna göre, davacının 20.10.2001 – 08.10.2015 (dava) tarihleri arasındaki hizmet süresinde Kuruma bildirilmeyen asgari ücretli çalışma gün sayıları şöylece belirlenmektedir: Yukarıda yapılan tespit ve açıklamalara göre,...T.C. kimlik numaralı davacı ...’nun, dahili davalı ... mirasçılarına ait SGK ... İl Müdürlüğünde tescilsiz ve .../... adresinde kurulu “Ev Hizmetleri” işyerinde; 20 Ekim 2001 - 08 Ekim 2015 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücret ile ve sürekli olarak 5030 gün çalıştığı, 5030 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine; fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı dahili davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... ... ve dahili davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinin son bölümü ile 06.03.2017 tarihli dilekçesinde sigorta başlangıç tarihinin 08.10.2010 olarak belirlenmesini talep ettiğini, ıslah dilekçesinde de sigorta başlangıç tarihinin 1998 olarak tespitinin talep edildiğini, dosyanın gönderildiği ilk bilirkişinin isabetle belirttiği gibi hizmet süresinin tespitine ilişkin davacının bir talebinin olmadığını, mahkemenin davacının talebiyle bağlı olup davacının davasını bir kez ıslah etme hakkı olup o hakkını da kullandığını, mahkemenin bilirkişiden hizmet tespitine ilişkin rapor düzenlemesini istemesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu gibi bilirkişinin hizmet tespitine ilişkin rapor düzenlemesinin de hatalı olduğunu, ...'un 2009 yılına kadar vergi mükellefi olup son derece sosyal bir insan olduğunu, evde tüm zamanlı çalışana ihtiyaç bulunmadığını, davacının ise sitede bir çok eve gündelikçi olarak gittiğini, o tarihte gündelikçilerin sigortalı olma zorunluluğunun bulunmadığını, davacının kendi üzerine ev yapılması talebi karşılanmadığından intikam duygularıyla bu davayı açtığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dahili davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacının tespitine karar verilmesini istediği çalışmasını yasaya uygun bir biçimde kanıtlanamadığını, dinlenilen tanıklarının beyanlarının dikkate alınmayıp davacının gerçeğe aykırı beyanlar sunan tanıklarına göre karar verildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Fer'i müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde, İlk derece mahkemesinin 04.05.2020 tarihli ve hukuka aykırı olarak düzenlenen bilirkişi raporunu esas aldığını, davacının tespitine karar verilmesini istediği tarihte gerçek ve fiili çalışmasının varlığını yazılı belgelerle ispat edemediğini, Kurum kayıtlarına dayanarak hüküm kurulması gerekirken sadece tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, 6552 sayılı Kanun gereğince Kurum fer'i müdahil olduğundan aleyhine mahkeme masrafları ile vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "Davalı işveren tarafından davacı adına işe giriş bildirgesi verilmediği, davalı müteveffa ...'a ait ev işlerine yardımcı işyerinin Kanun kapsamında bulunmadığı, davacının sigortalılık tescilinin olmadığı, anlaşılmaktadır. Ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Kanun'un ilk halinde kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 2100 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle yapılan değişiklik sonucu mülga 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içerisinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışmalar hariç, bu Kanun'ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar. Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır. Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu (yarısından fazlası) ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır. Mülga 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır. Ev hizmetlerinde çalışanlar, hizmet akdine göre evde çalışan kimseler olup, haftanın her günü çalışanlar yönünden sürekli, süreksiz çalışma olgusunu belirleme yönünden 4857 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesindeki tanımdan hareket etmek mümkün ise de, haftanın her günü değil de, belirli günlerinde gelip çalışanlar bakımından sürekli veya süreksiz çalışmanın kriteri herhalde her haftanın yarısından fazla düzenli olarak çalışma olmalıdır. Yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, somut olayda, tanık beyanları, banka kayıtları ve tüm dosya içeriğine göre, müteveffa ... vekilinin cevap dilekçesinde yer alan , “eşinin vefatından sonra sürekli olarak davacının kalarak evin işlerini yaptığı” beyanı da gözetildiğinde, davacının tescilsiz .../... adresinde bulunan “Ev Hizmetleri” işyerinde; müteveffa ...’un eşi ...un vefat ettiği 19.10.2001 tarihinden itibaren 08.10.2015 dava tarihine kadar hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle ve sürekli olarak çalıştığı tespit olunmakla, mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran davalı, dahili davalılar ve fer'i müdahil ... vekillerinin dilekçelerinde yer verdikleri itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalılar ..., ...... ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri ... ve Melih Onuk vekilleri, davacı müteveffa ...‘la sağlığında beraber aynı evde birlikte yaşamasına rağmen kendisi ile görüşmeyen evini dahi bilmediği müvekkillerden ...‘a davayı yönelttiğini, davacı müvekkilin ...’de eşi ve çocuğuyla 2004 yılından itibaren yaşadığı ev sabit iken kendi ev adresini müvekkilin adresi göstererek dava dilekçesinin kendi evine tebliğ edilmesini sağladığını, davalı 1998 tarihinden itibaren işe başladığını dava dilekçesinde belirttiği halde dava açılmasından sonra müvekkile çektiği 02.06.2016 tarihli ihtarnamede 2001 yılından işe başladığının tespitini istediğini, davacı yılın hangi ayı günü işe başladığını bilmemesinin bu iddiasının gerçek dışı olduğunun kanıtı olduğunu, davacının dilekçesinin son bölümünde sigorta başlangıç tarihinin 08.10.2010 olarak belirlenmesi talep edildiğini, 06.03.2017 tarihli dilekçesinin de aynı mahiyette olduğunu, davacının ıslah dilekçesinde de sigorta başlangıç tarihi 1998 olarak tespiti talep edildiğini, dosyanın gönderildiği ilk bilirkişinin isabetle belirttiği gibi hizmet süresinin tespitine ilişkin davacının bir talebinin olmadığını, Mahkemenin davacının talebiyle bağlı olduğunu, davacının davasını bir kez ıslah etme hakkı olduğunu, o hakkını da kullandığını, işçi işveren ilişkisi olmadığını, muris ile davacı arasında kadın erkek ilişkisi olduğunu, hangi işveren işçisinin üzerine ev satış bedelini yatırır gelen banka kayıtlarının bu iddiasını doğruladığını, ücret unsurunun gerçekleşmediğinin belli olduğunu, dinlenen tanıkların hiçbiri ne davacının ücret aldığını bilmekte nede ücret ödendiğine ilişkin bir bilgileri bulunmadığını, davacı dosya da ücretinin murisin parası olmaması dolayısıyla müvekkil...tarafından ödendiğini iddia ettiği halde murisin emekli maaşı olduğu ...‘da evi olduğu ve bu evin satış parasını davacı ve oğlu adına bankaya yatırdığı gelen resmi belgelerle saptanmış ve davacının bu iddiası çürütüldüğünü, tanıklardan...ve...’in beyanlarının dikkate alınmadığını, davacının murisin talimatına uygun hareket etmediğini murisle aralarındaki ilişkinin farklı olması nedeniyle kendi istediği gibi davrandığını gösterdiğini, sayın Mahkemede dinlenen davacının tanığı olan...‘in müvekkil ile aralarında husumet olduğu birbirlerine karşı ceza davaları olması nedeniyle müvekkil aleyhine beyanda bulunacağı belirtilerek tanıklığına itiraz edilmiş, bizzat tanık tarafından husumet doğrulandığı halde bu tanığın ifadelerine itibar edilerek hüküm kurulduğunu, davacının hizmet başlangıcının 20.10.2001 olarak belirlenmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, ...'un 2009 yılına kadar vergi mükellefi olup son derece sosyal bir insan olduğunu, evde tüm zamanlı çalışana ihtiyaç olmadığını, davacının ise site de bir çok eve gündelikçi olarak gittiğini, o tarihte gündelikçilerin sigortalı olma zorunluluğu olmadığını, 2001 yılında davacının gündelikçi olarak tüm sitede başka evlerde de çalıştığına ilişkin tanıkların dinlenmesini talep edildiğini ayrıca davacının 2005 yılından sonra başka bir erkekle ...’ya birlikte yaşamak için kaçtığı altı ay sonra döndüğü tüm site sakinlerince bilindiğini, kabul anlamına gelmemek üzere işçi işveren ilişkisi var ise bile ilişkinin kesildiği bu nedenle 2001 yılından itibaren talepte bulunamayacağı ayrıca davacı bir ara yine evi terk edip gitmiş murise başka bir kadın bakmış daha sonra davacı ile muris barışıp birlikte yaşamaya başlamış olduğunu, bu iddialar incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. ... vekili, çalışma olgusunun kanıtlanamadığını, tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığını, kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu, davanın reddi gerekir iken, kısmen kabulüne karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu, davanın reddi gerekir iken, kısmen kabulüne karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının 1998-08.10.2015 tarihleri arasında davalı işveren müteveffa ...'a ait ev hizmetleri işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve mülga 506 sayılı Kanun'un 3/1-d ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 6/c maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla dahili davalılar ..., ...... ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.